Uluslararası hukuk ve kurallara dayalı düzenin nelere yol açabileceğinin Rusya-Ukrayna Savaşı, İsrail’in Gazze kıyımı ve ABD’nin Venezuela’daki Maduro operasyonuyla daha da iyi anlaşıldığı ve Üçüncü Dünya Savaşı senaryolarının konuşulduğu bir dönemde, dünyada barış ve diplomasiyi savunanlar için Kıbrıs müzakereleri önemli bir umut kaynağı olmaya devam ediyor. Kıbrıs’ta adanın her iki yakasında da siyasi otoritenin iki toplumlu, iki bölgeli federal çözüm yanlısı barışçıl kişilerde olması bu noktada büyük bir avantaj olsa da, hem yapısal sorunlar, hem de Türkiye’nin olası tepkileri nedeniyle özellikle Kıbrıs Türk liderliği henüz cesur adımlar atmaktan kaçınıyor. Kıbrıs Rum liderliği ise, adadaki tek resmi devletin sahibi olarak kalıcı çözüm yönünde bir türlü mutlak iradelerini ortaya koymuyorlar. Yine de, 2025 KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrasında oluşan pozitif atmosferin ardından Kıbrıs’ta federal çözümün yeniden gündeme gelmesi ve Avrupa Birliği (AB) Konseyi Dönem Başkanlığını Rumların üstlenmesi nedeniyle son aylarda uluslararası basında görünürlüğü gözle görülür biçimde artan Rum lider ve Kıbrıs Cumhuriyeti (Güney Kıbrıs Rum Kesimi/Yönetimi) Devlet Başkanı Nikos Hristodulidis, yaptığı somut bazı önerilerle Kıbrıslı Türkleri barış ve çözüm için müzakere masasına davet etmeye devam ediyor.
Rum Devlet Başkanı Nikos Hristodulidis, önceki gün basına düşen ve hem Kıbrıs Postası[1], hem de Cyprus Mail[2] tarafından haberleştirilen bilgiye göre, Kıbrıslı Türklere çözüm yönünde jest yapmak ve entegrasyon sürecini hızlandırmak adına iki somut öneride bulunmaya hazırlanıyor. Buna göre; 1-) güneyden kuzeye çeşitli malların gümrüksüz gönderilmesi ve bunların kuzeyde KDV eklenmeden satılabilmesi ve 2-) Kıbrıslı Türklerin güneydeki sağlık sisteminden daha geniş şekilde faydalanabilmesi gibi somut öneriler söz konusu. Bu öneriler konusunda Hristodulidis’in Erhürman’ın da görüşünü ve olurunu almak istediği öğrenilirken, Metehan Geçiş Noktası’nı ziyareti sırasında basına açıklama yapan KKTC Cumhurbaşkanı ve Kıbrıslı Türklerin lideri Dr. Tufan Erhürman, sağlık alanındaki önerinin karşılıklı değil tek taraflı olduğu ve ekonomi alanındaki önerinin de benzer şekilde yalnızca güneyden kuzeye gelen malların KDV’siz olmasını kapsadığını ve aynı durumun kuzeyden güneye geçen mallarda uygulanmayacağını dikkat çekerek bu teklife soğuk yaklaştı.[3] Samimi bir lider olan Erhürman, bu tarz kısmi entegrasyon önerilerinden ziyade, Kıbrıslı Türklerin kesin, kalıcı ve tanınmış bir devlete ve güvenceli haklara sahip olacakları kapsamlı bir çözüm için mücadele ettiği için, bu tarz önerilerle ilgilenmiyor ve muhtemelen bunların kapsamlı bir çözümü geciktirmek/sabote etmek için yapıldığını düşünüyor. Bu nedenle, Erhürman’ın olumsuz tavrı barış ve çözüme karşıt bir tavır değil, tam tersine adada kalıcı çözüm noktasında samimi duruşunu gösteren bir eylem. Nitekim Erhürman’ın federal çözüme açık desteğine rağmen Rumların İsrail’le kendilerinin onayı olmadan bir doğalgaz boru hattı inşa etmesine karşı çıkması da benzer bir refleksi yansıtıyor.[4]
Buna karşın, Hristodulidis’in de önerilerinin tamamen geçiştirme amaçlı olmadığını belirtmek gerekiyor. Zira Rum lider, bununla eşzamanlı olarak Ankara ile de ilişkileri düzeltmeye ve Türkiye’ye sıcak mesajlar vermeye gayret ediyor. Öyle ki, Hristodulidis, dün basına yaptığı açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Güney Kıbrıs’ta yapılacak AB’nin gayri resmi toplantılarına davet edilmesi için girişimlerde bulunduklarını, ancak son 24 saat içinde bu konuda olumsuz yanıt aldıklarını açıkladı.[5] Bu da, Rumların yarım asırlık bu soruna son vermek ve komşu devlet Türkiye ile ilişkileri düzeltmek konusunda gerçekten ciddi bir çaba içerisinde olduklarını düşündürüyor.
Sıla Usar İncirli
Öte yandan, Türkiye’nin ekonomik ve demokratik gerilemesine paralel olarak KKTC’de de hayat şartların kötüye gitmesi, Kıbrıs Türk halkının çözüm yönündeki istencini arttırıyor. Yenidüzen gazetesinin geçtiğimiz gün yayınladığı bir ankette federal çözüme desteğin yüzde 80 düzeyine ulaşması[6], artık iki devletli çözüm diye bir ihtimalin -en azından şimdilik- gündemde olmadığını ve Erhürman’ın Cumhurbaşkanı olarak meşruiyetini korumak istiyorsa halkın taleplerine kulak tıkamasının imkânsız hale geldiğini gösteriyor. Bunun sebebi ise, elbette, uluslararası toplumdan izole, statüsüz, güvencesiz ve her şeyin yaşanabileceği belirsiz bir düzende yaşamaya mecbur bırakılmak ve devletin elektrik gibi en temel ihtiyaçları bile karşılayamadığı[7] kötü ve eskiden kalma bir sistemde arafta bırakılmak psikolojisine duyulan büyük tepki. Bu nedenle, önümüzdeki aylarda yapılacak parlamento seçimlerinde de federal çözüme destek olan sosyal demokrat ve ilerici Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin (CTP) büyük bir zafere imza atması ve partinin yeni Genel Başkanı Sıla Usar İncirli’nin[8] KKTC’de Başbakan olması bekleniyor. Bu nedenle, yürütmenin her iki kanadına da sahip olacak CTP’nin Kıbrıs’ta müzakere sürecini hızlandırması ve nihai bir anlaşmaya varması imkânlar dahilinde.
Sonuç olarak, Türkiye’nin soğuk tavrına rağmen Kıbrıs’ta çözüm için koşullar oluşmaya başlamıştır denilebilir. Bu, bizce kesinlikle doğru bir yoldur; zira sayıca azınlık durumundaki birkaç yüz bin kişilik ve geçmişte mağdur edilmiş modern Müslüman ve seküler bir halka on yıllardır statüsüz, devletsiz bir araf durumu yaşatmanın ne Ankara, ne Atina, ne Londra, ne de Lefkoşa’ya bir faydası yoktur. Medeni milletlerin seviyesini azınlıklara yaklaşım belirler; bu bağlamda, Kıbrıslı Türklerin devletlerine sahip olmalarını savunmak, bizce insan haklarını ve demokrasiyi savunmaktır. Bu bağlamda iki devletli çözüm Türkiye vatandaşları olarak bizim gönlümüzde yatan asıl tercih olsa da, uluslararası koşulların buna el vermemesi nedeniyle, federal çözüm ve AB garantileri Kıbrıslı Türkler için en makul tercih gibi durmaktadır. Bu noktadan sonra yapılacak olan Türkiye’nin garantör hakları ve askeri kazanımlarının ne ölçüde korunacağını belirlemek olmalıdır. Bu, Trump ve Putin gibi sert liderlerin dünyasında şimdilik birçoklarınca halen bir hayal gibi algılansa da, aslında küresel sistemin çöküş ve felakete gideceğini gören makul insanlar için, yakında bu durumun makuliyeti daha anlaşılabilir hale gelecektir. Üstelik bu süreci Rumların bozması durumunda, sorunun Kıbrıslı Türkler ve Türkiye’den kaynaklanmadığı kesin olarak anlaşılacağı için, uluslararası toplum ve Brüksel’in KKTC’ye bakışı bağlamında da ciddi kazanımlar yaşanabilir.
Tüm bu pozitif gelişmelere karşın, Kıbrıs’tan haber aldığımız kaynaklar, adada henüz çözüm yönünde büyük bir umut ortamının oluşmadığını, dahası Kıbrıs Rum siyasetinde Hristodulidis’in sıkışmışlık durumu ve yaklaşan seçimler nedeniyle cesur adımlar atmaktan kaçınabileceği uyarılarını yapmaktadırlar. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in görev süresinin sona erecek olması da bir diğer önemli meseledir; zira Kofi Annan’dan sonra bu sorunu çözmeye en hevesli Genel Sekreter olan Guterres’den sonra daha az heveskâr bir liderin seçilmesi, BM nezdindeki girişimleri de yavaşlatabilir.
Sonsöz, kötülerin hâkim olduğu uluslararası siyasette iyiliğin yaşaması ve diplomasi ile çözüm ve barışın mümkün olduğunun hatırlanması adına, Kıbrıs barışı çok gereklidir. Bunu, bu iki lider başarmalı ve tarihe geçmelidirler. Büyük liderler, devletlerin kuruluş süreçlerin milli mücadele vererek, otoriter dönemlerde demokrasiye geçişleri başararak, olağan dönemlerde de büyük sorunları çözerek büyük olurlar. Hristodulidis ve Erhürman’ın biraz olsun hatırlanma ve “büyük” statüsü elde etme düşünceleri varsa, kendileri ve toplumlarına yapabilecekleri tek ve en büyük iyilik Kıbrıs Sorunu’nu tarihe gömmeleri olacaktır. Bu, samimi bir tavsiyedir…
Kapak fotoğrafı: Nikos Hristodulidis, María Ángela Holguín ve Tufan Erhürman.
Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ
DİPNOTLAR
[1] https://www.kibrispostasi.com/c58-GUNEY_KIBRIS/n589360-hristodulidisten-kibrisli-turklere-yonelik-iki-tek-tarafli-adim-geliyor.
[2] https://cyprus-mail.com/2026/01/20/christodoulides-to-announce-two-unilateral-measures-for-turkish-cypriots.
[3] https://haberkibris.com/erhurman-hristodulidisin-kibrisli-turklere-iki-oneri-yaptik-sozlerini-degerlendirdi-1926-2026-01-21.html.
[4] https://cyprus-mail.com/2025/11/04/erhurman-criticises-christodoulides-for-ignoring-turkish-cypriots-over-gas-pipeline-plan.
[5] https://www.kibrispostasi.com/c58-GUNEY_KIBRIS/n589407-hristodulidisten-erdogana-ab-toplantilari-icin-davet-turkiyeden-olumsuz-yanit-gecikmedi.
[6] https://www.yeniduzen.com/yuzde-7936-federasyon-diyor-190858h.htm.
[7] https://www.kibrispostasi.com/c1-KIBRIS_POSTASI_GAZETESI/j160/a42909-artik-her-gece-elektrik-kesintisi-var.
[8] https://pio.mfa.gov.ct.tr/ctpnin-yeni-genel-baskani-sila-usar-incirli/.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder