3 Ocak 2026 Cumartesi

Profesör Jeffrey Sachs: Çin Barışçıl Bir Ülke Mi?

 

Prof. Dr. Jeffrey Sachs Kimdir?

Ülkesi ABD’deki prestijli yükseköğretim kurumlarından olan Columbia Üniversitesi’nde Sürdürülebilir Kalkınma Merkezi Direktörü ve İktisat Profesörü olan Jeffrey Sachs, daha önce Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan ve Ban ki-mun’un danışmanlıklarını yapmış önemli bir bilim insanıdır. BM Milenyum Projesi’nin Direktörü olan ve yoksulluğun azaltılması, borçların silinmesi ve hastalıkların kontrol altına alınması gibi konularda uluslararası çalışmalarıyla tanınan Sachs, aynı zamanda ünlü TIME dergisi tarafından açıklanan “Dünyanın En Etkili Kişileri” listesine birden çok defa giren tek akademisyen olarak da dikkat çekmektedir. Latin Amerika ülkeleri, Doğu Avrupa ülkeleri, eski Yugoslavya devletleri, eski SSCB devletleri ve Afrika hükümetlerine yönelik olarak verdiği ekonomik danışmanlıklarla da bilinen Sachs, son dönemde ise ABD’nin dış politikasına yönelik eleştirileriyle sivrilmektedir.

Jeffrey Sachs'ın yazıya kaynaklık eden konuşması

Çin Barışçıl Bir Ülke Mi?

Profesör Sachs, bir konferansta yaptığı konuşmadan derlenen “Is China a Peaceful Country” (Çin Barışçıl Bir Ülke Mi?) adlı videoda, yıllardır gidip geldiği ve üzerine çalıştığı Çin’in barışçıl bir devlet olup olmadığı sorusuna yanıt vermektedir. Sachs’ın teorik ve pratik alanlardaki birikimi ve bu konudaki uzmanlığı nedeniyle, onun Çin hakkındaki görüşlerine de yer vermek bence yerinde olacaktır.

Profesör Jeffrey Sachs’a göre, ilk olarak, Asya’daki en önemli ekonomilerden olan Çin, Güney Kore ve Japonya aralarındaki diplomatik temasları arttırmalı ve ABD’nin onları birbirlerine düşürmeye yönelik politikalarına destek vermemelidirler. Sachs, 2.000 küsur yıldır Çin’in Japonya’yı asla işgal etmediğini ve buna yeltenmediğini, Japonya’nın ise birkaç defa (1592, 1894, İkinci Dünya Savaşı öncesi) Çin’i işgale kalkıştığını anlatmaktadır. Sachs’a göre, Konfüçyüsçü gelenekten beslenen bu iki büyük medeniyet, 2.000 yıllık geçmişlerinin büyük dönemlerinde barış içerisinde bir arada yaşayabilmelerine rağmen -ki bu durum 2.000 yıllık tarihlerinin büyük kısmında savaşan ama şimdilerde dostane ilişkileri olan İngiltere ile Fransa’nın ilişkilerine kıyasla çok daha barışçıl bir geçmişin olduğunu göstermektedir- günümüzde birbirlerine karşı düşmanlığa zorlanmaktadırlar. Yakın geçmişte de Japonya ile Çin’in ilişkilerinin dostane olduğunu, ama zamanla Batılılaşan ve endüstrileşen Japonya’nın 1894’ten sonra yayılmacı hedefler benimseyerek Çin’e saldırdığını anımsatan Sachs, Japonya’nın bu tarihten itibaren Asyalı kimliğinden sıyrılarak Çin’i hasım gibi algılamaya başladığını vurgulamaktadır.

Günümüzde aynı hatayı tekrarlamamak adına Japonya ve Çin’in sorumlu davranmaları gerektiğini vurgulayan Sachs, iki devletin barışçıl bir denge ve statüko oluşturmaları için toprakları üzerinde ABD askeri üsleri kurmalarına gerek olmadığını ve iki devletin kesinlikle birbirlerine karşı tehdit oluşturmadıklarını söylemektedir. Bu bağlamda, Sachs, çok iddialı bir şekilde, Çin’in ne kadar güçlenirse güçlensin, 19. yüzyıldaki gibi Japonya gibi Batılılaşmadığı için, Japonya’yı işgale yeltenmeyeceğini ifade etmektedir. Bu bağlamda, Sachs, Asyalıların bir araya gelmeleri ve barışçıl ilişkiler kurmaları durumunda küresel ekonomide büyük hâkimiyet sağlayacaklarını da sözlerine eklemektedir.

Profesör Sachs’a göre barış için anahtar kavram ise “diplomasi”dir. Diplomasi, yani sorunları ve potansiyel iş birliği alanlarını oturup sakince konuşabilmek, Amerikalı ünlü sosyal bilimciye göre bu iki devletin (Japonya ve Çin) ve genel olarak tüm devletlerin barışçıl ve karşılıklı çıkara dayalı istikrarlı ilişkiler kurabilmeleri için en gerekli husustur. Bu bağlamda, Çin’in de yapması gerekenler olduğunu ifade eden Sachs, Japonya’nın 10 katı büyüklüğünde (nüfus olarak) devasa bir devlet olarak Çin’in Japonya ile ilişkilerini güven arttıran yapıda tesis etmesi gerektiğini kaydetmektedir. Sachs’a göre en büyük hata ise, karşı tarafı “düşman” gibi algılamak ve olası iş birliği alanlarını görmezden gelmektir. Bu bağlamda, diplomatik masa, sorunlu ilişkilerdeki pürüzleri gidermek için en iyi yöntemdir. Aksi halde ise, her zaman silahların konuşması riski bulunmaktadır.

Sonuç

Önemli bir uzman olan ve ABD başta olmak üzere Batılı ülkelere eleştirileriyle son yıllarda adından sıkça söz ettiren Profesör Jeffrey Sachs, bu konuşmasında ve benzeri birçok konuşma ve yazısında Çin’in ÇKP (Çin Komünist Partisi) yönetiminde son 40 yılda yaptığı aşamayı övmekte ve bu ülkenin kendisine özgü medeniyeti ve koşulları nedeniyle Batı tipi emperyalist bir devlete dönüşmeyeceğini iddia etmektedir. Bunlar, Sachs’ın gözlem, tarih bilgisi ve öngörülerine dayalı güçlü fikirler olmasına karşın, Çin’in yükselişinden çekinen devletlerin güvenlik kaygılarının giderilmesi adına Asya bölgesinde kurumsal paktlar ve anlaşmaların imzalanması şarttır. Bu bağlamda, ABD, bölgede bu tarz girişimlere öncülük ederek farklı tipte bir liderlik modeli de benimseyebilir. Ancak bunun için, kuşkusuz, ABD’nin de geleneksel dış politikası ve Soğuk Savaş’tan kalma düşünce dünyasını dönüştürmesi gerekmektedir.

Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ

Hiç yorum yok: