ABD’de yeniden Başkan seçilen Donald Trump ve ekibinin, Ortadoğu bölgesindeki en önemli ABD müttefiki olan İsrail bağlamında en tehlikeli hasım devlet olarak nitelendirdiği İran İslam Cumhuriyeti'ne yönelik söylem ve eylemleri giderek sertleşiyor. Hatırlanacak olursa, 7 Ekim 2023 Hamas saldırısı ardından İsrail’in Gazze ve bölgeye yönelik müdahalelerinin ardından, iki devlet (İsrail ile İran), 2025 yılı Haziran ayı içerisinde, 12 Gün Savaşı adı verilen bir süreçte çatışma yaşamış ve hava saldırılarına dayalı olarak birbirleriyle bir tür savaş gerçekleştirmişlerdir. Ateşkesle sona eren ve kimsenin galip ilan edilmediği bu süreçte İran’ın Katar’daki ABD menşeli El Udeyd Hava Üssü’nü[1] ve İsrail’i ilk kez kendi topraklarında roketlerle vurması önemli bir gelişme olurken, İran’ın nükleer ve stratejik askeri tesislerinin vurulması da İsrail ve ABD adına önemli bir kazanım olarak not edilmiştir. Nitekim bu süreçte ABD Hava Kuvvetleri, Gece Yarısı Çekici Harekâtı ile 22 Haziran 2025 tarihinde İran’ın Fordo, Natanz ve İsfahan’daki nükleer ve askeri tesislerini vurmuştur. Başkan Trump, İran’ın nükleer tesislerine büyük zarar verildiğini vurgulayarak, Tahran’ın bu süreçten dersler çıkarması gerektiği uyarısını yapmıştır.
Bu gelişmenin ardından tansiyon geçici olarak yatışırken, ABD’nin İsrail’deki aşırı sağ eğilimli hükümetin de yönlendirmesiyle İran’a müdahale isteği hiçbir zaman tamamen gündemden kalkmamıştır. Nitekim 2026 yılı başlarında İran’da gençler ve kadınların yoğun destek verdiği ve zamanla eli silahlı radikal grupların da dahil olduğu bir tür ayaklanma yaşanınca, Başkan Trump, “protestocuları öldürmesi ve idam etmesi durumunda İran’ı vurabilecekleri” tehdidini yeniden dillendirmeye başlamıştır.[2] Bu olayın ardından ise, ABD, bölgeye USS Abraham Lincoln uçak gemisi de dahil olmak üzere savaş gemilerini göndererek, olası bir savaş/müdahale için yığınak yapmaya başlamıştır.[3] Bu bağlamda, ABD-İran Savaşı ihtimali de yeniden gündeme gelmiştir.
İki devlet arasındaki gerilim hızla artarken, Washington’ın Tahran’dan talepleri 4 önemli başlıkta özetlenebilir:[4]
- İran’ın zenginleştirilmiş uranyumu tamamen ortadan kaldırması ya da teslim etmesi,
- Kalan nükleer tesislerin tamamen kapatılması,
- İran’ın uzun menzilli füze kapasitesinden vazgeçmesi,
- İran kaynaklı ve İsrail’e yönelik tehditlerin ortadan kalkması.
Gerilim nedeniyle son günlerde brent petrol fiyatları Eylül 2025'ten bu yana ilk kez varil başına 70 doları aşarken[5], ABD’nin ardından Avrupa Birliği’nin de terör örgütü listesine dahil ettiği[6] İran Devrim Muhafızları, ABD’ye meydan okuyan ve savaşa hazır olduklarını belirten videolar yayınlamıştır. İran Dini Lideri Ali Hamaney ise, Uhud Savaşı ve Kuran’a referans yaparak savaşı göze aldıklarını açıklamıştır.[7]
Bu süreçte arabulucu olarak öne çıkan Türkiye ise, olası bir savaşın negatif etkilerinden çekinerek ve komşusunun ABD’ye yem edilmemesi adına, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile bir araya gelmesiyle dikkat çekmektedir.[8] ABD’nin Suriye Büyükelçisi Tom Barack ve Dışişleri Sekreteri Marco Rubio ile de sürekli temasta olan Fidan, krizi yumuşatmak ve sorunu çözmeye çalışmaktadır.[9] BBC’ye göre[10], Bakan Fidan, İranlı muhatabına şu mesajları iletmiştir:
- Türkiye, İran'da yaşanan son dönemdeki gelişmeleri yakından takip ediyor. İran'ın güvenlik, huzur ve istikrarı Türkiye için büyük önem taşıyor.
- Türkiye, İran'a askeri müdahalelere karşı. Böyle bir adım bölgesel ve küresel çapta riskler oluşturur.
- Türkiye, ABD ile yaşanan gerginliğin diyalog yoluyla çözülmesi için katkı sunmaya hazır.
- Türkiye, İran'ın nükleer programı konusunda kısa zamanda barışçıl bir çözüme ulaşılmasını destekliyor ve bu doğrultuda ihtiyaç duyulması halinde de yardım için hazır.
Bu süreçte, uluslararası basında savaşın başlamasının an meselesi olduğu yazılırken, Türkiye’de emniyet güçleri tarafından İran istihbaratına yönelik bazı operasyonların yapılması da dikkat çekmiştir.[11] Bu operasyonların İncirlik Üssü’ne yönelik keşif faaliyetleriyle alakalı olduğu açıklanmıştır. Hatırlanacak olursa, Başkan Trump’ın tehditlerinin ardından kontrolü kaybeden İran, Türkiye’deki İncirlik Üssü’nün de vurulabileceğine dair bir açıklama yapmış ve tepki çekmişti.[12]
Bundan sonraki gelişmelere dair farklı senaryolar değerlendirildiğinde, öncelikle Başkan Trump’ın İran’a yönelik yaklaşımının son derece katı ve olumsuz olduğu söylenmelidir. Nitekim ilk başkanlık döneminde Kasım Süleymani ve İranlı nükleer fizikçilere yönelik suikast operasyonlarına imza atan Trump, ikinci döneminde de bu konuda geri adım atmamaktadır. Trump, bu konuda neredeyse tamamen İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun istek ve tavsiyelerine göre hareket etmekte ve İran karşıtlığı ile Amerikan iç siyasetinde de popülarite ve desteğini arttırdığını düşünmektedir. ABD’nin İran’a yönelik olarak rejim değişikliği talebi de olmakla birlikte, bu konunun şu anda çok baskın olmadığı düşünülmektedir.[13] Bu bağlamda, asıl mesele, İran’ın İsrail’e yönelik tehdit oluşturmasının engellenmesidir.
Ancak olası bir ABD müdahalesi, bizce çok riskli olabilir. Venezuela (Maduro) Operasyonu’ndan görüldüğü üzere, ABD, artık uzun vadeli ve büyük kara operasyonlarıyla başarıya ulaşamadığını anlamıştır. Washington, bunun yerine, artık, Bin Ladin suikastı veya Maduro’nun kaçırılması gibi nokta atış operasyonlarını tercih etmektedir. Bu anlamda, bence büyük bir savaş yerine, Trump yönetimi, İran’ın nükleer tesisleri ve balistik füze sistemlerini hedef alan hava (uçak) ve roket saldırıları düzenlemeyi tercih edebilir. Ancak İran’ın buna vereceği tepkilerin sertliği de düşünülürse, olaylar zamanla kontrolden çıkarak büyük bir bölgesel savaşa dönüşebilir.
Bölgede, İran’ın kendisinden öte, Yemen’deki Husiler ve Lübnan’daki Hizbullah gibi etkili vekil güçleri bulunmaktadır. Ancak önceden Tahran’ın sahip olduğu Filistin’deki Hamas ve Irak-Suriye’deki Haşdi Şabi gibi güçler neredeyse yok edilmiştir. Hatta İsrail’in Lübnan’daki saldırıları neticesinde Hizbullah’a da çok ağır darbeler vurulmuştur. Bu nedenle, İran, günümüzde büyük ölçüde yalnız bir devlettir. Çin ve Rusya gibi büyük devletlerin İran lehinde savaşa girmesi ise bizce gerçekçi değildir. Daha ziyade, bu devletler, ABD’ye karşı İran’a ekonomik, siyasi, askeri ve istihbari destek sağlayabilecek durumdadırlar. ABD ise, İsrail ile birlikte, İran içerisindeki ve dışarısındaki muhalifler, Şah yanlıları ve PJAK mensubu Kürtler gibi desteklere sahiptir. Körfez Arap devletleri ise savaşa dahil olmak konusunda isteksizdirler. Arap devletleri arasında en İran karşıtı olan ise Ürdün’dür.[14] Ancak Ürdün’den de bir savaş hamlesi beklenmemektedir. Lakin olası bir ABD saldırısı ardından İran’ın geçmişte olduğu gibi Suudi Arabistan’ı vurması halinde[15], Riyad ve diğer bazı Arap devletlerinde de yeniden müdahaleci eğilimler başlayabilir. Bu, bölgesel bir savaşı tetikleyebileceği için bizce çok tehlikeli bir tırmanma sürecine neden olabilir. O yüzden, bizim tavsiyemiz, ABD’nin İran’la mücadelesini zorlayıcı diplomasi yöntemleriyle sürdürmesi ve bir savaşa sürüklenmemesidir. Zira her ne kadar İran rejiminin birçok aşırılığı olsa da, olası bir bölgesel savaş küresel ekonomi ve bölgesel siyasi istikrarı olumsuz etkileyeceği için, tüm bölge devletleri için kaybet-kaybet koşulları yaratacaktır. Bu yaklaşım, İran yanlılığı değil, bölgesel istikrar tercihidir. Zira İran’ın nükleer programı zaten ciddi anlamda geriletilmiş ve İsrail’in güvenliği büyük ölçüde sağlanmıştır. Balistik füze programı konusu ise müzakerelerle hallolabilecek niteliktedir.
Sonuç olarak, dileğimiz, bölgede yeni bir büyük savaşın çıkmaması ve İran’ın reformlar yoluyla rejimini yumuşatarak, zaman içerisinde dünyaya açılması ve entegre olmasıdır. Zira modern ve eğitimli bir nüfus olan İran halkı bunu fazlasıyla hak etmektedir. ABD yönetimi, akılcı davranmalı ve diplomasiye ağırlık vermelidir. Türkiye’nin de savunduğu bu duruş, kesinlikle İran yanlılığı değil, dünya dengeleri adına sağduyulu ve barışçıl bir yaklaşımdır. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın da reformist kanada yakın olduğu unutulmamalı ve bizce diplomasiye bir şans verilmelidir…
Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ
DİPNOTLAR
[1] https://www.bbc.com/turkce/articles/clye0445180o.
[2] https://www.7deniz.net/trumptan-irana-sert-mesaj-nukleer-silah-yok-protestoculari-oldurmeyi-birakin.
[3] https://www.dunya.com/dunya/trumptan-irana-gozdagi-guclu-gemilerimiz-yolda-kullanmak-zorunda-kalmayalim-haberi-813309.
[4] https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/hande-firat/abd-iran-krizinde-ankaranin-sessiz-diplomasisi-uclu-gorusme-formulu-43095159.
[5] https://www.vietnam.vn/tr/gia-dau-brent-vuot-moc-70-usd-khi-cang-thang-my-iran-leo-thang.
[6] https://www.bbc.com/turkce/articles/c5y4z9k9krgo.
[7] https://www.cnnturk.com/video/dunya/iran-liderinden-uhud-hatirlatmasi-kuran-yumrugu-munafika-indi-2390680.
[8] https://www.haberturk.com/abd-iran-gerilimi-artarken-turkiye-de-kritik-gorusme-3857609.
[9] https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/hande-firat/abd-iran-krizinde-ankaranin-sessiz-diplomasisi-uclu-gorusme-formulu-43095159.
[10] https://www.bbc.com/turkce/articles/c62v1l8vk6lo.
[11] https://www.trthaber.com/haber/gundem/mit-ve-emniyetten-casusluk-operasyonu-6-gozalti-932793.html.
[12] https://www.rudaw.net/turkish/middleeast/iran/140120263.
[13] https://www.hurriyet.com.tr/dunya/orta-doguda-savas-canlari-caliyor-abd-irana-saldirir-mi-bolgeyi-ne-bekliyor-uzmanlar-hurriyete-degerlendirdi-43095965.
[14] https://english.elpais.com/international/2024-04-16/jordan-the-only-arab-country-that-neutralized-irans-attack-despite-its-disputes-with-israel.html.
[15] https://www.aa.com.tr/tr/dunya/suudi-arabistan-aramco-saldirisinda-irani-suclamasinin-gerekcelerini-acikladi/1587704.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder