19 Eylül 2019 Perşembe

Suudi Arabistan’ın 11 Eylül’ü: Saudi Aramco Saldırısı


Giriş
İslam dünyasının en önemli ülkelerinden olan Suudi Arabistan, 14 Eylül Cumartesi günü sabaha karşı saatlerde Saudi Aramco petrol üretim tesislerine yapılan büyük terör saldırısı nedeniyle çalkalanıyor. Daha çok drone olarak bilinen insansız hava araçları ve seyir füzeleriyle gerçekleştirilen saldırı sonrasında Saudi Aramco tesislerinde büyük bir yangın çıkarken, can kaybı yaşanmaması olayın tek tesellisi oldu. Buna karşın, saldırının sorumluluğunu Yemen’deki İran destekli Husilerin üstlenmesi ve Suudi Arabistan ve ABD’nin saldırıdan İran’ın sorumlu olduğunu iddia etmeleri, zaten gergin olan Suudi Arabistan-İran ve ABD-İran ilişkilerini kriz noktasına taşıdı ve tehlikeli gelişmelere neden olabilecek yeni bir süreç başlattı. Bu yazıda, ilerleyen yıllarda belki de “Suudi Arabistan’ın 11 Eylül’ü” olarak bile değerlendirilebilecek olan Saudi Aramco saldırısı hakkında uluslararası basında yazılanları özetleyerek, olayı siyasi açıdan analiz etmeye çalışacağım.

Saldırı Hakkında Bilinenler
Suudi Arabistan’ın doğusunda bulunan ve yaklaşık 44.000 kişinin yaşadığı çöl şehri Abkayk’da (İngilizce Abqaiq, Arapça Biqayq) bulunan Saudi Aramco petrol üretim tesislerine (Abqaiq Plants) 14 Eylül Cumartesi sabaha karşı yerel saatle saat 04:00’de yapılan saldırı, herhangi bir can kaybı ve yaralanmaya yol açmazken, saldırının yol açtığı ekonomik tahribatın ciddi olduğu ifade ediliyor. Nitekim dünya petrol üretiminin neredeyse yüzde 5’inin yapıldığı bu tesise yönelik saldırı, Suudi Arabistan’ın birkaç gün süreyle petrol üretiminin yarı yarıya düşmesine yol açtı. Saldırı, bir süredir gergin seyreden İran-Suudi Arabistan ve İran-Batı dünyası ilişkilerini de olumsuz yönde etkileyerek, İran nükleer programı konusunda barış isteyen çevrelerin dile getirdiği yeni bir anlaşma ümitlerini suya düşürdü.

Saldırıya uğrayan Saudi Aramco Abkayk tesisleri[1]

Saldırıyı üstlenen Yemen’deki muhalif grup Husilerin askeri sözcüsü Yahya Seri, saldırının kapsamlı bir istihbarat operasyonu sonrasında kendileri tarafından yapıldığını itiraf etti.[2] Seri, yabancı ülke vatandaşlarını da uyararak, aynı tesislere yeni saldırılar yapabileceklerini ilan etti.[3] İran destekli Husiler, Suudi Arabistan’ın Yemen müdahalesi nedeniyle zaten bir süredir Suudi Arabistan’a çeşitli roket, füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenliyorlardı.[4] Savunma Politikası analisti Turan Oğuz ise, vurulan tesisin İran’dan 650 kilometre, Irak’tan 600 kilometre ve Yemen’den 1.250 kilometre uzakta olduğunun altını çizerek, Suudi Arabistan’ın hava savunma sistemindeki zafiyete dikkat çekti.[5] Oğuz, saldırının Türkiye ve diğer bölge ülkelerine hava savunma güvenliği konusunda önemli dersler içerdiğini de iddia etti.

Olası saldırı rotaları[6]

Uydu takip sistemi TankerTrackers.com’un kurucusu Samir Madani ise, 14 petrol depolama ve 3 petrol işleme vagonunu hedef alan saldırının adeta cerrahi bir müdahale gibi nokta işi yapıldığını belirterek[7], uydudan çekilen görüntüler sonucunda saldırının organize ve profesyonel bir eylem olduğuna kanaat getirdiğini ima etti. Birleşmiş Milletler (BM) yetkilileri de, olay sonrasında, bu saldırıyı araştırmak ve sorumluları tespit etmek üzere Suudi Arabistan’a gittiler.

Abkayk’daki Saudi Aramco tesislerindeki saldırı noktaları[8]

Suudi Arabistan’ın Tepkisi
Saldırıdan birkaç gün sonra bir basın toplantısı düzenleyen Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı Sözcüsü Turki el-Maliki, Saudi Aramco tesislerine yönelik saldırılarda 18 adet İran yapımı “Delta-wing” tipi insansız hava aracı (drone) ve 7 adet “Ya Ali” tipi seyir (cruise) füzeleri kullanıldığını açıkladı.[9] Saldırının sadece Suudi Arabistan’a değil, uluslararası enerji güvenliğine yönelik bir sabotaj olduğunu açıklayan el-Maliki, Yemen’de bulunan İran destekli Husilerin yazılı açıklamayla üstlendikleri saldırıdan İran’ın sorumlu olduğu konusunda hiçbir şüphelerinin bulunmadığını da kaydetti.[10] Maliki, ayrıca saldırıların kuzeyden yapıldığına emin olduklarını da (bu durumda İran veya Irak ihtimalleri kalıyor) konuşmasında açıkladı.[11] Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz ise, dünya ekonomisini tehdit eden ve “korkakça” olarak değerlendirdiği bu saldırılarla başa çıkabilecek güçte olduklarını söyledi.[12]

İran’ın Tepkisi
İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Yemen halkının kendi ülkelerine yönelik olarak Suudi Arabistan’dan gerçekleştirilen saldırılara karşı gösterdiği bu tepkiyi “mütekabiliyet esasına uygun” bulduğunu söyledi.[13] Ruhani, saldırıların Suudi Arabistan’ın Yemen’de yürüttüğü savaşın doğal bir sonucu olduğunu iddia etti.[14] Ayrıca IRNA haber ajansı, İran’daki diplomatik kaynaklardan gelen bir notta, “ülkelerine yönelik herhangi bir saldırı olması durumunda İran’ın anında karşılık vereceğini” ifade ettiğini duyurdu.[15]

ABD’nin Tepkisi
Olay sonrasında ABD’den ilk tepki Dış İşleri Bakanı Mike Pompeo’dan geldi. Saldırıdan İran İslam Cumhuriyeti’ni sorumlu tutan Pompeo, saldırının bir “savaş sebebi” olduğunu belirtti.[16] Pompeo, saldırı sonrasında Suudi Arabistan’a giderek, Veliaht Prens Muhammed bin Salman’la görüştü. Bu görüşme sonrasında, ABD Dış İşleri Bakanı, ülkesinin Suudi Arabistan’ın kendisini savunma hakkını desteklediğini açıkladı.[17] ABD Başkanı Donald Trump ise, ülkesi ABD’nin bu tür saldırılara karşılık vermek için hazır ve yüklü (locked and loaded) olduğunu söyledi.[18] Trump, ayrıca İran’a yönelik ekonomik yaptırımların daha da katılaştırılması talimatını verdi.[19] Hatırlanacağı üzere, uluslararası basında, Başkan Trump’ın kısa bir süre önce İran’a yönelik şahin tavrıyla bilinen Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’a görevden el çektirmesinin İran’a yönelik bir yumuşama sinyali olabileceği yazılmıştı.[20] Ancak bu saldırı sonrasında, bu ihtimal ortadan kalkmış gibi gözüküyor.

Piyasalara Etkisi
Saldırı sonrasında enerji piyasalarında da ani bir dalgalanma yaşandı. Cumartesi günü gerçekleşen saldırı sonrasında, Suudi Arabistan ve ABD’den gelebilecek olası bir karşılık nedeniyle, Pazartesi gününde petrol fiyatları yüzde 12 oranında yükseldi.[21] Suudi Arabistan’ın petrol üretimini yüzde 50 oranında düşüren[22] saldırının etkileri ise kısa sürede telafi edildi. Nitekim Suudi Arabistan Enerji Bakanı Abdulaziz bin Selman, dün Cidde’de düzenlediği basın toplantısında birkaç gün içerisinde saldırıdan önceki üretim kapasitesine ulaştıklarını açıkladı.[23] Aynı basın toplantısında konuşan Aramco Yönetim Kurulu Başkanı Yasir er-Rumeyyan ise, saldırılar nedeniyle Aramco’nun borsada halka arzının ertelenmeyeceğini ve halka arzın 12 ay içerisinde gerçekleştirileceğimi ifade etti.[24]

Kriz Öncesindeki Diğer Olaylar
Saudi Aramco saldırıları beklenmedik bir kriz olarak yorumlansa da, aslında son birkaç aydır İran’ın, Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkeleri, ABD ve Birleşik Krallık ile arasında kriz yaratan birkaç önemli olay daha yaşadığını hatırlamak gerekiyor. 12 Mayıs 2019 tarihinde Hürmüz Boğazı yakınlarında Umman Körfezi’nde Suudi Arabistan, Norveç ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne ait petrol taşıyan gemilere saldırılmasıyla[25] başlayan olaylar zinciri, ABD’nin bu olay nedeniyle İran’ı sorumlu tutması nedeniyle daha önce de restleşmeye dönüşmüştü. Bu olaydan tam bir ay sonra, 13 Haziran 2019’da da yine Umman Körfezi’nde petrol taşımacılığı yapan Japonya (Kokuka Courageous) ve Norveç  (Front Altair) gemilerine bir saldırı yapılmıştı. ABD ile İran arasında arabuluculuk yapmaya çalışan Japonya Başbakanı Şinzo Abe’nin İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney’de buluştuğu gün gerçekleşen saldırı, yine şüphe çekmiş ve İran’a atfedilmişti.[26] 20 Haziran’da ise, İran Devrim Muhafızları’nın ABD’ye ait bir istihbarat uçağını Hürmüz Körfezi üzerinde gözetleme faaliyetleri yaparken düşürmesi uluslararası basında yeni bir kriz konusu olarak yer almıştı.[27] Temmuz ayında, bu defa halen İngiliz kolonisi olan Cebelitarık Özerk Yönetimi’nin Suriye’ye yönelik ambargoyu ihlal ederek petrol taşıdığı gerekçesiyle 4 Temmuz’da bir İran tankerini durdurması ve buna tepki olarak birkaç gün sonra 19 Temmuz’da İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun Hürmüz Boğazı’nda İngiltere’ye ait iki petrol tankerini alıkoyması olayı yaşanmıştı.[28] Bu olaylar, İran’ın İngiltere (Birleşik Krallık) ile de arasının açılmasına yol açmıştı.

Olası Gelişmeler
Son yaşanan Saudi Aramco saldırısı, Ortadoğu’da yeni ve sert bir dönemin başladığının habercisi olabilir. Zira ABD’nin İran nükleer anlaşmasından (JCPOA) çekilmesinden sonra başlayan tehlikeli gidişat, İran’ın son dönemde yaptığı ve ortamı daha da gerginleştirmeyi amaçlayan hamlelerle artık diplomatik yoldan çözüm alınamayacak bir aşamaya ulaştı. Japonya ve Fransa liderlerinin çabalarına karşın, böyle büyük bir saldırı sonrasında ABD’nin İran nükleer programı konusunda yeniden masaya dönmesi -hele ki Donald Trump’ın Başkanlığı süresince- makul bir ihtimal olarak gözükmüyor. Ancak İran’ın nükleer silah teknolojisine ulaşmasının İsrail, Suudi Arabistan ve bölgedeki birçok diğer ülke için kabul edilemez bir durum olduğu da düşünülünce, geriye tek ihtimal olarak askeri müdahale seçeneği kalıyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın bugüne kadar askeri müdahalelere sıcak bakmadığı bilinmesine karşın, Trump, başka seçeneğinin kalmadığı durumlarda “savaş” talimatını verebileceğini Suriye’ye yönelik füze saldırılarıyla daha önce göstermişti. Dolayısıyla, öncelikle Husilerin yaptığı bu saldırının Ortadoğu’da barış ve istikrarı daha da zora soktuğunu ve bunun büyük bir hata ve bir terör eylemi olduğunu kabul etmek gerekiyor. Askeri müdahale konusunda ise iki ihtimal var; (a) kapsamlı bir savaş -ki İran gibi büyük ve güçlü bir ülke karşısında bu ihtimal pek de gerçekçi gözükmüyor- veya (b) İran’ın nükleer tesislerini hedef alan sınırlı bir askeri müdahale. Ancak sınırlı bir askeri müdahale durumunda da İran’ın İsrail’e ve Ortadoğu’daki Amerikan hedeflerine saldıracağı düşünüldüğünde, bu siyasanın uygulanması da makul gözükmüyor. Dahası, İran’ın ABD’yi rahatsız eden politikaları nükleer programıyla sınırlı değil ve nükleer tesislerinin yok edilmesi dahi Tahran’ın Lübnan’da Hizbullah, Irak’ta Şii radikal gruplar, Suriye’de yine Şii radikal gruplar ve kendi milisleri ve Yemen’de de Husilerle sürdürdüğü vekalet savaşlarına çare olacak gibi gözükmüyor.

Bir diğer konu, ABD’nin uyguladığı ve müttefiklerine de zorla uygulattığı ekonomik yaptırımlarla iyice köşeye sıkışan İran’ın son dönemde ilişkileri yumuşatmak ve taviz vermek yerine daha da meydan okuma ve ilişkileri germe stratejisini benimsemesi. Ancak Tahran, bu şekilde uluslararası desteğini kaybediyor ve özellikle Avrupa Birliği (AB) çevrelerinden gelebilecek ve ABD’yi yeniden müzakereye ikna edebilecek fırsatları kaçırmış oluyor. Son süreçte yaşanan olaylar nedeniyle, İran nükleer anlaşmasını savunmaya devam eden Birleşik Krallık’ın da siyasal pozisyonunu değiştirmesi olası gözüküyor. Bu noktada, benim görüşüme göre, İran’ın -Henry Kissinger’ın ünlü sözüyle- bir dava (Şiilik) değil, çıkarları olan bir devlet olduğunu fark etmesi gerekiyor. Zira Yemen’de Suudi Arabistan tarafından yapılan müdahaleler haklı veya haksız olsun, İran’ın -bu kriz döneminde- öncelikle kendi iç işlerine ve iç güvenliğine odaklanması daha doğru bir strateji. Ayrıca, Temmuz ayında düzenlenen bir Council on Foreign Relations (CFR) panelinde Amerikalı Ortadoğu uzmanı ve Princeton Üniversitesi Yakın Doğu Çalışmaları öğretim üyesi Bernard A. Haykel’in belirttiği üzere[29], küreselleşen bir dünyada -Suudi Arabistan’ın aksine- enerji akışını ve piyasaları engellemeye çalışmak, İran’a yönelik algıları daha da olumsuz yönde etkiliyor. Ancak ABD tarafından iyice köşeye sıkıştırılan İran’a başka bir seçenek bırakılmadığını da bu noktada kabul etmek gerekiyor. Dolayısıyla, Trump yönetiminin İran’ı köşeye sıkıştırma stratejisinin belirli siyasal hedefler üzerinde yoğunlaşması gerekiyor. ABD Dış İşleri Bakanı Mike Pompeo, daha önce 2018 yılı Mayıs ayında Tahran’a yönelik 12 maddelik bir şartlar beyannamesi açıklamıştı.[30] İran’ın, bu şartların hepsini değilse bile bir kısmını yapması, yeni dönemde ilişkilerin daha da gerilmemesi adına iyi bir başlangıç olabilir. Bu anlamda, İran’ın Suriye’de anayasal barış sürecine katkıda bulunması, Yemen, Irak ve Lübnan’da iç politikaya yoğun şekilde dâhil olmaması ve nükleer programının siyasi önceliği olmadığını dünyaya duyurması, ilişkilerin daha da gerilmesini önleyebilir. İran’ın ilişkileri germeye devam etmesi ise, bir noktada ABD’yi de istemeye istemeye büyük bir savaşa girmeye itebilir. Bu nedenle, tarafların dikkatli olması hepimizin en büyük temennisidir. Ayrıca ABD’nin de, İran devleti ve halkının gururunu kırıcı eylemler ve söylemler içerisine girmemesi, bundan sonrası için son derece önemli ve gerekli bir yaklaşımdır.

Sonuç
Sonuç olarak, Yemen politikasından bağımsız olarak değerlendirildiğinde, Suudi Arabistan’da Saudi Aramco tesislerine yönelik olarak yapılan saldırı büyük bir terör eylemi olarak kabul edilmelidir. Bu, her ülkenin kınaması gereken bir eylemdir. Devletler birbirlerinin ekonomik merkezlerini ve stratejik tesislerini hedef almaya başlarlarsa, bu, hem küresel ekonomiyi olumsuz yönde etkileyecek, hem de savaş riskini arttıracaktır. Bu nedenle, devletlerin uluslararası hukuk ve serbest piyasa koşullarına uygun şekilde centilmence rekabet ve mücadele etmeyi öğrenmeleri gerekmektedir. Ancak elbette İran tarafından gelen Yemen eleştirilerini de aynı şekilde değerlendirmek gerekmektedir. Lakin bu iki olay arasındaki temel farklılık, Yemen’in farklı grupların güç mücadelesinin (vekalet savaşlarının) devam ettiği bir üçüncü ülke olması, Suudi Arabistan’ın ise bu olay sonucunda kendi topraklarında bir terör saldırısına uğramasıdır.

Doç. Dr. Ozan ÖRMECİ



[2] Habertürk (2019), “Suudi Arabistan’da iki petrol tesisi SİHA’larla vuruldu”, 14.09.2019, Erişim Tarihi: 19.09.2019, Erişim Adresi: https://www.haberturk.com/suudi-arabistan-da-iki-petrol-tesisi-siha-larla-vuruldu-2522078.
[3] MEMO – Middle East Monitor (2019), “Houthis threaten to renew attacks on Aramco in Saudi Arabia”, 17.09.2019, Erişim Tarihi: 19.09.2019, Erişim Adresi: https://www.middleeastmonitor.com/20190917-houthis-threaten-to-renew-attacks-on-aramco-in-saudi-arabia/.
[4] BBC (2019), “Saudi Arabia oil attacks: Weapons debris 'proves Iran behind them'”, 19.09.2019, Erişim Tarihi: 19.09.2019, Erişim Adresi: https://www.bbc.com/news/world-middle-east-49746645.
[5] Sertaç Aksan (2019), “Aramco saldırısı Türkiye için büyük dersler taşıyor”, 18.09.2019, Erişim Tarihi: 19.09.2019, Erişim Adresi: https://www.yenisafak.com/gundem/aramco-saldirisi-turkiye-icin-buyuk-dersler-tasiyor-3506793.
[6] Sertaç Aksan (2019), “Aramco saldırısı Türkiye için büyük dersler taşıyor”, 18.09.2019, Erişim Tarihi: 19.09.2019, Erişim Adresi: https://www.yenisafak.com/gundem/aramco-saldirisi-turkiye-icin-buyuk-dersler-tasiyor-3506793.
[7] Natasha Turak (2019), “Detailed satellite photos show extent of ‘surgical’ attack damage to Saudi Aramco oil facilities”, 17.09.2019, Erişim Tarihi: 19.09.2019, Erişim Adresi: https://www.cnbc.com/2019/09/17/satellite-photos-show-extent-of-damage-to-saudi-aramco-plants.html.
[8] Natasha Turak (2019), “Detailed satellite photos show extent of ‘surgical’ attack damage to Saudi Aramco oil facilities”, 17.09.2019, Erişim Tarihi: 19.09.2019, Erişim Adresi: https://www.cnbc.com/2019/09/17/satellite-photos-show-extent-of-damage-to-saudi-aramco-plants.html.
[9] BloombergHT (2019), “S. Arabistan: Aramco'ya yönelik saldırıda İran yapımı SİHA'lar kullanıldı”, 19.09.2019, Erişim Tarihi: 19.09.2019, Erişim Adresi: https://www.bloomberght.com/s-arabistan-aramco-ya-yonelik-saldirida-iran-yapimi-siha-lar-kullanildi-2233268.
[10] BloombergHT (2019), “S. Arabistan: Aramco'ya yönelik saldırıda İran yapımı SİHA'lar kullanıldı”, 19.09.2019, Erişim Tarihi: 19.09.2019, Erişim Adresi: https://www.bloomberght.com/s-arabistan-aramco-ya-yonelik-saldirida-iran-yapimi-siha-lar-kullanildi-2233268.
[11] BBC (2019), “Saudi Arabia oil attacks: Weapons debris 'proves Iran behind them'”, 19.09.2019, Erişim Tarihi: 19.09.2019, Erişim Adresi: https://www.bbc.com/news/world-middle-east-49746645.
[12] Hussein Mahmoud Ragab Elkabany & Safiye Karabacak (2019), “Suudi Arabistan Kralı'ndan 'saldırılarla başa çıkabiliriz' açıklaması”, AA, 17.09.2019, Erişim Tarihi. 19.09.2019, Erişim Adresi: https://www.aa.com.tr/tr/dunya/suudi-arabistan-kralindan-saldirilarla-basa-cikabiliriz-aciklamasi/1586626.
[13] Reuters (2019), “Saudi Aramco attacks: What we know so far”, 16.09.2019, Erişim Tarihi: 19.09.2019, Erişim Adresi: https://www.reuters.com/article/us-saudi-aramco-snapshot/saudi-aramco-attacks-what-we-know-so-far-idUSKBN1W11KK.
[14] Arsalan Shahla (2019), “Iran’s Rouhani Says Aramco Attack Result of Saudi’s War on Yemen”, Bloomberg, 16.09.2019, Erişim Tarihi: 19.09.2019, Erişim Adresi: https://www.bloomberg.com/news/articles/2019-09-16/iran-s-rouhani-says-aramco-attack-result-of-war-on-yemen.
[15] BBC (2019), “Saudi Arabia oil attacks: Weapons debris 'proves Iran behind them'”, 19.09.2019, Erişim Tarihi: 19.09.2019, Erişim Adresi: https://www.bbc.com/news/world-middle-east-49746645.
[16] BloombergHT (2019), “Pompeo Saudi Aramco saldırısını "savaş nedeni" olarak nitelendirdi”, 19.09.2019, Erişim Adresi: 19.09.2019, Erişim Adresi: https://www.bloomberght.com/pompeo-saudi-aramco-saldirisini-savas-nedeni-olarak-nitelendirdi-2233269. 
[17] AlJazeera (2019), “US supports Saudi 'right to defend itself': Pompeo”, 19.09.2019, Erişim Tarihi: 19.09.2019, Erişim Adresi: https://www.aljazeera.com/news/2019/09/supports-saudi-defend-pompeo-190919014947414.html.
[18] Reuters (2019), “Saudi Aramco attacks: What we know so far”, 16.09.2019, Erişim Tarihi: 19.09.2019, Erişim Adresi: https://www.reuters.com/article/us-saudi-aramco-snapshot/saudi-aramco-attacks-what-we-know-so-far-idUSKBN1W11KK.
[19] BloombergHT (2019), “Pompeo Saudi Aramco saldırısını "savaş nedeni" olarak nitelendirdi”, 19.09.2019, Erişim Adresi: 19.09.2019, Erişim Adresi: https://www.bloomberght.com/pompeo-saudi-aramco-saldirisini-savas-nedeni-olarak-nitelendirdi-2233269. 
[20] BBC (2019), “John Bolton'un görevden alınması ABD dış politikasını nasıl etkileyecek?”, 11.09.2019, Erişim Tarihi: 19.09.2019, Erişim Adresi: https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-49660865.
[21] Reuters (2019), “Saudi Aramco attacks: What we know so far”, 16.09.2019, Erişim Tarihi: 19.09.2019, Erişim Adresi: https://www.reuters.com/article/us-saudi-aramco-snapshot/saudi-aramco-attacks-what-we-know-so-far-idUSKBN1W11KK.
[22] Reuters (2019), “Saudi Aramco attacks: What we know so far”, 16.09.2019, Erişim Tarihi: 19.09.2019, Erişim Adresi: https://www.reuters.com/article/us-saudi-aramco-snapshot/saudi-aramco-attacks-what-we-know-so-far-idUSKBN1W11KK.
[23] Ali Semerci (2019), “Suudi Arabistan'da petrol tedariki, Aramco saldırısı öncesi seviyelere döndü”, AA, 18.09.2019, Erişim Tarihi: 19.09.2019, Erişim Adresi: https://www.aa.com.tr/tr/dunya/suudi-arabistanda-petrol-tedariki-aramco-saldirisi-oncesi-seviyelere-dondu/1586859.
[24] BloombergHT (2019), “S. Arabistan'da petrol tedariki Aramco saldırısı öncesi seviyelere döndü”, 18.09.2019, Erişim Tarihi: 19.09.2019, Erişim Adresi: https://www.bloomberght.com/s-arabistan-da-petrol-tedariki-aramco-saldirisi-oncesi-seviyelere-dondu-2233064.
[25] BBC (2019), “Four ships 'sabotaged' in the Gulf of Oman amid tensions”, 13.05.2019, Erişim Tarihi: 19.09.2019, Erişim Adresi: https://www.bbc.com/news/world-middle-east-48245204.
[26] Wikipedia, “June 2019 Gulf of Oman incident”, Erişim Tarihi: 19.09.2019, Erişim Adresi: https://en.wikipedia.org/wiki/June_2019_Gulf_of_Oman_incident.
[27] BBC (2019), “Strait of Hormuz: US confirms drone shot down by Iran”, 20.06.2019,  Erişim Tarihi: 19.09.2019, Erişim Adresi: https://www.bbc.com/news/world-middle-east-48700965.
[28] Hürriyet (2019), “Son dakika... Kriz büyüyor... Gemileri ele geçirdi”, 19.07.2019, Erişim Tarihi: 19.09.2019, Erişim Adresi: http://www.hurriyet.com.tr/dunya/son-dakika-iran-ingiliz-tankerine-el-koydu-41279139.
[29] “U.S. Involvement in the Middle East”, Erişim Tarihi: 19.09.2019, Erişim Adresi: https://youtu.be/BNcheQda3gw?t=1329.
[30] AlJazeera (2018), “Mike Pompeo speech: What are the 12 demands given to Iran?”, 21.05.2018, Erişim Tarihi: 19.09.2019, Erişim Adresi: https://www.aljazeera.com/news/2018/05/mike-pompeo-speech-12-demands-iran-180521151737787.html.

17 Eylül 2019 Salı

İsrail'de Kritik Seçimin Galibi Yok


Giriş
İsrail'de hükümet kurma girişimlerinin sonuçsuz kaldığı 9 Nisan 2019 genel seçiminin ardından dün bir kez daha sandık başına gidildi. Seçimde, yaklaşık 6 milyon 400 bin İsrailli seçmen[1], 120 sandalyeli İsrail parlamentosu Knesset’in yeni üyelerini belirlemek ve parlamenter sistemin uygulandığı İsrail’deki yeni hükümeti seçmek için 11.000 civarında farklı seçim merkezinde oylarını kullandılar. Saat 07:00’de başlayan oy verme işlemi, gece 22:00’ye kadar devam etti. 2019 Nisan seçiminde yüzde 68,5 düzeyinde kalan[2] (Arap asıllı İsrail vatandaşlarının düşük katılımının da etkisiyle) seçime katılım oranı, bu seçimde de yüzde 70 seviyelerine ulaşmadı ve yüzde 69,4 oranında kaldı.[3] Nispi temsil (proportional representation) seçim sisteminin yüzde 3,25 gibi düşük bir baraj seviyesiyle uygulandığı İsrail, kurulduğu günden bu yana koalisyonlarla yönetilmektedir. Bu seçimden sonra da bu gelenek değişmeyecektir; zira herhangi bir partinin mecliste 61 sandalyeye ulaşması imkânsızdır. Seçime tam 31 siyasal partinin girdiğini[4] ve birçok partinin seçim barajını geçerek Knesset’te temsil imkânı sağlayacağını da bu noktada belirtmek gerekiyor.

Seçim Öncesi
Daha önceki analizimde belirttiğim üzere[5], 9 Nisan seçimine benzer şekilde, bu seçimin de yıllardır İsrail Başbakanı olarak görev yapan Benyamin Netanyahu ve partisi -merkez sağ çizgideki- Likud ile eski Genelkurmay Başkanı Benny Gantz’ın 2018 yılı sonunda kurduğu merkez çizgideki İsrail Direniyor Partisi (Hosen L’Yisrael) ile eski Maliye Bakanı Yair Lapid’in liberal çizgideki Gelecek Partisi (Yesh Atid) ve eski Savunma Bakanı Moshe Ya’alon’un 2019 yılı başında kurduğu merkez sağ çizgideki Telem partisinin oluşturdukları Mavi Beyaz (Kahol Lavan) seçim ittifakı arasında geçmesi bekleniyordu. Zira İsrail’de yapılan son anketlerde, her iki bloğun da 32’şer sandalye kazanabileceği ortaya çıkmıştı.[6] BBC Ortadoğu editörü Jeremy Bowen’ın İsrail’in en uzun süreli Başbakanı olma unvanını taşıyan Netanyahu’nun liderliği için yapılan bir tür referanduma benzettiği[7] bu seçim, Filistinlilerin ve genel olarak Ortadoğu’nun geleceği ve Türkiye-İsrail ilişkileri açısından da kritik mahiyetteydi. Çünkü Netanyahu, seçimin hemen öncesinde, yeniden seçilirse Batı Şeria’nın yüzde 30’unu ilhak edeceğini açıklayarak İsrailli aşırı sağcıları sevindiren ancak Filistinlilerin ve İslam dünyasının tepkisini çeken bir açıklama yapmıştı.[8] Ancak Netanyahu’nun Başbakanlıktan ayrılmasının herşeyi düzeltebileceğini düşünmek de iyimserlik olur; zira Filistin Otoritesi Başbakanı Muhammed Iştiyye’nin iddiasına göre, İsrail Özel Kuvvetleri’nden yetişme Netanyahu ile rakibi eski Genelkurmay Başkanı Benny Gantz arasındaki fark, “Pepsi Cola ile Coca Cola arasındaki fark kadardır”.[9] Nitekim Gantz da İsrail’in Filistinli yerleşimcilerin bölgelerini ilhak etmesine yönelik politikalarına herhangi bir eleştiride bulunmamaktadır. Bunun sebebi de, Ortadoğu’da kurulu bir devlet olan İsrail’in yaşadığı güvenlik riskleri nedeniyle güvenlik politikaları ve milliyetçi ideolojinin bu ülkede daima ağır basmasıdır. Buna karşın, Gantz’ın barış konusunda Netanyahu’ya kıyasla daha ılımlı bir duruşunun olduğunu söylemek yerinde olacaktır. Seçim öncesinde, Likud ve Mavi Beyaz (Kahol Lavan) koalisyonu dışında, Ayman Odeh liderliğindeki Birleşik Arap Listesi ve Ayelet Shaked liderliğindeki yeni bir parti olan Yamina’nın da yüksek oy alabileceği beklentisi vardı. Ayrıca İsrail Demokrasi Enstitüsü’nün yaptığı bir araştırma, İsrail halkının çoğunluğunun Likud ile Mavi Beyaz ittifak arasında geniş katılımlı bir koalisyon hükümeti kurulmasını istediğini gösteriyordu.[10]

Seçim Sonuçları
Oyların yüzde 90’ının sayılmasının ardından açıklanan ve henüz kesinleşmeyen seçim sonuçlarına göre, seçim öncesindeki beklentiler büyük ölçüde gerçekleşti. Seçim, Likud ile Mavi Beyaz koalisyon arasında geçti ve her iki parti de hemen hemen aynı oranda oy aldılar. Dolayısıyla, seçimden net bir galip çıkmadı ve futbol tabiriyle söylersek, “maç berabere sona erdi”. Ayrıca seçim sonucunda her iki parti (blok) de, Knesset’de 32 milletvekiliyle temsil edilme hakkı kazandılar. Diğer partilerden Ayman Odeh liderliğindeki Birleşik Arap Listesi üçüncü büyük parti olmayı başarır ve tam 12 sandalye kazanırken, seküler milliyetçi Avigdor Lieberman’ın lideri olduğu İsrail Evimiz Partisi (Yisrael Beiteinu) de 9 milletvekili çıkarmayı başardı. 9 milletvekilliği kazanan bir diğer parti ise Aryeh Deri liderliğindeki Ultra Ortodoks ve aşırı sağ Şas Partisi (Shas) oldu. Yaakov Litzman liderliğindeki bir diğer aşırı sağ ve Ultra Ortodoks çizgideki parti olan Birleşik Tora Yahudiliği-Birleşik Tevrat Yahudiliği (Yahadut HaTora) 8, Ayelet Shaked’in yeni kurduğu Yamina partisi ise 7 koltuk kazanmayı başardı. Solun ana aktörü olan İsrail İşçi Partisi-Gesher ittifakı ise sadece 6 milletvekilliğiyle yetinmek zorunda kaldı. Bir diğer sol blok olan ve popüler milletvekili Stav Shaffir’in de mensubu olduğu Meretz, Demokratik İsrail (Yisrael Demokratit) ve Yeşil Hareket (HaTnuʿa HaYeruqa) koalisyonuyla ortaya çıkan Demokratik Birlik veya Demokratik Kamp (HaMaḥaneh HaDemokrati) ittifakı da -kesinleşmeyen sonuçlara göre- 5 milletvekili çıkarmayı başardı. Bir diğer aşırı sağcı parti olan Otzma Yehudit ise barajı aşmayı başaramadı. Bu durumda, Başbakan Netanyahu’ya kesin olarak destek veren partilerin sandalye sayısı 56’da kaldı ve -geçen seçim sonrasında olduğu gibi- Netanyahu’nun bir kez daha Başbakan olması için bir partinin daha desteğine ihtiyaç duyduğu ilginç bir siyasal durum ortaya çıktı.

Seçim sonuçlarına göre milletvekili dağılımı[11]

Seçim sonuçlarını değerlendiren İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, Siyonizm karşıtı güçlerin iktidara gelmemesi için (Birleşik Arap Listesi’ni kastediyor) güçlü bir Siyonist koalisyon hükümeti kurmaya çalışacaklarını açıkladı.[12] Seçim sonuçlarını “zafer” olarak değerlendiren Benny Gantz ise, herhangi bir partiye yönelik rezerv koymadan, kendilerinin de İsrail’de bir birlik hükümeti kurmaya çalışacaklarını açıkladı.[13] Gantz, ayrıca İsrail’in yaralı toplumunu iyileştirmek için uygun zamanın geldiğini ve İsrail halkının ikinci defa kendilerine teveccüh gösterdiğini açıkladı.[14] Ancak Gantz, daha önce Netanyahu hakkındaki yolsuzluk iddiaları ve soruşturmalarını kastederek, Netanyahu’nun lideri olduğu bir Likud’la koalisyona girmeyeceklerini açıklamıştı.[15] Bu bağlamda, Haaretz gazetesi, üst düzey Likudluların iktidarda kalmak için tek şanslarının Mavi Beyaz koalisyonu ile ittifak yapmak olduğuna kanaat getirirlerse, Netanyahu’yu lider olarak devirmeye çalışabileceklerini iddia etti.[16] Ancak Likudlu Bakan Miri Regev, bu iddianın aksine, Netanyahu’nun Başbakan olarak görevine devam edeceğini ve parti olarak onu desteklediklerini açıkladı.[17] Aşırı sağın etkili ismi Avigdor Lieberman ise, ilk seçim sonuçlarının gelmeye başlamasının ardından Likud ile Mavi Beyaz Koalisyon arasında bir birlik hükümetinin kurulmasını önerdi.[18] Bu günden itibaren, seçim sonuçlarının kesinleşmesinin ardından İsrail Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin’in hükümeti kurma görevini hangi lidere vereceği de büyük önem kazanacak; zira 2001 yılında yapılan anayasal değişiklikle[19] birlikte, bu konuda İsrail Cumhurbaşkanı, parti gruplarının temsilcileriyle yaptıkları görüşmelerin ardından, uygun gördüğü kişiyi seçmekle yetkili kılınmıştı. Cumhurbaşkanı’nın seçtiği milletvekilinin ise, 28 gün içerisinde yeni bir hükümeti kurması ve Knesset’ten en az 61 milletvekilinin oyuyla güvenoyu alması gerekiyor. İsrail Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin, seçim gününde ülkesinin aynı yıl içerisinde 3. kez seçime gitmemesi ve seçim sonucunda bir hükümetin kurulması için elinden geleni yapacağını açıklamıştı.[20] Bu durumda, Rivlin’in geçen seçim sonrasında hükümeti kuramayan Netanyahu yerine Gantz’ı tercih etmesi makul hale gelebilir.

İsrail Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin hükümeti kurma görevini kime verecek?

Analiz ve Hükümet Senaryoları
Seçim sonuçları, İsrail’in son dönemde elde ettiği bazı siyasi-diplomatik zaferlere karşın, Başbakan Netanyahu’nun Filistinlilere hiç taviz vermeyen ve uluslararası hukuku yok sayan yaklaşımlarına ülkesinde tepkiler olduğunu gösterdi. Demokratik bir ülke olan İsrail’de, bu tepkiler, Mavi Beyaz ittifaka ve Birleşik Arap Listesi’ne verilen yüksek oy oranıyla su yüzüne çıktı. Netanyahu’nun 2009’dan bu yana kesintisiz İsrail Başbakanı olarak görev yaptığını (hatta efsanevi Başbakan David Ben-Gurion’un 4.875 günlük rekorunu da kırarak, kendisi, en uzun süreli İsrail Başbakanı olmuştur[21]) ve bu anlamda toplumda bir tür bıkkınlığa yol açmış olabileceğini de bu noktada hesaba katmak lazım. Buna karşın, Netanyahu, bu seçim sonrasında da siyasi kariyerine İsrail Başbakanı olarak devam edebilir. Zira kesinleşmeyen seçim sonuçlarına göre, şu an için halen daha 56 sandalyelik sağlam bir sağcı desteğine sahip gözüküyor. Milliyetçi lider Avigdor Lieberman’ı ikna etmesi durumunda, Netanyahu, kolaylıkla yeniden Başbakan olabilir. İki siyasi liderin siyasal programları da büyük ölçüde örtüşüyor; ancak Lieberman’la Netanyahu’yu destekleyen dine dayalı partiler arasında çeşitli anlaşmazlıklar var. Bu anlaşmazlıkları aşması durumunda, Netanyahu, yeniden hükümeti kurma görevini alarak ve sağ/aşırı sağ çizgide bir koalisyon hükümeti kurarak, bir kez daha (ve büyük olasılıkla son kez) Başbakan olabilir. Bir diğer ihtimal, Netanyahu’nun Mavi Beyaz ittifak ile daha merkezde ve liberal bir koalisyon kurmasıdır. Ancak Mavi Beyaz koalisyonun lideri Benny Gantz’ın bu konuda daha önce yaptığı olumsuz açıklamaları bu aşamada hatırlamak lazım.

Hükümeti kurma görevini anamuhalefet lideri Benny Gantz’ın üstlenmesi durumunda ise, daha farklı bir siyasal konjonktür ortaya çıkacak. Gantz, Likud’la bir koalisyona yönelerek Başbakan olmayı deneyebilir. Açıkçası en makul seçenek de bu gözüküyor. Ancak Likud ve Netanyahu’ya alternatif olarak ortaya çıkan Gantz’ın yine Netanyahu ve Likud’a yönelmesi, İsrailli bıkkın seçmen tabanında bazı tepkilere neden olabilir. Bu nedenle, Gantz ve seçim ittifakı, sol ve Arap partilerine yönelmeyi de deneyebilir. Gantz, 32 sandalyelik koalisyonuna ek olarak, Birleşik Arap Listesi’nin 12, İşçi Partisi-Gesher ittifakının 6 ve Demokratik Birlik-Demokratik Kamp’ın 5 milletvekiliyle 55 milletvekiline ulaşabilir. Ancak 61’i bulabilmesi için, yine sağ/aşırı sağ bloktan bir partiyi de koalisyona dâhil etmesi gerekiyor. Dolayısıyla, şartlar Gantz için de kolay gözükmüyor ve Gantz için tek alternatif Netanyahu'yla bir koalisyona girmek gibi duruyor. 

Sonuç
Sonuç olarak, 17 Eylül’de tekrarlanan İsrail genel seçimleri, Ortadoğu barışı konusunda umut veren bir tablo ortaya koyamamıştır. Giderek daha fazla sağa kayan bir ülke görünümü arz eden İsrail’de, aşırı sağ ve sağ gücünü korurken, sol, ayakta kalabilmek adına giderek merkeze yanaşmakta ve hatta sağa açılmak zorunda kalmaktadır. Bu da, kuşkusuz, Filistin-İsrail Sorunu’nun çözümünü isteyen kitleler açısından umut kırıcı bir gelişmedir. Ayrıca kesinleşmeyen sonuçlar incelenirse, Benyamin Netanyahu Başbakanlığında ve Avigdor Lieberman desteğiyle bir aşırı sağ hükümetin ilk alternatif, Likud ile Mavi Beyaz ittifak arasında kurulacak bir koalisyon hükümetinin de ikinci alternatif olduğu ortaya çıkmaktadır. Ancak elbette, Benny Gantz ve Mavi Beyazların gösterdiği büyük başarı nedeniyle, Cumhurbaşkanı Rivlin, hükümeti kurma görevini Gantz’a da verebilir. Bu noktada belirleyici faktör, bence seçim sonuçlarının kesinleşmesinin ardından ortaya çıkacak oy oranı ve sandalye sayısı olacaktır. İsrail'den son gelen haberler, Mavi Beyaz ittifakın yüzde 25,66 oyla, yüzde 25,03 oyda kalan Likud karşısında kılpayı farkla öne geçtiğini ve milletvekili sayısını 32'den 33'e yükselttiğini (İsrail Evimiz Partisi'nin milletvekili sayısı bu durumda 9'dan 8'e düşüyor)[22] ve bu nedenle hükümeti kurma görevini ilk olarak Benny Gantz'ın üstlenebileceğini gösteriyor. Ancak kim Başbakan seçilirse seçilsin, İsrail’in yeni dönemde Türkiye ile ilişkilerini düzeltmesi bence bu ülkenin geleceği adına en doğru yol olacaktır.

Doç. Dr. Ozan ÖRMECİ


[1] “İsrail’de halk sandık başında”, DW Türkçe, 17.09.2019, Erişim Tarihi: 18.09.2019, Erişim Adresi: https://www.dw.com/tr/israilde-halk-sand%C4%B1k-ba%C5%9F%C4%B1nda/a-50454522.
[2] Gil Hoffman (2019), “Voter Turnout Could Be Lowest Ever”, The Jerusalem Post, 17.09.2019, Erişim Tarihi: 18.09.2019, Erişim Adresi: https://www.jpost.com/Israel-Elections/Voter-turnout-could-be-lowest-ever-601906.
[3] Kate Lyons & Kevin Rawlinson (2019), “Israel election: Netanyahu says country at 'historic junction' as exit polls too close to call – live news”, The Guardian, 18.09.2019, Erişim Tarihi: 18.09.2019, Erişim Adresi: https://www.theguardian.com/world/live/2019/sep/17/israeli-election-close-result-expected-as-netanyahu-seeks-fifth-term-live-news.
[4] Sözcü (2019), “İsrail’de kritik gün: ‘Bıkkın’lar sonucu etkileyecek mi?”, 17.09.2019, Erişim Tarihi: 18.09.2019, Erişim Adresi: https://www.sozcu.com.tr/2019/dunya/israilde-kritik-gun-bikkinlar-sonucu-etkileyecek-mi-5337395/.
[5] Ozan Örmeci (2019), “2019 İsrail Seçimleri”, Uluslararası Politika Akademisi, 27.08.2019, Erişim Tarihi: 18.09.2019, Erişim Adresi: http://politikaakademisi.org/2019/08/27/2019-israil-genel-secimleri/.
[6] France24 (2019), “Israel votes with Netanyahu's political survival at stake”, 18.09.2019, Erişim Tarihi: 17.09.2019, Erişim Adresi: https://www.france24.com/en/20190917-israel-elections-netanyahu-political-survival-stake-gantz-lieberman.
[7] Jeremy Bowen (2019), “Israel election a referendum on Netanyahu”, BBC, 16.09.2019, Erişim Tarihi: 18.09.2019, Erişim Adresi: https://www.bbc.com/news/world-middle-east-49714067.
[8] Zack Beauchamp (2019), “Israel’s election, and how Benjamin Netanyahu might lose, explained”, Vox, 17.09.2019, Erişim Tarihi: 17.09.2019, Erişim Adresi: https://www.vox.com/world/2019/9/17/20869050/israel-election-results-netanyahu-jordan-valley-democracy.
[9] Raphael Ahren (2019), “Palestinian PM: Difference between Gantz and Netanyahu ‘like Pepsi and Coke’”, The Times of Israel, 17.09.2019, Erişim Tarihi: 17.09.2019, Erişim Adresi: https://www.timesofisrael.com/palestinian-pm-difference-between-gantz-and-netanyahu-like-pepsi-and-coke/.
[10] Arwa Ibrahim (2019), “Israel election: Voting closes in second poll in five months”, AlJazeera, 17.09.2019, Erişim Tarihi: 17.09.2019, Erişim Adresi: https://www.aljazeera.com/news/2019/09/voting-begins-israel-election-referendum-netanyahu-190917013312415.html.
[11] BBC (2019), "Israel election: Netanyahu and rival headed for deadlock", 18.09.2019, Erişim Tarihi: 18.09.2019, Erişim Adresi: https://www.bbc.com/news/world-middle-east-49735963.
[12] Le Monde (2019), “Législatives en Israël : aucune majorité claire ne se dessine pour Benyamin Nétanyahou”, 17.09.2019, Erişim Tarihi: 18.09.2019, Erişim Adresi: https://www.lemonde.fr/international/article/2019/09/17/legislatives-en-israel-benyamin-netanyahou-et-benny-gantz-au-coude-a-coude_5511626_3210.html.
[13] Kate Lyons & Kevin Rawlinson (2019), “Israel election: Netanyahu says country at 'historic junction' as exit polls too close to call – live news”, The Guardian, 18.09.2019, Erişim Tarihi: 18.09.2019, Erişim Adresi: https://www.theguardian.com/world/live/2019/sep/17/israeli-election-close-result-expected-as-netanyahu-seeks-fifth-term-live-news.
[14] Eytan Halon (2019), “Benny Gantz: We want to build broad national unity government”, The Jerusalem Post, 18.09.2019, Erişim Tarihi: 18.09.2019, Erişim Adresi: https://www.jpost.com/Israel-Elections/Cautious-optimism-at-Blue-and-White-HQ-602033.
[15] Haaretz (2019), “Who Is Benny Gantz, the Former General Who Just Overtook Netanyahu”, 18.09.2019, Erişim Tarihi: 18.09.2019, Erişim Adresi: https://www.haaretz.com/israel-news/elections/israel-election-gantz-netanyahu-1.7087481.
[16] Haaretz (2019), “Who Is Benny Gantz, the Former General Who Just Overtook Netanyahu”, 18.09.2019, Erişim Tarihi: 18.09.2019, Erişim Adresi: https://www.haaretz.com/israel-news/elections/israel-election-gantz-netanyahu-1.7087481.
[17] The Jerusalem Post (2019), “Miri Regev: Netanyahu will be the next Prime Minister”, 18.09.2019, Erişim Tarihi: 18.09.2019, Erişim Adresi: https://www.jpost.com/Breaking-News/Miri-Regev-Netanyahu-will-be-the-next-prime-minister-602059.
[18] France24 (2019), “Exit polls signal setback for Israel's Netanyahu in election”, 18.09.2019, Erişim Tarihi: 18.09.2019, Erişim Adresi: https://www.france24.com/en/20190918-exit-polls-signal-setback-israels-netanyahu-election.
[19] Knesset, “Basic Law: The Government (2001)”, Erişim Tarihi: 18.09.2019, Erişim Adresi: https://knesset.gov.il/laws/special/eng/basic14_eng.htm.
[20] Esat Fırat (2019), “İsrail Cumhurbaşkanından seçimlerin tekrarlanmayacağı vaadi”, Anadolu Ajansı, 17.09.2019, Erişim Tarihi: 18.09.2019, Erişim Adresi: https://www.aa.com.tr/tr/dunya/israil-cumhurbaskanindan-secimlerin-tekrarlanmayacagi-vaadi/1586104.
[21] Andrew Carey (2019), “Benjamin Netanyahu's re-election plans in limbo as Israeli exit polls show tight contest”, CNN, 18.09.2019, Erişim Tarihi: 18.09.2019, Erişim Adresi: https://edition.cnn.com/2019/09/17/middleeast/israel-election-exit-polls-intl/index.html.
[22] The Jerusalem Post (2019), “CEC continues to count ballots, Netanyahu-Gantz still at a stalemate”, 19.09.2019, Erişim Tarihi: 19.09.2019, Erişim Adresi: https://www.jpost.com/Israel-Elections/Israel-elections-results-based-on-counted-ballots-12-am-602045.