21 Eylül 2022 Çarşamba

Yeni Kitap-İçi Bölüm: "Çin Halk Cumhuriyeti-Birleşik Krallık İlişkileri"

 


Doç. Dr. Ozan Örmeci'nin "Çin Halk Cumhuriyeti-Birleşik Krallık İlişkileri" adlı çalışması, editörlüğünü Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın, Dr. Can Donduran ve Dr. Sina Kısacık'ın yaptıkları Nobel Akademik Yayıncılık basımı 21. Yüzyılda Bütün Boyutlarıyla Çin Halk Cumhuriyeti adlı kitabın ikinci cildinde yayınlandı. Aşağıdaki linkten bu çalışmayı okuyabilirsiniz.


UPA Yazarlarından "21. Yüzyılda Bütün Boyutlarıyla Çin Halk Cumhuriyeti" Kitabına Katkılar

 

Uluslararası Politika Akademisi (UPA) yazarlarından Dr. Sina Kısacık'ın editörlüğünü Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın ve Dr. Can Donduran ile birlikte üstlendiği 21. Yüzyılda Bütün Boyutlarıyla Çin Halk Cumhuriyeti adlı iki ciltlik eser Nobel Akademik Yayıncılık tarafından 2022 yılı Ağustos ayı itibariyle yayımlandı. Kitapta, Dr. Sina Kısacık'ın yani sıra, UPA Genel Koordinatörü Doç. Dr. Ozan Örmeci ve Dr. Gamze Helvacıköylü'nün de kitap-içi bölümleri yayınlandı. Aşağıdaki linklerden kitap hakkında bilgilere ve bu çalışmalara ulaşabilir ve kitabı satın alabilirsiniz.

Yayınevi: Nobel Akademik Yayıncılık

Barkod: 9786254178689

ISBN: 978-625-417-868-9

Sayfa Sayısı: 1520 sayfa

Ürün Ebadı: 17x24

Dil: Türkçe

Baskı Yılı: Ağustos, 2022

  • Caşın, Mesut Hakkı & Donduran, Can & Kısacık, Sina (2022), 21. Yüzyılda Bütün Boyutlarıyla Çin Halk Cumhuriyeti Cilt 1, Ankara: Nobel Akademik Yayıncılık - Sunuş & İçindekiler (PDF)
  • Caşın, Mesut Hakkı & Donduran, Can & Kısacık, Sina (2022), 21. Yüzyılda Bütün Boyutlarıyla Çin Halk Cumhuriyeti Cilt 2, Ankara: Nobel Akademik Yayıncılık - İçindekiler (PDF)
  • Örmeci, Ozan (2022), "Çin Halk Cumhuriyeti-Birleşik Krallık İlişkileri", içinde 21. Yüzyılda Bütün Boyutlarıyla Çin Halk Cumhuriyeti Cilt 2 (editörler: Mesut Hakkı Caşın & Can Donduran & Sina Kısacık), Ankara: Nobel Akademik Yayıncılık, ss. 1256-1304 
  • Kısacık, Sina & Caşın, Mesut Hakkı (2022), "Çin Dış Politikasında Rusya-Ukrayna Savaşı Sınavı: Pekin'in Moskova-Washington-Brüksel Üçgenindeki Fırsatlar ve Riskler", içinde 21. Yüzyılda Bütün Boyutlarıyla Çin Halk Cumhuriyeti Cilt 1 (editörler: Mesut Hakkı Caşın & Can Donduran & Sina Kısacık), Ankara: Nobel Akademik Yayıncılık, ss. 643-668 
  • Kısacık, Sina & Caşın, Mesut Hakkı (2022), "Çin Halk Cumhuriyeti'nin Kuşak Yol Girişimi: 21. Asırda Pekin Merkezli Geniş Ölçekli Bir Bütünleşme Mi Yoksa Egemenlik Projesi Mi?", içinde 21. Yüzyılda Bütün Boyutlarıyla Çin Halk Cumhuriyeti Cilt 2 (editörler: Mesut Hakkı Caşın & Can Donduran & Sina Kısacık), Ankara: Nobel Akademik Yayıncılık, ss. 1407-1435 
  • Kısacık, Sina (2022), "20. Yüzyıldan 21. Yüzyıla Çin'in Enerji Güvenliği Politikaları: Sürdürülebilir Kalkınma İçin Sürekli Enerjiye İhtiyaç Duyan Bir Dev", içinde 21. Yüzyılda Bütün Boyutlarıyla Çin Halk Cumhuriyeti Cilt 2 (editörler: Mesut Hakkı Caşın & Can Donduran & Sina Kısacık), Ankara: Nobel Akademik Yayıncılık, ss. 1436-1483 
  • Helvacıköylü, Gamze (2022), "1990'lı Yıllardan Sonra Çin ve Orta Asya Devletleri İkili İlişkileri: İş Birliği Mi Hâkimiyet Kurma Çabaları Mı?", içinde 21. Yüzyılda Bütün Boyutlarıyla Çin Halk Cumhuriyeti Cilt 2 (editörler: Mesut Hakkı Caşın & Can Donduran & Sina Kısacık), Ankara: Nobel Akademik Yayıncılık, ss. 966-986 

 

Kitabı satın almak için;

Nobel Akademik Yayıncılık

D&R

İdefix

Kitap Yurdu

İstanbul Kitapçısı

Türkiye’nin Şangay İş Birliği Örgütü Üyeliği Ciddi Bir Dış Politika Alternatifi Mi?

 

Giriş

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 15-16 Eylül 2022 tarihlerinde Özbekistan’ın Semerkant şehrinde düzenlenen Şangay İş Birliği Örgütü (ŞİÖ) Devlet Başkanları Toplantısı’na katılması ve burada örgütün tam üyesi olan bazı devletlerin liderleriyle (Türkiye’nin ŞİÖ’nün yalnızca diyalog partneri statüsündedir) samimi poz vermesi Türkiye medyasında oldukça konuşulan bir gelişme olurken, Erdoğan, Türkiye’nin hedefinin bundan sonra bu örgüte tam üyelik gerçekleştirmek olduğunu açıkladı.[1] Aslına bakılırsa, Erdoğan buna benzer sözleri 2005 yılındaki Moskova ziyareti[2] ve sonrasında da birkaç defa söylemişti. Buna karşın, Türkiye’nin tarihsel müttefikleri Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa ülkeleri ile yoğun sorunlar yaşadığı bir dönemde bu gelişmenin yaşanması, kuşkusuz önceki dönemlerin aksine son derece etkili oldu ve ilk kez Türk Dış Politikası’nda ciddi bir kırılmanın yaşanıp yaşanmayacağı konuşulmaya başlandı. Bu yazıda, Türkiye’nin ŞİÖ üyeliğinin ciddi bir dış politika alternatifi olup olmadığını tartışacağım.

ŞİÖ Nedir?

Küresel siyasette son dönemde adından söz ettiren görece yeni bir bölgesel/uluslararası oluşum olan Şangay İş Birliği Örgütü (ŞİÖ)[3], 1996 yılında Çin, Rusya, Kırgızistan, Tacikistan ve Kazakistan tarafından, üye ülkeler arasında güvenin artırılması, sınır bölgelerinin silahsızlandırılması ve bölgesel iş birliğinin teşvik edilmesi amacıyla ve “Şangay Beşlisi” adıyla kurulmuştur. Bu ilk süreçte, Şangay Beşlisi’nin temel amacı, üye ülkeler arasındaki sınır çatışmalarının sonlandırılması, sınır bölgelerinin silahsızlandırılması ve bölgesel iş birliğinin teşviki olarak belirtilmiş ve bu yönde bazı anlaşmalar imzalanmıştır. 1996-2000 yıllarında ŞİÖ toplantıları, sırasıyla; Şangay, Moskova, Almatı, Bişkek ve Duşanbe’de yapılmıştır. Bu ilk dönemde daha çok sınır çatışmalarını konu alması nedeniyle, ŞİÖ, bazılarınca “Doğu’nun NATO’su” olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca bu noktada ŞİÖ’nün üyelerinin katılımıyla 1990’lardan itibaren birçok askeri tatbikat düzenlediğini de belirtmek gerekir.

15 Haziran 2001 tarihinde, Özbekistan’ın da katılımıyla Çin’in Şangay şehrinde yapılan altıncı toplantıda, Şanghay Beşlisi, yerini daimî bir hükümetlerarası uluslararası örgüt statüsünde Şanghay İş Birliği Örgütü’ne bırakmıştır. Bu toplantıda, üye 6 devletin imzasıyla “Şangay İş Birliği Örgütü’nün Kurulmasına Dair Deklarasyon” ile örgüt resmen hayata geçirilmiş ve ayrıca “Terörizm, Ayrılıkçılık ve Köktencilikle Mücadele Hakkında Şangay Sözleşmesi” imzalanmıştır. 2002 yılı Haziran ayında St. Petersburg’da düzenlenen ŞİÖ Devlet Başkanları Zirvesi’nde ise, örgütün resmi tüzüğü kabul edilmiş ve 19 Eylül 2003 itibariyle yürürlüğe girmiştir.

ŞİÖ’nin 5 kurucu üyesi; Çin, Rusya, Kırgızistan, Tacikistan ve Kazakistan’dır. 2001 yılında, Özbekistan, ŞİÖ’nün altıncı üyesi olmuştur. 8-9 Haziran 2017 tarihlerinde Astana’da düzenlenen tarihi zirvede, ŞİÖ, Hindistan ve Pakistan’ı yedinci ve sekizinci üyeleri olarak kabul etmiştir. Böylelikle, ŞİÖ, dünya üzerindeki yaklaşık 3,2 milyar insanı temsil eden dünyanın en büyük -Birleşmiş Milletler sayılmazsa- uluslararası kuruluşu hüviyetine ulaşmıştır. Ayrıca, İran İslam Cumhuriyeti de 2022 yılında imzaladığı belge ile örgütün dokuzuncu üyesi olmuş ve ŞİÖ daha da genişlemiştir.[4] Örgüte “gözlemci üye” statüsünde üye olan devletler; Afganistan, Moğolistan ve Beyaz Rusya’dır (Belarus). Türkiye, Azerbaycan, Sri Lanka, Ermenistan, Kamboçya, Mısır, Katar, Suudi Arabistan ve Nepal ise, örgütün “diyalog ortağı” statüsünde olan devletlerdir. Dahası, Katar, Bahreyn, Maldivler, Myanmar (Burma) ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) de yakında örgüte diyalog partneri olarak kabul edilmesi planlanmaktadır.

ŞİÖ, özü itibariyle sınır güvenliği ve bu bölgelerin silahsızlandırılmasını amaçlayan hükümetlerarası bir güvenlik örgütü hüviyetindedir. Ayrıca ilerleyen süreçte özellikle enerji güvenliği konusunda önemli çalışmalara imza atmıştır. Bu anlamda, ŞİÖ, Avrupa Birliği (AB) gibi siyasi-ekonomik bütünleşmeyi bir örgütten ziyade, NATO benzeri bir uluslararası/bölgesel güvenlik örgütü olma yolunda ilerlemektedir. Çin-Rusya ekseninde kurulan ŞİÖ dışında bölgede bir de Rusya’nın 2002 yılında kurduğu ve 6 Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ülkesini (Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Belarus/Beyaz Rusya ve Ermenistan) üyeliğe kabul eden Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü’nün olduğunu hatırlatmak gerekir.

Türkiye’nin ŞİÖ’ye Üyelik İhtimali

1952 yılından beri Kuzey Atlantik Paktı-NATO’nun üyesi olan Türkiye’nin ŞİÖ’ye üyelik ihtimali, kuşkusuz oldukça sıra dışı bir durumdur. Zira ŞİÖ, daha önce de belirtildiği üzere temelde güvenlik eksenli bir oluşumdur ve Türkiye de bu konudaki tercihini ABD’nin başını çektiği Batı bloku olarak uzun zaman önce yapmıştır. Bu anlamda, Türkiye’nin ŞİÖ üyeliği, Rusya’nın ŞİÖ İlişkilerinden Sorumlu Özel Yetkili Büyükelçisi Bakhtiyor Khakimov’un belirttiği üzere[5], mantıken Türkiye’nin NATO’dan ayrılması durumunda gerçekleşebilecek bir hadisedir. Şu ana kadar tam üyelik konusunda Ankara’dan herhangi bir resmi başvurunun yapılmadığını da bu noktada belirtmek gerekir. Dolayısıyla, Türkiye’nin ŞİÖ üyeliği, en azından şu an için, dış politikada stratejik bir tercihten ziyade, Batılı müttefikleriyle arası son dönemde bozulan Türkiye’nin ön plana çıkardığı bir taktik koz durumundadır. Euronews’e konuşan Kadir Has Üniversitesi’nden Prof. Dr. Serhat Güvenç de, Türkiye eğer ŞİÖ üyeliğinde ciddi ise, “muhtemelen Türkiye’nin NATO’dan çıkmayı da planladığını düşünmemiz gerekir” demektedir.[6] Bu ise, kuşkusuz, Türkiye’nin Kıbrıs ve daha birçok alanda Batılı müttefikleriyle askeri olarak karşı karşıya geleceği bir felaket senaryosu olacaktır. Zira kuşkusuz, Türkiye’nin NATO’dan çıkması halinde Güney Kıbrıs Rum Kesimi birliğe üye yapılacak ve Ankara, Kıbrıs’ta işgalci durumuna düşürülecektir.

Ayrıca, genişleyen ve birbirleriyle ciddi sorunları olan üyeleri (Hindistan vs. Pakistan, yakın bir gelecekte muhtemelen İran vs. Arap devletleri) kabul eden ŞİÖ’nün yakın gelecekte karar alma konusunda da ciddi sorunlar yaşaması muhtemeldir. Nitekim bölge uzmanı Dr. Ümit Alperen’e göre, “ŞİÖ, ortak bir karar alabilmekten, politika oluşturabilmekten hızla uzaklaşırken, Asya’nın kavgalı devletlerini bir araya getirebilen bir yapıya dönüşmektedir”.[7] Buna karşın, Alperen, dünya nüfusunun yüzde 40’ının, Avrasya coğrafyasının yüzde 60’ının ve dünya ekonomisinin yüzde 30’unun bir araya geldiği bir platformda Türkiye’nin yer almasının önemine dikkat çekmektedir.

Sonuç,

Sonuç olarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ŞİÖ çıkışı, eğer Ankara NATO’dan ayrılmak konusunda ciddi bir planlama içerisinde değilse, şimdilik bir taktik çıkış olarak yorumlanmalıdır. Bu çıkışın sebebi ise, Türkiye’nin yıllardır AB üyeliği konusunda ilerletilmemesi ve NATO müttefiki ülkelerin de başta ABD olmak üzere Türkiye’nin ulusal güvenliği konusundaki isteklerine kayıtsız kalmalarıdır. Bu noktada Ankara’nın yeni nesil savaş jetlerinin tedariki ve Suriye’de PKK devletine karşı durulması gibi istekleri en ön plana çıkan hususlardır.

Kapak Fotoğrafı: Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Tacikistan Cumhurbaşkanı İmamali Rahman, Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin, Beyaz Rusya (Belarus) Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko ve İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi (soldan sağa)[8]

Doç. Dr. Ozan ÖRMECİ

 

KAYNAKÇA

DİPNOTLAR

[1] NTV (2022), “Cumhurbaşkanı Erdoğan: Hedefimiz Şanghay İşbirliği Örgütü'ne tam üyelik”, 17.09.2022, Erişim Tarihi: 21.09.2022, Erişim Adresi: https://www.ntv.com.tr/turkiye/cumhurbaskani-erdogan-hedefimiz-sanghay-isbirligi-orgutune-tam-uyelik,LfRNy56wFUqCn0BbwbF4lA.

[2] Sedat Ergin (2022), “Şanghay Örgütü ile imzalanan 'Muhtıra' ne getiriyor?”, Hürriyet, 16.09.2022, Erişim Tarihi: 21.09.2022, Erişim Adresi: https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/sedat-ergin/sanghay-orgutu-ile-imzalanan-muhtira-ne-getiriyor-42138140.

[3] Web sitesi için bakınız; http://eng.sectsco.org/. Detaylı bilgiler için bakınız; Örmeci, Ozan & Kısacık, Sina (2021), “Şanghay İşbirliği Örgütü’nün Enerji Güvenliği Politikaları Çerçevesinde Çin-Rusya İlişkilerini Anlamak”, İstanbul Kent Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Dergisi, Cilt 2, Sayı: 1, ss. 1-24.

[4] Ahmet Dursun (2022), “İran, Şanghay İşbirliği Örgütü'ne tam üyelik belgesini imzaladı”, Anadolu Ajansı, 15.09.2022, Erişim Tarihi: 21.09.2022, Erişim Adresi: https://www.aa.com.tr/tr/dunya/iran-sanghay-isbirligi-orgutune-tam-uyelik-belgesini-imzaladi/2685556.

[5] Yeniçağ (2022), “Putin’den Erdoğan’a Şanghay şartı: Türkiye önce NATO’dan ayrılsın. Birleşmiş Milletlerde bütün ülkeler bunu konuşuyor”, 20.09.2022, Erişim Tarihi: 21.09.2022, Erişim Adresi: https://www.yenicaggazetesi.com.tr/mobi/rusya-devlet-baskani-vladimir-putinden-cumhurbaskani-erdogana-sanghay-sarti-turkiye-once-natodan-ayrilsin-birlesmis-milletlerde-butun-ulkeler-bunu-konusuyor-580198h.htm.

[6] Euronews (2022), “NATO üyesi Türkiye, Şanghay İşbirliği Örgütü'ne üye olabilir mi?”, 20.09.2022, Erişim Tarihi: 21.09.2022, Erişim Adresi: https://tr.euronews.com/2022/09/20/nato-uyesi-turkiye-sanghay-isbirligi-orgutune-uye-olabilir-mi.

[7] Ümit Alperen (2022), “Şanghay İşbirliği Örgütü nereye koşuyor?”, Fikir Turu, 16.09.2022, Erişim Tarihi: 21.09.2022, Erişim Adresi: https://fikirturu.com/jeo-strateji/sanghay-isbirligi-orgutu-nereye-kosuyor/.

[8] BBC Türkçe (2022), “Erdoğan: Hedef Şanghay İşbirliği Örgütü üyeliği”, 17.09.2022, Erişim Tarihi: 21.09.2022, Erişim Adresi: https://www.bbc.com/turkce/articles/c51xjq2ry11o.


20 Eylül 2022 Salı

2022 İtalya Genel Seçimleri: Aşırı Sağ İktidara Koşuyor


Giriş

Avrupa Birliği’nin en önemli ülkelerinden ve dünyanın 9. büyük ekonomisi olan İtalya’da hükümetlerin kısa süreli olması geleneği devam ediyor. Öyle ki, 2021 yılında göreve gelen Başbakan Mario Draghi’nin de istifasıyla birlikte, 25 Eylül 2022 tarihinde ülke genelinde bir kez daha erken genel seçime gidilecek. Bu yazıda, 2022 İtalya genel seçimlerini analiz edeceğim.

İtalya’da Yeniden Hükümet Krizi

İkinci Dünya Savaşı sonrasında 1946’da yapılan halk oylamasıyla Cumhuriyet rejimine geçen ve o tarihten bu yana çift meclisli (Senato ve Temsilciler Meclisi) yasama sistemiyle yönetilen İtalya’da, son 76 yıldaki 18 farklı yasama döneminde bugüne kadar tam 67 hükümet görev yaptı.[1] Bu yönüyle çok ilginç ve istikrarsız bir parlamenter demokrasi örneği olan İtalya’da, ortalama bir hükümetin görev süresi ise yalnızca 1,1 yıl düzeyinde.[2] Nitekim bu geleneği eski Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi’nin Şubat 2021’de kurduğu ve büyük meclis desteğiyle göreve başlayan hükümet de devam ettirdi ve birçok farklı partinin katılımıyla[3] kurulan hükümetten 5 Yıldız Hareketi, Lig Partisi ve Forza Italia’nın desteklerini çekmesiyle birlikte yeni bir genel seçimin yol açılmış oldu. Krize giden süreç ise önceki Başbakan Giuseppe Conte’nin lideri olduğu 5 Yıldız Hareketi’nin Draghi’nin Covid-19 sürecinde açıkladığı ekonomik yardım kararnamesine verdiği desteği geri çekmesi oldu.[4] Ayrıca, İtalyan basınında, bu karar sonrasında İtalyan aşırı sağı ve özellikle Lig Partisi’nin Rusya ile olan bağları gündeme getirildi.[5] Böylelikle, Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella’nın parlamentoyu feshetmesiyle, ülke tarihinde 9. kez erken genel seçime gidilecek. İtalya’da daha önce 1972, 1976, 1979, 1983, 1987, 1994, 1996 ve 2008 yıllarında olmak üzere tam 8 kez erken seçime gidilmişti. İlginç bir detay ise, ülkede bir yüzyıldan uzun süredir ilk kez sonbaharda seçim yapılacak olması.[6] Seçimde 400 sandalyeli Temsilciler Meclisi ve 315 sandalyeli Senato’nun yeni temsilcileri (bu sayılar 2020 anayasa değişikliği referandumu sonrası azaltılmıştır) belirlenecek ve ortaya yeni bir hükümet çıkacak. Bu hükümetin ise aşırı sağ tandanslı olması bekleniyor. Bu durum da, İtalyan demokrasisinin geleceği adına belirsizliklerin ortaya çıkmasına neden oluyor.

Mario Draghi

Floransa Üniversitesi’nden Siyaset Bilimi Profesörü olan Alessandro Chiaramonte, 2013 yılından beri İtalya’da seçimlerin belirleyici bir hükümet sonucu ortaya koyamadığını belirterek, bu nedenle hükümetlerin birbirleriyle ideolojik açıdan uyumlu olmayan çok sayıda parti tarafından kurulduğunun altını çiziyor.[7] Roma Amerikan Üniversitesi’nden Cecilia Sottilotta ise, doğalgaz fiyatları, enflasyon ve işsizlik gibi sorunların yanı sıra, Avrupa Birliği ve NATO ile ilişkiler açısından da bu seçimin kritik olacağını vurguluyor.[8]

Giorgia Meloni ve İtalya’nın Kardeşleri

Seçim öncesi yapılan anketler incelendiğinde[9]; faşist çizgiye yakın aşırı sağcı Giorgia Meloni liderliğindeki İtalya’nın Kardeşleri (Fratelli d'Italia-FdI) partisinin yüzde 24-25 civarında oyla sandıktan birinci çıkması bekleniyor. Meloni ve partisinin ülke içerisinde ve Avrupa genelinde çok tartışmalı olduğunu da bu noktada belirtmek gerekiyor. Öyle ki, İtalya’nın ilk kadın Başbakanı ve İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ülkenin ilk aşırı sağcı lideri olmasını sağlayabilecek bir destek dalgasına sahip olduğu anlaşılan Meloni, partisinin faşist köklerini reddetmiyor ve Hıristiyanlık, vatanseverlik, annelik ve aile değerleri gibi muhafazakâr kavramları siyasette ön plana çıkarıyor.[10] Meloni, kadın Başbakan vurgusu ve güzel görüntüsüyle de dikkatleri üzerine çekiyor. İtalya’nın Kardeşleri partisinin kökleri, faşist diktatör Benito Mussolini’nin ölümünün ardından kurulan neo-faşist bir parti olan İtalyan Sosyal Hareketi’ne (MSI) kadar uzanıyor. Partinin daha önce Mussolini’nin iki akrabasını üyeliğe kabul etmesi ve Meloni’nin 1996 yılında verdiği bir röportajda Mussolini’yi “İtalya için her şeyi yapan iyi bir politikacı” olarak nitelendirmesi de kuşkuları artırıyor.[11] Partinin LGBT lobileri ve İslamcılık karşıtı vurguları da dikkat çekiyor. Hatta partinin logosunda da faşist lider Mussolini’nin mezarından ilhamını alan ve neo-faşist MSI’nın sembolü olan İtalyan bayrağının renklerindeki ateş var.[12]

İtalya’nın Kardeşleri partisi logosu

Sapienza Üniversitesi’nden Siyaset Bilimi Profesörü Gianluca Passarelli ise, Meloni ve partisinin “faşist” olduğu iddiasını reddediyor. Ona göre, sistemi güç elde ederek yok etmeye dayalı olan faşizmden farklı olarak, Meloni ve partisinin böyle bir istekleri ve bunu yapmaya uygun güçleri yok. Fakat partinin neo-faşist kanatlarının olduğunu kabul eden Passarelli’ye göre, Meloni, bu aşırıcı unsurlarla parti arasında bir denge gözetmeye çalışıyor.[13] Bu noktada, Passarelli, Meloni’nin demokrasiden çok Avrupa Birliği (AB) için bir tehdit olduğunu vurguluyor ve onu Macaristan (Viktor Orban) ve Fransa’daki (Marine Le Pen) popülist sağ liderlere benzetiyor.[14] Her halükarda, 2018 genel seçimlerinde yalnızca yüzde 4,4 oy alan Meloni ve partisinin bu hızlı yükselişi, İtalya ve AB adına alarm zillerinin çalması demek.

Giorgia Meloni

Demokratik Parti

Seçimde sandıktan birinci çıkmak konusunda İtalya’nın Kardeşleri partisini zorlayabilecek konumda olan tek parti, anketlerde yüzde 21-22 oranında desteği gözüken Enrico Letta liderliğindeki merkez sol Demokratik Parti (PD). 2007 yılında İtalyan Komünist Partisi’nin devamı niteliğindeki Solun Demokratları Partisi’nin (Democratici di Sinistra-DS) ardılı olarak kurulan PD, o tarihten bu yana çeşitli koalisyonlar sonucu Romano Prodi (2006-2008), Enrico Letta (2013-2014), Matteo Renzi (2014-2016) ve Paolo Gentiloni (2016-2018) gibi birçok farklı Başbakan çıkarmayı başarmış etkili bir siyasal geleneği temsil ediyor. Parti, 2019 genel seçimlerinde ise Matteo Renzi liderliğinde yüzde 19 oyda kalarak hayal kırıklığı yaratmıştı. Sosyal demokrasi ve liberalizm ideolojilerinin kesişim kümesinde yer alan parti, genel olarak ılımlı ve Avrupa yanlısı bir duruşa sahip. Örneğin, Rus lider Vladimir Putin’e ve Ukrayna'daki savaşa şiddetle karşı çıkıyor ve aynı zamanda eşcinsel evlilik ve homofobi karşıtı yasalar da dahil olmak üzere LGBT haklarını açıkça destekliyor.[15] Seçimde İtalya’nın Kardeşleri partisi beklenen patlamayı yapamazsa veya AB tarafından Meloni ve partisinin iktidara gelmemesi yönünde yapılacak telkinler etkili olursa, Letta, 2014’ten sonra bir kez daha Başbakanlık koltuğuna oturabilir. Lakin, bu durumda Letta’nın kendi partisinden ideolojik olarak epey farklı olan partilerle geniş katılımlı bir koalisyon hükümetini oluşturması gerekecek.

Enrico Letta

Diğer İddialı Partiler

Diğer partiler arasında anketler arasında en iddialı gözüken siyasal oluşum ise yüzde 13 düzeylerinde gözüken 5 Yıldız Hareketi. 2009 yılında komedyen Beppe Grillo tarafından kurulan AB şüphecisi popülist parti, 2013 yılında Grillo liderliğinde yolsuzluk karşıtı mesajlarıyla büyük bir çıkış yakalayarak beklenmedik şekilde ülkedeki ikinci büyük parti konumuna yükselmiş, Grillo’dan sonra liderliği üstlenen Giuseppe Conte ve partinin Başbakan adayı olan Luigi di Maio döneminde de 2018 genel seçimlerinden yüzde 32-33 oyla birinci parti çıkarak koalisyon hükümetleri kurmayı başarmıştı. Ancak son yıllarda düşüşe geçen partiden bu seçimde üçüncülüğün ötesinde bir başarı beklenmiyor.

Giuseppe Conte

Seçime giren bir diğer iddialı parti ise, anketlerde yüzde 12 düzeyinde gözüken Matteo Salvini liderliğindeki aşırı sağcı ve göçmen karşıtı Lig Partisi. Daha önce Kuzey Ligi (Lega Nord) olan partinin devamı niteliğindeki Lig Partisi, aşırı sağcı ve milliyetçi vurgularıyla sağ blokun kuracağı bir koalisyon hükümetinde yer almaya uygun bir siyasal oluşum. Önceleri kuzey vilayetlerinde etkili olan bir bölgesel parti görünümündeki Lig Partisi, son yıllarda ise artık ulusal bir parti hüviyeti kazanmış durumda. Nitekim parti, 2018 genel seçimlerinde yüzde 17 düzeyinde oy almıştı. Salvini ise, Rus lider Putin’e olan hayranlığını gizlemese de, Ukrayna Krizi’nde Rusya’yı eleştirerek ülkesinde oluşan tepkileri kendi lehine yönlendirmeyi amaçladı.

Matteo Salvini

Eski unutulmaz Başbakan, medya patronu ve AC Milan kulübünün sahibi Silvio Berlusconi’nin merkez sağ çizgideki partisi Forza Italia, bu seçim öncesinde anketlerde yüzde 7-8 düzeylerinde gözüküyor. Berlusconi, sağ koalisyon hükümetlerinde yine bir şekilde yer almayı başarabilir. Ancak 2018 seçimlerinde yüzde 14 oy alan Berlusconi’nin partisindeki olumsuz gidişat sürüyor.

Silvio Berlusconi

AB yanlısı ve liberal çizgideki Aksiyon (Azione) partisi ise, 2019 yılında Biz Avrupalıyız (Siamo Europei-SE) adıyla kurulmuş yeni bir oluşum. Carlo Calenda liderliğindeki parti, bu seçime eski Başbakan Matteo Renzi’nin PD’den ayrılarak 2019 yılında kurduğu merkez-merkez sol çizgideki Yaşasın İtalya (Italia Viva-IV) partisiyle birlikte girecek. Bu sinerji sayesinde, iki partiden oluşan seçim ittifakının ilk seçiminde yüzde 7 civarında oy alması bekleniyor. İki partinin de AB yanlısı ve İtalyan iş dünyasını yeniden canlandırmayı ve dijitalleşmeyi amaçlayan ekonomik liberal çizgide siyaset yapmaları da bu birlikteliği etkin hale getiriyor.[16] Bu iki partiden oluşan seçim ittifakı, koalisyon hükümetlerinin meclis çoğunluğuna ulaşmasında oldukça kritik bir konuma gelerek Bakanlık bile kazanabilir. Nitekim İtalyan basının da ittifakı “Üçüncü Kutup” (Terzo Polo) olarak adlandırıyor.

Matteo Renzi-Carlo Calenda

Sonuç

Sonuç olarak, 2022 İtalya genel seçimleri, bu ülkenin Rusya, ABD ve AB ile olan ilişkilerinin geleceğinin belirlenmesi adına çok önemli bir test olacağa benziyor. Roma’daki özel LUISS Üniversitesi Siyasal Bilgiler Okulu (SOG) Direktörü Prof. Giovanni Orsina, seçim hakkında “Şu an itibarıyla sağ ittifak favori durumda. Sağ ittifakın bir hükümet ortaya çıkarması muhtemeldir ancak bu kesindir diyemeyiz.” diye konuşuyor.[17] Orsina, iktidara gelmesinden korkulan Meloni’nin ise seçilmesi durumunda Atlantikçi bir çizgide siyaset yapabileceğini ve AB ile ilişkilerde çok çatışmacı bir üslup benimsemeyeceğini iddia ediyor.[18] Her şekilde, İtalyan demokrasisinin daha istikrarlı ve kararlı hükümetler kurması şart.

Kapak fotoğrafı: Matteo Salvini-Giorgia Meloni-Silvio Berlusconi (soldan sağa)[19]

Doç. Dr. Ozan ÖRMECİ

 

KAYNAKÇA

 

DİPNOTLAR

[1] Barış Seçkin (2022), “Hükümetlerin ömrünün çok kısa sürdüğü İtalya'da 9. kez erken seçim yapılacak”, Anadolu Ajansı, 29.07.2022, Erişim Tarihi: 20.09.2022, Erişim Adresi: https://www.aa.com.tr/tr/dunya/hukumetlerin-omrunun-cok-kisa-surdugu-italyada-9-kez-erken-secim-yapilacak/2648400.

[2] A.g.e.

[3] Bu partiler şunlardır: 5 Yıldız Hareketi, Lig Partisi (Lega), Demokratik Parti (Partito Democratico-PD), Forza Italia, Gelecek İçin Birlikte (Insieme per il Futuro-IpF), Italia Viva, Birinci Madde Partisi (Articolo Uno), Aksiyon Partisi (Azione), A2050, Demokratik Merkez (Centro Democratico-CD), İtalya ile Birlikte (Noi con l’Italia-NCL) ve Daha Fazla Avrupa Partisi (Più Europa/+Europa).

[4] Euronews (2022), “İtalya erken seçimlere gidiyor: Aşırı sağ iktidara geliyor mu?”, 19.09.2022, Erişim Tarihi: 20.09.2022, Erişim Adresi: https://tr.euronews.com/2022/09/19/italya-erken-secimlere-gidiyor-asiri-sag-iktidara-geliyor-mu.

[5] Barış Seçkin (2022), “İtalya’daki hükümet krizinde Salvini ile Rusya arasında bağ iddiası”, Anadolu Ajansı, 28.07.2022, Erişim Tarihi: 20.09.2022, Erişim Adresi: https://www.aa.com.tr/tr/dunya/italyadaki-hukumet-krizinde-salvini-ile-rusya-arasinda-bag-iddiasi/2648038.

[6] Sözcü (2022), “İtalya’da erken seçim tarihi belli oldu”, 22.07.2022, Erişim Tarihi: 20.09.2022, Erişim Adresi: https://www.sozcu.com.tr/2022/dunya/italyada-erken-secim-tarihi-belli-oldu-7263245/.

[7] Thomas O Folk (2022), “Can Italy find stability with its upcoming election?”, AlJazeera, 12.08.2022, Erişim Tarihi: 20.09.2022, Erişim Adresi: https://www.aljazeera.com/features/2022/8/12/can-italy-find-stability-with-its-upcoming-election.

[8] A.g.e.

[9] Wikipedia, “Opinion polling for the 2022 Italian general election”, Erişim Tarihi: 20.09.2022, Erişim Adresi: https://en.wikipedia.org/wiki/Opinion_polling_for_the_2022_Italian_general_election.

[10] Euronews (2022), “İtalya seçimleri: Adı faşizmle anılan aşırı sağcı Georgia Meloni kamuoyu yoklamalarında ilk sırada”, 16.08.2022, Erişim Tarihi: 20.09.2022, Erişim Adresi: https://tr.euronews.com/2022/08/16/italya-secimleri-adi-fasizmle-anilan-asiri-sagci-georgia-meloni-kamuoyu-yoklamalarinda-ilk.

[11] Euronews (2022), “İtalya erken seçimlere gidiyor: Aşırı sağ iktidara geliyor mu?”, 19.09.2022, Erişim Tarihi: 20.09.2022, Erişim Adresi: https://tr.euronews.com/2022/09/19/italya-erken-secimlere-gidiyor-asiri-sag-iktidara-geliyor-mu.

[12] Övgü Pınar (2022), “Giorgia Meloni: İtalya'nın ilk kadın başbakanı olması muhtemel aşırı sağcı siyasetçi”, BBC Türkçe, 25.07.2022, Erişim Tarihi: 20.09.2022, Erişim Adresi: https://www.bbc.com/turkce/articles/cgx01wq52l7o.

[13] Mark Lowen (2022), “Giorgia Meloni: Far-right leader who's favourite to run Italy”, BBC, 26.08.2022, Erişim Tarihi: 20.09.2022, Erişim Adresi: https://www.bbc.com/news/world-europe-62659183.

[14] A.g.e.

[15]Euronews (2022), “İtalya erken seçimlere gidiyor: Aşırı sağ iktidara geliyor mu?”, 19.09.2022, Erişim Tarihi: 20.09.2022, Erişim Adresi: https://tr.euronews.com/2022/09/19/italya-erken-secimlere-gidiyor-asiri-sag-iktidara-geliyor-mu.

[16] Euronews (2022), “İtalya erken seçimlere gidiyor: Aşırı sağ iktidara geliyor mu?”, 19.09.2022, Erişim Tarihi: 20.09.2022, Erişim Adresi: https://tr.euronews.com/2022/09/19/italya-erken-secimlere-gidiyor-asiri-sag-iktidara-geliyor-mu.

[17] Barış Seçkin (2022), “Hükümetlerin ömrünün çok kısa sürdüğü İtalya'da 9. kez erken seçim yapılacak”, Anadolu Ajansı, 29.07.2022, Erişim Tarihi: 20.09.2022, Erişim Adresi: https://www.aa.com.tr/tr/dunya/hukumetlerin-omrunun-cok-kisa-surdugu-italyada-9-kez-erken-secim-yapilacak/2648400.

[18] A.g.e.

[19] Thomas O Folk (2022), “Can Italy find stability with its upcoming election?”, AlJazeera, 12.08.2022, Erişim Tarihi: 20.09.2022, Erişim Adresi: https://www.aljazeera.com/features/2022/8/12/can-italy-find-stability-with-its-upcoming-election.