8 Temmuz 2020 Çarşamba

Amerikalı İşadamı Bill Gates'in Salgın Hastalıklarla İlgili Konuşması


Amerikalı ünlü işadamı ve Microsoft firmasının kurucusu Bill Gates (1955-)[1], 110 milyar doların üzerindeki servetiyle ABD’nin ve dünyanın en zengin işadamlarından birisidir. Gates, ayrıca, eşi Melinda Gates ile birlikte kurduğu Bill & Melinda Gates Foundation aracılığıyla dünyada en fazla yardım faaliyeti gerçekleştiren kişilerinden de birisidir. Son dönemde Netflix’in yayınladığı “Inside Bill’s Brain: Decoding Bill Gates” adlı yapımla[2] hayatı ve yardım faaliyetleri gündeme gelen Gates, aynı zamanda kendisini geliştirmek için sürekli farklı konularda kitaplar okuyan önemli bir entelektüeldir. Bu yazıda, Bill Gates’in 2015 yılında Ted Talks kapsamında yaptığı ve son koronavirüs (Covid-19) salgınıyla birlikte uluslararası medyanın da ilgisine mazhar olan “We are not ready for the next pandemic” (Gelecek salgın için hazırlıklı değiliz) konuşması özetlenecektir.

Bill Gates’in Ted Talks konuşması

Konuşmasına kendi çocukluğunun geçtiği 1960’larda en büyük korkularının nükleer savaş yaşanması olduğunu anımsatarak başlayan ünlü işadamı, daha sonra günümüzde artık milyonlarca insanın ölümüne yol açacak şeyin büyük savaşlar değil, gözle görülmesi bile imkânsız olan etkili virüsler olduğunu söylemektedir. Daha sonra, geçmişte nükleer savaşları durdurmak için devletlerin büyük yatırımlar yaptığını belirten Bill Gates, oysa salgın hastalıklar karşısında günümüzde ABD ve diğer devletlerin yeterince yatırım yapmadıklarına dikkat çekmektedir. Bu noktada konuşmasına adını veren “We are not ready for the next pandemic” (Gelecek salgın için hazırlıklı değiliz) ifadesini kullanan Gates, böylelikle koronavirüs salgınından yaklaşık 5 yıl kadar önce böyle bir felaketin yaşanabileceğini öngörmektedir. Daha sonra bu sonuca ulaşmasına yol açan örnekleri sıralayan Gates, Ebola hastalığı sürecinde yaşananları özetlemekte ve dünyadaki devletler ve uluslararası kuruluşların bu konuda ne kadar yetersiz kaldıklarını açıklamaktadır. Bu noktada, Dünya Sağlık Örgütü-WHO’nun bu gibi salgınları takip etmek için kurulduğunu, ancak bu tarz epidemilerle mücadele etmek için gerekli imkânlara sahip olmadığını belirten Gates, Hollywood filmlerinin aksine, dünyada alanında yetkin epidemoloji uzmanlarının bulunmadığını da söylemektedir. Dünya genelinde 10.000’in üzerinde insanın ölümüne yol açan Ebola’dan sonra yaşanacak salgının çok daha ölümcül olabileceği tespitini de yapan Gates, bunun nedenini ise; o dönemde Afrika’da görev yapan sağlık çalışanlarının başarısı, Ebola’nın -Covid-19 veya koronavirüs olarak bilinen virüsün aksine- hava yoluyla bulaşmaması ve hastalığın kalabalık şehirlerde ortaya çıkmamasıyla açıklamaktadır. Bu tarz salgın hastalıkların doğal olarak veya biyoterörizm kaynaklı olarak ortaya çıkabileceğini de belirten Amerikalı ünlü işadamı, 1918 yılında ortaya çıkan ve hava yoluyla yayılabilen İspanyol gribinin kısa sürede 33 milyonun üzerinde insanın ölümüne yol açtığını hatırlatarak, bu nedenle epidemileri ciddiye almak gerektiğinin altını çizmektedir. Daha sonra, ülkesi ABD’nin bilim ve teknoloji olarak iyi durumda olduğunu kaydeden Gates, buna rağmen küresel bir sağlık mekanizması olmadan pandemilerle mücadele etmenin mümkün olamayacağını düşünmektedir. Bu doğrultuda, pandemilerle mücadele etmeyi askeri bir mücadeleye benzeten Gates, nasıl ordular savaş için hazırlık yapıyorlar ve eğitim faaliyetleri düzenliyorlarsa, tüm sağlık birimleri ve ilgili kişilerin de pandemiler için hazırlık yapmaları gerektiğini vurgulamaktadır. Bu bağlamda, Gates, pandemilerle mücadele için; 1-) geri kalmış ülkelerde sağlık sistemlerinin iyileştirilmesi, 2-) tıbbi koruma birimlerinin oluşturulması, 3-) güvenlik birimleri (ordular vs.) ile sağlık çalışanlarının birlikte/koordineli olarak çalışmaları, 4-) simülasyonlarla salgınlara karşı dayanıklı ve hazırlıklı hale gelinmesi, 5-) tıp alanında ar-ge çalışmalarına daha büyük bütçe/kaynak ayrılması gibi önemli önerilerde bulunmaktadır. Bu konuda bir bütçe planlaması yapmadığını; ancak olası hasar ve zararlar düşünüldüğünde bunun gayet karşılanabilir bir bütçe olacağını düşündüğünü de söyleyen Amerikalı konuşmacı, Dünya Bankası’nın tahminlerine göre, küresel bir salgında üç trilyon dolarlık zararının oluşabileceği ve milyonlarca insanın hayatını kaybedebileceğinin ortaya çıktığını da sözlerine eklemektedir. Konuşmasının sonunda, Ebola salgınının bir uyarı olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Bill Gates, bu aşamada gecikmeden çalışmalara başlamak gerektiğini söyleyerek konuşmasını tamamlamaktadır.

Amerikalı işadamı Bill Gates’in 2015 yılında yaptığı bu konuşma, salgın hastalıkların 21. yüzyıl dünyasında ne derece tehlikeli ve riskli olacağını göstermesi bakımından son derece önemlidir. Son Covid-19 (koronavirüs) salgınıyla bu durum daha da net biçimde ortaya çıkmıştır. Bu nedenle, devletlerin pandemilerle mücadele edebilmek için Dünya Sağlık Örgütü-WHO’nun dönüşümünün sağlanması ya da başka bir uluslararası kuruluşun hayata geçirilmesi için işbirliği yapmaları gerekmektedir. Ancak ne kadar trajiktir ki, ABD Başkanı Donald Trump, tam da koronavirüs döneminde ülkesini Dünya Sağlık Örgütü üyeliğinden çekmiştir.[3] Trump’ın kararı, pandemilerle mücadele için yeni bir uluslararası kuruluşun oluşumuna olanak sağlayacaksa, bu, olumsuz bir gelişme olmaz. Ancak sıfırdan başlamak yerine, Dünya Sağlık Örgütü’nün reforme edilmesi ve pandemilerle mücadele için kendi bütçesi ve uzmanlarına sahip etkin bir örgüt haline getirilmesi sanki daha doğru bir düşünce olur. Gates’in konuşması ve son yaşanan Covid-19 salgını şunu da göstermektedir ki, etnik milliyetçilik ve dini fanatizm nedeniyle birbirlerini öldüren fanatik gruplara ilham kaynağı olan banal milliyetçilik, günümüzde yaşadığımız riskler karşısında son derece ilkel ve aptalca kalmaktadır. Çağın ruhu halen küreselleşme lehinedir ve küresel sorunlarla ancak küresel örgüt ve mekanizmalarla mücadele edilebilir.

Doç. Dr. Ozan ÖRMECİ


[1] Hakkında bilgiler için, bakınız; https://en.wikipedia.org/wiki/Bill_Gates; https://tr.wikipedia.org/wiki/Bill_Gates; https://www.forbes.com/profile/bill-gates/#6bb3bd55689f.
[2] Bakınız; https://www.forbes.com/profile/bill-gates/#6bb3bd55689f.
[3] https://www.sozcu.com.tr/2020/dunya/son-dakika-trump-abdyi-resmi-olarak-dunya-saglik-orgutunden-cekti-5917525/.

7 Temmuz 2020 Salı

Kıbrıs Siyasetinde Yeni Tartışma: Kapalı Maraş Açılacak Mı?


Giriş
Yıllardır Kıbrıs müzakereleri ile gündemde olan Akdeniz’in incisi Kıbrıs, son dönemde Doğu Akdeniz’de keşfedilen hidrokarbon kaynakları ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin bu kaynakları -İsrail, Mısır ve Yunanistan ile birlikte- Avrupa’ya arzı konusunda yaptığı çalışmalarla gündeme gelmekteydi. Ancak Kıbrıs siyasetinde son bir senedir gündem oluşturmaya başlayan yeni bir gelişme, yalnızca Türkiye tarafından tanınan KKTC’de, iktidardaki Ulusal Birlik Partisi (UBP)-Halkın Partisi (HP) koalisyon hükümetinin girişimleri ve Başbakan Ersin Tatar ve Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’ın çabalarıyla, yıllardır turizme kapalı durumda olan “hayalet şehir” Kapalı Maraş’ın açılması projesi oldu. Bu yazıda, bu konuda yapılan girişimleri ve bu girişimlerin Rum Kesimi’nde nasıl algılandığına dair bazı gözlem ve yorumlarımı sizlerle paylaşacağım.

2015 yılında eşim ve öğrencilerimle birlikte Türk Silahlı Kuvvetleri denetimindeki Kapalı Maraş bölgesine yaptığım ziyaretten bir kare

Maraş’ın Kısa Tarihi
Kıbrıs Barış Harekâtı (1974) öncesinde Kıbrıs’ın ve hatta dünyanın en gözde turistik merkezlerinden biri olan Maraş veya İngilizce ismiyle Varosha[1], ki aslında Gazimağusa (Famagusta) ilçesine bağlı küçük bir mahalledir, 13 Ağustos 1974 tarihinde, adaya garantör haklarını kullanarak ikinci defa müdahalede bulunan Türkiye’nin silahlı kuvvetlerine mensup askerlerce kontrol altına alınmıştır.[2] Türkiye müdahalesi öncesinde 5 otel, 60 apartman ve 3.000 civarında ticari işyerinin bulunduğu ve dünyanın ilk 7 yıldızlı otelinin (İngiliz Kraliyet ailesince yapılan Golden Sands Hotel) açıldığı yer olan Maraş, o dönemde tüm Kıbrıs’ın turizm gelirlerinin yarısından fazlasını sağlayan çok önemli bir bölgeydi.[3] Müdahale sonrasında Birleşmiş Milletler (BM) tarafından kontrol edilen tampon bölge “Yeşil Hat” içerisinde kabul edilen Maraş, turizme ve dışarıdan gelenlere (özel izin haricinde) kapatılmış (zaten bu nedenle bölgeye Kapalı Maraş denmeye başlanmıştır) ve burada Birleşmiş Milletler’e ait bir bina ile Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait bazı apartmanlar tahsis edilmiştir. 2004 yılında adanın her iki tarafında oylanan ve Kıbrıslı Rumlarca reddedilen -dönemin BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın hazırladığı- Annan Planı’nda Rumlara bırakılması düşünülen Maraş, 2019 yılından itibaren ise, Ersin Tatar ve Kudret Özersay gibi Kıbrıslı Türk siyasetçilerin Türkiye’deki AK Parti iktidarının da desteğiyle hazırladıkları yeni bir projeyle gündeme gelmeye başlamıştır.

Kıbrıs haritası

Maraş’ın Açılması Projesi
İlk kez 2019 yılında, yeni Başbakan olan Türkiye yanlısı UBP Genel Başkanı Ersin Tatar tarafından ciddi şekilde gündeme getirilen Kapalı Maraş’ın turizme açılması projesi, kısa süre içerisinde, hem Kıbrıs meselesinde yeni ve özgün bir proje olması, hem de Kıbrıslı Türklere ve Kıbrıslı Rumlara ekonomik menfaat sağlayabileceği düşüncesiyle hemen ciddiye alınmış ve Türkiye’nin de desteğiyle bu projeyi gerçekleştirmek için gerekli hazırlıklara başlanmıştır. 2020 yılı Şubat ayı içerisinde Türkiye Barolar Birliği’nin (TBB) organize ettiği ve Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın da katıldığı Kapalı Maraş’taki orduevi içerisinde düzenlenen büyük konferans (Türkiye Barolar Birliği Kapalı Maraş Açılımı Toplantısı) sonucunda, KKTC hükümetinin yaptığı girişimler desteklenmiş ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Kıbrıs’ta etkin bir iç hukuk yolu olarak kabul ettiği Taşınmaz Mal Komisyonu’nun (TMK) çalışmaları ve mülkiyet hakları prensipleri doğrultusunda, bu hamlenin kısa süre içerisinde yapılabileceği vurgulanmıştır.[4] Başbakan Ersin Tatar ise, Kapalı Maraş’ın askeri statüsünün sivil statü olarak değiştirilmesi gerektiğini belirtirken, otel sahipleriyle görüşme içerisinde olduklarını ve TMK kararları ve Vakıflar İdaresi’nin talepleri doğrultusunda bu konuyu çözüme ulaştırabileceklerini ifade etmiştir.[5] Kıbrıs’ta federal çözümü savunan KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın bu toplantıya katılmaması dikkat çekerken, Akıncı, Maraş’ın turizme açılmasına karşı olmadığını; ancak bunun uluslararası hukuka uygun yapılması -BM ile anlaşarak- gerektiğini söylemiştir.[6]

Kapalı Maraş’ta 1974’teki haliyle kalan lüks oteller

Rumların Tepkisi ve Uluslararası Hukuk
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Türkiye desteğiyle Kıbrıslı Türk siyasetçilerin yaptığı Kapalı Maraş’ın KKTC denetiminde turizme açılması girişimlerinin provokatif ve uluslararası hukuka aykırı olduğu görüşünü savunmaktadır.[7] Bu girişimler karşısında “ellerinin bağlı olmadığını” belirten Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (Kıbrıs Cumhuriyeti) Devlet Başkanı Nikos Anastasiades, uluslararası hukuk ve Avrupa değerleri ve ilkeleri doğrultusunda haklarını savunacaklarını belirtmiştir.[8] Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1984 tarihli 550 sayılı kararında[9], Konsey üyelerinin KKTC’nin varlığını kabul etmediğini belirtilirken, Maraş bölgesinin yerel sakinleri dışında yerleşime açılmasından da derin kaygı duyulduğu ifade edilmiştir.[10] ABD bu karara çekimser oy verirken, Pakistan bu kararı reddetmiş; diğer 13 ülke ise (ABD dışındaki 4 daimi ülke olan Rusya, Çin, Fransa ve Birleşik Krallık’la birlikte geçici üyeler Burkina Faso, Hollanda, Hindistan, Malta, Mısır, Nikaragua, Peru, Ukrayna, Zimbabve) kararı kabul etmişlerdir.[11] Bu bağlamda, Rum Kesimi’nin iddia ettiği uluslararası hukuka aykırılık düşüncesi BM Güvenlik Konseyi kararlarına uygun gözükmektedir. Nitekim BM Güvenlik Konseyi Başkanı olan Güney Afrikalı diplomat Jerry Matthews Matjila da bu durumu Anastasiades’le aynı temelde yorumlamıştır.[12]

Nikos Anastasiades ve Mustafa Akıncı

Bu uyarı ve eleştirilere karşın, koronavirüs sürecinde Türkiye ve KKTC’li yetkililer, Kapalı Maraş’ın turizme açılması konusundaki çalışmalarını hızlandırmışlar ve Türkyie Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın, “Bugün Maraş hemen açılmalı” açıklamasına KKTC Başbakanı Ersin Tatar’dan büyük destek gelmiştir.[13] KKTC’yi Doğu Akdeniz’in Singapur’u gibi ekonomik açıdan gelişmiş bir cazibe merkezi haline getirmeyi planladıklarını söyleyen Başbakan Tatar, uluslararası hukuk eleştirileri karşısında ise Kıbrıslı Rumlar’ın Kıbrıslı Türkler’in egemenlik haklarını hiçe sayarak yabancı devletlerin enerji firmalarıyla yaptıkları anlaşmaları gündeme getirmiştir.[14] Bunu destekler şekilde, KKTC’deki iktidar partisi Ulusal Birlik Partisi’nin milletvekili Oğuzhan Hasipoğlu, kısa bir süre önce, Maraş’ın yıl sonuna kadar turizme açılabileceğini açıklamıştır.[15]

Sonuç
Sonuç olarak, Türkiye’ye yakın Kıbrıslı Türk siyasetçilerce 2020 Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde gündeme getirilen Kapalı Maraş’ın turizme açılması konusunun hem popülist bir seçim vaadi, hem de Türkiye’nin desteğiyle Kıbrıs’ta artık kalıcı hale gelmeye başlayan bölünmüşlüğü derinleştirmeye yönelik bir hamle olduğu söylenebilir. Bu hamle, Türkiye’nin Avrupa Birliği ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunanistan’la ilişkilerini daha da germekle birlikte, uluslararası hukuka aykırılığın Türkiye’ye sorunlar yaratabileceğini de düşünmek gerekir. Buna karşın, 2004 Annan Planı’nı reddeden tarafın Kıbrıslı Rumlar olduğu gerçeğinden hareketle ve Türkiye’nin son dönemde Doğu Akdeniz’de savaş ve çatışmayı göze alan cüretkâr politikaları da düşünüldüğünde, Cumhurbaşkanlığı seçimini bilhassa Ersin Tatar’ın ve bir ihtimal Kudret Özersay’ın kazanması durumunda bu proje hızlı bir şekilde gerçekleşebilir. Burada KKTC’nin en büyük avantajı ise, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sahadaki muazzam gücü ve Kıbrıslı Rum otel sahiplerinin de ekonomik menfaat güdüsüyle bu projeye destek olma ihtimalleridir. Mustafa Akıncı veya bir diğer iddialı aday olan CTP’li Tufan Erhürman’ın seçimi kazanması durumunda, Kapalı Maraş’ın açılması kısa vadede mümkün olmayacak ve Maraş konusu Kıbrıs müzakerelerinde bir unsur olarak ele alınmaya devam edecektir. Bu ise, uluslararası hukuka uygun olmakla birlikte, Kıbrıslı Türklerin yaklaşık yarım asırdır yaşadıkları haksız ambargo ve baskılara çare olacak gibi gözükmemektedir. Zira Annan Planı sürecinin ispatladığı üzere, Rumlar, Kıbrıs’ta çözümü ancak kendi şartlarında (adadan Türk askerlerinin ayrılması ve garantilerin sulandırılması) istemekte ve hiçbir konuda müzakereye esneklik payı bırakmamaktadırlar.

Kişisel görüşüm ise; böyle bir hamlenin riskli olacağı ve Türkiye’nin zaten birçok sorunu olan ülkelerle daha da kötü ilişkiler kurmasına yol açacağı yönündedir. Bu nedenle, Kıbrıs’ta Türklere reva görülen muameleleri haksızlık olarak değerlendirmeme karşın, bu konuda ileri bir hamle yapabilmek için Türkiye’nin ve KKTC’nin daha da güçlü ve etkili olacağı bir dönemi beklemek gerektiği kanaatindeyim. Bu tarz girişimler, Kıbrıslı Rumlara da artık Kıbrıs Sorunu'nda son şanslarını kullanmaları ve Kıbrıslı Türkleri görmezden gelmeye devam etmeyerek, sorunu hızlı bir şekilde çözmeleri gerektiğini göstermelidir. Bunun çözümü ise, Kıbrıs Sorunu'nun halledilmesi ve Doğu Akdeniz enerji kaynaklarının Avrupa'ya arzı konusunda tüm bölge ülkeleriyle işbirlikleri tesis edilmesidir. 
Doç. Dr. Ozan ÖRMECİ


[1] Savaş öncesinde Maraş’ın görüntüleri için; https://www.youtube.com/watch?v=fzok1aTCpdw.
[2] Maraş’ın kısa tarihi için bakınız; https://tr.wikipedia.org/wiki/Mara%C5%9F,_K%C4%B1br%C4%B1s.
[3] https://www.hurriyet.com.tr/gundem/kibris-kapali-maras-bolgesi-neden-kapali-41445598.
[4] Konferansın sonuç bildirgesi için bakınız; https://www.barobirlik.org.tr/Haberler/turkiye-barolar-birligi-kapali-maras-acilimi-toplantisi-sonuc-bildirisi-81133; https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/tbbden-kapali-maras-acilimi-toplantisi-sonuc-bildirgesi/1739720. Konferansa dair notlar; https://pio.mfa.gov.ct.tr/hukuki-siyasi-ve-ekonomik-yonleri-ile-kapali-maras-acilimi-baslikli-yuvarlak-masa-toplantisi-yapildi/.
[5] Bakınız; https://www.milliyet.com.tr/gundem/kapali-marasin-askeri-bolge-statusu-degismeli-6156492; https://qha.com.tr/haberler/kktc-basbakani-tatar-dan-flas-kapali-maras-aciklamasi/166960/.
[6] Bakınız; https://www.hurriyetdailynews.com/ghost-town-varosha-in-cyprus-to-become-tourist-attraction-152083.
[7] Bakınız; https://www.financialmirror.com/2020/02/17/turkey-trying-to-open-varosha-is-unacceptable/.
[8] https://www.financialmirror.com/2020/02/17/turkey-trying-to-open-varosha-is-unacceptable/.
[9] Orijinal belge buradan görülebilir; http://www.mfa.gov.tr/data/DISPOLITIKA/KIBRIS/BMGuvenlikKOnseyiKarari1984550553559.pdf.
[10] İfade şu şekildedir; “Gravely concerned about the further secessionist acts in the occupied part of the Republic of Cyprus which are in violation of resolution 541 (1983), namely, the purported exchange of ambassadors between Turkey and the legally invalid Turkish Republic of Northern Cyprus and the comtemplated holding of a constitutional referendum and elections, as well as by other actions or threats of actions aimed at further consolidating the purported independent State and the division of Cyprus. Deeply concerned about recent threats for settlement of Varosha by people other than its inhabitants.
[11] Bakınız; http://unscr.com/en/resolutions/550.
[12] https://www.financialmirror.com/2020/02/17/turkey-trying-to-open-varosha-is-unacceptable/.
[13] https://www.hurriyet.com.tr/dunya/kktcde-onemli-hazirlik-kapali-marasin-acilma-sureci-hizlandiriliyor-41535432.
[14] https://www.hurriyet.com.tr/dunya/kktcde-onemli-hazirlik-kapali-marasin-acilma-sureci-hizlandiriliyor-41535432.
[15] Bakınız; https://www.cnnturk.com/dunya/son-dakika-kktcden-kapali-maras-aciklamasi-yil-sonuna-acilabilir.

4 Temmuz 2020 Cumartesi

A New Edited Book on Turkish-American Relations: Historical Examinations and Current Issues in Turkish-American Relations


Istanbul Gedik University Political Science and Public Administration department staff and UPA (International Political Academy) Coordinator Assoc. Prof. Ozan Örmeci and Cyprus Near East University International Relations department staff Prof. Hüseyin Işıksal edited a new academic book called Historical Examinations and Current Issues in Turkish-American Relations on Turkish-American relations. 390 pages book is published by Switzerland-based international publisher Peter Lang. The Foreword part of the book is written by Turkey's former Minister of Foreign Affairs (2002-2003) Mr. Yaşar Yakış. The book consists of 3 parts and 15 original chapters.

Here is the list of chapters and parts of the book:

1. Introduction: Washington and Ankara – Ties that Matter  (Ozan Örmeci)

PART I: History and Background of Turkish-American Relations
2. Early Encounters Between the New World and the Middle East: Ottoman Empire-United States Relations in the 19th and the Early 20th Century  (Murat Önsoy)
3. Turkish-American Relations From the Early Republican Era Until the End of Cold War (Gürol Baba)
4. Turkish-American Relations in the Post-Cold War Era  (Ozan Örmeci)

PART II:  Turkish-American Relations in Terms of Identity, Security, Economy, and Development
5. The Image of the U.S. in Turkey: A Historical View  (Merve Şıvgın)
6. Troubled Period in Turkey-U.S. Security Partnership and Turkey’s NATO Alignment During the 2000s (Ömer Kurtbağ)
7. Turkish-American Relations in Terms of Economy and Development (Gürol Baba)
8. Turkish-American Relations in Terms of Arms Trade (Cenk Özgen)
9. Issues in Turkish-U.S. Relations: A Politico-Psychological Analysis Through Problematic Cases (Şebnem Udum)

PART III: Turkish-American Relations in Key Political Areas
10. Turkish-American Relations in the Middle East in the Post-Arab Spring Era: The Bonds That Are No Longer Tight (Hüseyin Işıksal & Qais Khaleel Sallam Maaitah)
11. U.S.-Turkish Relations Since the Arab Spring: Missteps, Mutual Misunderstandings, and Future Possibilities (Matthew Weiss)
12. The Turkish-Israeli-U.S. Triangle: How Israel Factors into Turkish-American Relations (Matthew S. Cohen)
13. The Trump Administration: An Impossible Thrust for Turkey-EU Relations (Armağan Gözkaman)
14. Understanding the 21st Century’s Specific Eurasian Regional Security and Energy Security Parameters in the Turkish-American Relationship: A Case Study on South Caucasus and Central Asia (Sina Kısacık)
15. Conclusion: Turkish-American Relations in the 21st Century: An Uneasy Alliance (Hüseyin Işıksal)

While the book is aimed at improving Turkish-American relations which is not at its best stage in the last years, authors of the book frankly discussed the problematic aspects of the bilateral relations as well. Two American and a Bahraini scholar also contributed to the book. Editors of the book underlined that they wanted to publish the most comprehensive and updated work on Turkish-American relations.

For some information and documents about the book:

Un nouveau livre académique sur les relations turco-américaines : Historical Examinations and Current Issues in Turkish-American Relations


Un nouvel ouvrage académique sur les relations turco-américaines (les relations entre les États-Unis et la Turquie) intitulé “Historical Examinations and Current Issues in Turkish-American Relations” a été présentée aux lecteurs par la société Peter Lang de Suisse. Le coordinateur général de l’Académie Politique Internationale (UPA) et l'enseignant à l'Université de Gedik à Istanbul (İstanbul Gedik Üniversitesi) maître de conférences Dr. Ozan Örmeci est co-rédacteur en chef avec Hüseyin Işıksal, Professeur du département des Relations Internationales a l'Université du Proche-Orient (Yakın Doğu Üniversitesi). La préface du livre a été rédigée par l'Ancien Ministre des Affaires Étrangères de la Turquie (2002-2003) Monsieur Yaşar Yakış.

Le livre composé de 3 parties, 15 articles et de 390 pages et propose différents articles des académiciens de Turquie et ailleurs.




La préface par Hüseyin Işıksal et Ozan Örmeci




Türk-Amerikan İlişkileri Konulu Yeni Akademik Kitap: Historical Examinations and Current Issues in Turkish-American Relations


İstanbul Gedik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümü öğretim üyesi ve Uluslararası Politika Akademisi (UPA) Kurucu Genel Koordinatörü Doç. Dr. Ozan Örmeci ile Kıbrıs Yakın Doğu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Hüseyin Işıksal'ın editörlüğünü yaptığı Historical Examinations and Current Issues in Turkish-American Relations adlı İngilizce akademik kitap, İsviçre merkezli uluslararası yayın kuruluşu Peter Lang tarafından yayımlandı. 390 sayfalık kitabın "Önsöz" bölümünü Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri eski Bakanı Sayın Yaşar Yakış (2002-2003) yazarken, kitapta toplam 3 bölüm ve 15 özgün makale yer aldı.

Kitabın bölümleri ise şöyle sıralandı:

1. Introduction: Washington and Ankara – Ties that Matter  (Ozan Örmeci)

PART I: History and Background of Turkish-American Relations
2. Early Encounters Between the New World and the Middle East: Ottoman Empire-United States Relations in the 19th and the Early 20th Century  (Murat Önsoy)
3. Turkish-American Relations From the Early Republican Era Until the End of Cold War (Gürol Baba)
4. Turkish-American Relations in the Post-Cold War Era  (Ozan Örmeci)

PART II:  Turkish-American Relations in Terms of Identity, Security, Economy, and Development
5. The Image of the U.S. in Turkey: A Historical View  (Merve Şıvgın)
6. Troubled Period in Turkey-U.S. Security Partnership and Turkey’s NATO Alignment During the 2000s (Ömer Kurtbağ)
7. Turkish-American Relations in Terms of Economy and Development (Gürol Baba)
8. Turkish-American Relations in Terms of Arms Trade (Cenk Özgen)
9. Issues in Turkish-U.S. Relations: A Politico-Psychological Analysis Through Problematic Cases (Şebnem Udum)

PART III: Turkish-American Relations in Key Political Areas
10. Turkish-American Relations in the Middle East in the Post-Arab Spring Era: The Bonds That Are No Longer Tight (Hüseyin Işıksal & Qais Khaleel Sallam Maaitah)
11. U.S.-Turkish Relations Since the Arab Spring: Missteps, Mutual Misunderstandings, and Future Possibilities (Matthew Weiss)
12. The Turkish-Israeli-U.S. Triangle: How Israel Factors into Turkish-American Relations (Matthew S. Cohen)
13. The Trump Administration: An Impossible Thrust for Turkey-EU Relations (Armağan Gözkaman)
14. Understanding the 21st Century’s Specific Eurasian Regional Security and Energy Security Parameters in the Turkish-American Relationship: A Case Study on South Caucasus and Central Asia (Sina Kısacık)
15. Conclusion: Turkish-American Relations in the 21st Century: An Uneasy Alliance (Hüseyin Işıksal)

Kitap, son yıllarda zor bir dönemden geçen Türk-Amerikan ilişkilerine olumlu bir katkı yapmak amacıyla hazırlanırken, kitabın yazarları, ikili ilişkilerde yaşanan sorunları da gerçekçi bir şekilde değerlendirmeye çalıştılar. Kitaba iki Amerikalı ve bir Bahreynli akademisyen de katkı yaparken, editörler, bu alanda yazılmış en kapsamlı ve güncel eseri oluşturmaya gayret ettiklerini belirttiler.

Kitapla ilgili bazı bilgiler ve dokümanlar için;