17 Ekim 2012 Çarşamba

The Impact of Europeanization on Turkish Political Party System: Justice and Development Party (2002-2007)



International Journal of Business and Social Sciences (IJBSS) dergisinin Eylül 2012 tarihli (cilt no:3, sayı no: 18) sayısında yayınlanan "The Impact of Europeanization on Turkish Political Party System: Justice and Development Party (2002-2007)" adlı makaleme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. İyi günler.

Dr.   Ozan Örmeci

12 Ekim 2012 Cuma

GAÜ Açılış Töreninde Kıbrıs Sorunu Tartışıldı

 
Bugün yeni çalışmaya başladığım Girne Amerikan Üniversitesi’nde 2012-2013 akademik yılı için düzenlenen açılış törenine ve kokteyline katıldım. Güzel bir atmosferde gerçekleşen töreni Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Dr. Derviş Eroğlu, KKTC Dış İşleri Bakanı Sayın Hüseyin Özgürgün, Girne Belediye Başkanı Sayın Sümer Aygın ve bazı KKTC milletvekilleri de katılım göstererek onurlandırdılar. Törende GAÜ Rektörü Prof. Dr. Yıldırım Öner ve GAÜ Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Akpınar üniversitenin gelişimini anlatan güzel ve bilgilendirici konuşmalar yaptılar. Ben ise daha çok siyasi gündem oluşturacağını düşündüğüm Sayın Eroğlu ve Sayın Özgürgün’ün konuşmaları hakkında sizlere bilgi vermek istiyorum.
 
Yaklaşık 20-25 dakika kadar izleyicilere hitap eden KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, üniversite yasasını 1980’lerde geçiren bir siyasetçi olarak tüm adadaki ilk üniversite olan Girne Amerikan Üniversitesi’nin geçirdiği atılım sürecini hayranlıkla izlediğini belirttikten sonra sözü Güney Kıbrıs Rum Kesimi ile yapılan müzakerelere ve Kıbrıs sorununa getirdi. 1968’den beri adada müzakerelerin devam ettiğini ancak Rumların tavizsiz ve ısrarcı tutumları nedeniyle asla çözüme yaklaşılamadığını belirten Eroğlu, bir sonraki seçimlerde aday olmayacağını açıklayan Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofyas’ın da görüşmelerde uzlaşmaya yanaşmadığını ve bu nedenle görüşmelerin çözüme ulaşması konusunda umutsuz olduğunu dile getirdi. “Yalnızca almak sadece Allah’a mahsustur” diyerek Hristofyas ve Rum kesiminin müzakerelerdeki tutumunu eleştiren Eroğlu, Hristofyas’ın yerine Cumhurbaşkanı olmasına kesin gözüyle bakılan DİSİ Genel Başkanı Nikos Anastiasidis’in müzakerelerde Hristofyas’tan bile daha sert pozisyon alabileceğine dikkat çekerek, sürece yönelik olumsuz görüşlerini ifade etti. Hakikaten diğer partilerin de katılımıyla yüzde 75 destek alınmadan asla Kıbrıs sorununda yeni bir öneride bulunulmayacağını dile getiren Anastiasidis’in sözleri gelecek açısından karamsar bir hava yaratacak cinsten.
 
Sayın Eroğlu’ndan sonra sahneye çıkan KKTC’nin genç ve karizmatik Dış İşleri Bakanı Hüseyin Özgürgün, Kıbrıs sorununun tarihsel gelişimi hakkında kısa ancak bilgilendirici bir ders verdi. Kıbrıs davasının yaşanan bunca tatsız olay ve acıya rağmen Türkiye ve Kıbrıs’taki Türk gençleri tarafından yeterince sahiplenilmediğine dikkat çeken Özgürgün, dünyadaki yaygın kanının aksine Lefkoşa’nın 1974’teki Kıbrıs Barış Harekatı ile bölünmediğini ve 1960’lardan beri bölünmüş olduğunu söyledi. Özgürgün Türk askerinin adadaki konumunun da ilk günden başlayarak barışı korumak olduğuna dikkat çekti.
 
Girne Amerikan Üniversitesi dans ekibinin şovu sonrası tören sona erdi ve kokteyle geçildi. İlerleyen haftalarda Kıbrıs sorunu hakkında yaptığım mülakat, gözlem ve analizleri bu köşeden okumaya devam edeceksiniz.

 

Dr. Ozan Örmeci

4 Ekim 2012 Perşembe

Girne Amerikan Üniversitesi'ndeyim


Şu sıralar oldukça hareketli günler yaşıyorum. Uşak Üniversitesi idaresinin Manisa İdare Mahkemesi'nden gelen karara rağmen kendi insiyatifiyle "Yardımcı Doçent" olarak atamamı yapmaması üzerine ben de Girne Amerikan Üniversitesi (GAÜ) İşletme ve Ekonomi Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünde tam zamanlı öğretim üyesi olarak çalışmaya başladım. Elbette yaklaşık dört yıldır görev yaptığım Uşak Üniversitesi'nde çok sevdiğim ve emek verdiğim öğrencilerimi, değerli bazı meslektaşlarımı ve dostlarımı arkada bırakıyorum. Bu nedenle üzgünüm. Ancak hukukun geçersiz kılındığı ve gelişmemesi için her yol denenen küçük bir devlet üniversitesinde görev yapmaktansa, GAU gibi uluslararasılaşmış bir üniversiteye geçmeyi kendi açımdan daha uygun buldum. Bu açıdan da son derece mutluyum.

Girne Amerikan Üniversitesi 1985 yılında kurulmuş Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ilk yüksek öğrenim kuruluşu. Uzun yıllar Türkiye'nin ilk vakıf üniversitesi olan Bilkent Üniversitesi'nde okuduğum ve çalıştığım için GAÜ'ye alışmakta pek zorlanmıyorum. Zira her iki üniversitede de Amerikan eğitim sistemi temeline dayanan ve öğrenci odaklı bir yaklaşım mevcut. GAÜ'nün kampüsü devasa boyutlarda değil, ancak son derece güzel ve düzenli. Spor alanları, yüzme havuzları, kafe ve restoranlar, yurtlar, akademisyen lojmanları, fakülteler ve araştırma merkezleri gibi yapılar kampüsü çevreliyor. 5000-6000 arası öğrencinin eğitim aldığı GAÜ gerçek bir pazarlama başarısına işaret ediyor. Zira tanınmamış bir ülke olan KKTC'nin bu güzide yüksek öğrenim kurumundaki öğrencilerden neredeyse yarısını yabancı öğrenciler oluşturuyor. Bu öğrenciler arasında gözlemlediğim kadarıyla Libya, Irak, İran, Azerbaycan, ABD, Rusya, Azerbaycan, Nijerya ve Doğu Avrupa ülkelerinden gelenler var. Kalan yarıyı ise Kıbrıslı Türk ve Türkiyeli öğrenciler oluşturuyor. KKTC için GAÜ'nün başarısı ülkenin gelişmesi ve daha iyi bilinmesi açısından da kuşkusuz son derece önemli. Türkiye'de hiçbir üniversitede olmayan kozmopolitan bir ortama sahip GAÜ'de görev yapmaktan bu nedenle son derece mutluyum. Tanıştığım akademisyenlerin Türkiye'de ODTÜ gibi en kaliteli üniversitelerden gelmeleri, önemli bir kısmının İngiltere ve ABD gibi eğitim seviyesi en yüksek ülkelerde yüksek lisans veya doktora yapmış olmaları benim de kendimi geliştirmem için iyi bir fırsat sunuyor. Akademisyenlerimiz arasında Prof. Dr. İsmail Sıla, Doç. Dr. Ercan Gündoğan, Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Işıksal, Dr. Enver Gülseven, Türkiye'den gelen Prof. Dr. Hasan Ünal ve Murat Karayalçın gibi önemli isimler var.

Hep olumlu şeyleri söyledim ancak bazı zorluklar da var tabii ki... Derslerde hareket eden, kendini kaptırıp saatlerce konuşan bir akademisyen için bu mevsimlerde Girne'nin sıcağı "Türk hamamı" etkisi yaratıyor. Bu nedenle terlemeden bir şey yapmak zor. Ancak kışın durumun daha iyi olacağı söyleniyor. Bunun dışında  anladığım kadarıyla buradaki akademisyenlerin ortak sıkıntısı, mükemmel altyapı olanaklarına ve çok iyi bir akademisyen kadrosuna sahip olmasına rağmen Türkiye'den iyi öğrenci çekememenin eğitim seviyesini düşürmesi. Ancak bunların da kısa sürede halledilmesi durumunda GAÜ'nün daha da kaliteli ve önemli bir üniversite haline geleceğine yürekten inanıyorum. İlerleyen haftalarda Kıbrıs gözlemlerimi yazmak üzere şimdilik herkese selamlarımı gönderiyorum.

Dr. Ozan Örmeci

21 Eylül 2012 Cuma

Yerelde Başarı Ulusal ve Küresel Başarının Anahtarıdır


Önceki gün Cumhuriyet Halk Partisi Uşak Merkez İlçe Teşkilatı Gençlik Kolları’nın düzenlediği bir söyleşiye katıldım. Okulların yeni açılması nedeniyle fazla kalabalık olmayan bir genç grubuna hitap ettiğim söyleşinin bir bölümüne, son dönemde gösterdiği “milli” duruş ve çalışkanlığıyla Uşak’ta ve genel olarak Türkiye’de büyük sempati toplayan CHP Uşak milletvekili Sayın Dilek Akagün Yılmaz da katıldı.
Söyleşide genel olarak 21. yüzyıl dünyasında “solcu” olmanın ne demek olduğundan ve Türkiye’nin son dönemde yaşadığı sorunlardan bahsettim. Bu noktada CHP’nin vicdan ve yurtseverlik değerlerini temsil etmesi gerektiğine ve ancak bu iki değer noktasından hareketle sandıkta başarı kazanılabileceğine dikkat çektim. Katılan gençlerin özellikle terör ve dış politika konulu sorularına cevap vermeye çalıştım. Milli reflekslerin güçlü olduğu bir ilimiz olan Uşak’ta herkesin gündemi terör, doğal olarak gençler de daha çok bu konularda bana sorular yönelttiler. Dilim döndüğünce soruları yanıtlandırmaya çalıştım. Ancak siyasette başarı konusunda özellikle üzerinde durduğum bir hususu burada sizlerle de paylaşmak isterim. Bugün küreselleşmenin mottosu olan “küresel düşün, yerel davran” sözünün de işaret ettiği gibi küreselleşen dünyada global bir oyuncu olmanın yolu öncelikle yerelde başarıdan geçiyor. CHP ve diğer muhalefet partileri AKP’yi yakalayabilmek için dünyadaki güç merkezleriyle, önemli devletlerle ilişki kurmalıdır ve bunların faydası olacaktır ancak bütün mesele öncelikle sandıkta başarı kazanarak iktidara gelebilmektir. Bunun yolu da yerelde güçlü ekipler kurarak başarı kazanmaktan, belediyeleri almaktan geçer. Anadolu’da küçük illerimizin olduğu düşünülürse muhalefet partilerinin güçlü teşkilatlar-ekipler kurmaları durumunda seçim çalışmalarını çok daha iyi organize ederek yerelde başarı kazanmaları mümkün gözüküyor. Aday seçimi de bu noktada çok önemli. Yerelde sevilen, sayılan bir adayın seçilmesi parti oyunun üzerinde oy alınmasını sağlayabilir. Mustafa Sarıgül’ün Şişli’de, Yılmaz Büyükerşen’in Eskişehir’de aldığı oylar bunun ispatıdır. Demek ki doğru aday seçilir ve iyi bir ekiple doğru bir çalışma yapılırsa partinin oy oranlarının çok daha üzerinde oy almak mümkündür. CHP yönetiminin yerel seçimler yaklaşırken bu gerçeği daha iyi anlaması gerektiği inancındayım.
Yerel seçimlerle ilgili bazı akademik bilgileri de ilerleyen haftalarda sizlerle paylaşacağım.
Dr. Ozan Örmeci

13 Eylül 2012 Perşembe

Müslümanların Masumiyeti ve ABD Büyükelçiliklerine Saldırılar


Dünya kamuoyu 11 Eylül 2012 tarihinde Libya ve Mısır’da, bugün de (13 Eylül 2012) Yemen’de Amerika Birleşik Devletleri’ne yapılan terörist saldırılarla çalkalanıyor. Amerika’nın Libya Büyükelçisi J. Christopher Stevens’ın öldürülmesi bu ülkede büyük bir öfke doğmasına ve Suriye içsavaşı sonrası gölgelenen Arap Baharı umutlarının daha da solmasına yol açtı. Dünya ve Türkiye medyası olayı daha çok “Innocence of Muslims (Müslümanların Masumiyeti)” adlı İslamiyet’i karalamak amacıyla çekilen saçmasapan bir filme yönelik tepkiler şeklinde yorumlarken, aslında gerçeğin çok daha farklı olabileceğini düşünüyorum.

Medyamızda fazla yer bulamasa da birkaç gün önce Yemen’de Amerikan insansız hava araçlarının yaptığı saldırıda Yemen El Kaidesi’nin iki numaralı ismi kabul edilen Said el-Şihri öldürülmüş, bu olay Ortadoğu coğrafyasında radikal İslamcı/Selefi tabanda büyük tepki yaratmıştı.[1] İsrail istihbaratına yakın DEBKA sitesinde yer alan habere göre, işte bu olaydan sonra El Kaide’nin 2 numaralı ismi kabul edilen Eymen ez-Zevahiri’nin hem bu olay, hem de Haziran ayında yine Amerikan insansız hava araçlarının yaptığı saldırıda Kuzeybatı Pakistan’da öldürülen Ebu Yahya el-Libi’nin [2] intikamını almak amacıyla Amerikan büyükelçiliklerine saldırıyı emrettiği iddia ediliyor.[3] Hakikaten olaydan yalnızca birkaç önce birkaç dakikalık skeçlerinin internete düştüğü “Innocence of Muslims” filminin rahatsız edici içeriğine karşın, kitlelerce izlenip böyle bir olaya sebebiyet verdiğini düşünmek doğru bir yaklaşım olarak gözükmüyor. Dolayısıyla olayın daha çok ABD Başkanlık seçimleri ve ABD dış politikasına yönelik bir mesaj olduğu fikri olayı araştıran kişilerde doğuyor. Hakikaten Amerika’nın en sevilen devlet adamlarından olan Stevens’ın[4] ölümüne neden olan bu olayın, ABD’nin son dönemde geliştirdiği politikaları gölgeleyebileceğini ve yeniden Ortadoğu için askeri plan ve statejilerin öne çıkabileceğini düşünüyorum. Bin Ladin öldürüldüğünde kamuoyu yoklamalarında en yüksek halk desteğine (% 81) kavuşan[5], ancak sonrasında hızla popülaritesini kaybeden Demokrat ABD Başkanı Barack Obama’nın da bu süreçten olumsuz etkileneceği ve seçimler öncesi Cumhuriyetçi Parti adayı Mitt Romney’nin şahin politikalarıyla seçmene daha cazip gelebileceği düşüncesi de doğal olarak akla geliyor. Bir diğer önemli konu ise Çin’in hızlı yükselişi nedeniyle askeri/siyasi ağırlığını Asya’ya kaydırması beklenen ABD’nin Ortadoğu’da kalması durumunda Asya’ya ne denli etkin şekilde açılabileceği...

Gerçek sebep ne olursa olsun, sivil-demokrat çevreler için her türlü terörizm faaliyeti kınanmalı ve terörizmle mücadelede uluslararası işbirliği için daha fazla çaba sarfedilmesi yönünde kamuoyu oluşturulması gerekiyor. Terörizm yalnızca bizi vurunca değil, başkalarını vurunca da aynı duyarlılığı korumamız lazım. Aksi takdirde terörle mücadelemizde biz de yalnız kalabiliriz...

Dr. Ozan ÖRMECİ


REFERANSLAR
1-) “El Kaide’nin 2 numaralı ismi öldürüldü”, Star, Erişim Adresi: http://haber.stargazete.com/dunya/el-kaidenin-2-numarali-ismi-olduruldu/haber-687788, Erişim Tarihi: 13.09.2012.

2-) ”El Kaide’nin 2 numaralı ismi El Libi öldürüldü”, Sabah, Erişim Adresi: http://www.sabah.com.tr/Dunya/2012/06/06/el-kaidenin-iki-numarali-ismi-el-libi-olduruldu-76356365742, Erişim Tarihi: 13.09.2012.

3-) “Al Zawahri personally ordered Al Qaeda to murder US Ambassador Stevens”, DEBKA, Erişim Adresi: http://debka.com/article/22353/Al-Zawahri-personally-ordered-Al-Qaeda-to-murder-US-Ambassador-Stevens-, Erişim Tarihi: 13.09.2012.


4-)       “Obituary: J Christopher Stevens”, BBC, Erişim Adresi: http://www.bbc.co.uk/news/world-us-canada-19571272, Erişim Tarihi: 13.09.2012.

5-) “Obama’nın Bu Kez İşi Zor Gözüküyor”, Uluslararası Politika Akademisi, Erişim Adresi: http://politikaakademisi.org/?p=2613, Erişim Tarihi: 13.09.2012.