20 Şubat 2026 Cuma

Macaristan, Nisan Ayında Sandık Başına Gidiyor

 

Giriş

Son yıllarda Viktor Orban Başbakanlığında (2010-) Avrupa ve dünya siyasetinde adından sıkça söz ettirmeyi başaran Macaristan'da, genel seçimler, bu yıl 12 Nisan'da düzenlenecek. Bu şekilde, 199 sandalyeli Macaristan parlamentosunun yeni mensupları ve yeni hükümet belirlenecek. Anketler, bu defa muhalefetin daha şanslı olduğunu ortaya koymasına karşın, Donald Trump, Vladimir Putin, Recep Tayyip Erdoğan ve Benyamin Netanyahu güçlü sağ liderlerle kurduğu yakın dostluklar ve ülkesinde muhalif basına yönelik baskıcı politikalarıyla bilinen popülist lider Viktor Orban, bizce yine bir yolunu bulup seçimi kazanmaya en yakın adaydır. Ancak bu defa Orban'ın işi oldukça zordur; çünkü yalnızca ülke içerisindeki muhalefet değil, Avrupa ve Batı dünyasındaki demokratlar da Orban'ın aleyhine olabilecek bazı gelişmeleri tetiklemektedirler. Bu yazıda, 2026 Macaristan seçimleri kısaca analiz edilecektir.

Viktor Orban: Popülist Sağın Zirve İsmi

1963 doğumlu Macaristan Başbakanı Viktor Orban, 2003 yılından beri milliyetçi-muhafazakâr çizgideki Fidesz (Macar Yurttaş Birliği) partisinin lideridir. Komünist yönetim döneminde 1963 yılında Segeşvahervar'da doğan Orban, 1987 yılında Eötvös Loránd Üniversitesi'nde Hukuk okuyup mezun olmuştur. Daha sonra bir süre Pembroke Koleji'nde politika eğitimi alan Orbán, ülkesi Macaristan'da başlayacak olan 1989 Devrimleri öncesinde ülkesine dönmüş ve Macar Yurttaş Birliği (Fidesz) adlı siyasi öğrenci oluşumuna katılmıştır. Kısa sürede karizmatik kişiliği ve hitabet yeteneğiyle öne çıkan ve öğrenci hareketinin lideri haline gelen Orban, Fidesz'i yıllar içerisinde başlangıçtaki klasik liberal ve Avrupacı ideolojisinden çıkararak, popülist sağ ve milliyetçi-muhafazakâr bir çizgiye doğru kaydırmayı başarmıştır.

Viktor Orban

İlk kez 1998 genel seçimlerinde henüz 35 yaşındayken Fidesz'i zafere taşıyan ve András Hegedüs ile birlikte tarihin en genç Macar Başbakanı olan Orban, bu ilk Başbakanlığı (1998-2002) döneminde acemiliğinin kurbanı olmuş ve Amerikan silah şirketi Lockheed Martin'le alakalı bir skandal ve basın-yayın organlarına yönelik baskı politikalarının ABD ve Avrupa'da eleştirilmesi nedeniyle istediği kadar başarılı olamamıştır. Nitekim 2002 seçimlerini de partisi birinci sırada tamamlamasına karşın, Orban, seçim sonrasında Başbakanlığı muhalefetin adayı Péter Medgyessy'e kaptırmıştır. 2003 yılında partisinin başına geçen Orban, 2006 seçimlerinde de muhalefetin adayı Ferenc Gyurcsány'e geçilmiş ve yine çok istediği Başbakanlık koltuğuna oturmayı başaramamıştır.

Viktor Orban, siyasi çizgisini daha belirgin hale getirdiği ve adeta oyunun kurallarını iyice öğrendiği bu dönemde yaşadığı yenilgilerden dersler çıkarmış ve 2010 yılından itibaren adeta bir seçim kazanma makinesine dönüşerek, Macaristan liderliğini tekeline almıştır. Öyle ki, Orban ve partisi Fidesz, 2010 seçimlerini yüzde 52,73, 2014 seçimlerini yüzde 44,87, 2018 seçimlerini yüzde 49,27 ve 2022 seçimlerini yüzde 54,13 düzeyinde oy oranlarıyla ilk sırada tamamlamış ve Orban, üstüste 4 defa daha demokratik şekilde Başbakan seçilmiştir. Orban, bu yıllarda Avrupa sağı ve Avrupa şüphecisi popülizm akımının adeta sembol isimlerinden biri haline gelmiş ve dünya çapında popüler bir lidere dönüşerek, birçok ülkedeki popülist sağ lidere de ilham kaynağı olmaya başlamıştır.

2010'da yeniden başlayan Başbakanlığı döneminde NATO ve Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkesini Rusya ve Türkiye gibi güçlü bağımsız devletlerin kudretli liderleriyle kurduğu "özel ilişkiler" temelinde daha da etkili bir konuma getiren Orban, o güne kadar dünya siyasetinde çok da bilinmeyen Macaristan'da marka bir isim haline gelerek halkın gönlünde taht kurmayı başarmıştır. Bu doğrultuda popülist mesajlar ve eylemlerle sivrilen Orban, yurt dışında yaşayan Macarlardan ve özellikle kırsal kesimden yoğun destek alarak gücünü ve popülaritesini daima korumuştur.

2026 Macaristan Seçimleri

Öncelikle şunu söylemek gerekir ki, 2026 genel seçimlerinde Başbakan Orban ve Fidesz'in işi hiç de kolay değildir. Çünkü 2022'de büyük bir blok halinde seçime girmesine karşın hüsran yaşayan muhalefet, bu defa seçimlere çok iyi hazırlanmış ve karizmatik bir aday bularak sandıkta etkili olmaya çalışmaktadır. Dahası, Avrupa Birliği (AB) ve Ukrayna kaynaklı olarak yaşanan bazı jeopolitik gelişmeler de Orban hükümeti için olumlu nitelikte değildir. 

12 Nisan 2026 tarihinde yapılacak olan seçimlere henüz hayli vakit olmasına karşın, 2026 Şubat ayı başında yapılan güncel bazı anketlere göre, bu seçimde Orban karşıtı muhalefetin birleştiği merkez-merkez sağ çizgideki popülist TISZA (Saygı ve Özgürlük) Partisi, genç ve karizmatik siyasetçi Peter Magyar liderliğinde seçimi ilk sırada bitirmek için daha güçlü bir adaydır. Öyle ki, 21 Kutatóközpont, IDEA ve Publicus gibi bazı saygın kamuoyu araştırma şirketlerinin güncel bulgularında, TISZA, Fidesz'in anlamlı bir farkla önünde seçimi kazanmak için favori parti durumundadır. Ancak Nézőpont'un araştırması da, Fidesz ve Başbakan Orban'ı muhalefetin halen kısmen önünde ve birinci sırada göstermektedir. Bu durum, seçimin oldukça yakın sonuçlanabileceğini ve her iki partinin de yüksek oy oranlarına ulaşacağını düşündürmektedir. 

Peter Magyar

1981 doğumlu genç bir siyasetçi olan Magyar, eski bir Fidesz mensubu ve Başbakan Orban'ın taktiklerini çok iyi bilen bir isimdir. Dahası, Magyar, uzunca bir süre Macaristan Adalet Bakanı olarak görev Judit Varga'nın eski kocası ve ülke çapında tanınan popüler bir siyasetçidir. Bir skandal sonrası Fidesz'den istifa ederek, 2024 yılında, 2020 yılında Attila Szabo liderliğinde kurulmuş olan TISZA'ya katılan ve kısa sürede partinin başına geçen Magyar, 2024 Avrupa Parlamentosu seçimlerinde partisiyle yüzde 30 civarında oy alarak dikkatleri üzerine çekmiş ve muhalefetin yeni umudu haline gelmiştir. TISZA, Avrupa'nın merkez sağ partilerinin üye olduğu Avrupa Halk Partisi (EPP) çatı partisine mensup merkezi bir parti olmakla birlikte, son aylarda ulusal çıkarlar nedeniyle AB-Mercosur ticaret anlaşması ve benzeri bazı konularda EPP ile sorunlar yaşamakta ve giderek Orban ve Fidezs'e benzemektedir.

Seçimler öncesinde TISZA adına bazı olumlu gelişmelerin yaşandığını da bu noktada belirtmek gerekir. Öncelikle, Peter Magyar'ın eski bir kız arkadaşıyla ilişki yaşarken gizlice çekildiği anlaşılan seks kasedinin basına sızdırılması, ilginç bir şekilde TISZA ve Magyar'ın halk desteğinin artmasına yol açmıştır. Magyar, "bal tuzağı" olarak nitelendirdiği olay nedeniyle polise suç duyurusunda bulunurken, koyu Katolik kesimler dışında bu olayın Magyar ve partisine ciddi bir zarar vermesi beklenmemektedir. İkinci önemli gelişme ise Ukrayna ile alakalıdır. Budapeşte, Rusya-Ukrayna Savaşı'nda Moskova'yı kollayan tutumu nedeniyle Kiev yönetiminden büyük eleştiri alırken, Ukrayna, kısa bir süre önce Macaristan'a petrol sevkiyatını durdurma kararı almıştır. Bu, seçimler öncesinde Macaristan'da petrol fiyatlarının yükselmesine ve seçmen memnuniyetsizliğinin artmasına neden olabileceği için, Fidesz adına iyi bir gelişme değildir. Bunun üzerine, Başbakan Orban da, Avrupa Birliği'nin Ukrayna'ya yapacağı 90 milyar avro (euro) düzeyindeki kredi paketini bloke edeceklerini açıklamıştır. Ukrayna'yı "şantaj" yapmakla suçlayan Orban yönetimi, Druzhba boru hattı üzerinden Ukrayna'dan Macaristan’a petrol transitinin yeniden başlamasını blokajı kaldırmak için şart koşmuştur. Üçüncü ve son olarak, Orban ve sağ popülizmin Avrupa'nın merkezi ülkelerinde ve Brüksel'de son dönemde giderek AB'nin geleceği adına abartılı bir tehdit gibi algılanmasının yarattığı risklerden de söz edilebilir. Oysa özünde bir popülist olan Orban ne ülkesini AB'den çıkarmaya çalışmakta, ne de Batı blokunun politikalarına büyük bir engel teşkil etmektedir. 

Orban ve Donald Trump

Ancak elbette tüm gelişmeler Orban ve Fidesz aleyhine de değildir. Öncelikle, ABD'deki Donald Trump yönetiminin Orban'a desteği ortadadır. İlk Başkanlık döneminde de Orban'ı daima öven Trump, bu seçim öncesinde de iktidara olan desteğini açıkça ilan etmiştir. Hatta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da, ABD yönetiminin kritik genel seçimlerde Macaristan Başbakanı Victor Orban'ın başarısına "derinden bağlı" olduklarını açıklamıştır. Rubio, ABD-Macaristan ilişkilerinin "altın çağ dönemi"nden geçtiğini de söyleyerek, Başkan Trump'ın Başbakan Orban'ın başarısını kendi başarısı gibi gördüğünün altını çizmiştir. Bu durum, Arjantin'de Javier Milei'nin Trump desteğiyle kısa süre önce kazandığı sandık zaferi de hatırlanırsa, Fidesz adına güzel bir haber olabilir. İkinci olarak, Macaristan uzmanı Türk akademisyen Doç. Dr. Emre Saral'ın Uluslararası Politika Akademisi (UPA) okurları için verdiği görüşe göre, iyi bir taktisyen olan ve güçlü bir PR (halkla ilişkiler) ekibiyle çalışan Orban, seçim öncesinde yine "woke" karşıtı popülist bir söylemle desteğini arttırabilir. Saral, yurt dışındaki Macar diyasporası ve kırsal kesimde Orban'ın daha etkili olmasını da bu noktada Fidesz adına olumlu faktörler olarak öne çıkarmaktadır. 

Sonuç

Sonuç olarak, 10 milyona yakın kısıtlı nüfusu ve mütevazı bütçesine karşın Viktor Orban'ın karizmatik popülist liderliği ile son yıllarda uluslararası siyasetin eksen ülkelerinden biri haline gelmeye başlayan Macaristan'da, 12 Nisan 2026 genel seçimleri kıyasıya bir rekabete sahne olacaktır. Seçim sonucunu öngörmek elbette mümkün değildir; ancak Şubat 2026 itibariyle muhalefet biraz daha avantajlı gözükmektedir. Buna karşın, Macaristan uzmanları, Başbakan Orban ve partisi Fidesz'in son düzlükte atak yaparak seçimi kazanabileceklerini vurgulamaktadır. Her ne olursa olsun, Türk dostu ve Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) gözlemci üyesi Macaristan'ın başarılı olması ve demokrasisini ve ekonomisini daha da geliştirmesi en büyük dileğimizdir.

Kapak fotoğrafı: Atlatszo

Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ

Hiç yorum yok: