Giriş
Kıbrıs’ta yarım asrı aşkın süredir devam eden Kıbrıs Sorunu’nun çözümünü gerektiren en önemli hususlardan birisi de, Türkiye’nin 1974 tarihinde adadaki demokratik düzeni restore etmek için gerçekleştirdiği haklı askeri müdahalesi (Kıbrıs Barış Harekâtı) sonrasında Kıbrıslı Rumların uluslararası hukuk garantisi altındaki mallarının gayrimeşru bir şekilde Türkiye’den gelen göçmenlere verilmesi ve Rum malların adeta gasp edilmesi sorunsalıdır. Bu sorun, bir Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı olan Titina Loizidu (Titina Loizidou) adlı Rum kadının bu konuda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde açtığı dava ile gündeme gelmiş ve dava sonucunda Türkiye ve KKTC’yi zor durumda bırakmıştır. Bu yazıda, bu konuda hazırlanmış bazı raporlardan ve resmi kurumların web sitelerinden bilgiler verilerek konu özetlenecektir.
Loizidu Davası Nedir?
“Loizidu vs. Türkiye” davası, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 1996[1] ve 1998[2] tarihli kararlarıyla, Kuzey Kıbrıs üzerindeki “etkin kontrol”ü gerekçesiyle Türkiye’yi sorumlu tuttuğu ilk mülkiyet davasıdır. Bu karar, mülkiyet hakkı ihlallerinde Türkiye’ye doğrudan sorumluluk yüklenebileceğini ortaya koymuş ve yüklü tazminat ödemelerini gündeme getirerek Ankara’nın adadaki sorunun siyasi/diplomatic bağlamda çözümü yönündeki istencini pekiştirmiştir. Davada, Strasbourg merkezli Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), davacı Titina Loizidou lehine maddi tazminat, manevi tazminat ve yargılama giderleri ödenmesine karar vermiştir. Toplam ödeme (faizler dâhil) 2003 yılında gerçekleştirilmiş olup, yaklaşık 1-1,1 milyon ABD doları seviyesindedir.
Loizidu Davası Sonrası Açılan Davaların Durumu
Bu davanın kararından cesaret alan Kıbrıslı Rumlar, bu olayı müteakiben tam 8.523 farklı dava açmış ve zamanla AİHM’in de bir iç hukuk mercii olarak onay verdiği KKTC merkezli Taşınmaz Mal Komisyonu (TMK) tarafından bu davaların şimdiye kadar 2.192 tanesi sonuçlandırılmıştır. Kıbrıs merkezli PRIO düşünce kuruluşu ve KKTC Taşınmaz Mal Komisyonu’nun istatistiklerine göre[3], bu davalarda Ankara ve Kuzey Lefkoşa’nın Kıbrıslı Rum davacılara ödediği tazminat miktarı 624 milyon 198 bin 892 İngiliz sterlini düzeyindedir. Bu parayı Türk lirasına çevirdiğimizde, 37 milyar 117 milyon 593 bin 867 TL rakamına ulaşılmaktadır.
Sonuçlanan davalar incelendiğinde, ortalama bir davada tazminatın 325.000 İngiliz sterlini, yani 19 milyon 327 bin 835 TL olduğu anlaşılmaktadır. Bu ortalama, halen devam eden 6.331 dosyaya uygulanırsa, potansiyel ek mali yükün yaklaşık 2 milyar İngiliz sterlini veya 120 trilyon TL seviyesine ulaşacağı öngörülmektedir. Elbette bu rakam ortalama verilere dayalı bir hesaplama sonucu olup, gerçek tutar, dosyaların niteliğine göre artabilir veya azalabilir. Bu davaların benzeri şekilde binlerce yeni davanın da açılabileceği düşünüldüğünde, Türkiye ve KKTC’nin bu tarz bir mali külfeti üstlenmesinin oldukça zor olacağı açıktır. Bu nedenle, Kıbrıs Sorunu’nun çözümlenmesi ve Kıbrıslıların bu konuyu kendi hukuk ve ekonomik sistemleri içerisinde halletmeleri şarttır.
Davalar sonucunda davayı kazanan Kıbrıslı Rumlara ödeme yapılmaması halinde olabilecek hukuki sonuçlar ise -ki kararlarının icrası Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından denetlenmektedir- KKTC makamlarınca şu şekilde sıralanmıştır:
- Temerrüt faizi, siyasi baskı ve ihlal prosedürü (AİHS m.46/4) gündeme gelebilir.
- TMK’nın etkisizleştirilmesi durumunda, AİHM’in yeniden doğrudan Türkiye aleyhine karar verme ihtimali artar.
- Uzun vadede Türkiye’ye yönelik uluslararası itibar, finansman ve yatırım riskleri oluşur.
Genel Değerlendirme ve Sonuç
Loizidu (Loizidou) davası, KKTC ve Türkiye açısından mülkiyet dosyalarında yapısal bir emsal yaratmıştır. KKTC’nin oluşturduğu Taşınmaz Mal Komisyonu (TMK), bu riskin yönetilmesini sağlayan temel ve işlevsel bir araçtır. Ancak mevcut başvuru stoku, meselenin önümüzdeki yıllarda da Türkiye ve KKTC açısından önemli bir mali ve siyasi risk alanı olmaya devam edeceğini göstermektedir. Bu nedenle, Kıbrıs Sorunu’nun adil bir şekilde çözümlenmesi, Ankara ve Kuzey Lefkoşa açısından da oldukça faydalı ve hatta gereklidir.
Sonsöz, bu konuyu tamamen toplumu bilinçlendirme amacıyla gündeme getirenlere kumpas kurmak veya mobbing yapmak, Türkiye ve KKTC'ye fayda sağlamayacak, tam tersine ülkedeki hukuk düzeni ve demokratik sistem hakkında Avrupa'da ve dünyada daha da kötü bir algı yaratacaktır. Türk milliyetçilerinin ve güvenlik birimlerinin artık içi boş hamaset yapmak yerine düşünerek hareket etmeleri şarttır... Diğer bir seçenek ise elbette Avrupa Konseyi ve AİHS-AİHM'den çekilmek olabilir. Ama bizce bu tercih, Türkiye ekonomisine kalıcı ve daha da büyük zararlar verecektir. Karar, yüce Türk milleti ve Türk Devleti'nindir...
Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ
KAYNAKÇA
- Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Resolution ResDH(2003)190.
- European Court of Human Rights (1996), “CASE OF LOIZIDOU v. TURKEY”, 18.12.1996, Strasbourg, https://hudoc.echr.coe.int/eng#{%22itemid%22:[%22001-58007%22]}.
- European Court of Human Rights (1998), “CASE OF LOIZIDOU v. TURKEY”, 28.07.1998, Strasbourg, https://hudoc.echr.coe.int/fre#{%22itemid%22:[%22001-58201%22]}.
- KKTC Taşınmaz Mal Komisyonu Resmi İstatistikleri (31.12.2025).
- PRIO Cyprus Property Report.
DİPNOTLAR
[1] European Court of Human Rights (1996), “CASE OF LOIZIDOU v. TURKEY”, 18.12.1996, Strasbourg, https://hudoc.echr.coe.int/eng#{%22itemid%22:[%22001-58007%22]}.
[2] European Court of Human Rights (1998), “CASE OF LOIZIDOU v. TURKEY”, 28.07.1998, Strasbourg, https://hudoc.echr.coe.int/fre#{%22itemid%22:[%22001-58201%22]}.
[3] PRIO Cyprus Property Report; KKTC Taşınmaz Mal Komisyonu Resmi İstatistikleri (31.12.2025).

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder