Uluslararası Politika Akademisi (UPA) yazarları Prof. Dr. Ozan Örmeci ile Doç. Dr. Deniz Tansi, 27 Eylül 2025 tarihinde Sözcü Tv'de yayınlanan "Gülinay Selçuk ile Haber Bülteni" programında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ABD ziyareti ve bu ziyaret temelinde Türk-Amerikan ilişkilerinde yaşanan güncel gelişmeleri yorumladılar. Aşağıdaki linkten bu programı izleyebilirsiniz.
27 Eylül 2025 Cumartesi
ABD'nin Gazze Planı Belli Oldu
Giriş
Hatırlanacak olursa, 80. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kapsamında düzenlenen Müslüman Liderler Zirvesi'nde Gazze krizi ABD Başkanı Donald Trump ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katıldığı bir oturumda kapsamlı şekilde tartışılmış ve Zirve sonrasında Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Gazze'de yaşanan büyük krizin durdurulması ve İsrail-Filistin Sorunu'nun barışçıl şekilde çözümlenmesi adına umut dolu açıklamalar gelmişti. Nitekim çok geçmeden, ABD Başkanı Donald Trump harekete geçti ve tepki çeken "Riviera Planı"ndan sonra Gazze krizine yönelik 21 maddelik yeni bir plan açıkladı.
Trump'ın Gazze Barış Planı
Uluslarası basına yansıdığı kadarıyla, ABD Başkanı Donald Trump'ın özel temsilcisi Steven Witkoff tarafından hazırlanan Plan, şu 21 maddeden oluşuyor:
1. Gazze, komşularına tehdit oluşturmayan, radikalleşmenin ortadan kaldırıldığı, terörden arındırılmış bir bölge olacaktır.
2. Gazze, halkının yararına yeniden geliştirilecektir.
3. İsrail ve Hamas, bu öneriyi kabul ederse, savaş derhal sona erecek, İsrail Ordusu-IDF tüm operasyonlarını durduracak ve Gazze Şeridi'nden kademeli olarak çekilecektir.
4. İsrail'in anlaşmayı kamuoyuna kabul etmesinden sonraki 48 saat içinde, tüm hayatta olan ve ölen rehineler iade edilecektir.
5. Rehineler iade edildikten sonra, İsrail, ömür boyu hapis cezasına çarptırılmış birkaç yüz Filistinli güvenlik mahkumunu ve savaşın başlangıcından bu yana tutuklanan 1.000'den fazla Gazze sakini ile birkaç yüz Filistinlinin cenazesini serbest bırakacaktır.
6. Rehineler iade edildikten sonra, barış içinde bir arada yaşamayı taahhüt eden Hamas üyeleri affedilecek, Gazze Şeridi'nden ayrılmak isteyen üyeler ise kabul eden ülkelere güvenli geçiş hakkı tanınacaktır.
7. Bu anlaşmaya varıldığında, Gazze Şeridi'ne yardım, Ocak 2025'teki rehine anlaşmasında belirlenen kriterlerden daha düşük olmayan oranlarda aktarılacaktır. Bu kriterler arasında günde 600 kamyon yardım, kritik altyapının rehabilitasyonu ve molozların kaldırılması için ekipmanların girişine izin verilmesi yer alıyor.
8. Yardımlar, her iki tarafın da müdahalesi olmaksızın, Birleşmiş Milletler ve Kızılhaç ile İsrail veya Hamas ile ilişkisi olmayan diğer uluslararası kuruluşlar tarafından dağıtılacaktır.
9. Gazze, anlaşma sonrasında halka günlük hizmetleri sağlamakla sorumlu olacak Filistinli teknokratlardan oluşan geçici bir geçiş hükümeti tarafından yönetilecektir. Komite, ABD'nin Arap ve Avrupalı ortaklarıyla istişare ederek kurduğu yeni bir uluslararası kuruluş tarafından denetlenecektir. Komite, Filistin Yönetimi reform programını tamamlayana kadar Gazze'nin yeniden inşası için bir finansman çerçevesi oluşturacaktır.
10. Modern Ortadoğu şehirlerinin inşasında deneyimli uzmanların bir araya getirilmesi ve yatırımları çekmek ve istihdam yaratmak amacıyla mevcut planların değerlendirilmesi yoluyla Gazze'nin yeniden inşası için bir ekonomik plan oluşturulacaktır.
11. Katılımcı ülkeler tarafından müzakere edilecek indirimli gümrük tarifeleri ve erişim oranları ile bir ekonomik bölge kurulacaktır.
12. Kimse Gazze'yi terk etmeye zorlanmayacak, ancak ayrılmayı seçenlerin geri dönmesine izin verilecektir. Ayrıca, Gazzeliler burada kalmaya teşvik edilecek ve orada daha iyi bir gelecek inşa etme fırsatı sunulacaktır.
13. Hamas, Gazze'nin yönetiminde hiçbir rol oynamayacaktır. Tüneller dahil olmak üzere, saldırı amaçlı askeri altyapının yıkılması ve inşasının durdurulması konusunda taahhüt verilecektir. Gazze'nin yeni liderleri, komşularıyla barış içinde bir arada yaşamayı taahhüt edeceklerdir.
14. Hamas ve diğer Gazze gruplarının yükümlülüklerini yerine getirmelerini ve Gazze'nin İsrail'e veya kendi halkına tehdit oluşturmamasını sağlamak için bölgesel ortaklar tarafından bir güvenlik garantisi verilecektir.
15. ABD, Arap ve diğer uluslararası ortaklarla birlikte, Gazze Şeridi'ndeki güvenliği denetlemek üzere Gazze'ye derhal konuşlandırılacak geçici bir uluslararası istikrar gücü oluşturmak için çalışacaktır. Bu güç, uzun vadeli bir iç güvenlik organı olarak görev yapacak bir Filistin polis gücü oluşturacak ve eğitecektir.
16. İsrail Gazze'yi işgal etmeyecek veya ilhak etmeyecek ve IDF, yedek güvenlik güçleri Şeritte kontrol ve istikrarı sağladıkça, şu anda işgal ettiği toprakları kademeli olarak devredecektir.
17. Hamas, bu öneriyi geciktirir veya reddederse, yukarıdaki noktalar terörden arındırılmış bölgelerde uygulanacak ve IDF bu bölgeleri kademeli olarak uluslararası istikrar gücüne devredecektir.
18. İsrail, Katar'a yönelik olarak gelecekte herhangi bir saldırı düzenlememeyi kabul etmektedir. ABD ve uluslararası toplum, Doha'nın Gazze çatışmasında önemli arabuluculuk rolünü kabul etmektedirler.
19. Gazze'de nüfusu radikalleşmeden uzaklaştırmak için bir süreç oluşturulacaktır. Bu süreç, İsrail ve Gazze'deki zihniyet ve anlatıları değiştirmek amacıyla dinler arası diyalogu da içerecektir.
20. Gazze'nin yeniden inşası ilerledikçe ve Filistin Yönetimi reform programı uygulandıkça, Filistin halkının arzusu olarak kabul edilen Filistin Devleti'nin kurulması için güvenilir bir yolun koşulları oluşabilecektir.
21. ABD, barış içinde bir arada yaşama için siyasi bir ufuk üzerinde anlaşmak üzere İsrail ve Filistinliler arasında diyalog kuracaktır.
Yorum
Planı değerlendirdiğimizde, ABD Başkanı Donald Trump'ın bu defa daha gerçekçi, uygulanabilir, ayakları yere basan ve makul bir öneriyle ortaya çıktığı söylenebilir. Plan, akan kanın durdurulması ve bölgede eziyet çeken Filistinli sivillerin kurtarılması adına son derece iyi planlanmış ve İsrail Ordusu'nun bölgeden çekilerek insani yardımların hızlı bir şekilde ulaştırılması ve Gazze'de geçici bir uluslararası yönetimin kurulması gibi temel sütunlar üzerine inşa edilmiştir. Bu, Trump yönetiminin insani duruşunu gösteren ve İsrail'i kötülemek dışında herhangi bir somut şey yapmayan sözde Filistin yanlılarından çok daha fazla Filistinlileri düşünen/kurtaran bir plandır. Öyle ki, plan uygulanabilirse, hiçbir Gazzeli ülkesini terk etmek zorunda kalmayacak, ama Hamas üyeleri isterlerse buradan ayrılabileceklerdir. Ayrıca Hamas'a ülkenin geleceğinde herhangi bir rol verilmeyecek ve Filistin'in modern ve Batı karşıtı olmayan gruplarca yönetilmesi amaçlanacaktır. Ek olarak, anlaşmada, Katar'ın İsrail'in olası müdahalelerine karşı güvenceye alınması ve Filistin'in yeniden imar edilerek kalkınması durumunda Filistin Otoritesi (Mahmud Abbas) önderliğinde Filistin Devleti'nin oluşmasına yeşil ışık yakılması gibi umut veren maddeler vardır. Ayrıca uluslararası basında eski Birleşik Krallık (İngiltere) Başbakanı Tony Blair'in bu süreçte Gazze'yi yönetebileceği yazılmaktadır ki, Blair, büyük tecrübesiyle bu işi yapabilecek çapta bir isimdir.
Bu plan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ABD ziyaretinin ne denli etkili ve başarılı geçtiğinin bir diğer kanıtı olmuş ve Gazzelilerin büyük trajediden kurtulmaları adına iyi bir temel oluşturmuştur. Körfez ülkelerinin maddi destekleri de sağlanabilirse, Gazze, kısa sürede yeniden kalkınabilir, insani trajediler son bulabilir ve iki devletli çözüm temelinde hızla yol alınabilir. Bu, gayet mümkün ve ABD yönetimi için de kesinlikle istenmeyen bir durum değildir. Ancak şunu iyi anlamak gerekir ki, amaçları Filistinlilere yardım etmek değil, Gazzelilerin kanı üzerinden Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Batı'yı kötülemek olan fanatikler hiçbir zaman ve hiçbir plandan mutluluk duymayacak ve eğer onların dediklerine göre hareket edilirse, ileride ortada bir Filistin Devleti'nin kalmayacağı karanlık bir gelecek senaryosu yaşanacaktır. Bu nedenle, bu planı gerçekleştirmek herkesin görevi olmalıdır...
Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ
26 Eylül 2025 Cuma
Cumhurbaşkanı Erdoğan Başkan Trump'la Görüştü: Türk-Amerikan İlişkilerinde Yeni Dönem
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'na 15. defa hitap etmek için Amerika Birleşik Devletleri'nin New York şehrine giden 12. Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Filistin Sorunu'nun Gazze krizi ile ulaştığı insanlık açısından vahim noktayı tüm dünyaya duyurduğu konuşmasının ve bunu müteakiben ABD Başkanı başkanlığında BM Genel Kurulu'nda Gazze krizini görüşmek için düzenlenen Müslüman Liderler Zirvesi'nin ardından, ABD'nin başkenti Washington DC'ye geçerek, burada Beyaz Saray'da 45. ve 47. ABD Başkanı Donald Trump'la görüştü. Önceki Başkan Joe Biden döneminde Beyaz Saray'da kabul edilmemesini ülkesi adına küçük düşürücü bir durum olarak kabul eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaşadığı sorunlara karşın halen dünyanın birçok açıdan lider ülkesi kabul edilen ABD'deki temaslarına büyük önem verdiğini bu vesileyle bir kez daha göstermiş oldu.
Aslında, daha önce de birçok kez gündeme gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Beyaz Saray ziyareti, son birkaç günde gelişen hızlı gayrıresmi diplomasi neticesinde kesinleşti. Öyle ki, ana muhalefet partisi CHP'nin Genel Başkanı Özgür Özel'in gündeme getirdiği üzere, ABD Başkanı'nın oğlu Eric Trump'la geçtiğimiz günlerde Dolmabahçe Sarayı'nda özel bir görüşme gerçekleştiren Türkiye Cumhurbaşkanı, Trump'ın oğluyla yaptığı görüşme ile bu ziyaretin altyapısını sağlamış oldu. Öyle ki, ABD Başkanı Trump, sosyal medya hesabından yaptığı duyuruda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı 25 Eylül’de Beyaz Saray’a davet ettiğini ve gündemde büyük ölçekte Boeing yolcu uçağı ile F-16 ve F-35 savaş uçakları satışının bulunduğunu açıkladı. Erdoğan'ın bu hamlesi muhalif basın-yayın organlarınca bence hatalı bir şekilde "ABD Başkanı'ndan randevu alabilmek için ticareti kullanıyor" eleştirilerine maruz kalırken, aslında Türkiye Cumhurbaşkanı, bir taşla iki kuş vurarak, Türkiye'nin hava savunması için çok gerekli olan savaş jetleri ile THY'nin ve Türkiye turizminin önemli bir ihtiyacı olan yeni yolcu uçaklarının uygun koşullarda tedarik edilebilmesi için ABD Başkanı ile kişisel yakınlığını ve aile bağlarını kullanarak ülkesi adına avantaj sağlamaya çalıştı. Şunu da belirtmek gerekir ki, devletler arası ilişkilerde bu tarz stratejik ve büyük alımların planlamaları seneler öncesinde yapılır ve kişilerin inisiyatifi genelde arka planda kalır.
25 Eylül'deki beklenen görüşme yaklaşık 2 saat 20 dakika sürmüştür. Görüşme öncesinde kapıda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı bekleyen Başkan Trump, Cumhurbaşkanı arabasıyla kapıya yanaşıp inince, ona sıcak bir karşılama yapmış, ayrıca içeride görüşme öncesinde basın mensuplarının da katıldığı yaklaşık 25 dakikalık bir ön görüşme gerçekleştirilmiştir. Bu ön görüşmede, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı öven sözler kullanan Donald Trump, Türkiye'ye ABD'den satın almak istediği sistemler konusunda yardımcı olmak istediğini belirtmiş ve ilk döneminde Rahip Brunson krizini birlikte çözdüklerini hatırlatmıştır. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise, yanlış anlaşılma olmaması ve güzel Türkçemizin tüm dünyada duyulması adına Türkçe olarak yaptığı konuşmada, Türk delegasyonu olarak bu ziyaret nedeniyle çok mutlu olduklarını ve Türk-Amerikan ilişkilerinde Başkan Trump döneminde atılım yapmak istediklerini kaydetmiştir. Erdoğan, ayrıca, Heybeliada Ruhban Okulu konusunda Türkiye'nin üzerine düşen her türlü adımı atmaya hazır olduklarını belirtmiştir. Başkan Trump, ek olarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın görüşleri konusunda oldukça kararlı ve sert bir adam olmasını övmüş ve Türkiye'nin Ukrayna ile savaşa devam eden Rusya ile enerji ticaretinde kısıtlamaya gitmesini istediğini açıkça belirtmiştir. Trump, ikili ticareti geliştirmek istediklerini de belirtmiştir.
Soru-cevap kısmında ise, Başkan Trump, Türkiye'ye Patriot hava savunma sistemi, F-35 beşinci nesil savaş jetleri ve F-16 savaş jetleri konusunda yardımcı olmaya hazır olduklarını bir kez daha belirtmiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise, soru üzerine, Başkan Trump'ın barış girişimlerine destek verdiklerini ve onun başarılı olmasını istediklerini belirtmiştir. Başkan Trump ise, Türkiye'ye yönelik CAATSA yaptırımlarının kaldırılabileceğini söylemiş ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın diğer liderlerle güçlü ilişkilerinden istifade ettiklerini vurgulamıştır. Bu şekilde, iki lider, görüşmeler öncesinde aralarında herhangi bir problem olmadığını ve iyi anlaştıklarını ispatlamışlar ve içerideki görüşmeler öncesinde olumlu sinyaller vermişlerdir. Başkan Trump, ayrıca, Amerikan iç kamuoyuna yönelik mesajlar da vererek, kendisinden önceki Demokrat Başkanları kötülemiş ve onların başarısızlıklarını sıklıkla gündeme getirmiştir.
Daha sonra ise görüşmelere geçilmiş ve heyetlerin 140 dakikalık müzakereleri sonrasında yavaş yavaş uzlaşılan konular hakkında basın-yayın organlarına haberler düşmeye başlamıştır. Başkan Trump, görüşme için "harika bir görüşmeydi" ifadelerini kullanırken, yüzü gülen Cumhurbaşkanı Erdoğan da ABD'den ayrılarak Türkiye'ye dönüş için yola çıkmıştır. Görüşme sonrası T.C. İletişim Başkanı Burhanettin Duran da sosya medya hesabından bir açıklamada bulunmuş ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ABD seyahatinin oldukça yüksek tempolu ve verimli geçtiğini belirtmiştir. Görüşmeler sırasında çekilmiş bir fotoğraf da kısa sürede olay yaratmış ve Başkan Trump'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı koltuğuna oturturken sandalyesini çekerek jest yapması, Türk basın-yayın organlarınca iki ülke arasındaki güçlü bağların bir göstergesi olarak yorumlanmıştır. ABD dönüşü uçakta açıklamalar yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan ise, görüşmelerde 100 milyar dolarlık ikili ticaret hacmi hedefine ulaşmak için gümrük vergilerinin gözden geçirilmesi de dahil birçok siyasi ve ekonomik konuda kapsamlı görüşmeler yaptıklarını ve bu görüşmelerin başarılı geçtiğini açıklamıştır. Görüşmelere dair basına düşen haberler incelendiğinde, birkaç konu öne çıkmaktadır:
1. Enerji İş Birliği: Rusya ve İran gibi ABD'nin hasım kabul ettiği ülkelere yoğun bir enerji bağımlılığı olan Türkiye, ABD heyeti ile varılan uzlaşı ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun imzaladığı anlaşma neticesinde, yeni dönemde ABD'den LNG (sıvılaştırılmış doğalgaz) alımlarına başlayacaktır. Bu, Türkiye'nin enerji politikasındaki çeşitlendirme arayışının bir uzantısı olup, Rusya, İran ve Azerbaycan'la olan enerji ilişkilerini kapsamlı ölçüde etkilemeyeceği düşünülmektedir. Ayrıca iki ülke nükleer enerji alanında iş birliği konusunda da uzlaşmaya varmış ve bu konuda bir mutabakat zaptı imzalamışlardır. Bu anlaşma uyarınca, Akkuyu Nükleer Santrali sonrasında Türkiye'nin nükleer enerji konusunda ABD ile iş birliğine yönelmesi mümkün hale gelmiştir. Bu konudaki gelişmeler zaman içerisinde belli olacaktır.
2. Boeing Alımı: Yıllardır devam eden müzakerelerin ardından, THY'nin atılım yapmasına adına, görüşmede, ilerleyen yıllarda sayısı 150'yi bulacak şekilde Boeing uçaklarının satın alınması konusunda mutabakata varılmıştır. Bu şekilde, Türkiye, THY ile turizm ve hava yolları konusunda bir dünya markası olma yolunda ilerlemektedir.
3. Heybeliada Ruhban Okulu: 1971'den beri eğitimine ara veren Heybeliada Ruhban Okulu'nun, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dindarlara ve inançlara saygılı laik çizgisi uyarınca, yeni dönemde yeniden eğitime başlayabilmesi konusunda ön mutabakata varılmış ve Cumhurbaşkanı Erdoğan bunu ön görüşmede açıkça belirtmiştir.
4. Savunma İş Birliği: Bu konuda henüz net açıklamalar yapılmasa da, iki liderin F-16'lar, F-35'ler ve Türkiye'nin 2030'larda üreteceği milli muharip uçak KAAN'a F110 motorunun yerleştirilmesi gibi konuları görüştükleri ve bu yönde mesafe kat edildiği düşünülmektedir. Ancak Türkiye'nin halen CAATSA yaptırımlarına maruz kalması ve bu konuda Cumhuriyetçi Parti'nin sayısal üstünlüğünün bulunduğu ABD Kongresi'nin de onayının gerekmesi nedeniyle, bu konuların çözümlenmesi biraz daha zaman alabilecektir.
Sonuç olarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 25 Eylül 2025 tarihli Beyaz Saray ziyareti başarılı geçmiş, iki lider bir polemik ya da kriz yaşamamış, genel olarak ticaret ve siyasi ilişkilerin uyumlu şekilde devamına destek verdikleri anlaşılmış ve kriz yaratabilecek sorunlu konulara girilmeden iş birliği konuları üzerinde durulmaya gayret edilmiştir. Beklenen savunma iş birliği ve Boeing alımları dışında Heybeliada Ruhban Okulu ve enerji iş birliği konuları ise sürpriz gelişmeler olarak değerlendirilebilir. Bu ziyaret ve varılan uzlaşı, giderek çok kutuplu hale gelen bir dünyada Türk-Amerikan ilişkilerinin halen güçlü ve etkili olduğunu gösteren önemli bir adım olmuştur. Hatta Türkiye'nin dünyada eriştiği güçlü ve gelişmiş konumunu içeride daha demokratik ve liberal bir sistem uygulayarak pekiştirmesi durumunda, iki ülke arasındaki ilişkilerin yakın gelecekte daha da gelişmesi mümkündür.
Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ
25 Eylül 2025 Perşembe
Prof. Dr. Ozan Örmeci, Erdoğan-Trump görüşmesini Tvnet'te yorumladı
Uluslararası Politika Akademisi (UPA) Kurucu Genel Koordinatörü Prof. Dr. Ozan Örmeci, bugün (25 Eylül 2025) Beyaz Saray'da gerçekleşecek olan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump arasındaki görüşmeden dakikalar önce, Tvnet kanalında "Haber Merkezi" programına katılarak bu görüşmeye dair görüş ve beklentilerini izleyicilerle paylaştı. Hamza Çiftçi'nin sunduğu programa uluslararası ilişkiler uzmanı Dr. Cihan Günyel de katıldı. Aşağıdaki linkten bu programı izleyebilirsiniz.
24 Eylül 2025 Çarşamba
Prof. Dr. Ozan Örmeci Tercüman.com için yazdı: "Devlet Bahçeli’den TRÇ ittifakı çıkışı"
Uluslararası Politika Akademisi (UPA) Genel Koordinatörü Prof. Dr. Ozan Örmeci, 24 Eylül 2025 tarihinde Tercüman.com haber portalı için Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) lideri Dr. Devlet Bahçeli'nin "TRÇ ittifakı" önerisini yorumladı. Aşağıdaki linkten bu makaleyi okuyabilirsiniz.






