11 Ağustos 2026 Salı

KKTC'de Seçim Takvimi Belirlendi

 

Giriş

2025 yılında yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimini federal çözüm yanlısı sosyal demokrat Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) adayı hukukçu Dr. Tufan Erhürman'ın kazanmasıyla Kıbrıs müzakerelerine dönüş yolunda güçlü sinyaller veren -yalnızca Türkiye tarafından tanınan- Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC), halk, bu yıl sonunda, 6 Aralık tarihinde yerel ve genel seçimler için sandık başına gidecek.

Bu seçimlerin sonuçları, hem Kıbrıs Sorunu'nda izlenecek ağır basan yaklaşımın (federal çözüm için müzakerelere devam ya da iki devletlilik yolunda ısrar) belirlenmesi, hem de Kıbrıs Türk halkının 2022'den beri iktidarda olan sağ koalisyona yönelik yaklaşımının anlaşılması açısından kritik bir test işlevi görecek. Bu yazıda, 2026 KKTC seçimleri mercek altına alınacaktır.

2022'den Günümüze KKTC İç Politikası

Hatırlanacak olursa, 2022 yılında yapılan KKTC genel seçimlerinde, Faiz Sucuoğlu liderliğindeki Türkiye yanlısı ve Rauf Denktaş geleneğini sürdüren milliyetçi/sağ parti Ulusal Birlik Partisi (UBP), yüzde 39,54 oyla 50 sandalyeli KKTC Cumhuriyet Meclisi'nde 24 milletvekilliği kazanmış ve Ersin Tatar'ın Cumhurbaşkanı olduğu dönemde önemli bir seçim zaferine imza atmıştır. Şimdilerde Cumhurbaşkanı olan Tufan Erhürman'ın lideri olduğu CTP ise, yüzde 32 oyla ivmeli bir performans gösterse de, milletvekili sayısı olarak 18'de kalmış ve ana muhalefet görevini üstlenmiştir. Diğer partilerden Fikri Ataoğlu liderliğindeki merkez sağ Demokrat Parti (DP) yüzde 7,41 oyla 3 milletvekilliği, bir önceki seçimde büyük çıkış yapan ama bu seçimde düşüşe geçen akademisyen Dr. Kudret Özersay önderliğindeki merkez çizgideki Halkın Partisi (HP) yüzde 6,68 oyla yine 3 milletvekilliği ve Türkiye göçmenlerinin desteklediği ilahiyatçı akademisyen Dr. Erhan Arıklı'nın desteklediği milliyetçi-muhafazakâr Yeniden Doğuş Partisi (YDP) yüzde 6,39 oyla 2 milletvekilliği kazanmıştır.

Bu sonuçların ardından, seçimden muzaffer çıkan UBP lideri Faiz Sucuoğlu Başbakanlığında UBP-DP-YDP üçlü koalisyonuyla meclis çoğunluğunu rahatlıkla sağlayan (29/50) yeni bir hükümet kurulurken, gerek KKTC'yi her konuda destekleyen Türkiye'de yaşanan ekonomik sorunlar, gerek KKTC medyasında yer alan yolsuzluk iddiaları, gerekse de ülkenin dünyada tanınmamış olması nedeniyle yaşanan diğer toplumsal sorunlar nedeniyle artan halk tepkisi ortamında Sucuoğlu hükümeti istifa etmiş ve yerine Ünal Üstel seçilmiştir. Ancak Üstel hükümeti de, Kıbrıs Türk halkının 70 yılı aşkın süredir devam eden Kıbrıs Sorunu'na kalıcı bir çözüm bulmak yönündeki güçlü iradesine dair somut bir çözüm geliştirememiş ve zamanla yolsuzluk iddialarıyla daha da zayıflamıştır.

Bu noktada şunu hatırlatmak gerekir ki, 1974'ten beri bölünmüş durumdaki ülkede kuzey-güney yönümlü olarak bazı geçiş kapılarının açık olması, hatta son yıllarda KKTC vatandaşı çok sayıda kişinin Güney Kıbrıs Rum Kesimi/Yönetimi'nde eğitim alması/istihdam edilmesi ve Cumhurbaşkanı Ersin Tatar da dahil olmak üzere milliyetçi siyasetçilerin bile Kıbrıs Cumhuriyeti'nin pasaportuna sahip olması gibi farklı bir düzlemde gelişen bu ülke siyaseti, Avrupa Birliği (AB) üyesi ve ekonomik olarak daha gelişmiş düzeydeki Rum Kesimi'nin etkisiyle, giderek federal çözüm yönünde ivme kazanmaktadır. Bu durum, Türkiye'nin de ciddi bir engeli/tepkisiyle karşılaşmamakta; hatta geçiş kapılarının daha da sıklaştırılması konusundaki engeller genelde Rum Kesimi'nden kaynaklanmaktadır. Bu durumu anlamak önemlidir; çünkü iki devletli çözüm yönünde öngörülebilir bir gelecekte herhangi bir pozitif gelişme olmayacağının farkında olan Kıbrıs Türk halkı, Türkiye'ye yönelik tepkilerden ya da eksik Türklük/Müslümanlık bilincinden değil, nihai bir statü elde edebilmek için Kıbrıs'ta federasyon tezini desteklemektedir. Çünkü Rum inadının kırılması durumunda, daha uygulanabilir olan yegane çözüm modeli budur.

2026 Seçimleri: Genel ve Yerel Seçimler Bir Arada

2025 Cumhurbaşkanlığı seçimlerini CTP adayı Tufan Erhürman'ın rekor oyla kazanması neticesinde KKTC'de siyasi iklim değişmiş ve federasyon tezi bağlamında umutlar yeniden güçlenmeye başlamıştır. Bu ortamda, koalisyon hükümeti Türkiye'nin desteğine sahip olmasına ve Başbakan Ünal Üstel'in sık sık Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve diğer üst düzey Türk devlet adamlarıyla görüşmesine karşın, iki devletlilik yönünde yakın gelecekte herhangi bir müspet sonuç elde edilemeyeceğine kanaat getiren Kıbrıs Türk halkının CTP'ye yönelimi sürmüştür. Hükümetin yerel ve genel seçimlerin 6 Aralık'ta birlikte yapılacağını açıklamasıyla sandık için start verilirken, seçimlere bu ortamda iddialı giren parti haliyle sosyal demokrat CTP'dir.

Sıla Usar İncirli

Yakın zamanda Genel Başkanlığa Sıla Usar İncirli'yi getiren CTP, yıllardır KKTC siyasetinde sol kulvarda konumlanmış, adada federal çözümü ve temiz siyaseti savunan Avrupai bir partidir. Geçmişte Rum solcuları ve AKEL etkisiyle daha Batı-karşıtı ve anti-emperyalist çizgide olan CTP, kendi içerisinde kırmızı yerine yeşil kanadın ağır basmasıyla son yıllarda Avrupalılaşmış ve daha çevreci ve AB'ci bir parti haline gelmiştir. Daha önce de Sibel Siber döneminde ilk kez bir kadın Başbakanı seçmiş olan Kıbrıslı Türkler, bu seçimlerde de CTP'yi destekleyerek İncirli'yi ikinci kadın Başbakan yapabilir. İncirli, mevcut yönetimi eleştirirken, seçilir seçilmez ülkede nüfus sayımı yapılacağını, güvenlik tedbirlerinin arttırılacağını ve Kıbrıs Sorunu'nda çözüm için çaba gösterileceğini vaat etmektedir.

Ünal Üstel

UBP lideri Başbakan Ünal Üstel ise, iki seçimi bir arada yaparak masrafları azalttıklarını, Girne-Lapta Yolu gibi bazı önemli projeleri tamamladıklarını ve ana vatan Türkiye ile yakın ilişkiler kurduklarını söyleyerek, geleneksel milliyetçi çizgide siyasete devam etmektedir. UBP'liler, Rumlarla federasyon müzakerelerine de şiddetle karşı çıkmakta ve tarihsel düşman olan Kıbrıslı Rumlara asla güvenilemeyeceğini düşünmektedir.

CTP ve UBP dışında DP, HP, YDP ve sosyalist Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) gibi partilerin de seçimlerde varlık göstermesi beklenmektedir. Yıllarca DP'yi yöneten Rauf Denktaş'ın oğlu Serdar Denktaş ise geçtiğimiz yıl Toplumsal Adalet ve Mücadele Partisi (TAM Parti) adıyla yeni bir siyasi parti kurmuştur. Bu partilerden HP, YDP ve DP'nin birkaç milletvekilliği kazanmasına kesin gözüyle bakılmaktadır. Özellikle Kudret Özersay'ın HP'sinin hem CTP'nin, hem de UBP'nin olası hükümetlerinde ideal koalisyon ortağı olacağı düşünülebilir. Erhan Arıklı'nın YDP'si ise, UBP'nin olası bir hükümetinde koalisyona dahil olması beklenen bir partidir. Henüz seçime uzunca bir süre olduğu için elimizde ciddi anketler bulunmamakla birlikte, gözlemler, CTP'nin avantajlı olduğu yönündedir. 

Küçük bir devlet olan KKTC'de, yerel seçimlerde ise, siyasi partilerden daha ziyade adayların kişilikleri ve halkla kurdukları bağlar daha etkili olabilir. Örneğin, partisi çok yüksek oy alamasa da Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı olarak bir dönem büyük destek alan Mehmet Harmancı gibi yerel siyasetçiler, kişisel özellikleriyle seçim sonuçlarını etkileyebilir. Toplam 18 belediye başkanı, 220 belediye meclis üyesi, 240 muhtar ve 960 ihtiyar heyeti üyesinin seçileceği yerel seçimler hakkında öngörüde bulunmak bu nedenle daha zordur ve yerel dinamiklerle ilişkilidir.

Sonuç

Sonuçta, Kıbrıslı Türk otoritelerin genel kanısına göre genel seçimlerden hiçbir partinin tek başına hükümet kurması beklenmemekte ise de, CTP'nin Erhürman rüzgarıyla seçimleri kazanması ve yüksek bir oyla ilk sırada yer alması daha makul bir ihtimaldir. Bu noktada UBP'nin en büyük şansı ise ana vatan Türkiye'nin seçim dengelerini bozabilecek bazı hamleleri olabilir. Seçim sonucunda, benim beklentim CTP'nin tek başına veya Özersay'ın HP'siyle bir koalisyon hükümeti kurarak iktidara gelmesidir. Ancak KKTC'de Kıbrıs müzakerelerini yürütmek dışında asıl yetki hükümet ve Başbakan'da olacağı için, iktidara gelmek garip bir şekilde CTP'nin halk desteğinin zamanla azalmasına ve sonraki seçimlerde oy kaybetmesine de yol açabilir. Zira Türkiye'nin ekonomik sorunları olduğu sürece KKTC'nin de ekonomik olarak düzlüğe çıkması mümkün değildir. Kıbrıs müzakerelerinde Erhürman kanalıyla çözüm veya en azından ciddi bir aşama ve ilerleme sağlanırsa ise, elbette CTP'nin KKTC siyasetine damgasını vurma ve uzun yıllar iktidarı tekeline alma imkânı da bulunmaktadır. 

Dileğimiz, KKTC halkının en doğru tercihi yapması ve çözüm yönünde sorunların karşı taraftan kaynaklandığını bir kez daha tüm dünyaya ispat ederek, Kıbrıs Türk halkının yıllardır yaşadığı haksız izolasyon koşullarının kaldırılmasına yönelik avantajlar sağlamasıdır.

Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ

Hiç yorum yok: