6 Ekim 2016 Perşembe

Türk Sinemasında Kemal Sunal Efsanesi


Giriş
Türkiye’de halen filmleri televizyon kanallarında gösterildiğinde izlenme (rating) rekorları kıran ünlü aktör Kemal Sunal (1944-2000), hakkında akademik çalışmalar da yapılan çok önemli bir Türk aktör ve mizah figürüdür. Bu yazıda, Sunal’ın hayatı, hakkında yazılanlar ve filmlerinde canlandırdığı roller sayesinde üstlendiği ve Türk halkınca çok sevilen toplumsal kimlik incelenecektir.


Hayatı
1944 İstanbul doğumlu olan Sunal[1], Malatyalı orta sınıf bir aileden gelmektedir ve İstanbul Vefa Lisesi’nde Müjdat Gezen ve Uğur Dündar gibi birçok ünlü isimle beraber okumuştur. Eğitim hayatı boyunca çeşitli işlerde çalışan sanatçı, Emayetaş Fabrikası’nda çalışmış, ayrıca bir elektrikçide çıraklık da yapmıştır. Vefa Lisesi’ndeki felsefe hocası Belkıs Balkır’ın sanatçıyı Müşfik Kenter ile tanıştırmasının Sunal’ın kariyerinde önemli bir yeri vardır. Tiyatro ile sanat hayatına başlayan sanatçı, Ertem Eğilmez’in kendisini fark etmesiyle sinema filmlerine yönelmiştir. İlk amatör tiyatro oyunu, Vefa Lisesi’nde okurken rol aldığı “Zoraki Tabip”tir. Kenterler, Ulvi Araz, Ayfer Feray ve son olarak Devekuşu Kabare Tiyatrosu’nda profesyonel olarak rol aldıktan sonra, Ertem Eğilmez’in kendisini fark etmesiyle 1972 yılında “Tatlı Dillim”[2] filminde rol alarak sinemaya ilk adımını atmıştır.

Sunal’ın ilk filmi “Tatlı Dillim” (1972)

Sanatçı, Devekuşu Kabare Tiyatrosu’ndayken, 1972-1973 tarihindeki Ankara turnesi sırasında sonradan eşi olacak Gül Sunal ile tanışmış; çift, 1975 Nisan ayında Beyoğlu Evlendirme Dairesi’nde evlenmişlerdir. Çiftin, bu evlilikten Ali ve Ezo isimli iki çocukları olmuştur. Sunal’ın sinemadaki ilk başrolü ise, 1974 yılında rol aldığı “Salako”[3] filmiyle olmuştur.

Salako (1974)

Sunal, filmlerinde oynadığı “iyi ve saf adam” rolleriyle büyük beğeni kazanmıştır. Sanatçı, komedi filmleri ağırlıkta olsa da, dram türündeki bazı filmlerde de rol almıştır. Oynadığı filmlerdeki karakterlerin genel özelliği; haksızlıkların karşısında duran, iyiliği ve saflığı yüzünden başına sürekli iş açılan, zekâsıyla kötülerle mücadele eden ve insanlara doğru yolu gösteren, daima “gülen” adamdır. Kendisini “çok az konuşan, çok soğuk bir adamım” diyerek tanımlayan Kemal Sunal’ın sinema izleyicileri tarafından benimsenmesi ve sevilmesinin en büyük sebeplerinden birisi, filmlerin çekildiği dönemlerde Türkiye’de yaşanan sosyolojik, sosyo-ekonomik ve siyasi gelişmelerin filmlerinde eleştirel bir bakış açısıyla ama yoğun propaganda yapılmadan yer almasıdır. Zamlar, insanları dolandıran kişiler, geçim sıkıntısı, işsizlik, göç ve töre gibi konuların sinemasında işlenmiş olması, Sunal filmlerine toplumsal bir anlam da kazandırmaktadır. Bu durum, aslında güldürü içerisinde sosyal mesajlar vermek ve bazı konuları mizahi dille eleştirmektir. Sanatçı, güldürü filmlerinin yanı sıra dram filmlerinde yer almış, ancak oynadığı tüm filmlerde “halkın içinden” ve “içimizden biri” imajını hiçbir zaman bozmamıştır. Aynı zamanda, Sunal, öğretmenden bekçiye, kapıcılıktan çöpçüye kadar birçok karakteri oynayarak, Türk toplumunca çok sevilmiş ve genelde beğeni kazanmıştır. Sanatçı, yüksek lisansını Marmara Üniversitesi’nde “TV ve Sinemada Kemal Sunal Güldürüsü”[4] isimli kendisini ve sanatını incelediği master tezi ile yapmıştır. 82 filmde rol almış sanatçının son filmi, 1999 yılında vizyona giren “Propaganda”dır[5]. 3 Temmuz 2000 tarihinde, “Balalayka” isimli filmin çekimleri için bindiği uçakta kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmiştir. Sanatçı, “Gülen Adam” lakabıyla anılmakta ve bugün bile hala Türk halkınca çok sevilmektedir.


“Korkusuz Korkak” (1979) filmindeki Bombacı Mülayim karakteri

Hakkında Yazılanlar
Kemal Sunal filmleri ve güldürüsü başlarda pek ciddiye alınmasa ve sanatçı kendisi hakkındaki ilk tezi kendisi yazmak zorunda kalsa da, son yıllarda Sunal hakkında daha ciddi akademik çalışmalar yapılmaya başlanmıştır. Güncel bir örnek vermek gerekirse, İstanbul Kültür Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde yüksek lisans yapan Efe Teksoy, “Kemal Sunal’ın Şaban Tiplemesinde Charlie Chaplin ve Şarlo Tiplemesinin Etkileri” adlı tez çalışmasında[6], Şarlo ve Şaban tiplemeleri arasındaki benzerlik ve farklılıklara dikkat çekmiştir. 2012 tarihli bir diğer güncel örnek, Gözde Sunal’ın Kemal Sunal’ın filmlerinde canlandırdığı karakterleri analiz ettiği “Kemal Sunal Güldürülerinde Karakterlerin Temsili” adlı[7] İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi’nde yayınlanan makaledir. İsmail Abalı ise, 2015 yılında yayınlanan makalesi “Kemal Sunal Filmlerinin Folklorik İşlevleri”nde[8], Sunal’ın filmlerinin folklorik değerini araştırmıştır.

Hababam Sınıfı Tatilde (1977)

Bu alanda önemli çalışmaları olan Prof. Dr. Orhan Tekelioğlu ise, Radikal gazetesinde 10 Nisan 2011 tarihinde yayınlanan “Kemal Sunal'dan pastiş olmaz!” adlı köşeyazısında[9], Levent Kırca’nın didaktik güldürüsünden daha farklı bir çizgide olan Sunal güldürüsünün, halkın içinden gelen ve muhalif, ama aynı zamanda salağı oynarken dolambaçlı işler yapabilen biraz uyanık bir karakter etrafında kurgulandığına ve bu karakterin halk tarafından çok sevildiğine dikkat çeker. Tekelioğlu, daha önce 2009 yılında yine Radikal gazetesinde yayınlanan “Melezleşmiş bir mizaha doğru” adlı köşeyazısında ise[10], yayınlandığı dönemde hem sağ, hem de sol kesimde “aydın nefreti” çeken Sunal filmleriyle Orhan Gencebay müziği ve son yıllarda fenomen olan Şahan Gökbakar’ın komedi tiplemesi “Recep İvedik” arasında paralellikler kuruyordu.

“Ortadirek Şaban” (1984) filminden unutulmaz sahne

Yorum
Kemal Sunal hakkında yapılması gereken ilk yorum, sanatçının gerçekten önemli bir oyuncu olduğudur. Zira gerçek hayatında biraz utangaç, sıkılgan ve o kadar da neşeli birisi olarak bilinmeyen Sunal, filmlerinde canlandırdığı sakar ve komik karakterlere öylesine başarıyla can vermiştir ki, birçok insan onun gerçek hayatında da böyle olduğunu düşünmüştür. Sunal’ın çizgisinde, özellikle Şaban karakterinin gülümsemesi ve mimiklerinde, Fransız komedyen ve aktör Fernandel’den[11] izler bulmak mümkündür. Ancak Sunal’ın canlandırdığı “sahte kabadayı”, “kazara kahraman olan şapşal adam” ve benzeri karakterler, onun Fransız komedyen Fernandel kadar, Fransız sinemasında hakikaten kabadayı ve gangster rolleri üstlenen Jean-Paul Belmondo’dan[12] da bazı izler taşıdığını gösterir. Bu anlamda, Sunal, daha önce Zeki Müren başta olmak üzere birçoklarının belirttiği şekilde[13], filmlerinde Belmondo ve Fernandel arasında bir yerde konumlanmıştır.

Fernandel ve Belmondo

Türk sinema yıldızlarından Emel Sayın, “Kemal Sunal, filmlerinde genellikle haklının haksıza, güçsüzün güçlüye karşı mücadelesini temsil eden büyük komedi ustasıydı” yorumuyla[14], sanatçının üstlendiği halkçı kimlikten dem vurmuştur. Hakikaten de, Sunal[15], filmlerinde kapıcı (Kapıcılar Kralı[16]), servet bulmak için büyük şehre göç eden veya bir anda zengin olan saf köylü (Köyden İndim Şehre[17], Çarıklı Milyoner[18], Sakar Şakir[19]), gurbetçi Türk (Gurbetçi Şaban[20], Katma Değer Şaban[21], Polizei[22]), bekçi (Bekçiler Kralı[23]), çöpçü (Çöpçüler Kralı[24]), haylaz ve biraz da aptal bir lise talebesi (Hababam Sınıfı serisi[25]), geçim sıkıntısı çeken -Özal döneminde popüler olan ifadeyle- “ortadirek” vatandaş (Meraklı Köfteci[26], Ortadirek Şaban[27], Kiracı[28]), namlı bir kabadayıya tıpatıp benzeyen veya kabadayı zannedilen saf mahalle delikanlısı (İyi Aile Çocuğu[29], İnek Şaban[30], Umudumuz Şaban[31], Dokunmayın Şabanıma[32], Atla Gel Şaban[33]) ve bir devlet kurumunda çalışan ve iş yükü arkadaşlarınca üzerine yüklenen enayi memur (Korkusuz Korkak[34]) gibi toplumsal sınıflandırma açısından orta ve orta alt sınıf sayılabilecek karakterleri canlandırmış ve bu sayede toplumun her kesiminde büyük bir sempati yaratmıştır. 

Sonuç

Gerçek bir Türk sineması efsanesi olan Kemal Sunal, canlandırdığı halkın içinden gelen, biraz saf ama aynı zamanda çok uyanık ve fazlasıyla şanslı karakterlerle, Türk halkının ortalamasının beğenilerini yansıtan roller üstlenmiş ve bu sayede efsaneleşmiştir. Sunal’ın siyasetteki karşılığı ise, zaman zaman izlediği politikalarla tepki çeken, ama bir şekilde gücünü ve halk desteğini korumayı bilen Recep Tayyip Erdoğan’dır. Elbette Erdoğan örneğinde Kemal Sunal karakterlerine kıyasla çok daha baskın olan faktör İslam diniyken, mahalleden gelen delikanlı teması (Erdoğan da İstanbul'un ünlü mahallelerinden Kasımpaşa'dan çıkmıştır) her iki isimde de ortak bir noktadır. Ancak şimdilerde 1000 odalı bir sarayda yaşayan ve otoriter eğilimleriyle tepki çeken Erdoğan'ın mahalle geçmişi ve halkın içinden gelen imajı, artık çok gerilerde kalmıştır.

Yrd. Doç. Dr. Ozan ÖRMECİ



[1] Sanatçının biyografisi buradan alınmıştır; https://tr.wikipedia.org/wiki/Kemal_Sunal.
[25] Hababam Sınıfı (1975) http://www.imdb.com/title/tt0252487/, Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı (1975) http://www.imdb.com/title/tt0252488/, Hababam Sınıfı Uyanıyor (1976) http://www.imdb.com/title/tt0252490/, Hababam Sınıfı Tatilde (1977) http://www.imdb.com/title/tt0252489/.

Hiç yorum yok: