7 Kasım 2012 Çarşamba

Isparta'da Tanınırlık Araştırması



Isparta’nın yetiştirdiği ünlü siyasetçi ve devlet adamı Süleyman Demirel’in Cumhurbaşkanlığı görev süresinin bitimi ve ilerleyen yaşı nedeniyle siyaset sahnesinden çekilmesi ve Erkan Mumcu gibi son derece ümit vadeden bir ismin henüz çok genç yaşlarında siyasete ara vermesi nedeniyle son yıllarda siyaseten unutulmuş bir konuma itilen Anadolu’nun tarihi ve gözde vilayetlerinden Isparta’da, Süleyman Demirel Üniversitesi sayesinde ses getiren bilimsel/siyasi çalışmalar yapılmaya devam ediyor. Yrd. Doç. Dr. Hakan Mehmet Kiriş’in Niran Özalp ve Ayşen Peker’le birlikte yaptığı “Isparta’da Siyasetçilerin ve Yöneticilerin Tanınırlığı Araştırması” da buna güzel bir örnek.


Tanınırlığın özellikle “cilalı imaj devri” olarak adlandırılan günümüzde yerel siyasette farklı dinamiklerle işlese dahi çok önemli olduğuna dikkat çeken ve bu doğrultuda yapılan araştırmadan ilginç sonuçlar Isparta basınına yansıdı. Bu araştırmaya göre mevcut 4 Isparta milletvekili arasında Cumhuriyet Halk Partisi milletvekili ve eski vali Ali Haydar Öner % 28,36 oranla en çok tanınan milletvekili olarak ön plana çıkıyor. Ak Partili Recep Özel % 25,95 tanınırlık ile 2. sırada yer alırken, Ak Partili Süreyya Sadi Bilgiç % 25,41 ile 3., MHP’li Süleyman Nevzat Korkmaz % 20,26 ile 4. sırada yer alıyorlar. Aynı ankette milletvekillerinin başarı düzeyi sorulduğunda ise özellikle MİT müsteşarının sorguya çağırılması döneminde kamuoyunda yaptığı açıklamalarla dikkat çeken AKP’li Recep Özel % 34,08, AKP’li Süreyya Sadi Bilgiç % 28,25, MHP’li Süleyman Nevzat Korkmaz % 20,17 ve CHP’li Ali Haydar Öner % 17,4 ile sıralanıyorlar.  Ispartalılar milletvekillerini açık ara farkla % 64,3 oranında basın-yayın organlarından tanıyor ve takip ediyorlar. Isparta Belediye Başkanı Yusuf Ziya Günaydın % 96,3 oranında tanınırken, kendisini başarılı bulanların oranı % 36,3, kısmen başarılı bulanların ise % 40,1 olarak karşımıza çıkmaktadır. Ispartalı siyaset adamları arasında en ünlü kişi olarak % 79,8 oranla Süleyman Demirel ilk sırada yer alırken, kendisini % 20,9 oranla Erkan Mumcu takip etmektedir.  

Bu dikkat çekici araştırmanın sonuçlarına http://www.egirdirhaber.com/haber_detay.asp?haberID=2832 adresinden ulaşabilirsiniz.

Dr. Ozan Örmeci

3 Kasım 2012 Cumartesi

Can Dündar GAÜ'deydi


Benim çocukluk ve ilk gençlik günlerimde “genç gazeteci” olarak Sarı Zeybek başta olmak üzere yaptığı belgeseller ve kitapları-makaleleriyle şöhret kazanan ancak günümüzde artık 50’li yaşlarının başında “deneyimli gazeteci” kabul edilebilecek olan Can Dündar, önceki gün Girne Amerikan Üniversitesi’nde iki saatlik bir söyleşiye katıldı. Dündar’ın Türkiye’deki siyasi gelişmeler ve gazetecilerin durumu hakkındaki söylediklerini önemli olabileceklerini düşünerek burada sizinle paylaşmak istiyorum.

20 dakikalık bir giriş konuşmasının ardından bir buçuk saat boyunca öğrencilerden gelen soruları cevaplandıran Dündar’ın en çok ve ısrarla üzerinde durduğu konu, yazılı ve görsel basının son yıllarda tarihimizde askeri darbe dönemleri dışında hiçbir dönemde olmadığı kadar baskı altında olduğu iddiasıydı. Dündar’a göre Ntv’de son derece başarılı giden programlarının sona erdirilmesinde siyasi baskıların rolü olmuştu ve Milliyet’te şimdilik köşe yazılarına devam etmesine karşın, yakın bir gelecekte burada da sorun çıkabilirdi. Dündar medyada siyasi iktidarı eleştiren sözler söylemenin günümüzde artık neredeyse imkansız hale geldiğini belirtti ve medyanın sanılanın aksine her zaman sistemin önemli bir parçası olduğu için medyadan mucize beklememek gerektiğini; muhalefet hareketlerinin basın sayesinde değil, ancak geçmişte Recep Tayyip Erdoğan örneğinde olduğu gibi basına rağmen toplumsal tabanda örgütlenerek başarıya ulaşabileceklerini ifade etti. Gazetecilik ve televizyonculuk yapması engellendiği için sinema ve yazmaya yöneldiğini belirten Dündar, yakında yeni bir kitabının çıkacağını ve yeni bir filminin gösterime gireceğini söyledi. Daha çok siyasi sorular sorulması nedeniyle bu konularda konuşan Dündar sözü Türkiye’de devam eden açlık grevlerine getirerek, bunun siyasi değil, insancıl bir mesele olduğunu ve Adalet Bakanı’nın Başbakan Erdoğan’ı yalanlayan sözlerinin durumun vehametini gösterdiğini ifade etti. Bir arada barış içerisinde yaşamak isteyen ve son Cumhuriyet kutlamalarında da görüldüğü üzere artık “biber gazı” ortak paydasında buluşan muhalefetin mutlaka asgari müştereklerde anlaşarak ortak bir muhalefet dili yaratması gerektiğini belirten Dündar, aksi takdirde son derece güçlü iktidarı sarsmanın mümkün olmadığını iddia etti. Kapitalizmin derinleşmesi ve yeni dünya düzeni nedeniyle artık televizyonlarda bilgi yarışmalarının yerini arkadaşlarınızı eleyerek yükseldiğiniz Survivor tipi güç ve dayanıklılık yarışmalarının aldığı tespitini yapan Dündar, bu noktada Türkiye halkının en çok televizyon izleyen halklardan biri olarak tvde gördüklerinden etkilendiğini söyledi. Kıbrıs’ın kendisi için her zaman ikinci bir vatan gibi olduğunu söyleyen Dündar, ancak artık “yavru” vatanın kendi ayakları üzerinde durmasına saygı duyulması ve yavruluktan olgunluğa geçişini anlamak gerektiğini belirterek, konuşmasına Necip Fazıl’dan bir dörtlükle son verdi.

Dr. Ozan ÖRMECİ


23 Ekim 2012 Salı

UBP Kongresi


Geçtiğimiz günlerde Girne Amerikan Üniversitesi’nde işe başlamamı takiben Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti iç siyaseti hakkında da yavaş yavaş bilgi sahibi olmaya başladım. GAÜ’de bu konuda uzman hocalarımızın ders aralarındaki hızlandırılmış kursları (!) açıkçası günlerce gazete okumaktan daha faydalı oldu. Geçtiğimiz haftanın Kıbrıs’taki en önemli siyasi gündem maddesi ise iktidardaki Ulusal Birlik Partisi-UBP’nin Kurultayı idi.
Ulusal Birlik Partisi’nin 19. Olağan Kurultayı’nda Genel Başkanlık için iki iddialı isim yarıştı; halihazırdaki Başbakan ve parti lideri İrsen Küçük ile karşısında Gazimağusa milletvekili Ahmet Kaşif. Pazar sabahı gergin bir atmosferde başlayan kongrede seçim öncesi Kıbrıslılar ve özellikle UBP’lilerce en çok konuşulan konular; Türkiye’de AKP hükümetinin İrsen Küçük’ten yana tavır koyduğunu belli etmesi ve Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ve Başbakan İrsen Küçük arasında UBP içerisinde bir güç mücadelesinin yaşandığının iddia edilmesiydi. Nitekim Kurultay’da konuşma yapan Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun kongre salonunda fotoğrafının bulunmaması nedeniyle partisine sitem etmesi ikili arasındaki gerginliği gösteriyordu. Her iki adayın konuşmaları sonrası akşam saatlerinde başlayan oylama sonucunda Başbakan İrsen Küçük 704 oyla yeniden Genel Başkan seçilirken, Ahmet Kaşif 690 oy aldı. İrsen Küçük bu sonuçla -seçimin iptal edilmemesi durumunda- yerini korurken, Cumhurbaşkanı Eroğlu ve Ahmet Kaşif de parti içerisindeki yarıya yakın güçlerini göstermiş oldular.
Kongre sonrası en ilginç gelişmelerden biri ise “Toparlanıyoruz” hareketi lideri Doç. Dr. Kudret Özersay’ın twitter hesabından duyurduğu “UBP tüzüğüne göre Genel Başkan üye tamsayısının salt çoğunluğu ile seçilir” şeklindeki UBP tüzüğü 28. maddesi nedeniyle seçimlerin önümüzdeki hafta tekrar edileceği yönünde tartışmalardı. Olay Kıbrıs basınında ve Kıbrıslılar arasında gündem yaratırken, UBP Kongre Divanı İrsen Küçük’ü Genel Başkan ilan ederek tartışmalara son vermeye çalıştı. Ancak kongre sonucunun mahkemelik olabileceği ve ayrıca UBP’nin ilerleyen günlerde Küçük ve Kaşif ekseninde ikiye bölünebileceği tartışmaları Kıbrıslılar arasında yapılmaya devam ediyor.
Kongre sonrası gözlemlediğim kadarıyla Kıbrıslı Türkler ülkelerindeki siyasetin tamamen Türkiye’den tanzim edilmesi ya da edildiği gibi bir görüntü yaratılmasından son derece rahatsızlar ve Türkiye’den kendilerine babaları gibi değil, kardeşleri gibi davranmasını bekliyorlar. UBP içerisinde yaşanan bu tartışmalar ve karışıklıklar kuşkusuz CTP başta olmak üzere diğer muhalefet partileri adına da seçimler öncesi önemli bir sinyal. Ancak muhalefet partileri henüz iktidara hazır bir görüntü çizmiyorlar. Denktaş, Eroğlu ve Talat gibi çok önemli liderlerin yıllar içerisinde KKTC siyasetinden yavaş yavaş çekilmeleriyle Kıbrıs siyasetinde yeni isimlere şans tanınabilir gibi düşünüyorum. Girne’den sevgiler ve herkese iyi bayramlar.
Dr. Ozan Örmeci


21 Ekim 2012 Pazar

Çin'in Yeni Lideri Olması Beklenen Enigmatik Adam: Şi Cinping




8 Kasım’da Çin Komünist Partisi’nin 18. Milli Kongresi Çin’in başkenti Pekin’de düzenlenecek. ÇKP açısından tarihi sonuçları olması beklenen bu kongrenin en önemli konusu, kuşkusuz Çin'in en yüksek siyasi organı olarak kabul edilen Politbüro Daimi Komitesi’nin 9 üyesinden 7’sinin yaştan veya iki dönemlik sınırlamadan dolayı emekliye ayrılacak olması.[1] Emekliye ayrılacaklar arasında Cumhurbaşkanı Hu Jintao ve Başbakan Wen Jiabao da bulunuyor. Politbüro’nun neredeyse tamamının yenileceği ve Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın belirleneceği bu çok önemli kongrenin en dikkat çeken ismi ise kongre sonrası Çin Halk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olması beklenen hali hazırdaki Cumhurbaşkanı Yardımcısı Şi Cinping (Xi Jinping). Bu yazıda Cinping hakkında şu ana kadar Batı medyasında yazılanları Türk okurlar için özetlemeye çalışacağım.

1 Haziran 1953 tarihinde Pekin’de dünyaya gelen Şi Cinping, Çin’de “princeling (genç prens)” lakabıyla tanınıyor. Cinping’in bu lakabı almasının sebebi babası Xi Zhongxun’un (1913-2002) Çin Halk Cumhuriyeti’nin devrimci ilk nesil liderlerinden ve en önemli siyasi figürlerinden olması. Babası Mao ile beraber bizzat Çin Devrimi’ni örgütleyen kişilerden biri olan Cinping’e, bu nedenle Çin siyasetinde uzun bir süredir “veliaht” gözüyle bakılıyordu. Devrimin en önemli isimlerinden biri olmasına karşın, Kültür Devrimi sırasında tutuklanan ve uzun yıllarını hapiste geçiren Zhongxun’un oğluna en büyük mirası ise serbest piyasa ekonomisine klasik komünistler ve Maoculardan daha sıcak yaklaşımı ve 1989 yılında Tiananmen Meydanı’nda öğrencilerin üzerine ateş açan güvenlik güçlerine yönelik eleştirilerinin yarattığı saygın imaj.[2] Babasının bu saygın imajınından da yararlanarak kariyerinde hızla ilerleyen Cinping ise hakkında az şey bilinen enigmatik, ama aynı zamanda klasik Çinli politikacılardan daha farklı olarak sıcakkanlı ve sempatik bir lider olarak ön plana çıkıyor.

Babasının tutuklanması sonrası zor günler geçiren ve taşraya çalışma kampına gönderilen, ancak Komünist Parti’ye üye olarak ülkesi için çalışmaya devam eden Cinping, 1975-1979 yılları arasında Pekin’in saygın üniversitelerinden olan Tsinghua Üniversitesi’nde kimya mühendisliği okudu.[3] Babasının salıverilmesinin ardından önü açılan Cinping, 1979-1982 yılları arasında Çin Komünist Partisi’nin önemli isimlerinden ve Merkezi Askeri Komisyon Genel Sekreteri Geng Biao’nun yardımcılığını üstlendi ve bu sayede Çin Halk Kurtuluş Ordusu ve Çin Komünist Partisi içerisindeki bağlantılarını geliştirdi.[4] Detant sonrası Çin-ABD ilişkileri gelişirken, Cinping de 1985 yılında Amerika’daki tarım sistemini incelemek için bu ülkeye giden bir delegasyonda yer alarak kısa bir süre bu ülkede Iowa’da yaşadı. Cinping’in Amerika’daki zamanlarından kalma en önemli alışkanlıklarının basketbol sevgisi ve Hollywood savaş filmlerine olan düşkünlüğü olduğu söyleniyor.[5]

Kariyeri boyunca 4 önemli bölgede (Shaanxi 1969-1975, Hebei 1982-1985, Fujian 1985-2002, Zhejiang 2002-2007) görev yapan Cinping, sadakat ve yönetici yeteneklerinin büyük önem arz ettiği Çin Komünist Partisi’nde basamakları hızla yükseldi ve 2007 yılında Şanghay’da parti yöneticiliğine atanması onu bekleyen parlak kariyerinin habercisi oldu. Özellikle 1999 yılında görev yaptığı Fujian eyaletinde meydana gelen bir rüşvet skandalının yarattığı sorunları başarıyla çözmesi onu parti nezdinde bir yıldız haline getirdi.[6] Cinping’in 2007 yılındaki 17. Milli Kongre’de Polit Büro’ya atanması ise Çin’in 5. kuşak liderleri arasına girmesini ve dünyanın da kendisini fark etmesini sağladı.

Bugün dünyanın konuşmaya hazırlandığı Cinping’in özel hayatı ve siyasal eğilimleri konusunda çok az şey biliniyor. Cinping’in boşandığı ilk eşi Ke Lingling’den sonraki ikinci karısı Çin’de çok sevilen bir şarkıcı olan 1962 doğumlu Peng Liyuan.[7] Sadık bir parti üyesi olan ve halkın çok sevdiği Liyaun sayesinde Cinping’in de halk nezdindeki saygınlığı kuşkusuz yükseliyor. Çiftin kızlarını (Xi Mingze) farklı bir isim kullandırarak Amerika’da Harvard Üniversitesi’nde okutmaları ise önemli bir anekdot ve Cinping’in dünyaya bakışı hakkında önemli bir işaret olarak algılanabilir.[8] Cinping’in son dönemde adı en çok Eylül ayında 15 gün süreyle ortalarda gözükmemesi ve kaybolduğunun iddia edilmesi ile dünya basınında geçti.[9] Hakkında bilinen az şey arasında yolsuzluk karşıtı sert duruşu ve kimseye düşman olmamaya özen gösteren ihtiyatlı siyasi yaklaşımı var.[10] Babası gibi piyasa ekonomisine sıcak bakışı[11], onu bir anlamda Çin’in efsanevi kurucu lideri Mao’dan çok günümüzün şahlanan ejderhasını yaratan Deng Xiaoping’e yakınlaştırıyor. Fotoğraflarında birçok Çinli siyasetçiden farklı olarak gülümseyen pozlar veren Cinping’in hakkında az şey bilinmesi nedeniyle gizemlilikten doğan bir karizmasının olduğunu söylemek de mümkün.

21. yüzyılda süper güç iddiasını ortaya koyması beklenen Çin Halk Cumhuriyeti’nin birkaç gün sonra Cumhurbaşkanı olması beklenen liderinin hakkında yazılanlar şimdilik bunlarla sınırlı. Kuşkusuz Cinping’in ülkesine çizeceği rota sadece kendi ülkesi ve halkı için değil, tüm dünya ve dünya halkları açısından da önemli olacak.


Dr. Ozan ÖRMECİ








[1] “Çin’de tarihi kongre 8 Kasım’da yapılacak”, Zaman, Erişim Tarihi: 21.10.2012, Erişim Adresi: http://www.zaman.com.tr/newsDetail_getNewsById.action?haberno=1351813.
[2] “Xi’s Career Gives Few Clues to His Beliefs”, The Wall Street Journal, Erişim Tarihi: 21.10.2012, Erişim Adresi: http://online.wsj.com/article/SB10001424052702304410504575560450728568626.html.
[3] “China’s congress: Front-runners for power”, BBC, Erişim Tarihi: 21.10.2012, Erişim Adresi: http://www.bbc.co.uk/news/world-asia-china-19703672.
[4] “Xi Jinping”, Wikipedia, Erişim Tarihi: 21.10.2012, Erişim Adresi: http://en.wikipedia.org/wiki/Xi_Jinping.
[5] “China’s congress: Front-runners for power”, BBC, Erişim Tarihi: 21.10.2012, Erişim Adresi: http://www.bbc.co.uk/news/world-asia-china-19703672.
[6] “Xi’s Career Gives Few Clues to His Beliefs”, The Wall Street Journal, Erişim Tarihi: 21.10.2012, Erişim Adresi: http://online.wsj.com/article/SB10001424052702304410504575560450728568626.html.
[7] Liyuan’ın bir canlı performansı buradan izlenebilir, http://www.youtube.com/watch?v=azFc6PFi-xE, Erişim Tarihi: 21.10.2012.
[8] “Xi Jinping Millionaire Relations Reveal Fortunes of Elite”, Bloomberg, Erişim Tarihi: 21.10.2012, Erişim Adresi: http://www.bloomberg.com/news/2012-06-29/xi-jinping-millionaire-relations-reveal-fortunes-of-elite.html.
[9] “Communist Leader’s Absence Sets Off Rumor Mills in China”, New York Times, Erişim Tarihi: 21.10.2012, Erişim Adresi: http://www.nytimes.com/2012/09/11/world/asia/xi-jinping-chinas-presumptive-new-leader-mysteriously-absent.html?_r=2&.
[10] The Creation Myth of Xi Jinping”, Foreign Policy, Erişim Tarihi: 21.10.2012, Erişim Adresi: http://www.foreignpolicy.com/articles/2012/10/19/the_creation_myth_of_xi_jinping.
[11] “The Guardian Profile: Xi Jinping”, Guardian, Erişim Tarihi: 21.10.2012, Erişim Adresi: http://www.guardian.co.uk/world/2012/feb/13/xi-jinping-profile-china. 

17 Ekim 2012 Çarşamba

The Impact of Europeanization on Turkish Political Party System: Justice and Development Party (2002-2007)



International Journal of Business and Social Sciences (IJBSS) dergisinin Eylül 2012 tarihli (cilt no:3, sayı no: 18) sayısında yayınlanan "The Impact of Europeanization on Turkish Political Party System: Justice and Development Party (2002-2007)" adlı makaleme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. İyi günler.

Dr.   Ozan Örmeci