9 Temmuz 2026 Perşembe

2026 NATO Ankara Zirvesi Deklarasyonu

 

7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde, Türkiye'nin başkenti Ankara'da, çok sıkı güvenlik önlemleri altında ve büyük bir şölen edasında düzenlenen 36. NATO Zirvesi, Türkiye'de ve Batı ülkelerinde basın-yayın organlarında geniş yer eden ve önemli haberlere kaynaklık eden önemli bir uluslararası etkinlik olarak işlev gördü. Etkinlik, genel olarak başarılı bulundu ve çok ses getirdi. Türkiye'nin etkinlikte otantik (yerel) değerlere büyük önem vermesi ise, NATO ve Batı blokuna bu ülkenin kendi rengini katması ve bölgesel bir güç olarak ittifak içerisindeki önemli ve özgün konumunu vurgulaması şeklinde yorumlandı. Özellikle etkinlik kapsamında Batılı liderlerin karşılanması sırasında törende yer alan geleneksel Osmanlı merkezi ordusu Yeniçeri birliği ve onların törende icra ettikleri geleneksel marşlar çok dikkat çekti ve yankı uyandırdı.

Etkinlik kapsamında Batılı liderler arasında formel ve informel birçok kısa görüşme gerçekleştirildi ve NATO ilişkileri dışında ikili ilişkilere dair konular da ele alındı. Zirveye Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski gibi NATO üyesi olmayan bazı devletlerin liderleri de katıldı. Bu görüşmelerden özellikle Zirveye ev sahipliği yapan Türkiye'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile birçok Avrupalı liderle son dönemde sorunlar yaşayan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump'ın yaptığı görüşme dikkat çekti.

Görüşmeye Trump'ın Erdoğan ve Türkiye'ye yönelik iltifatları ile ABD Kongresi'nin Türkiye'ye uyguladığı CAATSA yaptırımları kapsamında Türkiye'nin erişimine engel getirilen F-35 5. nesil savaş uçakları ile Türkiye'nin yerli üretimi olan KAAN uçaklarına motor tedariki gibi konularda sağlayacağı imtiyazlar damga vururken, bu konularda Başkan Trump'ın verdiği sözlerin ne ölçüde gerçekleşebileceğini elbette zaman gösterecektir. Geçtiğimiz günlerde katıldığım bazı televizyon programlarımda da vurguladığım üzere, Türkiye ile İsrail'in ilişkileri düzelmediği sürece Başkan Trump'ın ABD Kongresi'nin engelini aşması pek mümkün gözükmemekle birlikte, bu konuda ABD Başkanlarının çeşitli yetkilerinin olduğu da hatırlanmalıdır. Bu bağlamda, Türkiye'nin parası zaten ödenen 6 F-35 jetini tedarik etmesi ve KAAN uçaklarına yönelik motorları elde etmesi gibi hususlar daha gerçekçi olup, F-35 üretim programına yeniden dahil olunması ise Kongre engeli aşılmadan pek mümkün görünmemektedir.

İki gün boyunca başkent Ankara'da adeta hayatı durduran ve Türkiye'yi dünyanın merkezi haline getiren Zirve, ayrıca Trump başta olmak üzere Batılı liderlerin çeşitli haberleri ve polemikleriyle de gündeme gelmiştir. Örneğin, Zirveye Suriye'de Ahmed Şara ile yaptığı görüşmenin hemen ardından gelen ve bu ziyaret sırasında kaldığı otelin yakınlarında bombalı bir saldırı yaşanan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un sabah koşusu, ilk kez bu kadar önemli bir uluslararası etkinlikte boy gösteren Macaristan Başbakanı Peter Magyar'ın etkinlik öncesinde İstanbul'u bir turist olarak gezmesi, "Lahey Taahhüdü" konusuna karşı olan solcu İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'in ziyaret sırasındaki tavırları, ABD Başkanı Donald Trump'la arası açık olan İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'nin Trump'la etkileşimleri ve Türkiye ile bazı siyasi sorunları olan Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis'in ilginç halleri gibi konular Türkiye basınında ve uluslararası basında haberlere konu oldu. Ayrıca NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin enerjik hâli de kendisinin bu iş için doğru isim olduğu yönündeki görüşlerini destekledi. Zirveye damga vuran kavramlar ise "NATO 3.0" ve "caydırıcılık" oldu. 

Zirve sonunda ilan edilen Bildiride ise şu hususlar vurgulandı:

1-) Biz, Kuzey Atlantik İttifakı Devlet ve Hükümet Başkanları, Washington Antlaşması'nın 5. maddesi uyarınca kolektif savunmamıza ve Transatlantik bağa olan sarsılmaz bağlılığımızı yeniden teyit etmek üzere Ankara'da toplandık. Birimize yapılan saldırı, hepimize yapılmış bir saldırıdır. Birliğimiz, dayanışmamız ve kolektif gücümüz, özgür ve demokratik uluslardan oluşan İttifakımızdaki bir milyar vatandaş için barış, güvenlik ve refahın temeli olmaya devam etmektedir. Caydırıcılık ve savunmaya yönelik 360 derecelik yaklaşımımıza olan bağlılığımızı sürdürüyoruz.

2-) Rusya'nın Avrupa-Atlantik güvenliği ve istikrarına yönelik uzun vadeli tehdidine ve terörizmin süregelen tehdidine karşı koymak için Müttefikler, Lahey savunma taahhüdünü yerine getiriyor. 2025 yılında, Avrupa müttefikleri ve Kanada, temel savunma gereksinimlerine yönelik yatırımlarını 139 milyar dolardan fazla arttırdı. Yatırımlarımız, ihtiyaç duyduğumuz yetenekleri sağlamakla birlikte sanayi tabanımızı ve dayanıklılığımızı da güçlendiriyor. Bugün Ankara'da, 50 milyar dolardan fazla yeni alım duyurusu yapıyoruz ve kolektif üretim kapasitesini genişletmek ve yeniliği hızlandırmak için sanayi ile birlikte çalışmaya kararlıyız. Müttefikler arasında savunma ticareti engellerini ortadan kaldırmak ve NATO'nun ortaklıklarından yararlanarak savunma sanayi derinliğini ve iş birliğini en üst düzeye çıkarmak için çalışmalarımıza devam edeceğiz.

3-) Geleceği inşa ediyoruz: daha güçlü bir NATO'da daha güçlü bir Avrupa – modernize edilmiş bir İttifak. Avrupa müttefikleri ve Kanada, Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte çalışarak İttifakın savunması için daha büyük sorumluluk üstleniyor. NATO'nun caydırıcılığı ve savunması, uzay ve siber varlıklarla desteklenen nükleer, konvansiyonel ve füze savunma yeteneklerinin uygun bir kombinasyonuna dayanmaktadır. Savaş üstünlüğümüzü korumaya kararlıyız. Silahlı kuvvetlerimizi konuşlandırma, etkinleştirme ve sürdürme yeteneğimize; derin hassas vuruş, entegre hava ve füze savunması, insansız sistemler, en son teknolojiler ve istihbarat yetenekleri de dahil olmak üzere tüm alanlarda yetenek hedeflerimizi gerçekleştirme yeteneğimize yatırım yapıyoruz. Birlikte çalışabilir bir Transatlantik savaş bulutu geliştiriyor ve güçlü yapay zeka modellerini benimsiyoruz.

4-) Ukrayna, Transatlantik güvenliğe katkıda bulunmaktadır ve Müttefikler, Ukrayna'nın özgürlüğünü, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü savunmasında sarsılmaz desteğimizde birleşmiş durumdadır. Avrupa müttefikleri ve Kanada, Ukrayna'ya sağlanan güvenlik yardımının büyük çoğunluğunu ikili ve çok taraflı yollarla finanse etmektedir. Müttefikler, bu desteğin adil, öngörülebilir ve uzun vadede sürdürülebilir olması gerektiğinin altını çizmektedir. Müttefikler, 2026 yılı için Ukrayna'ya 70 milyar avro tutarında askeri teçhizat, yardım ve eğitim sözü vermekte ve 2027 yılında en az eşdeğer seviyeleri sürdürme konusundaki egemen taahhütlerini teyit etmektedir. Bu amaçla, Avrupa Birliği'nin Ukrayna Destek Kredisi aracılığıyla Ukrayna'ya çok yıllık fon sağlama kararını memnuniyetle karşılıyoruz.

5-) İttifak, daha geniş güvenlik ortamımızı tanımlayan stratejik rekabete, yaygın istikrarsızlığa, hibrit tehditlere ve tekrarlayan şoklara yanıt vermeye ve bunlara uyum sağlamaya devam etmektedir. Müttefikler, İran'ın asla nükleer silaha sahip olmaması gerektiğini yinelemekte ve İran'ı Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğüne tam olarak saygı göstermeye çağırmaktadır. 

6-) Türkiye'nin bize gösterdiği cömert misafirperverlikten dolayı minnettarız. Bir sonraki görüşmemizi dört gözle bekliyoruz.

Bu Bildiri yorumlandığında; NATO'nun birlik ruhunun vurgulandığı, yeni savunma iş birliği, yatırım ve anlaşmaların kararlaştırıldığı, Ukrayna'ya Rusya karşısında açık ve somut destek verildiği, İran'ın nükleer silaha erişimi ve Hürmüz Boğazı'nı kapatmasına karşı çıkıldığı ve Türkiye'ye ev sahipliği için teşekkür edildiği görülmektedir. Bunun siyaseten yorumu ise, Türkiye'nin hâlen askeri mevcudiyeti nedeniyle ve Avrupa güvenliği bağlamında Batı dünyasında değer gördüğü, yıllar önce George Soros'un söylediği gibi "en iyi ihraç malının ordusu" olduğudur. Bu nedenle Türkiye, askeri yatırımlarını yeni dönemde iki katına çıkarmalı ve bölgede en üstün askerî güç konumuna yükselmelidir. Bu süreçte ise -kuşkusuz- öncelikler, demokrasi ve hukuk devletinden ziyade ekonomi ve savunma sanayiindeki atılımlar olacaktır. Türk Devleti ve halkının kararı, konjonktürün de etkisiyle budur...

Zirveden bazı kareler;









Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ

Hiç yorum yok: