Giriş
Türkiye'nin Güney Kıbrıs Rum Kesimi/Yönetimi adıyla kabul ettiği, ancak adadaki Kıbrıslı Türklerin siyasal iradesi görmezden gelinerek Kıbrıs Cumhuriyeti adıyla Birleşmiş Milletler'e ve Avrupa Birliği'ne üye olan Kıbrıslı Rumlar, 24 Mayıs 2026 tarihinde ülkedeki Temsilciler Meclisi'nin (Vouli Antiprosopon) 80 üyesinden 56'sının belirleneceği parlamento seçimleri için sandık başına gidecekler. Bu yazıda, 2026 Kıbrıs parlamenter seçimleri analiz edilecektir.
Kıbrıs Cumhuriyeti Siyasal Sistemi
Avrupa kıtasında Başkanlık sistemiyle yönetilen tek devlet olan Güney Kıbrıs, hükümet ve devletin başı olarak görev yapan ve her 5 yılda bir yapılan demokratik seçimlerle belirlenen bir Devlet Başkanı/Cumhurbaşkanı tarafından yönetilmektedir. 1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ilk Devlet Başkanı olan Başpsikopos III. Makarios, 1960-1977 döneminde görev yapmış; ancak 3 garantör devletten biri olan (Yunanistan ve Birleşik Krallık'la birlikte) Türkiye'nin de oluruyla oluşturulan bu adı konmamış "federal" sistemde, Kıbrıslı Türklerin 1964 yılından itibaren parlamentodan çekilmeleri ve 1974'te Kıbrıslı Türklerin katledilmesini önlemek adına Türkiye'nin adaya müdahale edilmesiyle rejim fiilen çökmüştür. Bu dönemde Kıbrıslı Türkler adına Fazıl Küçük'ün Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak görev yaptığını da hatırlatmak gerekir.
Makarios'un ardından 1977-1988 döneminde Spyros Kyprianou, bölünmüş Kıbrıs'ın ikinci Devlet Başkanı olurken, onu 1988-1993 döneminde görev yapan Giorgos Vassiliou izlemiştir. Glafcos Clerides, 1993-2003 döneminde Kıbrıs'ın dördüncü Devlet Başkanı olarak görev yaparken, kritik Annan Planı döneminde görev yapan (2003-2008) aşırı milliyetçi Tassos Papadopoulos, Kıbrıs'ın bu plan doğrultusunda AB içerisinde bütünleşmiş bir devlet olarak federal birleşimine engel olarak tarihe geçen beşinci Devlet Başkanı olmuştur. Papadopoulos dönemini, Kıbrıslı Türklere ve müzakere sürecine çok ılımlı yaklaşan Demetris Christofias'ın dönemi izlemiş (2008-2013) ve solcu Christofias, Güney Kıbrıs'ın altıncı Devlet Başkanı olarak bir dönem görev yapmıştır. Yakın dönemde ise, Crans-Montana Zirvesi (2017) ile doruk noktasına ulaşan Kıbrıs müzakerelerinde yeniden canlanma ve ilerleme sürecinde iktidarda olan Nicos Anastasiades (2013-2023), yedinci Kıbrıs Devlet Başkanı olarak nam salmıştır. Anastasiades'in ardından ise, onun ekibinden gelen sekizinci ve mevcut Devlet Başkanı Nikos Hristodulidis Kıbrıs'ın liderliğine seçilmiştir.
Bunun yanında, 1960 yılından beri Kıbrıs Cumhuriyeti'nde düzenli olarak parlamento seçimleri yapılmakta ve yasama meclisi oluşturularak ülkenin ihtiyaç duyduğu yasalar çıkarılmaktadır. 80 sandalyeli bu mecliste (Vouli Antiprosopon), 24 kişilik milletvekilliği kontenjanı (yaklaşık yüzde 30 oranında) Kıbrıslı Türklere ayrılmıştır. Ancak 1964'ten beri, Kıbrıslı Türkler, Kıbrıslı Rumların faşizan uygulamalarını protesto etmek amacıyla meclisten çekilmişlerdir. Bu 24 kişilik kontenjan, Rumlar tarafından doldurulmamış ve Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs Cumhuriyeti'ne dönebilmesi için bilinçli olarak boş bırakılmıştır. Şunu da belirtmek gerekir ki, önceden milletvekili sayısı 50 ile sınırlıydı ve bu 50 kişilik kontenjanın 15'i Kıbrıslı Türkler tarafından kullanılıyordu. Fakat 1980'lerde meclisin kontenjanı 80'e, Kıbrıslı Türklerin sandalye sayısı da 24'e yükseltildi.
Bunların yanı sıra, Kıbrıslı Rumlara ayrılan 56 milletvekilliği 6 seçim bölgesine paylaştırılmış; bunların 19'u başkent Lefkoşa'dan, 12'si Limasol'dan, 11'i Gazimağusa/Famagusta'dan, 6'sı Larnaka'dan, 5'i Baf/Pafos'tan ve 3'ü Girne/Kyrenia'dan seçilmektedir. Milletvekili adayı olmak için gereken şartlar ise şunlardır:
(a) 21 yaşına erişmiş olmak,
(b) Dürüstlük dışı veya ahlaki düşkünlük suçundan mahkum edilmemiş veya yetkili bir mahkeme tarafından verilen bir karar uyarınca herhangi bir seçim suçu nedeniyle seçilme hakkından mahrum bırakılmamış olmak,
(c) Milletvekili olarak görevlerini yerine getirmesini engelleyen herhangi bir akıl hastalığından muzdarip olmamak.
Ülkedeki ana akım siyasi partileri saymak gerekirse ise; merkez sağdaki DISY, merkez-merkez sağ çizgisindeki DIKO, aşırı sol çizgideki AKEL, sosyal demokrat EDEK ve aşırı sağ çizgideki ELAM'dır. 2021 yılındaki önceki parlamento seçimleri sonucunda oluşturulan mecliste; DISY 17 milletvekilliği ile ilk sırada yer almış, onu 15 sandalye ile AKEL ve 9 sandalye ile DIKO takip etmiştir. Aşırı sağ ELAM ise yalnızca 3 milletvekilliğiyle yetinmiştir.
Ancak ülkede AB üyeliğiyle birlikte ciddi değişim ve dönüşümler yaşanmakta; eski tip Rusya yanlısı aşırı sol akım ve partiler güç kaybederken, Batıcı sağ, aşırı sağ ve merkez hareketleriyle birlikte yeni popülist adaylar ve platformlar güçlenmektedir. Bu nedenle, birçok gözlemciye göre 2026 parlamento seçimlerinde ana akım siyasi partilerde ciddi bir oy kaybı yaşanabilir. Özellikle bu seçimler öncesinde, aşırı sağcı ve Kıbrıslı Türklerin çekindiği ELAM'ın ve bazı yeni partilerin çıkış yapmaları yönünde bir kamuoyu algısının oluşturulduğu da gözden kaçmamıştır.
2026 Parlamento Seçimleri
Seçimlere herşeye karşın favori olarak giren parti, Clerides, Anastasiades ve şimdilerde Hristodulidis gibi önemli merkez sağ liderler çıkarmayı başarmış DISY partisidir. Güncel bazı anketlerde; liderliğini genç kadın bir siyasetçi olan Annita Demetriou'nun üstlendiği DISY'nin oy oranı yüzde 19 ila 22 arasında değişmektedir. Kıbrıs'taki ana akım partilerden olan Stefanos Stefanou liderliğindeki aşırı sol AKEL ise, aynı anketlerde yüzde 17-21 aralığında gözükerek, yine birinciliği zorlayabilecek köklü ve güçlü bir siyasal oluşum olarak dikkat çekmektedir. Babasının izinden giden ama daha merkezde olan Nikolas Papadopoulos liderliğindeki DIKO ise bu defa yüzde 7-9 oy oranında kalarak ilk üçe giremeyecek gibi gözükmektedir. DIKO'dan doğan boşluğu doldurması beklenen parti ise, genç siyasetçi Christos Christou liderliğindeki aşırı sağcı ELAM'dır. ELAM, güncel anketlere göre bu defa yüzde 13-15 civarında oy alarak seçimlerde en büyük çıkış yapan aktör haline gelebilir.
Ayrıca ELAM'a benzer şekilde, Kıbrıs siyasetine yeni katılan bazı oluşumlar da bu seçim öncesinde anketlerde hayli başarılı bir performans sergilemektedir. Öyle ki, Odysseas Michaelides liderliğindeki ve merkez-merkez sağ çizgideki ALMA, bu ilk seçimlerinde yüzde 9-10 civarında bir oyla muhteşem bir başlangıç yapabilir. Benzer şekilde, 2000 doğumlu Youtuber ve Avrupa Parlamentosu bağımsız milletvekili Fidias Panayiotou'nun kurduğu ADK, bu ilk seçimlerinde yüzde 8-10 arasında bir oyla büyük bir sürprize imza atabilir. Son olarak, yeni kurulan iddialı partilerden bir diğeri de Alexandra Attalides liderliğindeki Avrupacı Volt partisidir. Volt, anketlere göre yüzde 5 ila yüzde 7 arasında ciddi bir oy potansiyeline sahiptir. EDEK ve DIPA gibi diğer köklü partilerin oy oranı ise yüzde 2 ila 3'ü aşamayacak gibi görünüyor. Bu anlamda, Güney Kıbrıs siyaseti, yeni dönemde yeni yüzler ve farklı fikirlerle canlanacak ve belki de biraz karışacak gibi görünüyor.
Son olarak, parlamento seçimlerinde son yıllarda yüzde 65 düzeyinde seyreden katılım oranı da sonuçlarda hayli etkili olacak. Başkanlık seçimlerinde yüzde 70'leri aşan katılım düzeyi, özellikle genç ve sosyal medyayı iyi kullanan adaylar sayesinde bu seçimde biraz daha artabilir. Bu da, kuşkusuz, sonuçlarda etkili olacaktır.
Sonuç
Sonuç olarak, Kıbrıslı Rumların seçimleri, Kıbrıs Sorunu'nun devam ettiği bir düzlemde, kuşkusuz yarım bir devletin seçimleri niteliğindedir. Her ne kadar Kıbrıs pasaportu olan Kıbrıslı Türkler de bu seçimlere katılsalar da, kuşkusuz onların temsil edilmediği bir meclisin demokratik geçerliliği tartışmalıdır. Dünyada herkese demokrasi dersi vermeyi bilen Avrupalıların bu durumu içselleştirebilmeleri ise kuşkusuz izaha muhtaç ve üzücü bir durumdur. Zira halkın neredeyse üçte birinin mahrum kaldığı seçimler, geçmişteki "apartheid" rejimini anımsatan trajik bir siyasi manzaradır.
Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder