21 Eylül 2022 Çarşamba

Türkiye’nin Şangay İş Birliği Örgütü Üyeliği Ciddi Bir Dış Politika Alternatifi Mi?

 

Giriş

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 15-16 Eylül 2022 tarihlerinde Özbekistan’ın Semerkant şehrinde düzenlenen Şangay İş Birliği Örgütü (ŞİÖ) Devlet Başkanları Toplantısı’na katılması ve burada örgütün tam üyesi olan bazı devletlerin liderleriyle (Türkiye’nin ŞİÖ’nün yalnızca diyalog partneri statüsündedir) samimi poz vermesi Türkiye medyasında oldukça konuşulan bir gelişme olurken, Erdoğan, Türkiye’nin hedefinin bundan sonra bu örgüte tam üyelik gerçekleştirmek olduğunu açıkladı.[1] Aslına bakılırsa, Erdoğan buna benzer sözleri 2005 yılındaki Moskova ziyareti[2] ve sonrasında da birkaç defa söylemişti. Buna karşın, Türkiye’nin tarihsel müttefikleri Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa ülkeleri ile yoğun sorunlar yaşadığı bir dönemde bu gelişmenin yaşanması, kuşkusuz önceki dönemlerin aksine son derece etkili oldu ve ilk kez Türk Dış Politikası’nda ciddi bir kırılmanın yaşanıp yaşanmayacağı konuşulmaya başlandı. Bu yazıda, Türkiye’nin ŞİÖ üyeliğinin ciddi bir dış politika alternatifi olup olmadığını tartışacağım.

ŞİÖ Nedir?

Küresel siyasette son dönemde adından söz ettiren görece yeni bir bölgesel/uluslararası oluşum olan Şangay İş Birliği Örgütü (ŞİÖ)[3], 1996 yılında Çin, Rusya, Kırgızistan, Tacikistan ve Kazakistan tarafından, üye ülkeler arasında güvenin artırılması, sınır bölgelerinin silahsızlandırılması ve bölgesel iş birliğinin teşvik edilmesi amacıyla ve “Şangay Beşlisi” adıyla kurulmuştur. Bu ilk süreçte, Şangay Beşlisi’nin temel amacı, üye ülkeler arasındaki sınır çatışmalarının sonlandırılması, sınır bölgelerinin silahsızlandırılması ve bölgesel iş birliğinin teşviki olarak belirtilmiş ve bu yönde bazı anlaşmalar imzalanmıştır. 1996-2000 yıllarında ŞİÖ toplantıları, sırasıyla; Şangay, Moskova, Almatı, Bişkek ve Duşanbe’de yapılmıştır. Bu ilk dönemde daha çok sınır çatışmalarını konu alması nedeniyle, ŞİÖ, bazılarınca “Doğu’nun NATO’su” olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca bu noktada ŞİÖ’nün üyelerinin katılımıyla 1990’lardan itibaren birçok askeri tatbikat düzenlediğini de belirtmek gerekir.

15 Haziran 2001 tarihinde, Özbekistan’ın da katılımıyla Çin’in Şangay şehrinde yapılan altıncı toplantıda, Şanghay Beşlisi, yerini daimî bir hükümetlerarası uluslararası örgüt statüsünde Şanghay İş Birliği Örgütü’ne bırakmıştır. Bu toplantıda, üye 6 devletin imzasıyla “Şangay İş Birliği Örgütü’nün Kurulmasına Dair Deklarasyon” ile örgüt resmen hayata geçirilmiş ve ayrıca “Terörizm, Ayrılıkçılık ve Köktencilikle Mücadele Hakkında Şangay Sözleşmesi” imzalanmıştır. 2002 yılı Haziran ayında St. Petersburg’da düzenlenen ŞİÖ Devlet Başkanları Zirvesi’nde ise, örgütün resmi tüzüğü kabul edilmiş ve 19 Eylül 2003 itibariyle yürürlüğe girmiştir.

ŞİÖ’nin 5 kurucu üyesi; Çin, Rusya, Kırgızistan, Tacikistan ve Kazakistan’dır. 2001 yılında, Özbekistan, ŞİÖ’nün altıncı üyesi olmuştur. 8-9 Haziran 2017 tarihlerinde Astana’da düzenlenen tarihi zirvede, ŞİÖ, Hindistan ve Pakistan’ı yedinci ve sekizinci üyeleri olarak kabul etmiştir. Böylelikle, ŞİÖ, dünya üzerindeki yaklaşık 3,2 milyar insanı temsil eden dünyanın en büyük -Birleşmiş Milletler sayılmazsa- uluslararası kuruluşu hüviyetine ulaşmıştır. Ayrıca, İran İslam Cumhuriyeti de 2022 yılında imzaladığı belge ile örgütün dokuzuncu üyesi olmuş ve ŞİÖ daha da genişlemiştir.[4] Örgüte “gözlemci üye” statüsünde üye olan devletler; Afganistan, Moğolistan ve Beyaz Rusya’dır (Belarus). Türkiye, Azerbaycan, Sri Lanka, Ermenistan, Kamboçya, Mısır, Katar, Suudi Arabistan ve Nepal ise, örgütün “diyalog ortağı” statüsünde olan devletlerdir. Dahası, Katar, Bahreyn, Maldivler, Myanmar (Burma) ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) de yakında örgüte diyalog partneri olarak kabul edilmesi planlanmaktadır.

ŞİÖ, özü itibariyle sınır güvenliği ve bu bölgelerin silahsızlandırılmasını amaçlayan hükümetlerarası bir güvenlik örgütü hüviyetindedir. Ayrıca ilerleyen süreçte özellikle enerji güvenliği konusunda önemli çalışmalara imza atmıştır. Bu anlamda, ŞİÖ, Avrupa Birliği (AB) gibi siyasi-ekonomik bütünleşmeyi bir örgütten ziyade, NATO benzeri bir uluslararası/bölgesel güvenlik örgütü olma yolunda ilerlemektedir. Çin-Rusya ekseninde kurulan ŞİÖ dışında bölgede bir de Rusya’nın 2002 yılında kurduğu ve 6 Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ülkesini (Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Belarus/Beyaz Rusya ve Ermenistan) üyeliğe kabul eden Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü’nün olduğunu hatırlatmak gerekir.

Türkiye’nin ŞİÖ’ye Üyelik İhtimali

1952 yılından beri Kuzey Atlantik Paktı-NATO’nun üyesi olan Türkiye’nin ŞİÖ’ye üyelik ihtimali, kuşkusuz oldukça sıra dışı bir durumdur. Zira ŞİÖ, daha önce de belirtildiği üzere temelde güvenlik eksenli bir oluşumdur ve Türkiye de bu konudaki tercihini ABD’nin başını çektiği Batı bloku olarak uzun zaman önce yapmıştır. Bu anlamda, Türkiye’nin ŞİÖ üyeliği, Rusya’nın ŞİÖ İlişkilerinden Sorumlu Özel Yetkili Büyükelçisi Bakhtiyor Khakimov’un belirttiği üzere[5], mantıken Türkiye’nin NATO’dan ayrılması durumunda gerçekleşebilecek bir hadisedir. Şu ana kadar tam üyelik konusunda Ankara’dan herhangi bir resmi başvurunun yapılmadığını da bu noktada belirtmek gerekir. Dolayısıyla, Türkiye’nin ŞİÖ üyeliği, en azından şu an için, dış politikada stratejik bir tercihten ziyade, Batılı müttefikleriyle arası son dönemde bozulan Türkiye’nin ön plana çıkardığı bir taktik koz durumundadır. Euronews’e konuşan Kadir Has Üniversitesi’nden Prof. Dr. Serhat Güvenç de, Türkiye eğer ŞİÖ üyeliğinde ciddi ise, “muhtemelen Türkiye’nin NATO’dan çıkmayı da planladığını düşünmemiz gerekir” demektedir.[6] Bu ise, kuşkusuz, Türkiye’nin Kıbrıs ve daha birçok alanda Batılı müttefikleriyle askeri olarak karşı karşıya geleceği bir felaket senaryosu olacaktır. Zira kuşkusuz, Türkiye’nin NATO’dan çıkması halinde Güney Kıbrıs Rum Kesimi birliğe üye yapılacak ve Ankara, Kıbrıs’ta işgalci durumuna düşürülecektir.

Ayrıca, genişleyen ve birbirleriyle ciddi sorunları olan üyeleri (Hindistan vs. Pakistan, yakın bir gelecekte muhtemelen İran vs. Arap devletleri) kabul eden ŞİÖ’nün yakın gelecekte karar alma konusunda da ciddi sorunlar yaşaması muhtemeldir. Nitekim bölge uzmanı Dr. Ümit Alperen’e göre, “ŞİÖ, ortak bir karar alabilmekten, politika oluşturabilmekten hızla uzaklaşırken, Asya’nın kavgalı devletlerini bir araya getirebilen bir yapıya dönüşmektedir”.[7] Buna karşın, Alperen, dünya nüfusunun yüzde 40’ının, Avrasya coğrafyasının yüzde 60’ının ve dünya ekonomisinin yüzde 30’unun bir araya geldiği bir platformda Türkiye’nin yer almasının önemine dikkat çekmektedir.

Sonuç,

Sonuç olarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ŞİÖ çıkışı, eğer Ankara NATO’dan ayrılmak konusunda ciddi bir planlama içerisinde değilse, şimdilik bir taktik çıkış olarak yorumlanmalıdır. Bu çıkışın sebebi ise, Türkiye’nin yıllardır AB üyeliği konusunda ilerletilmemesi ve NATO müttefiki ülkelerin de başta ABD olmak üzere Türkiye’nin ulusal güvenliği konusundaki isteklerine kayıtsız kalmalarıdır. Bu noktada Ankara’nın yeni nesil savaş jetlerinin tedariki ve Suriye’de PKK devletine karşı durulması gibi istekleri en ön plana çıkan hususlardır.

Kapak Fotoğrafı: Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Tacikistan Cumhurbaşkanı İmamali Rahman, Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin, Beyaz Rusya (Belarus) Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko ve İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi (soldan sağa)[8]

Doç. Dr. Ozan ÖRMECİ

 

KAYNAKÇA

DİPNOTLAR

[1] NTV (2022), “Cumhurbaşkanı Erdoğan: Hedefimiz Şanghay İşbirliği Örgütü'ne tam üyelik”, 17.09.2022, Erişim Tarihi: 21.09.2022, Erişim Adresi: https://www.ntv.com.tr/turkiye/cumhurbaskani-erdogan-hedefimiz-sanghay-isbirligi-orgutune-tam-uyelik,LfRNy56wFUqCn0BbwbF4lA.

[2] Sedat Ergin (2022), “Şanghay Örgütü ile imzalanan 'Muhtıra' ne getiriyor?”, Hürriyet, 16.09.2022, Erişim Tarihi: 21.09.2022, Erişim Adresi: https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/sedat-ergin/sanghay-orgutu-ile-imzalanan-muhtira-ne-getiriyor-42138140.

[3] Web sitesi için bakınız; http://eng.sectsco.org/. Detaylı bilgiler için bakınız; Örmeci, Ozan & Kısacık, Sina (2021), “Şanghay İşbirliği Örgütü’nün Enerji Güvenliği Politikaları Çerçevesinde Çin-Rusya İlişkilerini Anlamak”, İstanbul Kent Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Dergisi, Cilt 2, Sayı: 1, ss. 1-24.

[4] Ahmet Dursun (2022), “İran, Şanghay İşbirliği Örgütü'ne tam üyelik belgesini imzaladı”, Anadolu Ajansı, 15.09.2022, Erişim Tarihi: 21.09.2022, Erişim Adresi: https://www.aa.com.tr/tr/dunya/iran-sanghay-isbirligi-orgutune-tam-uyelik-belgesini-imzaladi/2685556.

[5] Yeniçağ (2022), “Putin’den Erdoğan’a Şanghay şartı: Türkiye önce NATO’dan ayrılsın. Birleşmiş Milletlerde bütün ülkeler bunu konuşuyor”, 20.09.2022, Erişim Tarihi: 21.09.2022, Erişim Adresi: https://www.yenicaggazetesi.com.tr/mobi/rusya-devlet-baskani-vladimir-putinden-cumhurbaskani-erdogana-sanghay-sarti-turkiye-once-natodan-ayrilsin-birlesmis-milletlerde-butun-ulkeler-bunu-konusuyor-580198h.htm.

[6] Euronews (2022), “NATO üyesi Türkiye, Şanghay İşbirliği Örgütü'ne üye olabilir mi?”, 20.09.2022, Erişim Tarihi: 21.09.2022, Erişim Adresi: https://tr.euronews.com/2022/09/20/nato-uyesi-turkiye-sanghay-isbirligi-orgutune-uye-olabilir-mi.

[7] Ümit Alperen (2022), “Şanghay İşbirliği Örgütü nereye koşuyor?”, Fikir Turu, 16.09.2022, Erişim Tarihi: 21.09.2022, Erişim Adresi: https://fikirturu.com/jeo-strateji/sanghay-isbirligi-orgutu-nereye-kosuyor/.

[8] BBC Türkçe (2022), “Erdoğan: Hedef Şanghay İşbirliği Örgütü üyeliği”, 17.09.2022, Erişim Tarihi: 21.09.2022, Erişim Adresi: https://www.bbc.com/turkce/articles/c51xjq2ry11o.


Hiç yorum yok: