17 Temmuz 2014 Perşembe

Köktendincilik ve Şiddet


Irak-Şam İslam Devleti (IŞİD) adlı terör örgütünün son günlerde Irak’ta gerçekleştirdiği akıl almaz katliamlar, Politik Psikoloji alanında önemli bir konu olan köktendincilik-şiddet ilişkisini ister istemez yeniden gündeme getirdi. Ben de Politik Psikoloji disiplininin kurucularından kabul edilen Kıbrıslı Türk akademisyen Prof. Dr. Vamık Volkan’ın “Religious fundamentalism and violence” makalesi[1] ışığında, bu yazımda literatürde bu konuda yazılan bazı temel kavram ve görüşleri size özetlemeye çalışacağım.

Köktendincilik, genellikle dini esaslı asli kaidelere geri dönme talebiyle kendini belli eden ve bu kaidelere katı bir biçimde bağlı olan, laiklik karşıtı ve diğer görüşlere karşı toleranssız dini hareketler veya bakış açılarını anlatmak için kullanılan bir terimdir.[2] Köktendincilik, genellikle dini tabiattaki bir dizi kurala sıkı sıkıya bağlı, çağdaş sosyal ve siyasi yaşam ile ilgili üzerinde uzlaşılmış prensiplere karşı tepkisi olan inancı belirtir.[3] Bu terimin ortaya çıkışı da oldukça ilginçtir. 1920’lerde Amerika Birleşik Devletleri’nde Kaliforniya’daki iki büyük petrol devi Lyman ve Milton Stewart, The Fundamentals adını verdikleri bir dizi yayınla Hıristiyanlık için geçerli 5 önemli kuralı belirlemiş ve bu 5 kuralı savunanları Hıristiyan köktendinci olarak tanımlamışlardır. Bu 5 kural ise şunlardır; İncil’in hatasızlığını savunmak, Hz. Meryem’in bakire doğumuna inanmak, Hz. İsa’nın kefaretine ve dirilişine inanmak, mucizelere inanmak ve Evanjelik “dispensationalism” (Tanrı’nın İsrailoğulları gibi bazı gruplara ayrıcalık tanıması) anlayışını benimsemek.[4] Köktendinci tanımının ilk kullanılışı 1920’lerde Lyman ve Stewart tarafından gerçekleştirilse de, tarih boyunca farklı dinlere mensup birçok köktendinci dünyada var olmuştur.

Köktendinci grupların diğer insan toplulukları ve hatta diğer dindar insanlardan farkı; kendilerini diğer (öteki) gruplar ve kişilerden kesin şekilde ayırmaları ve diğerleri tarafından tehdit edildiklerini düşündüklerinde kolaylıkla şiddete başvurabilmeleridir.[5] Ancak bu tespit, "her köktendinci grup şiddete meyillidir" anlamına gelmemektedir. Örneğin, Volkan’ın örnek verdiği Estonya’nın Peipsi Gölü civarında yaşayan Rus kökenli Ortodoks “Eski İnanışçılar - Old Believers” grubu, şiddeti reddetmeleri bağlamında bu duruma güzel bir örnektir. Yine Türkiye’deki en önemli köktendinci gruplardan olan Fethullah Gülen cemaatinin şiddete karşıt duruşu, buna İslam dünyasından bir örnek olarak gösterilebilir. Ancak buna karşın, başta İslamiyet olmak üzere tüm temel dinlerde (Hıristiyanlık, Yahudilik, Budizm, Hinduizm, Sihizm ve Konfüçyüsçülük) şiddet ve terörizm eylemlerine karışan köktendinci gruplar da vardır. 11 Eylül (9/11) saldırıları sonrasında İslam dinine yönelik olumsuz imaj ve saldırılar çoğaldığı için, günümüzde “köktendinci” terimi daha çok Müslüman radikaller için zikredilmekte ve Hıristiyan radikaller için “dini sağ (religious right)” ya da “muhafazakâr (conservative)” terimi tercih edilmektedir. Elbette bu, son derece taraflı ve yanlış bir uygulama olup, Batı’nın siyasi ve kültürel ayrımcılığının sonucudur.

Din olgusu ve köktendincilik üzerine en ilginç yazıları kaleme alanlardan biri kuşkusuz psikanaliz yöntemin kurucusu meşhur Avusturyalı bilim adamı Sigmund Freud’dur. Freud’a göre, bireysel dindarlık daha çok kişisel nevrozlara, toplu dindarlık ve din kurumları ise evrensel obsesif nevrozlara dayalıdır.[6] Freud’a göre dindarlık çoğunlukla çocuk yaşlarda yaşanan psikolojik sorunlara dayalıdır ve daha çok kişinin çocukluğunda yaşadığı çaresizlikler ve özellikle baba sevgisi eksikliği durumlarında daha yoğun olarak görülmektedir. Böyle durumlarda “baba” boşluğunun yerini Tanrı inancı doldurmakta ve bu birey açısından dindarlık, daha çocuk yaşlardan yeşermeye başlamaktadır.[7] (Bu noktadan hareketle, Mustafa Kemal Atatürk, Türkmenbaşı ve Haydar Aliyev gibi baba figürü kurucu liderlerin ya da kralların köktendincilikle mücadelede gerekli olduğu da düşünülebilir) Sonradan Leowald’ın da söylediği gibi, Freud’un din olgusuna bakışı oldukça sert ve daha çok dindarlığı “zihinsel olgunluk eksikliği” şeklinde ele alma eğilimindedir.[8]

Bu noktada Volkan’ın tartışmaya açtığı iki örnek, Freud yaklaşımını doğrulayan iki önemli vaka olarak dikkat çekmektedir. Modern ve Batılı bir aileden gelen Serpil, mutlu bir çocukluk geçirmiş ve babasına hayran olarak büyümüştür. Ancak bir okul yürüyüşü için kısa şort giydiği günde, Serpil’e bakışlarını beğenmediği bir çocuk nedeniyle kızını o günün akşamında azarlayan babasının ertesi gün bir trafik kazasında vefat etmesi, Serpil’i inanılmaz bir değişime sürüklemiş ve sonuçta ailesinde tek başını örten kadın ve tek dindar insan olmasına neden olmuştur.[9] Hayran olduğu babasının azarı nedeniyle zaten büyük bir şoka giren ve babasını hayal kırıklığına uğrattığını düşünen Serpil, bir de babasının ölümü nedeniyle kendisini suçlamaya başlayınca, cennette babasıyla yeniden buluşabilmek umuduyla iyi bir Müslüman gibi yaşamaya başlamış ve koyu dindar bir insan olmuştur. Bu örnekte olduğu gibi, kişisel dindarlık çoğu zaman bu tip çocukluk travmalarına dayalı olabilir. Kişisel dindarlığın köktendinciliğe ya da siyasal dindarlığa dönüşmesi ise, kişisel dindarlığın yaşanmasına engel durumların siyasileşmesi ya da kişinin köktendinci bir gruba dahil olması ile gerçekleşir. Nitekim Serpil örneğinde, babasının ölümü sonrası başını örten ancak başını örttüğü için Türkiye’de eğitim alamayan ve Avusturya’ya gitmek zorunda kalan Serpil, bu durum nedeniyle Türkiye’deki siyasal İslamcı partilere destek vermeye başlamış ve kişisel dindarlığı İslamcı siyasal aktivizme dönüşmüştür.[10]

Vamık Volkan’ın verdiği ikinci örnek de oldukça ilginçtir. Küçük yaşta alkolik olan babasının yanında öldüğüne şahit olan Paterson, babasının ölümü sonrasında annesinin yanında yatmaya başlamış ve Oedipus Kompleksi nedeniyle kendisini gizlice babasının katili olarak hayal etmiştir. Ancak Paterson’ın, Oedipus zaferine bu kadar yaklaşmışken ertesi sene annesinin başka bir adamla evlenmesi sonucunda annesinin odasından atılması ve üvey babasının çiftliğinde köle gibi çalıştırılması, kendisini ilerleyen yıllarda büyük bir bunalıma sürüklemiştir.[11] Paterson'ın, annesinin üvey babası nedeniyle daha fazla ilgi gösterdiği üvey kardeşlerine tepki olarak bir gün sokakta gördüğü köpek yavrularını öldürmesi ise, babasının ölümünün ardından Paterson’a ikinci defa “günahkâr” olduğu duygusunu hissettirmiş ve onu bir Hıristiyan köktendinci yapmıştır. Serpil ve Paterson örnekleri, köktendinciliğin şiddete dönüşmeyen zararsız örnekleri olsa da, Volkan’a göre 29 Müslümanı öldüren Yahudi Dr. Benjamin Goldstein ve Theo Van Gogh’u öldüren Müslüman Muhammed Bouyeri örnekleri gibi köktendinciliğin şiddete evrilen örnekleri de mevcuttur.[12]

Vamık Volkan’a göre köktendinci tarikat ya da farklı grupların 10 temel özelliği bulunmaktadır. Bunlar şöyle listenebilir[13];
  1. Kutsal metin: Köktendinci gruplar için bir kutsal metin şarttır. Bu metin her zaman yazılı olmayabilir ancak her şekilde tartışılamaz ve çürütülemezdir.
  2. Mutlak lider: Çok büyük çoğunlukla bir erkek, bu köktendinci grubun liderliğini üstlenir. Sadece liderin kutsal metni yorumlama hakkı bulunmaktadır.
  3. Mutlak itaat: Köktendinci grubun mensupları için mutlak itaat şarttır.
  4. Maddi mükâfatlandırma: Köktendinci gruplar, üyelerini kaybetmemek için üyelerini maddi olarak mükâfatlandırma ve teşvik etme yolunu seçerler.
  5. Kadir-i mutlak ama mağdur hissetmek: Köktendinci gruplar genel olarak karamsardır. Bunun sebebi; kendi inançlarını dış dünyada sürekli saldırı altında hissetmeleridir. Bu nedenle kendilerini “mağdur” görürler. Ancak bunun yanında, tek doğruyu kendi kutsal kitapları ve liderleri bildiği için, aynı zamanda kendilerine herşeyi yapmaya muktedir kadir-i mutlak bir kimlik de yüklerler.
  6. Sadist ve Mazoşist eylemler: Aynı anda hem mağdur, hem de kadir-i mutlak hissi, köktendinci gruplarda sadist ve mazoşist eylemlerin yaygın olarak görülmesine neden olur. Bu aşırı eğilim nedeniyle bazı köktendinci gruplarda toplu intihar vakaları bile yaşanmıştır. Ancak genelde kendilerine tehdit oluşturan öteki gruplara yönelik sadist şiddet eylemleri daha yaygındır.
  7. Paylaşılan ahlakta tahrifat:  Bir noktada köktendinci grubun ahlaki değerleri toplu intihar ya da katliamları hoş görebilecek kadar büyük bir değişim ya da tahrifat içerisine girer.
  8. Sınırların yaratılması: Köktendinci gruplarda katı sınırların yaratılması şarttır. Bu bir korunaklı mahalle, bir şato ya da Hassan Sabbah örneğinde olduğu gibi bir kale olabilir. Daha önemli olan sınırlar, bireylerin giyim-kuşam ve görüntüleriyle alakalıdır. Bu noktada kadının başını örtmesi, erkeğin sakal bırakması ya da şalvar giymesi gibi unsurlar köktendinci Müslüman gruplarda yaygın olarak görülür.
  9. Aile, cinsiyet ve seksüel normların değişmesi: Köktendinci grupların kendi üyeleri arasındaki kardeşlik bağı ve liderin tartışılmaz itaati nedeniyle ailevi ve seksüel normların değişmesi yaygın görülebilen bir durumdur. Genelde kadınlar bu gibi gruplarda zevk verme aracına indirgenir.
  10. Öteki grup ve bireylere karşı korku ve öfke:  Diğer insan ve grupların dışarıda olması ve grup üyeleri arasındaki özel bağlar nedeniyle köktendinci grupların dış dünyaya bakışı katı ve olumsuzdur. Bu bakış daha çok korku ve öfke temelinde şekillenir.
Politik Psikoloji alanındaki temel metinleri okurlarımız için özetlemeye ve tartışmaya ilerleyen günlerde devam edeceğim.
   
Yrd. Doç. Dr. Ozan ÖRMECİ



[1] Volkan, Vamık D. (2009), “Religious fundamentalism and violence”, in On Freud’s “Future of an Illusion”, (Eds.) Salman Akhtar, and O’Neil, M., London: Karnac Books. Erişim Tarihi: 18.07.2014, Erişim Adresi: http://www.vamikvolkan.com/Religious-Fundamentalism-and-Violence.php, s. 1.

[2] “Köktendincilik”, Vikipedi, Erişim Tarihi: 18.07.2014, Erişim Adresi: http://tr.wikipedia.org/wiki/K%C3%B6ktendincilik.

[3] Marty, M.E. and R.S. Appleby (1995), Fundamentalism Comprehended, Chicago: University of Chicago Press, s. 1. 

[4] Balmer, R. (1989), Mine Eyes Have Seen the Glory: A Journey into the Evangelical Subculture in America, New York: Oxford University Press. Aktaran: Volkan, Vamık D. (2009), “Religious fundamentalism and violence”, in On Freud’s “Future of an Illusion”, (Eds.) Salman Akhtar, and O’Neil, M., London: Karnac Books. Erişim Tarihi: 18.07.2014, Erişim Adresi: http://www.vamikvolkan.com/Religious-Fundamentalism-and-Violence.php.

[5] Volkan, Vamık D. (2009), “Religious fundamentalism and violence”, in On Freud’s “Future of an Illusion”, (Eds.) Salman Akhtar, and O’Neil, M., London: Karnac Books. Erişim Tarihi: 18.07.2014, Erişim Adresi: http://www.vamikvolkan.com/Religious-Fundamentalism-and-Violence.php, s. 2.

[6] Volkan, Vamık D. (2009), “Religious fundamentalism and violence”, in On Freud’s “Future of an Illusion”, (Eds.) Salman Akhtar, and O’Neil, M., London: Karnac Books. Erişim Tarihi: 18.07.2014, Erişim Adresi: http://www.vamikvolkan.com/Religious-Fundamentalism-and-Violence.php, s. 3.

[7] Freud, Sigmund (1927), The Future of an illusion: Standard Edition, 13: 1-161. Aktaran: Volkan, Vamık D. (2009), “Religious fundamentalism and violence”, in On Freud’s “Future of an Illusion”, (Eds.) Salman Akhtar, and O’Neil, M., London: Karnac Books. Erişim Tarihi: 18.07.2014, Erişim Adresi: http://www.vamikvolkan.com/Religious-Fundamentalism-and-Violence.php.

[8] Leowald, H. W. (1978), Psychoanalysis and the History of the Individual, New Haven: Yale University Press. Aktaran: Volkan, Vamık D. (2009), “Religious fundamentalism and violence”, in On Freud’s “Future of an Illusion”, (Eds.) Salman Akhtar, and O’Neil, M., London: Karnac Books. Erişim Tarihi: 18.07.2014, Erişim Adresi: http://www.vamikvolkan.com/Religious-Fundamentalism-and-Violence.php.

[9] Volkan, Vamık D. (2009), “Religious fundamentalism and violence”, in On Freud’s “Future of an Illusion”, (Eds.) Salman Akhtar, and O’Neil, M., London: Karnac Books. Erişim Tarihi: 18.07.2014, Erişim Adresi: http://www.vamikvolkan.com/Religious-Fundamentalism-and-Violence.php, s. 9.

[10] Volkan, Vamık D. (2009), “Religious fundamentalism and violence”, in On Freud’s “Future of an Illusion”, (Eds.) Salman Akhtar, and O’Neil, M., London: Karnac Books. Erişim Tarihi: 18.07.2014, Erişim Adresi: http://www.vamikvolkan.com/Religious-Fundamentalism-and-Violence.php, s. 10.

[11] Volkan, Vamık D. (2009), “Religious fundamentalism and violence”, in On Freud’s “Future of an Illusion”, (Eds.) Salman Akhtar, and O’Neil, M., London: Karnac Books. Erişim Tarihi: 18.07.2014, Erişim Adresi: http://www.vamikvolkan.com/Religious-Fundamentalism-and-Violence.php, s. 11.

[12] Volkan, Vamık D. (2009), “Religious fundamentalism and violence”, in On Freud’s “Future of an Illusion”, (Eds.) Salman Akhtar, and O’Neil, M., London: Karnac Books. Erişim Tarihi: 18.07.2014, Erişim Adresi: http://www.vamikvolkan.com/Religious-Fundamentalism-and-Violence.php, ss. 12-13.

[13] Volkan, Vamık D. (2009), “Religious fundamentalism and violence”, in On Freud’s “Future of an Illusion”, (Eds.) Salman Akhtar, and O’Neil, M., London: Karnac Books. Erişim Tarihi: 18.07.2014, Erişim Adresi: http://www.vamikvolkan.com/Religious-Fundamentalism-and-Violence.php, ss. 14-17.

Hiç yorum yok: