11 Ekim 2020 Pazar

KKTC'de Cumhurbaşkanlığı Seçimi İkinci Tura Kaldı

 


Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) bugün yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden -beklendiği gibi- ikinci tur çıktı. İlk turda hiçbir adayın yüzde 50'nin üzerinde oy alamaması nedeniyle, önümüzde hafta (18 Ekim 2020), Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turu yapılacak. Yüzde 58,29 dolaylarında katılımın olduğu ilk tur seçiminde ilk sırayı UBP (Ulusal Birlik Partisi) adayı Başbakan Ersin Tatar alırken (yüzde 32,34 oranında ve toplam 35.872 oyla), ikinci tura kalan diğer aday yüzde 29,80 oranında ve toplam 33.058 oy alan mevcut Cumhurbaşkanı ve bağımsız aday Mustafa Akıncı oldu. Seçimde üçüncü sırayı Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Tufan Erhürman yüzde 21,71 oranında oyla alırken, diğer adaylardan Kudret Özersay yüzde 5,74, Erhan Arıklı yüzde 5,41 ve Serdar Denktaş yüzde 4,17 oranında oy aldılar. Bu sonuçlar, özellikle iddialı bir siyasetçi olan Kudret Özersay için beklenmedik olumsuz bir gelişme olurken, CTP lideri Tufan Erhürman'ın ise gelecekte önemli siyasi makamlara ulaşma şansının devam ettiği ortaya çıktı. Özersay, sonuçların ardından sosyal medya hesabından siyaseti bırakabileceği yönünde bir mesaj verirken, CTP yönetimi ise ikinci turda kimi destekleyecekleri konusunda Salı günü bir açıklama yapacaklarını duyurdu. Seçimin ilk turu, Türkiye'nin desteklediği aday olarak sivrilen Başbakan Ersin Tatar'ın liderliğinde tamamlanmasına karşın, KKTC'deki mevcut siyasi atmosfer, bence ikinci turda Mustafa Akıncı'nın daha şanslı olabileceğini gösteriyor. Bu yazıda, 2020 KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimleri ikinci turu öncesinde rol oynayabilecek bazı önemli faktörleri açıklayacağım.

Öncelikle, ilk turdaki oy oranları önemli bir veri seti olarak karşımızda duruyor. Bu oylara bakıldığında; Kıbrıs'ta federasyona dayalı çözüm isteyen sol oyların -Akıncı ve Erhürman/CTP oyları- yüzde 51-52'yi bulduğu ve yüzde 47-48'de kalan iki devletli çözüm yanlısı sağ/milliyetçi oyların daha az olduğu anlaşılıyor. Bu nedenle, ilk tur sonuçları baz alınırsa, Akıncı'nın Tatar'a karşı daha şanslı olduğunu söylemek mümkün.

İkinci olarak, bu seçim öncesinde Türkiye'nin Ersin Tatar lehine seçimlere müdahil olduğu yönündeki güçlü söylentiler nedeniyle, merkezde konumlanan ve seçimin hemen öncesinde UBP ile kurdukları koalisyon hükümetinden çekilen Kudret Özersay/Halkın Partisi (HP) seçmenleri ile seçime bağımsız giren KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı merhum Rauf Denktaş'ın oğlu ve Demokrat Parti (DP) eski Genel Başkanı Serdar Denktaş'ın seçmenlerinin bir bölümünün ikinci turda sağ aday Tatar yerine Akıncı'ya oy vermeleri ihtimali karşımıza çıkıyor. Gazeteci Deniz Zeyrek'in de 9 Ekim 2020 tarihli köşe yazısında belirttiği üzere, seçimin hemen öncesinde Kapalı Maraş'ın sahil kısmının halka açılması ve geçici olarak durdurulan KKTC'ye yönelik su hattının yeniden çalışmaya başlaması gibi gelişmeler, Kıbrıslı Türkler'de, Ankara'nın Ersin Tatar'ın seçilmesi için seçimlere müdahalede bulunduğu algısını yarattı. Bu ise, Serdar Denktaş ve diğer birçok Kıbrıslı Türk siyasetçi ve basın mensubunca açıkça eleştirildi. Türkiye'nin seçime müdahale ettiği iddiaları bunlarla da sınırlı kalmadı. Öyle ki, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, yeniden Cumhurbaşkanı adayı olmaması için bazı Türkiye makamlarınca tehdit edildiğini bile iddia etti. Bu iddia, Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçiliği tarafından hemen yalanlanmasına karşın, Kıbrıslı Türklerin ikinci turda sandığa daha da tepkili gitmelerine neden olabilir. Özersay ve Denktaş'ın ikinci tur için hangi adayı işaret edecekleri de bu noktada önem kazanıyor. Ancak beklenen gelişme, her iki adayın da seçmenlerinin özgür iradelerine saygı göstermeleri ve herhangi bir adayı işaret etmemeleri. Ayrıca CTP'nin Akıncı'yı, Erhan Arıklı'nın da Tatar'ı desteklemesine kesin gözüyle bakılıyor. 

Üçüncü olarak, her ne kadar Kıbrıslı Türklerde bu gelişmeler ve adada yarım asırdır devam eden çözümsüzlük nedeniyle Türkiye'ye yönelik bazı tepkiler olsa da, KKTC'yi dünyada tanıyan tek devletin ve yine KKTC ekonomisini ayakta tutan tek devletin Türkiye olduğu gerçeğinden hareket edilirse, Ankara'nın ikinci tur öncesinde Ersin Tatar'ı desteklediğinin bilinmesi, ekonomik refah arayışında olan merkezdeki ve ideolojik olmayan seçmenlerin Akıncı'nın ikinci defa seçilmesini risk olarak görmelerine neden olabilir. Bu nedenle, Türkiye'nin açık desteği, Başbakan Ersin Tatar için halen daha siyasal bir koz olarak ikinci turda etkili olacaktır.

Dördüncü olarak, Kıbrıs adasının diğer yarısında hüküm süren Kıbrıslı Rumların temsilcisi ve mevcut Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (Kıbrıs Cumhuriyeti) Devlet Başkanı Nikos Anastasiades'in Kıbrıs müzakerelerinin bir an önce yeniden başlatılması için Mustafa Akıncı'ya destek açıkladığı bilinen bir gerçek. Rumların da adanın kuzeyinde son dönemde ekonomik olarak etkili olmaya başladıkları ve Kıbrıs'ı dünyada temsil ettikleri düşünülürse, Rum desteği ve çözüm istenci, adada Akıncı'nın şansını arttıran diğer faktörler olarak belirtilebilir. 

Beşinci olarak, Türkiye kamuoyunda Azerbaycan'ın Ermenistan'a karşı işgal altındaki topraklarını kurtarmak için verdiği haklı mücadele sayesinde medya, akademi ve siyasi çevrelerde uluslararası hukukun hatırlanması ve Kıbrıs'ta BM Güvenlik Konseyi'nin kararlarına bakıldığında uluslararası kamuoyunca daima federatif bir çözümün teşvik edilmesi, seçim öncesinde Akıncı hanesine yazılan bir diğer avantaj unsuru olarak gözüküyor.

Sonuç olarak, 2020 KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimleri ikinci turuna bence Mustafa Akıncı daha şanslı giriyor. Zira Türkiye'nin bu süreçte seçime çok müdahil olmasının Kıbrıslı Türklerin bir bölümünde tepki yarattığı anlaşılıyor. Bu nedenle, Ersin Tatar'ın aslında kazanmaya yakın olduğu bir seçimi şimdi zora soktuğunu ve Akıncı'nın daha şanslı olduğunu söylemek mümkün. Lakin ekonomik krizin Türkiye'de olduğu gibi yakından hissedildiği KKTC'de, anavatanla zıtlaşmanın ekonomik kayıplara neden olabileceğini idrak eden insanlar da var. Bu nedenle, Akıncı'nın favori aday haline geldiğini ama halen herşeyin mümkün olduğunu söylemek mümkün. Bizim temennimiz ise, Kıbrıslı Türklerin en doğru kararı vermeleri ve bağımsız bir devlet gibi hareket etmeleridir.

Doç. Dr. Ozan ÖRMECİ

Hiç yorum yok: