Giriş
Haziran ayında başlayacak 23. Dünya Kupası olan 2026 ABD-Kanada-Meksika FIFA Dünya Kupası'na Türkiye A Milli futbol takımının da katılacak olması sebebiyle, yakında tüm Türkiye medyasında sıklıkla gündemde olacak Türk futbolu; Osmanlı İmparatorluğu'nun uzatmaları oynadığı 19. yüzyılın son çeyreğinde kurumsallaşmaya başlamıştır. Bu yazıda, ülkemizde halkın en sevdiği spor branşı olan ve dünyada da bu alanda önde gelen ülkelerden biri olan Türkiye'de futbolun gelişimini mercek altına alarak, bu alanda Türkiye'nin kazandığı başarıları özetleyeceğim.
Türk Futbolunun Tarihsel Gelişimi
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) resmi internet sitesine göre, Türk futbolunun temelleri 19. yüzyılın son çeyreğinde Osmanlı İmparatorluğu döneminde atılmıştır. Süreç, Osmanlı modernleşmesinin doğal bir sonucu olup, İstanbul ve İzmir gibi büyük şehirlerde önce gayrimüslimlerin, daha sonra da Müslüman Türk kökenli Osmanlı tebaasının İngilizlerle yakın ilişkiler kurmasıyla başlamıştır. Nitekim futbolun mucidi de olan İngilizlerin futbolu Anadolu'ya getirmesiyle başlayan Türk futbolunun hikâyesi, ilerleyen yıllarda Büyük Atatürk önderliğinde Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasının ardından modern federasyon yapısına kadar uzanacaktır.
Türk futbolunun gelişimini farklı dönemlere ayırmak gerekirse;
1870'ler-1890'lar'da yaşanan "erken dönemde", futbol, Osmanlı topraklarına ilk kez 1870'li yıllarda İngilizler aracılığıyla girmiştir. Özellikle İstanbul ve İzmir gibi ticaret limanlarının bulunduğu varsıl şehirlerde yaşayan İngiliz aileler, bu dönemde öncelikle kendi aralarında futbol maçları yapmaya başlamış; bu da yerel gayrimüslim ve Müslüman tebaayı futbola özendirmiştir. Nitekim bu dönemde ilk Osmanlı futbol takımları kurulmaya başlanmıştır. Öncelikle İstanbul'da 1875'te Hermes Athletic and Cultural Association kulübü kurulmuş; İzmir'de kurulan ilk kulüp ise 1885 yılında kurulan Football Club Smyrna (İzmir Futbol Kulübü) olmuştur. Bu dönemde ilk Türk ve Müslüman futbolcular da sahalarda boy göstermeye başlamış; nitekim Selim Sırrı Tarcan 1898'de İzmir'de İngilizlerle maç yapan ilk Türk olarak nam salmıştır. Ayrıca Tarcan öncesinde ilk Türk futbolcusu olarak kabul edilen isim Fuat Hüsnü Kayacan'ı da bu noktada anımsatmak gerekir. Ancak Kayacan, bu dönemde Türk-Müslüman erkeklerin futbol oynaması hoş karşılanmadığı için, yakalanmamak adına maçlara "Bobby" takma adıyla çıkmıştır. Bu dönemde Türk topraklarındaki ilk resmi futbol maçı ise, 1897 yılında İzmir ve İstanbul karmaları arasında oynanmıştır. Bu sürecin devamında, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin Padişah'a muhalif entelektüel ve askeri elitler arasında etkili olduğu 20. yüzyıl başlarında, Beşiktaş Jimnastik Kulübü/BJK (1903), Galatasaray Spor Kulübü/GSK (1905) ve Fenerbahçe Spor Kulübü/FB (1907) gibi ileride efsane olacak İstanbul futbol takımları kurulmuştur. Bu yıllarda İstanbul'un ardından İzmir, Ankara, Eskişehir, Bursa, Adana ve Trabzon şehirlerinde de futbol büyük bir hızla yayılmaya başlamıştır. 1908'de II. Meşrutiyet'in ilanı ise futbola iyice hız kazandırmış; kulüp ve takım sayısı hızla artarken, Türk gençleri arasında futbol en çok sevilen spor dalı haline de gelmiştir. "Üç Büyükler"in ardından 1908 yılında İstanbul'da kurulan Beykoz1908 ve Üsküdar Anadolu, 1910'da Altınörs İdmanyurdu ve Turan Sanatkarangücü'nün birleşmesiyle kurulan ve sonradan Ankara'ya taşınarak Ankaragücü Spor Kulübü adını alan Ankaragücü, İzmir'de kurulan ilk futbol kulübü olan Karşıyaka Spor Kulübü/KSK (1912) ve 1914'te İzmir futboluna katılan Altay (1914) gibi öncü kulüpleri bu noktada Türk futbolunun öncüleri olarak saymak yerinde olur.
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasına giden Kuvayi Milliye direnişi süreciyle başlayan "kuruluş dönemi"nde modern Türk futbolunun en önemli dönüm noktası, Cumhuriyet'in ilanından hemen önce, 23 Nisan 1923 tarihinde Türkiye Futbol Federasyonu'nun "Futbol Hey'et-i Müttehidesi" ismiyle kurulmasıdır. TFF, kurulur kurulmaz 21 Mayıs 1923 tarihinde 1904'te Paris'te kurulmuş olan FIFA'ya (Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği) üye olmayı başarmış ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ilanı ve tanınması öncesinde böyle önemli bir sportif ve diplomatik başarıya imza atmıştır. Bu dönemde futbol Anadolu'ya artık iyice yayılmış ve mahalli ligler daha organize bir şekilde düzenlenmeye başlanmıştır. Nitekim bu dönemde Altınordu ve Gençlerbirliği 1923'te, Göztepe 1925'te, Bucaspor ise 1928'de kurulmuştur. Bu kulüler de, Türk futbolunun öncü markaları arasında yer almayı hak eden tarihi oluşumlardır. Bu yıllarda henüz ulusal çapta bir lig organize edilememesine karşın, Türkiye Futbol Birinciliği, Türkiye Futbol Şampiyonası ve Milli Küme gibi adlarla mahallinin ötesinde bazı lig organizasyonları düzenlenmiştir. Bu dönemde Fenerbahçe ve Beşiktaş gibi İstanbul takımları ile Harp Okulu SK, Gençlerbirliği ve Ankaragücü gibi Ankara takımları en önde gelen kulüpler olmuştur. Bu dönemde ayrıca 1951 yılında futbolda profesyonelliğin kabulü önemli bir adım olmuş ve bu sporun bir beden eğitimi aktivitesi olmanın ötesinde kabul görmesine olanak sağlamıştır.
1959'da başladığı kabul gören "profesyonel" dönemde ise, futbol, artık Türkiye'de profesyonel ve ulusal düzeyde düzenlenen liglerle organize bir şekilde yürütülmektedir. 1959 yılında düzenlenen Türkiye 1. Futbol Ligi'nin ilk sezonunda maçlar, 8'er takımdan oluşan Beyaz ve Kırmızı adlı iki grupta oynanmış; o tarihteki statü uyarınca Beyaz Grup'un lideri Fenerbahçe ile Kırmızı Grup'un lideri Galatasaray finalde karşılaşmıştır. İlk maçı Galatasaray 1-0, ikinci maçı ise Fenerbahçe 4-0 kazanınca, Türkiye 1. Futbol Ligi'nin ilk şampiyonu Fenerbahçe olmuştur. 1959-1960 sezonundan itibaren grup sistemi kaldırılmış ve Türkiye 1. Ligi, bugünkü statüsü ile oynanmaya başlanmıştır. Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), 1962 yılında UEFA'nın (Avrupa Futbol Federasyonları Birliği) tam üyesi olmuş ve Avrupa Ekonomik Topluluğu'na üye olmaya çalışan Türkiye'nin dış politikasına paralel olarak, Avrupa futbol ligleriyle entegre şekilde gelişmeye başlamıştır. Ligde 1987-1988 sezonuna kadar galibiyete 2 puan verilirken, bu sezondan itibaren galibiyete 3 puan verilmeye başlandı. Beraberlik ise daima 1 puanla ödüllendirilmiştir. 2002-2003 sezonunda adı Türkiye Süper Ligi olarak değiştirilen futbol ligimiz, 2005-2006 ve 2009-2010 sezonları arasında Turkcell Süper Lig adı ile, 2010-2011 ve 2018-2019 sezonları arasında ise Spor Toto Süper Lig adı ile düzenlenmiştir. 2021-2022 sezonunda tekrar Spor Toto Süper Lig olarak oynanan lig, 2022-2023 sezonundan bu yana Trendyol Süper Lig adı altında oynanmaktadır. Süper Lig'deki şampiyonluk sayılarına bakıldığında ise şöyle bir tablo oluşmaktadır:
- Galatasaray - 25 (bu sene 26. defa şampiyon olmaları bekleniyor),
- Fenerbahçe - 19,
- Beşiktaş - 16,
- Trabzonspor - 7,
- Bursaspor - 1,
- Medipol Başakşehir - 1.
Bu şekilde, Türkiye'de futbol, daha ziyade öncelikle "üç büyükler" arasında, daha sonrasında ise 1970'lerde Trabzonspor'un yaptığı devrimle birlikte "dört büyükler" arasında rekabetin yaşandığı bir spor branşı olmuş; ancak son yıllarda Bursaspor (2009-2010) ve Medipol Başakşehir (2019-2020) gibi farklı şampiyonların çıkması lige renk katmıştır. Ancak içerideki büyük ilgiye karşın, 1962-1963 sezonundan beri Avrupa kupası maçlarında boy gösteren Türk futbol takımlarının Avrupa başarıları oldukça sınırlı olmuştur. Bu alanda kupa kazanan tek Türk takımı Galatasaray olup, Fatih Terim'in önderliğinde sarı-kırmızılılar 2000 yılında UEFA Kupası'nı kazanmış, yakın zamanda vefat eden Rumen futbol efsanesi Mircea Lucescu antrenörlüğünde ise aynı yılın ilerleyen döneminde UEFA Süper Kupa'sını müzesine götürmüştür. Ayrıca 2006 yılında Kayserispor, UEFA Intertoto Kupası'nı kazanan takımlar arasına girerek UEFA Kupası'na ikinci turdan katılmaya hak kazanmıştır. Bunların yanında, 1988-1989 sezonunda Şampiyon Kulüpler Kupası'nda Mustafa Denizli yönetiminde yarı final oynayan Galatasaray ve 2012-2013 sezonunda Aykut Kocaman antrenörlüğünde UEFA Kupası'nda yarı final oynayan Fenerbahçe'nin başarılarından söz edilebilir. Avrupa kupalarında en yüksek sayıda maça çıkan Türk takımları ise şunlardır:
- Galatasaray (340),
- Fenerbahçe (300),
- Beşiktaş (258),
- Trabzonspor (155).
Türkiye A Milli Futbol Takımının Başarıları
Futbolun bu kadar sevildiği ülkemizde, A Milli Futbol Takımı ise çeşitli sebeplerle bir türlü istenen başarıları gösterememiş ve genelde uluslararası alanda başarısız bir görüntü çizmiştir. 1954 İsviçre FIFA Dünya Kupası'nda ilk kez bu kapsamda bir uluslararası organizasyona katılma başarısı gösteren ayyıldızlılar, 2002 Güney Kore-Japonya FIFA Dünya Kupası'nda ise beklenmedik büyük bir başarıya imza atarak dünya 3. olmayı başarmıştır. Şenol Güneş yönetimindeki milli takımımız, bu şekilde tarihe geçecek büyük bir başarı kazanırken, bu kadar yaklaşmışken kupayı getirememesi yine de buruk bir sevince neden olmuştur. Milli takımımız 2026 FIFA Dünya Kupası'nda Haziran ayında boy göstererek bu organizasyona 3. defa katılacaktır. İtalyan antrenör Vincenzo Montella'nın yönettiği ayyıldızlılar, turnuvaya Arda Güler, Kenan Yıldız ve Hakan Çalhanoğlu gibi dünya çapında tanınan yıldızlarıyla gayet iddialı bir şekilde hazırlanmaktadır.
A Milli futbol takımımız, son yıllarda Avrupa Şampiyonaları'nda daha başarılı performans göstermekte ve sık sık bu organizasyona katılmaktadır. Nitekim ilk kez 1996'da Fatih Terim devrimi ile turnuvaya giden ama sıfır çekerek gruptan çıkamayan ayyıldızlılar, 2000 yılında Mustafa Denizli yönetiminde bu organizasyonda yalnızca ikinci kez yer almasına rağmen çeyrek finale kadar yükselmeyi başarmıştır. 2008'deki üçüncü deneyimde Fatih Terim önderliğinde en başarılı performansını sergileyen Türkiye, bu turnuvada yarı finale kadar yükselmiş ve bir anlamda 3. olmuştur. EURO 2016 ve EURO 2020'deki dördüncü ve beşinci denemelerde grup aşamasında elenen Türkiye, EURO 2024'te Vincenzo Montella önderliğinde bir kez daha üstün bir performans sergilemiş ve çeyrek finale kadar yükselmiştir. Milli takım tarihinde en fazla forma giyen değerli sporcularımız ise şu kişilerdir:
- Rüştü Reçber: 120 maç,
- Hakan Şükür: 112 maç,
- Hakan Çalhanoğlu: 104 maç (Aktif),
- Bülent Korkmaz: 102 maç,
- Emre Belözoğlu: 101 maç,
- Arda Turan: 100 maç,
- Tugay Kerimoğlu: 94 maç,
- Alpay Özalan: 90 maç,
- Abdullah Ercan: 71 maç,
- Nihat Kahveci: 69 maç.
A Milli takımda en çok gol atan sporcularımız ise şu kişilerdir:
Hakan Şükür | 51 |
Burak Yılmaz | 31 |
Tuncay Şanlı | 22 |
Hakan Çalhanoğlu (Aktif) | 22 |
Lefter Küçükandonyadis | 21 |
Cenk Tosun (Aktif) | 21 |
Metin Oktay | 19 |
Cemil Turan | 19 |
Nihat Kahveci | 19 |
Arda Turan | 17 |
Cengiz Ünder (Aktif) | 16 |
Zeki Rıza Sporel | 15 |
Kerem Aktürkoğlu (Aktif) | 14 |
Arif Erdem | 11 |
Ertuğrul Sağlam | 11 |
Umut Bulut | 10 |
Sonuç olarak, Türk futbolunun günümüze kadar sağladığı başarılar çok yüksek olmasa da, ülkemizde Avrupa standartlarında profesyonel, çok para harcanan, çok izlenen ve konuşulan, mücadeleci bir ligin var olduğu ortadadır. Bu konuda özellikle Galatasaray Spor Kulübü ile Fatih Terim, Mustafa Denizli ve Şenol Güneş gibi isimlerin efsanevi ve öncü markalar/kişiler olduğu belirtilebilir. Son yıllarda yaşanan şike ve bahis skandalı gibi olaylar ise, kuşkusuz, futbola yönelik ilgiyi azaltmaktadır. Dileğimiz, Türk takımları ve Türkiye A Milli futbol takımının çok daha büyük başarılar kazanmasıdır.
Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder