2026 ABD/İsrail-İran Savaşı nedeniyle son dönemde pek dikkat çekmeyen sürpriz bir diplomatik gelişme, 2024 Başkanlık seçimlerini Çin karşıtı ve bağımsızlık yanlısı DPP (Demokratik İlerici Partisi) adayı Lai Ching-te veya yaygın bilinen ismiyle William Lai'nin kazanması ve Japonya'da Tayvan Sorunu konusunda şahin duruşu olan LDP'li Sanae Takaichi'nin Başbakan olmasıyla yeniden alevlenen Tayvan-Çin hattında yaşanan ilginç bir diplomatik ziyaret oldu. Öyle ki, 10 Nisan 2026 tarihinde, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, başkent Pekin'de Tayvan'ın kurucu ve şimdilerde ana muhalefet partisi durumundaki Kuomintang (KMT) Partisi Genel Başkanı Cheng Li-wun ile bir araya geldi.
Bilindiği üzere, Çin Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşu sürecinde ÇKP (Çin Komünist Partisi) güçleri karşısında bozguna uğrayan KMT'li milliyetçiler, Çan Kay Şek liderliğinde Tayvan adasına kaçmış ve burada Çin Cumhuriyeti olarak da bilinen Tayvan'ı kurmuştur. Anti-komünist çizgideki Çan Kay Şek ve KMT'liler, buna karşın her zaman Çin'le birleşme konusunda istekli olmuş, ancak bu birleşmenin ÇKP liderliğinde ve komünist bir sistemde değil, kendileri gibi milliyetçi ve demokratik bir sistemde olması gerektiğini savunmuş ve kendilerini Çin'in gerçek temsilcileri olarak görmüşlerdir. Çan Kay Şek (1948-1975) sonrasında da 2000 yılına kadar Başkanlık makamını her seçimde kazanmayı başaran ve Yen Chia-kan (1975-1978), Chiang Ching-kuo (1978-1988), Lee Teng-hui (1988-2000) gibi milliyetçi Başkanlar çıkaran KMT, ilk kez 2000 seçimlerinde Tayvan'ın bağımsızlığını ve Çinli Hanlardan farklı bir "Tayvanlı" kimliği üzerine politika inşa eden DPP'li Chen Shui-bian'ın (2000-2008) liderliğine tanıklık etmişlerdir. 2008-2016 döneminde Ma Ying-jeou ile iktidara dönen KMT, son yıllarda ise Tsai Ing-wen (2016-2024) ve William Lai (2024-) gibi DPP'li Başkanlar nedeniyle adadaki gücünü kaybetmeye başlamıştır.
KMT, aslında ÇKP'nin tarihsel düşmanı ve ezeli rakibi olsa da, ilginç bir şekilde "tek Çin ilkesi"ni savunması bağlamında Pekin'le aynı kulvardadır. Tek Çin ilkesi, Tayvan'ın hiçbir koşulda tanınmamasını amaçlayan ve Pekin tarafından desteklenen çizgiden farklı olarak, Tayvan'la ilişkilerin geliştirilerek bu konudaki stratejik belirsizliğin sürdürülmesini savunan bir yaklaşımdır. Ancak bu bağlamda ÇKP ile KMT'yi ayıran faktör, tek bir Çin ulusundan söz eden iki siyasi entitenin Çin'in geleceği konusundaki görüşlerinin birbirine oldukça zıt olmasıdır. DPP ise, daha önce de belirttiğim üzere, Taipei'nin Çin'den tamamen farklı ve ayrık bir şekilde bağımsızlığını savunmaktadır. ABD, Çin'in son yıllarda kazandığı ekonomik ve siyasi güç nedeniyle DPP'ye daha yakın durmaktadır.
Bu bağlamda, Çin Devleti'nin Kuomintang (KMT) Partisi Genel Başkanı Cheng Li-wun'u sıcak bir şekilde Pekin'de ağırlaması, 2016'dan beri kesilen Tayvan-Çin hattında ilişkilerin sonraki dönemde yeniden tesis edilmesi bağlamında önemli bir sinyal ve büyük ihtimalle Pekin'in bu konuda benimsediği yeni stratejinin öncü bir sinyalidir. Nitekim Cheng'in ziyaretinden 6 gün sonra, Pekin, Tayvan ile ekonomik ve kültürel alışverişi genişletmeyi amaçlayan 10 maddelik bir önlem paketi açıklamıştır. Bu önlemler arasında uçuşların yeniden başlatılması, turizm kanallarının yeniden açılması, tarım ticaretinin kolaylaştırılması ve kültürel erişimin genişletilmesi gibi önemli maddeler yer almaktadır. Bu, Pekin'in son yıllarda geliştirdiği iki boyutlu siyasetin yeni bir veçhesidir; bir yandan baskı (DPP ve ayrılıkçılara), diğer yandan teşvik (muhalefete). Nitekim Atlantik Konseyi'nden (Atlantic Council) bölge uzmanı Wen-Ti Sung, Çin'in stratejisinin ÇKP ile KMT arasında özel bir bağ kurarak Tayvan'ın gelecekte barışçıl şekilde Çin'e bağlanmasını sağlamak olduğu görüşündedir.
Cheng Li-wun ziyareti vesilesiyle Tayvan heyetinin KMT partisinin kurucu babası kabul edilen Sun Yat-Sen'in türbesini ziyaret etmesi ve Şanghay'da iş çevreleri ile görüşmeler yapılması, sonraki Başkanlık seçimlerinde KMT'nin Çin desteğiyle daha farklı ve dengeli bir strateji izleyerek iktidara gelmeyi amaçladığını ve bunun Pekin tarafından da desteklendiğini ortaya koymaktadır. Özellikle Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in Cheng'le görüşmesinde ortaya koyduğu 4 maddelik öneri bu anlamda dikkat çekicidir:
a-) İki taraf arasında ortak kimlik anlamında fikir birliği yapılması,
b-) Ortak vatanın korunması anlayışının benimsenmesi,
c-) Entegrasyon yoluyla karşılıklı refahın arttırılması,
d-) Çin halkının büyük yeniden dirilişinin gerçekleştirilmesi.
Sonuç olarak, Tayvan ana muhalefet lideri Kuomintang (KMT) Partisi Genel Başkanı Cheng Li-wun'un 10 Nisan 2026 tarihli Çin ziyareti, Çin'in KMT'ye destek sunan yeni Tayvan politikasının sertlik değil, diplomasi öncelikli olduğunu gösteren ve ABD'nin İran politikasına alternatif niteliğindeki daha barışçıl ve doğru bir yaklaşımdır. Umuyoruz ki, bu politika sayesinde binlerce insanın ölmesi önlenir ve siyasi sorunlar daha barışçıl bir şekilde çözülebilir. Ayrıca ABD'nin de bu konuda destekleyici olması önemli ve gereklidir; zira bu şekilde, Pekin de İran krizinin çözümlenmesi yolunda daha aktif hale gelebilecektir.
Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ








