20 Temmuz 2026 Pazartesi

Birleşik Krallık'ın Yeni Başbakanı Andy Burnham Oldu

 

Giriş

Birleşik Krallık'ta İşçi Partili Başbakan Keir Starmer'ın, kendi partisi içerisinde gelişen sert muhalefet nedeniyle istifa ettiğini açıklamasıyla başlayan ve yaklaşık 10 hafta süren siyasi kriz, partinin yükselen yıldızı Andy Burnham'ın 17 Temmuz'da parti lideri seçilmesi ve bugün (20 Temmuz 2026) itibarıyla Birleşik Krallık Başbakanı olarak göreve başlamasıyla sona erdi. Böylelikle, yakın geçmişte (2017-2026) Greater Manchester Belediye Başkanı olarak başarılı bir performans sergileyen Burnham, Britanya'nın son 10 yıldaki 7. ve son 5 yıldaki 4. Başbakanı oldu.

Andy Burnham Kimdir?

"Kuzeyin Kralı" (King of the North) lakabıyla bilinen ve 1970'te Liverpool'da doğan Andy Burnham, Cheshire’daki sakin bir banliyö köyü olan Culcheth’te büyüdü. Babası British Telecom’da mühendis, annesi ise bir aile hekiminde resepsiyon görevlisiydi. Ailesi, ayrıca Britanya'da sol siyasetin kalesi olan İşçi Partisi’nin sıkı bir destekçisiydi. Burnham da, ailesi sayesinde, siyasete erken yaşta ilgi duymaya ve "Labour" tarzı sosyal demokrat politikaları benimsemeye başladı. Ayrıca İrlanda kökenli ailesi nedeniyle Katolik inancından etkilendi ve Katolik devlet okullarında eğitim aldı.

Burnham, Liverpool’daki işsizlerin hayatını anlatan BBC dizisi "Boys from the Blackstuff"tan etkilenerek 14 yaşında İşçi Partisi’ne katılmaya karar verdiğini anlatıyor. Koyu bir Everton FC ve futbol taraftarı olan Burnham, çocukluğunda rekabetçi, hatta annesine göre yeri geldiğinde kavgacı ve spor tutkunu biri olarak hatırlanıyor. Nitekim kendisi Lancashire okul kriket takımında atıcıydı ve futbol oynamaya bayılıyordu. Burnham ve iki kardeşi, ailelerinde üniversiteye giden ilk kişiler oldular. Andy Burnham, Cambridge Üniversitesi’nde İngilizce okudu; ancak daha sonra kaleme aldığı Head North (A Rallying Cry for a More Equal Britain / Essential Political Reading After The 2024 General Election) adlı kitabında, Cambridge’de kendisini oraya ait hissetmediğini ve burada adeta bir “sahtekâr” gibi hissettiğini yazmıştır. Ama ilginçtir ki, Hollandalı karısı Marie-France van Heel ile de burada tanışmıştır. Çiftin üç çocukları bulunmaktadır. Burnham, bu döneme dair, ayrıca The Smiths ve The Stone Roses gibi kuzeyli indie gruplara duyduğu ilginin ona kimlik ve özgüven kazandırdığını da söylemiştir.

İlk gençlik günlerinde Andy Burnham

Genç Burnham, üniversiteden sonra kısa bir süre gazetecilik yaptı. Ardından siyasette ilk önemli adımını, İşçi Partili Tessa Jowell için araştırmacı olarak çalışarak attı. Daha sonra Kültür Bakanı Chris Smith’in özel danışmanı oldu. 2001 yılında ise Manchester yakınlarındaki Leigh bölgesinden milletvekili seçildi. Burnham, Tony Blair döneminde alt düzey bakanlık görevlerinde bulundu. Gordon Brown döneminde ise kabineye girdi; Hazine Baş Sekreteri, Kültür Bakanı ve Sağlık Bakanı olarak görev yaptı. Bu hızlı yükseliş, onu İşçi Partisi’nin en genç ve parlak isimlerinden biri haline getirdi ve gelecekte yaşanması muhtemel büyük başarıların sinyalini verdi.

Futbol tutkunu Andy Burnham

Burnham’ın siyasi kariyerindeki en önemli kırılmalardan biri de futbolseverlerin yakından bildiği Hillsborough faciasıydı. 1989’da Sheffield’daki Hillsborough Stadyumu’nda yaşanan izdihamda 96 Liverpool taraftarı hayatını kaybetmişti. Burnham, Kültür Bakanı olduğu dönemde facianın 20. yıl anma töreninde protesto edildi. Bu protesto, onda derin bir etki bıraktı. Burnham, daha sonra konuyu kabinede gündeme taşıdı ve facia hakkında ikinci bir soruşturma açılmasına katkı sağladı. Hillsborough aileleriyle kurduğu bağ, Burnham’ın “adalet” ve “kuzeyin sesi” imajını güçlendiren başlıca unsurlardan biri oldu. Ayrıca Britanya'da ve dünya genelinde çok popüler olan futbol alanında öne çıkması, onun geniş kitlelerce tanınmasında yardımcı oldu. 

Siyasete giren genç Andy Burnham

Burnham, İşçi Partisi liderliğini daha önce de iki defa denedi. 2010 yılında Gordon Brown’ın genel seçim yenilgisi sonrası istifa etmesiyle başlayan liderlik yarışına katıldı. Beş aday arasında dördüncü oldu; yarışı o dönemin en parlak ismi olan Ed Miliband kazandı. 2015’te bir kez daha aday oldu. Bu kez başlangıçta favorilerden biri olarak görülüyordu, ancak seçimi sosyalist aday Jeremy Corbyn kazandı. Burnham, daha sonra Corbyn’in gölge kabinesinde İçişleri’nden sorumlu gölge bakan olarak görev yaptı. Hatta bu dönem, onun parti içindeki konumunu biraz tartışmalı hâle getirdi.

Eleştirmenler, Burnham’ı siyasi rüzgâra göre sık sık pozisyon değiştiren biri olarak görüyor ve bu durumu garipsiyorlar. Destekçileri ise, onun farklı dönemlerde farklı kanatlarla çalışabilmesini geniş kesimlerle bağ kurma becerisi ve "reelpolitik" başarısı olarak yorumlamayı tercih ediyorlar. Burnham’ı bu son süreçte öne çıkaran husus kuşkusuz Manchester’da yarattığı başarı hikâyesidir. Nitekim onun liderliğinde, Greater Manchester, ulaşım şirketlerinden gelen muhalefeti aşarak, Londra dışında otobüs hizmetlerini yeniden yerel yönetimin kontrolüne alan İngiltere'deki ilk şehir olmuştur. Şehir, otobüslerini "Bee Network" (Arı Ağı) olarak adlandırdığı bir sistemle diğer toplu taşıma hizmetleriyle entegre etmiştir.

Manchester Üniversitesi'nde Siyaset Bilimi Profesörü olan Robert Ford, 2026 yılında The New York Times'a verdiği röportajda, bu mücadelenin Burnham'ın siyasi zekâsını ortaya koyduğunu belirtmiştir. Ford, "Burnham, aslında oldukça sıradan, teknokratik bir politika hamlesi olabilecek bir işi —ki inanın bana, eğer işin başında Keir Starmer olsaydı öyle olurdu— Davut ile Golyat arasındaki bir mücadeleye dönüştürdü. Zaten onun en büyük gücü, çok etkili bir iletişimci ve hikâye anlatıcısı olmasıdır." Diğer İngiliz ve ada şehirlerinin aksine, Burnham’ın liderliğinde Manchester'ın bu farklı ve başarılı konumu, günümüzde Burnham'ın umut olarak görülmesinde en önemli faktördür.

Andy Burnham'ın Başbakan Olarak İlk Açıklaması 

Bugün, önceki Başbakan Keir Starmer'ın veda konuşmasının ve istifasının akabinde, teamüller gereği Buckingham Sarayı'nda Kral III. Charles'ı ziyaret eden ve yeni hükümeti kurmakla görevlendirilen Andy Burnham, daha sonra Downing Sokağı 10 numaraya yerleşerek görevine başladı. Birleşik Krallık'ın 59. Başbakanı, Başbakanlık konutu önünde yaptığı ilk konuşmasında şunları vurguladı:

Buckingham Sarayı'nda Kral III. Charles'ın huzurunda Andy Burnham

"Kral III. Charles'ın daveti üzerine biraz önce Buckingham Sarayı'nda yeni hükümeti kurmakla görevlendirildim. Son 10 yılda görevlendirilen 6. farklı Başbakan olduğumun farkındayım. Britanya, tüm dünyaya istikrarını yeniden sağlayabildiğini göstermelidir. Benim siyasetçi olarak görevim de bunu başarmaktır. İnsanların siyaset kurumuna kızgın olduğunun farkındayım. Sizleri gayet iyi duyuyorum. Dürüst olmak gerekirse, haklısınız, yeterince iyi değildik ve daha iyi olmalıyız. Daha iyi olacağız. Son 40 yıldaki en büyük değişimleri başaracak yeni bir siyaset ve ekonomi modeli uygulayacağız. 1980'lerde Birleşik Krallık bazı yanlış akımlara kapıldı. Britanya'da son birkaç on yılda siyasi güç merkezileştirildi, ekonomi yalnızca piyasaya bırakıldı ve ülkemizin büyük bölümü endüstrileşmeden uzaklaştırıldı. Biz ise bu nedenlerle siyaseti değiştireceğiz. Siyaseti daha dayanışmacı bir düzlemde, oy almak yerine sorunları çözmek için yapacağız. Gücü merkezden alarak yerele dağıtacağız. Daha fazla iş yaparak daha iyi bir ekonomi oluşturacağız. Temel ihtiyaçları daha karşılanabilir hale getirecek, halkın alım gücünü arttıracak ve Britanya'yı kamucu yöntemlerle yeniden büyük bir endüstriyel güç haline getireceğiz. Bu konuda ilerleyen aylarda 10 yıllık yeni bir plan açıklayacağım. Bu planda, şu an hangi aşamada olduğumuzu ve hangi partiden olursak olalım iyiliğini istediğimiz Britanya'nın gelecekte nasıl olması gerektiğini anlatacağım. Yarından başlayarak ilk işim ise hayat pahalılığıyla mücadele olacaktır. Ayrıca eğitim sistemini dönüştürerek gençleri iş dünyasına daha fazla kazandırmaya çalışacağız. Onlara daha fazla destek, özellikle de mental alanda sağlayacağız. Uluslararası ortaklarımıza yönelik savunma taahhhütlerimizi de yerine getireceğiz. İnsanların daha iyi yaşamaları için onlara destek olacağız. Doğru değerleri ve doğru standartları uygulayarak hükümetimizi başarılı kılacağız. Her adımımda parolamız halkın iyiliği olacaktır. Birlikte yeni bir birlik ruhu, amaç birliği ve pozitiflik yaratacağız. Ülkemize yeniden umut ve inanç getireceğiz. Herkese teşekkürler."

Andy Burnham ve karısı Marie-France Başbakanlık konutunda

Bu açıklama sonrasında önemli uluslararası siyasetçilerden Burnham'a yönelik tebrik mesajları da gelmeye başladı. Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, Burnham'ı ilk kutlayan liderler arasında yer aldı. ABD Başkanı Donald Trump da önceki gün sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Burnham'ın Kuzey Denizi'nde sondaj başlatma kararını överek ona yönelik sıcak bir mesaj verdi.

Burnham'ın Yeni Kabinesi

Andy Burnham'ın Başbakan olmasıyla birlikte, önceki Başbakan Keir Starmer'a yakın bazı isimler yeni kabinede görev almadı. Bu isimler arasında Rachel Reeves, David Lammy, Steve Reed ve Peter Kyle sayılabilir. Burnham'ın açıkladığı yeni kabinede şu kişiler görev aldılar:

  • Başbakan Yardımcısı:
  • Maliye Bakanı: John Healey,
  • Dışişleri, İngiliz Milletler Topluluğu ve Kalkınma İşleri Bakanı: Ed Miliband,
  • İçişleri Bakanı: Shabana Mahmood (Şabana Mahmud),
  • Lancaster Dükalığı Şansölyesi/Birinci Devlet Sekreteri: Louise Haigh,
  • Savunma Bakanı:
  • Adalet Bakanı:
  • Sağlık ve Sosyal Bakım Bakanı:
  • Eğitim Bakanı:
  • Enerji Bakanı:
  • Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı:
  • İş ve Ticaret Bakanı:
  • Bilim, İnovasyon ve Teknoloji Bakanı:
  • Ulaştırma Bakanı:
  • Çevre, Gıda ve Kırsal İşler Bakanı:
  • Kültür, Medya ve Spor Bakanı:
  • Kuzey İrlanda Bakanı:
  • İskoçya Bakanı:
  • Galler Bakanı:

Burnham Döneminden Beklentiler

Sir Keir Starmer'a kıyasla daha halk adamı profili çizen Andy Burnham'dan İşçi Partisi'nin ve bir anlamda Britanya halklarının beklentisi, yaklaşan sonraki genel seçimler öncesinden partisini ve merkez siyaseti toparlaması ve özellikle son dönemde hızlı bir sıçrama yapan Reform UK partisi ve lideri Nigel Farage'a karşı adanın yerleşik değerlerini korumasıdır. Zira Farage'ın ilk bakışta kulağa hoş gelen ve ABD Başkanı Donald Trump'la daha uyumlu gözüken, ancak Britanya'nın Batı dünyası ve özellikle de Avrupa ülkeleriyle ilişkilerini bozabilecek riskli politikaları, günümüzde özellikle İngiltere sokaklarında ciddi destek bulmaktadır. Muhafazakâr Parti'nin 14 yıllık (2010-2024) iktidarı nedeniyle yıpranmış olması ve yeni lideri Kemi Badenoch ile henüz büyük bir atılım yapamaması da, İşçi Partisi'nin toparlanmasını Britanya'daki dengelerin ve demokrasinin korunması adına zaruri kılmaktadır. İşte Makerfield'deki beklenmedik başarısı, bu nedenle Burnham'ı Britanya siyasetinde yeni bir umut haline getirmektedir.

Burnham'ın, ayrıca İran krizinin de etkisiyle, tüm dünyada olduğu gibi Britanya adasında da yükselen yaşam maliyetleri ve enflasyon konusunda somut politikalar geliştirmesi ve halkın alım gücünü artırması beklenmektedir. Bu doğrultuda, yeni Başbakan daha kamucu politikalara yönelebilir ve bazı konularda (servet vergisi) klasik neoliberal yöntemlerden ayrışabilir. Nitekim İşçi Partili Melanie Ward da Başbakan'ın önceliğinin hayat pahalılığıyla mücadele olacağını vurgulamaktadır. Burnham, ayrıca yerel yönetimlerin güçlendirilmesiyle artık her konunun merkezden karara bağlanmaması, sosyal politikaların güçlendirilmesi ve Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerin geliştirilmesi gibi farklı politikalar uygulamaya aday bir Başbakandır. Bu şekilde, Burnham'ın, İspanya dışında çoğu Batı ülkesinde muhalefette ve krizde olan sosyal demokrat politikaları da yeniden canlandırması umulmaktadır. 

Daha spesifik olarak somut uygulama ve siyasalara bakıldığında ise, Burnham'ın;

  • Tüm İngiliz vatandaşlarına dijital kimlik uygulamasını başlatması,
  • Kuzey Denizi'nde yeni petrol ve doğalgaz aramaları için sondaj çalışmalarına olanak sağlaması,
  • Thames Water'ın kamulaştırılması ve kritik bazı sektörlerde daha yoğun devlet kontrolü için harekete geçmesi,
  • Dar gelirliler için yaşam ödeneği uygulamasını başlatması,
  • İngiliz halkının yoğun rağbet ettiği pub ve müzik mekânlarından yüzde 20 daha düşük vergi alınmasını kararlaştırması

gibi bazı farklı politikalar uygulaması beklenmektedir. 

Sonuç

Sonuç olarak, Birleşik Krallık'ın Brexit sonrasında yıllardır süren siyasi krizine bir çözüm olması ve sonraki genel seçimleri kazanarak İşçi Partisi'ni iktidarda tutması umulan Andy Burnham, bugün itibarıyla ülkenin yeni Başbakanı olmuştur. Dileğimiz, Burnham'ın ülkesinin Türkiye ile olan yakın ilişkilerini daha da geliştirmesi ve tüm dünyada örnek bir sosyal demokrat siyasetçi olarak başarılı olmasıdır. Bu bağlamda, kuşkusuz, Burnham'ın ABD Başkanı Donald Trump'la ülkesinin "özel ilişkiler"ini nasıl yöneteceği ve İsrail konusunda nasıl bir tavır takınacağı da kritik hususlar olacaktır. 

Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ

17 Temmuz 2026 Cuma

Prof. Dr. Ozan Örmeci Daily Sabah Gazetesine Konuştu: "Netanyahu, Siyasi Çıkar İçin Türkiye Karşıtı Söylemi Silah Haline Getiriyor"

 

Uluslararası Politika Akademisi (UPA) Kurucu Genel Koordinatörü ve ESUPA Başkanı, siyaset bilimci Prof. Dr. Ozan Örmeci, Daily Sabah gazetesinden Emine Gider’in yazdığı “Netanyahu weaponizes Türkiye rhetoric for political gain: Analysts” (Netanyahu, Siyasi Çıkar İçin Türkiye Karşıtı Söylemi Silah Haline Getiriyor) başlıklı köşe yazısı hakkında yazara Türkiye-İsrail ilişkilerine dair açıklamalarda bulundu. Aşağıdaki linkten bu yazıyı okuyabilirsiniz.


14 Temmuz 2026 Salı

Prof. Dr. Ozan Örmeci'den Yeni Uluslararası Bildiri: "Turkey, Cyprus, and the Eastern Mediterranean Dilemma"

 

Uluslararası Politika Akademisi (UPA) Genel Koordinatörü ve ESUPA (Elektronik Sanat ve Uluslararası Politika Enstitüsü) Başkanı, siyaset bilimci Prof. Dr. Ozan Örmeci, 15 Temmuz 2026 tarihinde Transatlantic Studies Association tarafından ABD'nin Virginia eyaletinde William & Mary Koleji'nde düzenlenen 24. TSA Çalıştayı'nda "Turkey at a Crossroads: The Iran War" başlıklı panelde "Turkey, Cyprus, and the Eastern Mediterranean Dilemma: Two engines of deadlock — and four ways out" başlıklı bir e-bildiri sundu. Oturumun başkanlığını Prof. Dr. Mark Meirowitz yaparken, ODTÜ'den duayen akademisyen Prof. Dr. Hüseyin Bağcı da oturumda konuşmacı olarak yer aldı. Aşağıdan bu sunumla ilgili bilgilere erişebilirsiniz.

Sunum (Academia.edu)

Sunum (PPT)







9 Temmuz 2026 Perşembe

ESUPA Söyleşi: Yumuşak Güç Unsuru Olarak Futbol

 

Uluslararası Politika Akademisi (UPA) Kurucu Genel Koordinatörü, siyaset bilimci Prof. Dr. Ozan Örmeci, 3 Temmuz 2026 tarihinde AKSAV (Alaattin Keykubat Siber Akademi Vakfı) Başkanı Hasan Kerem Ünsal ile birlikte Bakırçay Üniversitesi'nden Prof. Dr. Ahmet Talimciler'i ağırlayarak, "Yumuşak Güç Unsuru Olarak Futbol" başlıklı bir söyleşi gerçekleştirdi.

Interview with Professor Herbert Reginbogin: The NATO Summit in Ankara, Turkish-American Relations, and the War in Iran

 

Herbert Reginbogin is a professor at the Catholic University of America's Institute for Public Policy, researching new security architecture and American foreign policy. For over three decades, Professor Reginbogin has been involved in transatlantic relations, teaching at Potsdam University (Germany), Boğaziçi University (Türkiye), European University of Lefke (North Cyprus), Çağ University (Türkiye), Istanbul Kent University (Türkiye), and the U.S.-based Touro Law School as well as Guest Professor at several universities and law schools throughout the U.S., Europe, and East Asia. His work extends into multidisciplinary topics related to human and energy security, religious identity, freedom, and international law. Professor Reginbogin has written several books and articles on these topics, dealing with various political, economic, financial, and social issues facing Europe, Russia, the Middle East, and East Asia. In addition, Reginbogin has worked on several high-profile litigation cases and energy security issues in the Eastern Mediterranean, the EU, and the U.S., focusing on international maritime law, international refugee issues, the destabilization of the international order, and kleptocracy. He sits on the advisory board of the Institute for Peace (Vienna) and was the Acting President of the Turkish Heritage Organization (Washington, DC). His books include Neutrals and Beyond the Cold (July 2022, contributed and edited with Pascal Lottaz and Heinz Gaertner), The Vatican and Permanent Neutrality (April 2022, edited with Marshall Breger), Permanent Neutrality. A Model for Peace, Security, and Justice (2020 edited with Pascal Lottaz), Notions of Neutralities (2019 edited with Pascal Lottaz), Financial Markets of Neutral Countries in World War II (2012 edited by Robert Vogler et al.), Faces of Neutrality (2009), Guerre et Neutralite, Les Neutres Face a Hitler (2008), Der Vergleich (2006), Nuremberg Trials: International Criminal Law Since 1945 (2006 edited with Christoph Safferling), and Hitler, der Westen und die Schweiz  (2001 co-authored with Walther Hofer) as well several articles in law reviews and academic journals.

International Political Academy (UPA) coordinator and ESUPA President Prof. Dr. Ozan Örmeci conducted a Zoom talk with Professor Herbert Reginbogin on July 9, 2026, on the recent NATO Summit in Ankara, Turkish-American relations, U.S. domestic politics, and the war in Iran.