6 Temmuz 2026 Pazartesi

Doç. Dr. Ali Oğuz Diriöz Mülakatı: 2026 NATO Ankara Zirvesi

 

Doç. Dr. Ali Oğuz Diriöz, Uluslararası İlişkiler alanında Doçenttir; Ankara’da TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Uluslararası Girişimcilik bölümünde tam zamanlı öğretim üyesidir. Araştırma alanları arasında Uluslararası Politik Ekonomi, Küreselleşme, Enerji ve Su Güvenliği yer almaktadır. Diriöz’ün çok sayıda ulusal ve uluslararası bilimsel yayını bulunmaktadır.

UPA (Uluslararası Politika Akademisi) Kurucu Genel Koordinatörü ve ESUPA (Elektronik Sanat ve Uluslararası Politika Enstitüsü) Başkanı Prof. Dr. Ozan Örmeci, 6 Temmuz 2026 tarihinde Doç. Dr. Ali Oğuz Diriöz'le Ankara'da düzenlenen 36. NATO Zirvesi'ne dair bir mülakat gerçekleştirdi.

Geçmişte Günümüze NATO

 

Giriş

Günümüzde en istikrarlı, uzun soluklu ve başarılı güvenlik örgütlenmesi kabul edilen NATO (North Atlantic Treaty Organization) veya tam ismiyle Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü, 36.sı başkent Ankara’da düzenlenen 2026 NATO Zirvesi nedeniyle Türkiye ve Batılı ülkelerde yeniden manşetlerde yer almaktadır. Son dönemde özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın farklı yaklaşımları ve Washington ile Avrupalı müttefikler arasında bozulan ilişkiler nedeniyle geleceği daha belirsiz hale gelen NATO, buna karşın 32 üyesiyle[1] hâlen oldukça güçlü, etkili ve istediklerini almakta mahir bir askerî örgütlenmedir. Bu yazıda, NATO’nun kısa tarihçesi anlatılacak; kuruluşun tarihindeki önemli dönüm noktaları ve etkili kişiler değerlendirilecektir.

NATO’nun Kuruluşu

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü veya kısa ismiyle NATO, İkinci Dünya Savaşı sonrasında ABD ile birlikte bir süpergüç haline gelen ve Avrupa içlerine kadar büyük bir nüfuz ve hâkimiyet alanı elde eden Sovyetler Birliği’nin (SSCB) komünist yayılmacılığına karşı Batı Bloku ülkelerinin kolektif savunma sistemi oluşturma amacıyla 4 Nisan 1949 tarihinde kurulmuştur.[2]

NATO’nun kuruluş anlaşması Başkan Truman tarafından imzalanıyor

İkinci Dünya Savaşı’nda Nazi Almanyası’na karşı ABD ve Avrupalı devletlerin müttefiki durumunda olan Stalin liderliğindeki Sovyetler Birliği’nin Washington ve Avrupa’daki algısının değişmesi ise, bugün bile bir klasik kabul edilen Amerikalı diplomat ve diplomatik tarihçi George F. Kennan tarafından yazılan “The Sources of Soviet Conduct” (Sovyet Davranışının Kaynakları) adlı ve 1947 yılı Temmuz ayında ünlü Foreign Affairs dergisinde yayımlanan makale sayesinde olmuştur.[3]

Soğuk Savaş’ı başlatan en önemli dönüm noktası olan ve NATO’nun kuruluş sürecine giden devrimi başlatan Kennan’ın makalesi, aslında Amerikalı diplomatın Moskova’da görevliyken Şubat 1946’da ABD Dışişleri Bakanlığı’na Sovyet ideolojisini analiz eden 8.000 kelimelik ünlü “Uzun Telgraf”ını (Long Telegram) göndermesiyle başlamıştır. Kennan, daha sonra bu telgraftaki fikirlerini geliştirerek bir makaleye dönüştürmüş ve resmi bir devlet görevlisi olduğu ve görüşlerinin resmi Amerikan dış politikasını yansıttığı algısını yaratmamak için makaleyi “X” takma adıyla imzalamıştır.

George F. Kennan

Bu makalede, Kennan, Sovyetler Birliği’nin dış politikasının Marksist-Leninist ideoloji ile geleneksel Rus Çarlık genişlemeciliğinin bir karışımı olduğunu savunmuş ve bunun ABD çıkarlarına aykırı olduğunu vurgulamıştır. Sovyet rejiminin kendi meşruiyetini korumak ve içerideki baskıcı diktatörlüğü meşru tutmak için her zaman dışarıda “kapitalist bir düşman” imajına ihtiyaç duyduğunu belirten Kennan, Sovyetlerin uzlaşmaz ve barışçıl yollarla ikna edilemeyeceğini; bu nedenle ABD’nin uygulaması gereken stratejinin “uzlaşma” değil, “çevreleme” (containment) olması gerektiğini yazmıştır. Zira ancak bu şekilde Sovyet yayılmacılığı ve Batılı değerlere uygun olmayan komünizm ideolojisi coğrafi ve siyasi olarak sınırlandırılabilirdi.

NATO logosu

Kennan’ın makalesi öylesine etkili oldu ki, kısa sürede ABD’de Sovyetler Birliği’ne daha sıcak yaklaşan Franklin D. Roosevelt’in vefatı ve Harry Truman’ın başa geçmesinin de etkisiyle Rusya’ya ve Stalin’e yönelik yaklaşım tamamen değişti. Sovyetler Birliği’nin girdiği ülkelerde tek partili komünist rejimler kurması ve daha sonra özgür seçimlere izin vermemesi de Avrupa’daki Rusya ve komünizm korkusunu tetikledi. Bu süreçte bölünen Almanya “cephe ülke” haline gelirken, Sovyetler Birliği ile Batı Avrupa arasında kalan Türkiye ve Yunanistan gibi devletler de “kanat ülke” konumu elde ettiler. Bu sayede, Kennan’ın fikri kısa sürede günümüzde “Batı Bloku” dediğimiz kollektif yapının oluşmasına olanak sağladı. Kısacası, bu makale, Soğuk Savaş boyunca ABD’nin Sovyetler Birliği’ne karşı yürüteceği ana stratejiyi belirledi ve Truman Doktrini ile Marshall Planı gibi adımların fikri altyapısını oluşturdu. Bu sayede, Washington, Avrupalı müttefiklerini komünizm ve Sovyetler’den korumak ve onları kalkındırmak adına kapsamlı stratejiler geliştirdi ve bunları büyük ölçüde başarıyla uyguladı.

12 kurucu ülkenin[4], uzun süren diplomatik müzakerelerin ardından 4 Nisan 1949’da Washington D.C.’de imzalanan antlaşmayla resmen kurduğu NATO, uluslararası ilişkiler tarihinin en uzun soluklu ve başarılı askeri ittifaklarından biridir. NATO, Soğuk Savaş'ta genel olarak başarılı olmuş; üye devletlerde komünizm tehlikesini bertaraf edebilmiş, Sovyetler Birliği'ni askeri olarak caydırabilmiş ve neticede Soğuk Savaş'ı kazanmıştır. Ancak bu süreçte uygulanan bazı sertlik politikaları, elbette üye devletlerde çeşitli tepkilere de yol açmıştır. Soğuk Savaş sonrasında ise, varoluş amacı en azından bir süreliğine ortadan kalkan NATO, artık çağa uygun olmadığı yönünde çeşitli eleştiriler almaya başlamıştır. 

NATO Antlaşması’nın Kritik Maddeleri

NATO Kurucu Antlaşması[5], örgütün temel niteliklerini açıkça ortaya koymaktadır.

1. Madde: Bu maddeyle Birleşmiş Milletler (BM) Şartı/Tüzüğü kabul edilmekte, siyasi-diplomatik sorunların barışçıl yollarla çözümlenmesi savunulmakta ve güç kullanılması veya güç kullanılması tehdidi reddedilmektedir. Bu yönüyle, NATO revizyonist bir örgütlenme değildir.

2. Madde: Bu maddeyle üye devletler arasında dostane ilişkiler teşvik edilmekte ve üye devletlerin birbirleriyle ekonomik iş birliği yapmaları desteklenmektedir.

3. Madde: Bu maddeyle üye devletlerin bireysel ve kollektif savunma kapasitelerinin geliştirilmesinin amaçlandığı vurgulanmaktadır. Bu noktada "caydırıcılık" (deterrence) kavramından söz edilebilir. 

4. Madde: Bu madde, herhangi bir üye ülkenin toprak bütünlüğü, siyasi bağımsızlığı veya güvenliği tehdit altında olduğunda tüm müttefiklerin Kuzey Atlantik Konseyi’nde ortak istişare ve görüşmelerde bulunmasını sağlayan temel bir siyasi danışma mekanizmasıdır. Madde, otomatik bir askeri müdahale zorunluluğu getirmez; bunun yerine "istişare" olgusunu öne çıkarır.

5. Madde: Bu madde, ittifakın temel taşı niteliğinde olup; üye ülkelerden herhangi birine yapılan askeri saldırı, tüm üye ülkelere yapılmış sayılır ve ortaklaşa askeri yanıt verilir. "Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için" özetlenebilecek bu madde, NATO'nun ruhunu yansıtır.

6. Madde: Bu maddeyle, örgütün, coğrafi olarak üye devletlerin toprak bütünlükleri doğrultusunda Kuzey Amerika, Avrupa, Kuzey Afrika ve Türkiye’yi kapsadığı vurgulanmaktadır. Bu anlamda, Yengeç Dönencesi’nin kuzeyinde yer alan adalar da koruma kapsamında ele alınmaktadır.

6. maddeye göre NATO’nun koruma alanı

Türkiye’nin Örgüte Dahil Oluşu

Kuruluş döneminde Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde Sovyetler Birliği (SSCB) kurulan dostane ilişkiler ve Avrupalı emperyalist devletlere (İngilte, Fransa, İtalya vs.) duyulan tepki nedeniyle daha Batı-şüpheci bir dış politikaye yönelen genç Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşundan kısa bir süre sonra ise, hem jeopolitik konumunun zorlukları (tarihsel düşman hüviyetindeki devasa Rusya/SSCB ile komşu olmak), hem de Stalin liderliğindeki SSCB’nin kendisine yönelik toprak ve siyasi/askeri imtiyaz talepleri nedeniyle ittifaka dahil olmak istedi. Demokrat Parti ve Adnan Menderes döneminde (1950-1960) Kore Savaşı’na asker göndererek Batı Bloku ile entegrasyonunu ve ittifaka bağlılığını kanıtlayan Türkiye, böylece Batı komşusu Yunanistan ile birlikte 18 Şubat 1952 tarihinde NATO’nun ilk genişleme dalgasıyla örgüte resmen üye oldu. Türkiye’nin NATO üyeliğine ilişkin protokol 17 Ekim 1951 tarihinde imzalanmış, Kuzey Atlantik Örgütü Antlaşması’na Türkiye’nin katılmasına dair kanun ise 18 Şubat 1952 tarihinde kabul edilmiştir.[6]

Türkiye ve Yunanistan’ın NATO’ya katılım törenleri

Örgütün etkili üyelerinden biri olan ve genellikle en büyük ikinci orduya sahip olması övülen Türkiye, bugüne kadar 3 defa NATO Genel Sekreter Yardımcısı görevine kendi diplomatlarını getirmeyi başarmıştır. Bu kişiler şunlardır:[7]

  • Dr. Mehmet Nimet Özdaş: 1973-1979 yılları arasında “Bilimsel İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı” olarak görev yapmıştır.
  • Büyükelçi Hüseyin Diriöz: 2010-2013 yılları arasında “Savunma Politikası ve Planlamasından Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı” olarak görev almıştır.
  • Büyükelçi Tacan İldem: 2016-2020 yılları arasında “Kamu Diplomasisinden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı” görevini yürütmüştür.

NATO Genel Sekreterleri

NATO’nun başında görevli bir Genel Sekreter bulunmaktadır. Genel Sekreter, örgütün işleyişini koordine etmek, NATO’nun uluslararası kadrosunu yönetmek, Kuzey Atlantik Konseyi’nin toplantılarını ve örgütün önemli komitelerinin çoğunu yürütmekten sorumludur.[8] NATO Genel Sekreteri, genelde önceden ülkelerinde üst düzey siyasi görevlerde bulunmuş ve başarı göstermiş kişilerden seçilmektedir. 

Mark Rutte

Genel Sekreterlerin listesi şöyledir:

  • Lord Ismay Hastings (Birleşik Krallık): 24 Mart 1952 – 16 Mayıs 1957. Lord Ismay’in NATO’nun amacını açıklayan eşhur sözü ise şöyledir: “NATO, Rusları dışarıda, Amerikalıları içeride, Almanları ise aşağıda tutmak için kurulmuştur.”
  • Paul-Henri Spaak (Belçika): 16 Mayıs 1957 – 21 Nisan 1961.
  • Dirk Stikker (Hollanda): 21 Nisan 1961 – 1 Ağustos 1964.
  • Manlio Brosio (İtalya): 1 Ağustos 1964 – 1 Ekim 1971.
  • Joseph Luns (Hollanda): 1 Ekim 1971 – 25 Haziran 1984.
  • Lord Carrington (Birleşik Krallık): 25 Haziran 1984 – 1 Temmuz 1988.
  • Manfred Wörner (Almanya): 1 Temmuz 1988 – 13 Ağustos 1994.
  • Willy Claes (Belçika): 17 Ekim 1994 – 20 Ekim 1995.
  • Javier Solana (İspanya): 5 Aralık 1995 – 14 Ekim 1999.
  • Lord Robertson (Birleşik Krallık): 14 Ekim 1999 – 5 Ocak 2004.
  • Jaap de Hoop Scheffer (Hollanda): 5 Ocak 2004 – 1 Ağustos 2009.
  • Anders Fogh Rasmussen (Danimarka): 1 Ağustos 2009 – 1 Ekim 2014.
  • Jens Stoltenberg (Norveç): 1 Ekim 2014 – 1 Ekim 2024.
  • Mark Rutte (Hollanda): 1 Ekim 2024 – Görevde.

Bugüne kadar görev yapan 14 Genel Sekreterden 4’ü Hollandalı, 3’ü Birleşik Krallık (İngiltere) vatandaşı, 2’si Belçikalı, 1’i İtalyan, 1’i Alman, 1’i İspanyol, 1’i Danimarkalı ve 1’i Norveç vatandaşıdır.

Genişleme Süreci

NATO’nun genişleme süreci ise tarihsel süreçte şöyle gelişmiştir:

Soğuk Savaş Dönemi (İlk Genişlemeler): İttifakın ilk yeni üyeleri, 1952’de katılan “kanat ülkeler” (southern flank) Türkiye ve Yunanistan oldu. Bunu 1955’te Batı Almanya ve 1982’de İspanya’nın katılımı izledi. Böylece, 1982’ye gelindiğinde NATO’nun 16 üye devleti bulunuyordu.

Soğuk Savaş Sonrası Doğuya Genişleme: Berlin Duvarı’nın yıkılmasının ve Soğuk Savaş’ın Batı dünyasının zaferiyle sonuçlanmasının ardından, NATO’nun genişleme süreci Avrupa’nın doğusuna odaklandı. 1999’da Çekya, Macaristan ve Polonya; 2004’te ise Bulgaristan, Estonya, Letonya, Litvanya, Romanya, Slovakya ve Slovenya ittifaka dahil oldu. Böylece, 2004’te NATO’nun artık 26 üye devleti vardı.

Yakın Dönem Katılımları: Arnavutluk ve Hırvatistan 2009’da, Karadağ 2017’de, Kuzey Makedonya ise 2020’de üyeliğe alındı. Böylece, NATO’nun üye sayısı 30’a yükseldi.

Son Genişleme: Rusya’nın Ukrayna’yı işgal girişimiyle birlikte güvenlik politikaları değişti. Finlandiya 4 Nisan 2023’te, İsveç ise 7 Mart 2024’te resmen üye oldu ve üye sayısı 32,’ye yükseldi.

Günümüzde Gürcistan, Ukrayna ve Bosna-Hersek gibi devletlerin NATO'ya üyelik süreçleri hâlen gündemdedir. 

Tarihi NATO Zirveleri

Daha önceki tarihi NATO Zirvelerini listelemek gerekirse;

  • 1957 Paris Zirvesi: Soğuk Savaş döneminde gerçekleştirilen bu ilk Zirvede, ittifakın nükleer silahlar ve füze teknolojileri konusundaki stratejilerinin temelleri atılmıştır.
  • 1999 Washington Zirvesi: Soğuk Savaş sonrası dönemi şekillendiren bu Zirvede, NATO’nun 50. yıl dönümünde Bosna ve Kosova müdahaleleri değerlendirilmiş ve örgütün yeni stratejik konsepti kabul edilmiştir.
  • 2002 Prag Zirvesi: İttifakın “Soğuk Savaş” reflekslerinden çıkıp küresel terörizm ve kitle imha silahları gibi yeni tehditlere odaklandığı bu tarihi Zirvede, NATO Mukabele Kuvveti’nin (NRF) kurulmasına karar verilmiştir.
  • 2004 İstanbul Zirvesi: Türkiye’nin ilk kez ev sahipliğini yaptığı bu tarihi Zirve, “genişleme” kararlarının alındığı ve özellikle Ortadoğu ile Kuzey Afrika’daki ortaklıkların geliştirildiği önemli bir dönüm noktası olmuştur.
  • 2008 Bükreş Zirvesi: Bu Zirvede, Ukrayna ve Gürcistan'ın ileride NATO üyesi olabilecekleri yönünde kritik bir karar alınmış ve bu da Batı-Rusya zıtlaşmasını tetiklemiştir. 
  • 2022 Madrid Zirvesi: Yakın tarihin en kritik zirvelerinden biri olan Madrid Zirvesi’nde, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı sonrasında oluşan güvenlik mimarisi değerlendirilmiş ve Finlandiya ile İsveç’in ittifaka katılım süreci başlatılmıştır.
  • 2025 Lahey Zirvesi: Geçtiğimiz yıl Lahey’de düzenlenen tarihi Zirvede, “Lahey Taahhüdü” olarak da bilinen üye devletlerin yüzde 5’lik savunma harcamaları prensibi kabul edilmiştir.

Sonuç

Sonuç olarak, Soğuk Savaş döneminde üye devletlerin güvenliğini ve komünizmin yayılmasını önlemek adına anti-komünizm fanatikliği nedeniyle bazı hatalı işlere de yönelen NATO, buna karşın günümüzdeki demokrasi, insan hakları ve demokrasi gibi konularda duyarlı bir askeri yapılanmadır. Bu anlamda, Türkiye’nin son yıllarda uyguladığı bazı politikalar, üye devletlerde çeşitli endişelere yol açmaktadır. Ancak kuruluş, “önce güvenlik” mantığıyla hareket ettiği için, Rusya kaynaklı tehditlerin aciliyeti ve Türkiye’nin örgüt içerisinde müstesna konumu nedeniyle, Ankara’yı her şekilde desteklemeye devam etmektedir. Türkiye’nin örgüt ve üye devletlerle daha uyumlu olması için, diğer üye devletlerin Türkiye’nin ulusal çıkarlarına uygun hareket etmeleri ve Türkiye’nin de demokrasi ve hukuk devleti yönünde bazı reformlar yapması akılcıl bir politika olacaktır. Dileğimiz, 2026 NATO Ankara Zirvesi’nin başarılı bir şekilde geçmesidir.

Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ

 

KAYNAKÇA

[1] 32 üye devlet şunlardır (https://www.nato.int/en/about-us/organization/nato-member-countries);

  1. ABD,
  2. Almanya,
  3. Arnavutluk,
  4. Belçika,
  5. Birleşik Krallık (İngiltere),
  6. Bulgaristan,
  7. Çek Cumhuriyeti (Çekya),
  8. Danimarka,
  9. Estonya,
  10. Finlandiya,
  11. Fransa,
  12. Hırvatistan,
  13. Hollanda,
  14. İspanya,
  15. İsveç,
  16. İtalya,
  17. İzlanda,
  18. Kanada,
  19. Karadağ,
  20. Kuzey Makedonya,
  21. Letonya,
  22. Litvanya,
  23. Lüksemburg,
  24. Macaristan,
  25. Norveç,
  26. Polonya,
  27. Portekiz,
  28. Romanya,
  29. Slovakya,
  30. Slovenya,
  31. Türkiye,
  32. Yunanistan.

[2] Bakınız; https://nato.usmission.gov/about-nato/.

[3] Bakınız; http://slantchev.ucsd.edu/courses/pdf/Kennan%20-%20The%20Sources%20of%20Soviet%20Conduct.pdf.

[4] Kurucu ülkeler şunlardır:

  • Amerika Birleşik Devletleri (ABD),
  • Belçika,
  • Birleşik Krallık (İngiltere),
  • Danimarka,
  • Fransa,
  • Hollanda,
  • İtalya,
  • İzlanda,
  • Kanada,
  • Lüksemburg,
  • Norveç,
  • Portekiz.

[5] https://bianet.org/haber/nato-antlasma-metni-37017.

[6] https://www.mfa.gov.tr/turkiye-nato-60-yildir-birlikte.tr.mfa#:~:text=T%C3%BCrkiye'nin%20NATO%20%C3%BCyeli%C4%9Fine%20ili%C5%9Fkin,tarihte%20NATO'ya%20%C3%BCye%20olmu%C5%9Ftur.

[7] https://www.ikv.org.tr/images/upload/data/files/nato_genel_sekreter_yardimcisi_bir_turk_oldu.pdf.

[8] https://www.nato.int/en/about-us/organization/nato-structure/nato-secretary-general.

5 Temmuz 2026 Pazar

Kitap Tanıtımları

 

Elektronik Sanat ve Uluslararası Politika Enstitüsü (ESUPA) düşünce kuruluşu Başkanı ve Uluslararası Politika Akademisi (UPA) akademik girişimi Kurucu Genel Koordinatörü, Siyaset Bilimci Prof. Dr. Ozan Örmeci'nin son çıkan bazı kitaplarının yapay zekâ ile seslendirilmiş tanıtım videolarına aşağıdan ulaşabilirsiniz.




1 Temmuz 2026 Çarşamba

Prof. Dr. Ahmet Talimciler Mülakatı: Dünya Kupası ve Ötesi

 

1970 yılında Karşıyaka'da doğan Prof. Dr. Ahmet Talimciler, Ege Üniversitesi’nde "Futbolun Toplumsal İşlevi" başlıklı lisans teziyle tamamladığı Sosyoloji eğitimi sonrası, Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde 1998 yılında "Türkiye’de Futbol Fanatizmi ve Medya İlişkisi" başlıklı yüksek lisans tezini, 2005 yılında da "Türkiye’de Futbol ve İdeoloji İlişkisi" başlıklı doktora tezini tamamladı. 1996 yılında Araştırma Görevlisi olarak başladığı Ege Üniversitesi Sosyoloji bölümünden 2019 yılında ayrılarak, İzmir Bakırçay Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü Uygulamalı Sosyoloji ana bilim dalına geçiş yaptı. Halen aynı üniversitede öğretim üyesi ve bölüm başkanı olarak görev yapmayı sürdürmektedir. Yerel ve ulusal medyada sporun gündelik yaşamla ilişkisine odaklanan yazılar kaleme almakta; T24’te köşe yazarlığı yapmakta, radyo ve internet yayınlarında sporun toplumsal boyutlarını ele almaktadır. Çok sayıda kitap, editörlük ve akademik yayına imza atmıştır. Karşıyaka futbol altyapısında yöneticilik yapmış ve 1912 Karşıyaka Derneği’nin kurucu üyeleri arasında yer almıştır.

30 Haziran 2026 Salı

ESUPA White Paper: "Current Trends in Turkish-British Relations"

 

Uluslararası Politika Akademisi (UPA) Genel Koordinatörü ve ESUPA (Elektronik Sanat ve Uluslararası Politika Enstitüsü) Başkanı, siyaset bilimci Prof. Dr. Ozan Örmeci’nin ESUPA için hazırladığı ilk rapor (white paper) olan "Current Trends in Turkish-British Relations", ESUPA internet sitesinde yayımlandı. Aşağıdaki linkten bu çalışmayı okuyabilirsiniz.