Ozan Örmeci Makaleler (Ozan Örmeci Articles)
17 Nisan 2026 Cuma
Prof. Dr. Ozan Örmeci Macaristan Seçimlerini Türkiye Araştırmaları Vakfı İçin Yorumladı
16 Nisan 2026 Perşembe
Çin, Tayvan'da Muhalefete Destek Veren Diplomasiyi Tercih Ediyor
2026 ABD/İsrail-İran Savaşı nedeniyle son dönemde pek dikkat çekmeyen sürpriz bir diplomatik gelişme, 2024 Başkanlık seçimlerini Çin karşıtı ve bağımsızlık yanlısı DPP (Demokratik İlerici Partisi) adayı Lai Ching-te veya yaygın bilinen ismiyle William Lai'nin kazanması ve Japonya'da Tayvan Sorunu konusunda şahin duruşu olan LDP'li Sanae Takaichi'nin Başbakan olmasıyla yeniden alevlenen Tayvan-Çin hattında yaşanan ilginç bir diplomatik ziyaret oldu. Öyle ki, 10 Nisan 2026 tarihinde, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, başkent Pekin'de Tayvan'ın kurucu ve şimdilerde ana muhalefet partisi durumundaki Kuomintang (KMT) Partisi Genel Başkanı Cheng Li-wun ile bir araya geldi.
Bilindiği üzere, Çin Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşu sürecinde ÇKP (Çin Komünist Partisi) güçleri karşısında bozguna uğrayan KMT'li milliyetçiler, Çan Kay Şek liderliğinde Tayvan adasına kaçmış ve burada Çin Cumhuriyeti olarak da bilinen Tayvan'ı kurmuştur. Anti-komünist çizgideki Çan Kay Şek ve KMT'liler, buna karşın her zaman Çin'le birleşme konusunda istekli olmuş, ancak bu birleşmenin ÇKP liderliğinde ve komünist bir sistemde değil, kendileri gibi milliyetçi ve demokratik bir sistemde olması gerektiğini savunmuş ve kendilerini Çin'in gerçek temsilcileri olarak görmüşlerdir. Çan Kay Şek (1948-1975) sonrasında da 2000 yılına kadar Başkanlık makamını her seçimde kazanmayı başaran ve Yen Chia-kan (1975-1978), Chiang Ching-kuo (1978-1988), Lee Teng-hui (1988-2000) gibi milliyetçi Başkanlar çıkaran KMT, ilk kez 2000 seçimlerinde Tayvan'ın bağımsızlığını ve Çinli Hanlardan farklı bir "Tayvanlı" kimliği üzerine politika inşa eden DPP'li Chen Shui-bian'ın (2000-2008) liderliğine tanıklık etmişlerdir. 2008-2016 döneminde Ma Ying-jeou ile iktidara dönen KMT, son yıllarda ise Tsai Ing-wen (2016-2024) ve William Lai (2024-) gibi DPP'li Başkanlar nedeniyle adadaki gücünü kaybetmeye başlamıştır.
KMT, aslında ÇKP'nin tarihsel düşmanı ve ezeli rakibi olsa da, ilginç bir şekilde "tek Çin ilkesi"ni savunması bağlamında Pekin'le aynı kulvardadır. Tek Çin ilkesi, Tayvan'ın hiçbir koşulda tanınmamasını amaçlayan ve Pekin tarafından desteklenen çizgiden farklı olarak, Tayvan'la ilişkilerin geliştirilerek bu konudaki stratejik belirsizliğin sürdürülmesini savunan bir yaklaşımdır. Ancak bu bağlamda ÇKP ile KMT'yi ayıran faktör, tek bir Çin ulusundan söz eden iki siyasi entitenin Çin'in geleceği konusundaki görüşlerinin birbirine oldukça zıt olmasıdır. DPP ise, daha önce de belirttiğim üzere, Taipei'nin Çin'den tamamen farklı ve ayrık bir şekilde bağımsızlığını savunmaktadır. ABD, Çin'in son yıllarda kazandığı ekonomik ve siyasi güç nedeniyle DPP'ye daha yakın durmaktadır.
Bu bağlamda, Çin Devleti'nin Kuomintang (KMT) Partisi Genel Başkanı Cheng Li-wun'u sıcak bir şekilde Pekin'de ağırlaması, 2016'dan beri kesilen Tayvan-Çin hattında ilişkilerin sonraki dönemde yeniden tesis edilmesi bağlamında önemli bir sinyal ve büyük ihtimalle Pekin'in bu konuda benimsediği yeni stratejinin öncü bir sinyalidir. Nitekim Cheng'in ziyaretinden 6 gün sonra, Pekin, Tayvan ile ekonomik ve kültürel alışverişi genişletmeyi amaçlayan 10 maddelik bir önlem paketi açıklamıştır. Bu önlemler arasında uçuşların yeniden başlatılması, turizm kanallarının yeniden açılması, tarım ticaretinin kolaylaştırılması ve kültürel erişimin genişletilmesi gibi önemli maddeler yer almaktadır. Bu, Pekin'in son yıllarda geliştirdiği iki boyutlu siyasetin yeni bir veçhesidir; bir yandan baskı (DPP ve ayrılıkçılara), diğer yandan teşvik (muhalefete). Nitekim Atlantik Konseyi'nden (Atlantic Council) bölge uzmanı Wen-Ti Sung, Çin'in stratejisinin ÇKP ile KMT arasında özel bir bağ kurarak Tayvan'ın gelecekte barışçıl şekilde Çin'e bağlanmasını sağlamak olduğu görüşündedir.
Cheng Li-wun ziyareti vesilesiyle Tayvan heyetinin KMT partisinin kurucu babası kabul edilen Sun Yat-Sen'in türbesini ziyaret etmesi ve Şanghay'da iş çevreleri ile görüşmeler yapılması, sonraki Başkanlık seçimlerinde KMT'nin Çin desteğiyle daha farklı ve dengeli bir strateji izleyerek iktidara gelmeyi amaçladığını ve bunun Pekin tarafından da desteklendiğini ortaya koymaktadır. Özellikle Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in Cheng'le görüşmesinde ortaya koyduğu 4 maddelik öneri bu anlamda dikkat çekicidir:
a-) İki taraf arasında ortak kimlik anlamında fikir birliği yapılması,
b-) Ortak vatanın korunması anlayışının benimsenmesi,
c-) Entegrasyon yoluyla karşılıklı refahın arttırılması,
d-) Çin halkının büyük yeniden dirilişinin gerçekleştirilmesi.
Sonuç olarak, Tayvan ana muhalefet lideri Kuomintang (KMT) Partisi Genel Başkanı Cheng Li-wun'un 10 Nisan 2026 tarihli Çin ziyareti, Çin'in KMT'ye destek sunan yeni Tayvan politikasının sertlik değil, diplomasi öncelikli olduğunu gösteren ve ABD'nin İran politikasına alternatif niteliğindeki daha barışçıl ve doğru bir yaklaşımdır. Umuyoruz ki, bu politika sayesinde binlerce insanın ölmesi önlenir ve siyasi sorunlar daha barışçıl bir şekilde çözülebilir. Ayrıca ABD'nin de bu konuda destekleyici olması önemli ve gereklidir; zira bu şekilde, Pekin de İran krizinin çözümlenmesi yolunda daha aktif hale gelebilecektir.
Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ
15 Nisan 2026 Çarşamba
Prof. Dr. Ozan Örmeci, ABD'nin Hürmüz Boğazı Ablukasını A Haber'de Yorumladı
Uluslararası Politika Akademisi (UPA) Kurucu Genel Koordinatörü Prof. Dr. Ozan Örmeci, 15 Nisan 2026 tarihinde A Haber kanalında yayınlanan ve Cansın Helvacı'nın sunduğu “Ajans Bugün" programında, ABD'nin ateşkes sürecindeki 2026 İran Savaşı'nda uygulamaya başladığı Hürmüz Boğazı ablukasını yorumladı.
13 Nisan 2026 Pazartesi
Prof. Dr. Ozan Örmeci Macaristan Seçimlerini Tvnet Kanalında Yorumladı
Uluslararası Politika Akademisi (UPA) Kurucu Genel Koordinatörü Prof. Dr. Ozan Örmeci, 13 Nisan 2026 tarihinde Tvnet kanalında yayınlanan ve Hamza Çiftçi’nin sunduğu “Haber Merkezi” programında 2026 Macaristan genel seçimlerinde Peter Magyar ve Viktor Orban karşıtı muhalefetin kazandığı sandık zaferini ve bunun uluslararası siyasete etkilerini değerlendirdi.
12 Nisan 2026 Pazar
2026 Macaristan Seçimleri: Muhalefet 16 Yıl Sonra Orban'ı Geçmeyi Başardı
Giriş
Orta Avrupa'nın önemli devletlerinden ve Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) gözlemci üyesi olan Macaristan, 2010 yılından bu yana ülkesini adeta avuçları içine almayı başarmış, çok güçlü ve başarılı bir sağcı popülist olan Viktor Orban tarafından yönetilmekteydi. Orban, ABD Başkanı Donald Trump, Rusya lideri Vladimir Putin ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gibi güçlü liderlerle kurduğu yakın ilişkiler, Avrupa Birliği (AB) içerisinde Ukrayna'ya yardım ve Rusya ile ilişkileri kesme gibi bazı konularda gösterdiği farklı tutumlar ve ülke içerisinde muhalefete ve LGBT grupları gibi kesimlere yönelik olumsuz yaklaşımlarıyla liberal çevrelerde hiç sevilmeyen bir isim olmasına karşın, kendisinin de kabul ettiği "illiberal" model, ilginç bir şekilde 16 yıldır ülkesinde başarıyla iktidardaydı. 2022 genel seçimlerinde Brüksel ve Washington'da sol-liberal kesimlerin seferberlik ilan ettiği durumlarda bile sandıktan zaferle çıkmayı başaran "Yetenekli Bay Orban", yıllar sonra ilk kez bu defa sandıkta beklenen başarıya ulaşamadı ve iktidarını kaybetti. Bu yazıda, 2026 Macaristan genel seçimleri, sahadan alınan bilgiler ve uluslararası haber ajanslarının haberleri temelinde özetlenecektir.
2026 Macaristan Seçimleri
Seçimden önce Uluslararası Politika Akademisi (UPA) olarak yayınladığımız iki farklı yazıda da, Orban karşıtı muhalefetin birleştiği merkez-merkez sağ çizgideki popülist TISZA (Saygı ve Özgürlük) partisinin, genç ve karizmatik siyasetçi Peter Magyar liderliğinde bu defa sandığa çok iddialı hazırlandığını ve özellikle AB ve AB üyesi bazı ülkelerden gelen desteğin ve Rusya ve ABD'ye yönelik tepkilerin de etkisiyle Orban'ın işinin bu defa çok zor olacağını belirtmiştik. Orban'a yönelik tepkilerin temelinde ise, ülkedeki yolsuzluk ve nepotizm vakalarının yaygınlaşması ile muhalefete yönelik baskılar vardı. Ayrıca Ukrayna'ya yardım konusunda yaşanan görüş ayrılıklarının (Orban, Trump-Putin ikilisi gibi Ukrayna'ya yardımların kesilmesini savunuyordu) damga vurduğu seçimler öncesinde, ABD Başkanı Trump'ın Başkan Yardımcısı J.D. Vance'i Orban'a destek için Macaristan'a göndermesi, bu seçimi, AB ile ABD arasında adeta bir tür bilek güreşine dönüştürmüştü. Seçim öncesindeki anketler ise, AB'ye yakın Magyar ve TISZA'mn Orban ve Fidesz partisinin yaklaşık 10 puan önünde olduğunu gösteriyordu.
Bugün (12 Nisan 2026) tarihinde huzur ve barış ortamı içinde gerçekleştirilen seçimler, öncelikle yüksek katılım oranıyla dikkat çekti. Birçok Avrupa ülkesinde genelde düşük düzeyde kalan seçime katılım düzeyi, Macaristan'ın 2026 seçimlerinde ise ülke tarihindeki en yüksek oran olan yüzde 79'u buldu. Geçtiğimiz genel seçimlerde, 2022'de bu oranın yüzde 63 olduğu düşünülürse, muhalefetin bu defa seçmenleri mobilize etmeyi başardığı söylenebilir. Ayrıca ilk defa oy kullanan gençlere Macaristan bayrağı renklerinde bileklik hediye edilmesi gibi ilginç bir uygulamayla da dikkat çeken seçimlerde, Macaristan vatandaşı olan seçmenler, parti ve seçim bölgesini temsil edecek vekil için iki farklı oy kullandılar. Ülke genelindeki yaklaşık 7,5 milyon seçmen nedeniyle, seçim sonuçlarının belli olması ancak gecenin ilerleyen saatlerinde mümkün oldu. Ek olarak, posta yoluyla gönderilen 232.000 civarında reyin (oyun), seçimlerden sorumlu NVI (Macaristan Seçim Ofisi) tarafından sandık oylarının sayılmaya başlamasından önce sayıldığı da bu noktada eklenmeli.
Peter Magyar
Henüz kesinleşmeyen seçim sonuçlarına göre, muhalefet bu defa başarılı bir performans sergileyerek Başbakan Orban ve partisi Fidesz'i geçmeyi başardı. Öyle ki, Peter Magyar liderliğindeki TISZA, Orban'ın partisi Fidesz'e yüzde 53'e yüzde 38,4'lük büyük bir üstünlük sağlayarak parlamentoda üçte ikilik çoğunluğu almayı başardı. Valasztas.hu internet sitesinin projeksiyonuna göre, bu sonuçlara göre TISZA Macaristan parlamentosunda 138 milletvekilliği alırken, Fidesz-KDNP ittifakı ancak 55 milletvekilliği ile yetinecek. Aşırı sağcı Mi Hazánk (Vatan Hareketimiz) ise yüzde 5,83 civarında oyla 6 meclis sandalyesi elde edecek. Bu şekilde 199 sandalyeli Macaristan Parlamentosu'nun yeni üyeleri de belirlenmiş ve Macaristan'da iktidar barışçıl bir şekilde el değiştirmiş oldu. Viktor Orban, seçim gecesi yaptığı konuşmada yenilgiyi kabul etti ve rakibini kutladı.
Sonuç
Sonuç olarak, 2026 Macaristan genel seçimleri, AB'nin ABD ve liberal demokrasinin popülizm karşısında kazandığı bir zafer olarak da yorumlanabilir. Zira ABD-Rusya ikilisi tarafından desteklenen 16 yıllık Başbakan Viktor Orban, tüm maharetine karşın bu defa sandıktan birinci çıkmayı başaramamış ve genç ve karizmatik siyasetçi Peter Magyar ile TISZA partisine geçilmiştir. Bu seçimin Macaristan ve AB'ye etkileri ise ancak önümüzdeki aylarda anlaşılabilecektir. Ancak genel beklenti, Macaristan'ın daha AB yanlısı, Rusya-Ukrayna çatışmasında Ukrayna'ya yakın ve ABD'deki Trump yönetimi ile Rusya'ya daha mesafeli yeni bir siyasi/diplomatik çizgiye yönelmesidir. Macaristan'ın Türkiye ve Türk soylu devletlerle ilişkilerinde ise herhangi bir gerileme beklenmemektedir. Dileğimiz, dost ve kardeş ülke Macaristan halkının en doğru kararı vermesidir...
Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ






