Dr. Nikolaos (Nikos) Stelgias (Stelya), 1982 yılında İstanbul’da doğdu. Türkiye’deki siyasi partileri 1918-1938 döneminde merceği altına altığı doktora çalışmasını Yunanistan Panteion Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Tarih bölümünde 2011 yılında tamamlayan Stelya, 2012-2023 döneminde İngilizce, Helence, Türkçe ve İngilizce olmak üzere birçok akademik makale ve kitaba imza attı. Stelya, şimdilerde bilimsel uğraşlarının yanı sıra Kıbrıs Haber Ajansı'nda ve The Levant Files internet sitesinde gazetecilik faaliyetlerini sürdürüyor. Akademik alanda ise, Stelya’nın yeni dönemde Yunanistan Komünist Partisi’nin tarihine odaklanan bir Türkçe kitap çalışması ve doktora sonrası Türkiye-İran ilişkilerinin güncel gelişimini incelediği bir çalışması sürüyor.
Prof. Dr. Ozan Örmeci, 13 Şubat 2026 tarihinde Dr. Stelgias ile Erdoğan-Miçotakis zirvesi gölgesinde Türk-Yunan ilişkileri, Kıbrıs Sorunu ve yeniden başlaması olası barış müzakereleri ve ABD/İsrail-İran ilişkilerinde yaşanması muhtemel gelişmeler hakkında bir röportaj gerçekleştirdi.
11 Şubat 2026 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis arasında gerçekleşen ve 6. Türkiye-Yunanistan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi toplantısını da içeren görüşme, diplomasi tarihine geçen önemli ve başarılı bir ziyaret olarak dikkat çekti. Bu yazıda, bu görüşmeden bazı notlar ve görüşme sonrasında yapılan basın toplantısından edindiğim gözlemleri size aktaracağım. Unutulmamalıdır ki, diplomaside bir kelime ve jest bile anlamlı ve önemlidir. Bu bağlamda, yakın gelecekte ilişkilerin nasıl şekilleneceğini öngörmek bağlamında bu tarz görüşme ve temaslar dikkatle incelenmelidir.
11 Şubat Zirvesi: İki Güçlü Liderin Dostluk Mesajları ve İmzalanan Yeni Anlaşmalar
Yunanistan Başbakanı Miçotakis'in Türkiye ziyareti vesilesiyle toplanan ve birçok üst düzey siyasetçi ve bürokratın da katıldığı 6. Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi Heyetlerarası Görüşme Oturumu sonrasında, iki devlet arasında birçok yeni anlaşmaya imza atıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Miçotakis, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Yunanistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ortak Bildiri'yi imzalarken, Bakanların imza koyduğu diğer anlaşmalar ise şöyle sıralanabilir:
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi ile Yunanistan Yatırım ve Dış Ticaret Ajansı Arasındaki İşbirliği Hakkında Mutabakat Zaptı (imzacılar: Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu ile Yunanistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Haris Theoharis),
İzmir Limanı ile Selanik Limanı Arasında Ro-Ro Seferlerinin Başlatılmasının Teşvik Edilmesine İlişkin Mutabakat Zaptı (imzacılar: Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Kemal Bozay ile Yunanistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Haris Theoharis),
Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Çerçevesinde İşbirliğinin Güçlendirilmesine İlişkin Mutabakat Zaptı (imzacılar: Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Kemal Bozay ile Yunanistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Haris Theoharis),
Depreme Hazırlık Konusunda İkili İşbirliğinin Güçlendirilmesine İlişkin Mutabakat Zaptı (imzacılar: Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile Yunanistan İklim Krizi ve Sivil Koruma Bakanı Ioannis Kefalogiannis),
Kültür Alanında İşbirliği Hakkında Mutabakat Zaptı (imzacılar: Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile Yunanistan Kültür Bakanı Lina Mendoni),
Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Yunanistan Cumhuriyeti Kalkınma Bakanlığı Arasında Bilim ve Teknoloji Alanında İşbirliğine Dair Ortak Niyet Beyanı (imzacılar: Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile Yunanistan Kalkınma Bakanı Takis Theodorikakos).
Ortak Bildiri'nin yanı sıra imzalanan bu 6 yeni anlaşma, ikili ilişkilerdeki geleneksel sorunları çözmekten uzaksa da, Atina ile Ankara'nın yeni dönemde ilişkilerini yeniden ısındırmak ve "pozitif gündem" yaklaşımını sürdürmek niyetinde olduklarını anlamak açısından oldukça önemlidir. Nitekim bu yaklaşımın izlerini basın toplantısında her iki liderin yaptığı açıklamalardan da anlamak mümkündür.
Basın Toplantısına Dair Gözlemler
İki lider arasında yaklaşık 18 dakika kadar süren basın toplantısına dair gözlem ve yorumlarım ise şöyledir:
1. Her iki lider de, geçtiğimiz yıl itibariyle 7 milyar dolar seviyesinde olan ikili ticareti yıllık 10 milyar dolar seviyesine getirme hedefini vurguladılar. Bu, ekonomik ilişkileri geliştirme ortak idealini açıkça ortaya koyduğu için, iki güçlü devletin barışçıl bir gelecek tahayyül ettiklerini idrak etme noktasında son derece önemli ve anlamlıdır.
2. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "yapıcı diyalog", "diyalog kanallarını açık tutma", "çözüm iradesi" sözleri ve "Atina Bildirgesi" hatırlatması ile iki devlet arasındaki her sorunu uluslararası hukuk temelinde çözmenin mümkün olduğunu belirten pozitif bir açıklama yaparken, Başbakan Miçotakis de Cumhurbaşkanı Erdoğan'a destek vermiş, Türk heyetinin misafirperverliğini övmüş, Atina Bildirgesi'nde vurgulanan "pozitif gündem", "karşılıklı saygı", "diyalog" ve "güven arttırıcı önlemleri" hatırlatmış ve tarihsel uyuşmazlık konularını (Ege Sorunları) çözebilmek adına bu meseleleri gerekirse uluslararası yargı makamlarına taşımayı önermiştir.
3. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs Sorunu'na hiç değinmeyerek ve Kıbrıs adasında "iki devletlilik" olgusundan hiç söz etmeyerek misafirini kameralar önünde gücendirmek istemezken, Başbakan Miçotakis de Kıbrıs'ta yeniden başlaması muhtemel barış müzakerelerinin Yunanistan'ın şimdilerde geçici üyesi olduğu Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararları doğrultusunda şekilleneceğini ısrarla vurgulamış ve Ankara'yı rencide edecek bir ifadeden (işgal vs.) uzak durmuştur.
4. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunanistan'da yaşayan bir Müslüman azınlık halk olan Batı Trakya Türklerinin eğitim başta olmak üzere çeşitli alanlarda yaşadıkları zorlukları gündeme getirirken, Yunanistan Başbakanı da çoğu Yunan siyasetçisi gibi Türkleri "Müslüman Yunanlar" ve "eşit vatandaşlar" olarak anmış ve bu konuda Lozan Antlaşması'nı işaret ederek kendisini haklı konuma getirmeye çalışmıştır. Miçotakis, Türkiye Rumlarının da Ankara açısından önemli bir renk olduğunu sözlerine eklemiştir.
5. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) eksenli savunma girişimlerine (SAFE programı) Türkiye'nin dahil edilmesi gerektiğini açıkça belirtmiştir.
6. Her iki lider de İsrail-Filistin Sorunu konusunda "barış" ve "iki devletlilik" vurgusu yapmış ve bu konuda inisiyatif alacaklarını belli etmişlerdir.
7. İlginçtir ki, kameralar önünde Heybeliada Ruhban Okulu konusu gündeme getirilmemiştir. Anlaşılan, bu konuda bir anlaşmazlık olup olmadığı veya konunun hassasiyeti nedeniyle dikkatli davranılıp davranılmadığı ilerleyen günlerde anlaşılacaktır.
8. Başbakan Miçotakis, kısa süreli vize uygulamalarını överek, bunun Ege'nin iki yakasındaki halkları yakınlaştırdığını ve Yunanistan turizmine katkı sağladığını vurgulamıştır. AB ile anlaşarak hayata geçirilen bu uygulamayı sürdürmek istediklerini kaydeden Yunan lider, ayrıca yasadışı göçle mücadele konusunda iki devlet arasındaki iş birliğini de övmüş ve bunun güçlendirilmesi gerektiğini sözlerine eklemiştir. Miçotakis, karşılıklı yatırımlar ve iklim kriziyle mücadelede iş birliği gibi konuları da konuşmasında kısaca gündeme getirmiştir.
Sonuç
Sonuç olarak, diyebiliriz ki, önümüzdeki dönemde iki komşu ve NATO müttefiki devlet arasında ticaret ve diyalog artacak ve çatışma ihtimali ortadan kaldırılacaktır. Ayrıca, Kıbrıs'ta müzakerelerin yeniden başlaması konusunda pozitif bir atmosfer oluştuğu iddia edilebilir. Ancak bu konuda iddialı yorumlar yapmak için henüz erkendir. Son olarak, ziyaretin hasmane tarihsel ilişkileri yumuşatma ve geliştirme bağlamında oldukça başarılı olduğu ve her iki liderin de tavır ve açıklamalarıyla pozitif, iyi niyetli ve yapıcı oldukları belirtilebilir.
Dr. Keisuke Wakizaka, İstanbul Gelişim Üniversitesi İktisadi İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünde öğretim üyesidir. Wakizaka, Tohoku Gakuin Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 2008 yılında mezun oldu. Yüksek lisans eğitimini Yıldız Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünde (2012), doktora çalışmasını ise Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Bölge Çalışmaları bölümünde (2019) tamamladı. Wakizaka, Türkiye-Japonya ilişkileri konulu bir uluslararası kitap projesi ve Güney Kafkasya konularında akademik çalışmalarına devam etmektedir.
International Political Academy (UPA) Founding Coordinator Prof. Dr. Ozan Örmeci hosted Dr. Jacopo Franceschini from the Istanbul Policy Center (IPC) and Hasan Kerem Ünsal, the President of AKSAV Foundation. The trio discussed the cybersecurity threats Ankara and Brussels face and ways to cooperate in the future.
Dün (8 Şubat 2026) yapılan genel seçimlerde, Japonya'da, iktidarın değişmez partisi LDP (Japonya Liberal Demokrat Partisi), tarihi zaferlerinden birine imza atarak büyük çoğunlukla sandıktan birinci olarak çıktı. Bu şekilde, geçtiğimiz yıl sonlarında Başbakan seçilen Sanae Takaichi, çok daha güçlü şekilde Başbakanlık koltuğuna oturdu. Bu yazıda, 2026 Japonya genel seçimleri analiz edilecektir.
Seçimler öncesinde Nippon Ishin no Kai (Japonya Yenilik Partisi) ile zayıf bir koalisyon hükümeti kuran ve kendi milletvekili sayısı 198'e kadar düşen LDP, Shigeru Ishiba yerine Ekim ayında Başbakan olan Sanae Takaichi liderliğinde 4 ayda üstün bir performans göstererek oylarını katlamayı başardı. Takaichi, bu başarısını Çin'le Tayvan konusunda yaşadığı sert polemikler, ABD Başkanı Donald Trump'la kurduğu yakın ilişkiler ve uluslararası medyada gördüğü büyük ilgi sayesinde başardı. BBC'ye göre, halka Japonya'nın geleneksel değerlerini yeniden hatırlatmayı başaran Takaichi, yükselen Çin karşısında pasifist Japon anayasasının değiştirilmesi konusunu da yeniden gündeme getirerek, toplumda mobilizasyon sağlamayı başardı. Bu sayede, aşırı milliyetçi ve muhafazakâr bir toplum olan Japonya'da, ilk kadın Başbakan konusunda yaşanan bazı endişelere rağmen, Takaichi, ilginç bir şekilde kısa sürede partisinin başarısını ciddi anlamda arttırmayı başardı. İyi bir Şinzo Abe takipçisi olan Takaichi, ekonomide ise stabil bir performans gösterdi.
Henüz kesinleşmeyen seçim sonuçlarına göre, Takaichi liderliğindeki LDP, milletvekili sayısını 198'den 316'ya çıkararak çok büyük bir başarıya imza attı. Japonya Yenilik Partisi ile birlikte düşünüldüğünde, iktidar blokunun milletvekili sayısı 352'yi bulacak. Bu da, hükümet kurmak için gerekli olan 233 sayısının çok üzerinde bir başarıya ulaşıldığını gösteriyor. Japonya Anayasal Demokratik Partisi (CDP) ile Komeito partilerinin oluşturduğu Merkez Reform İttifakı ise seçimde yalnızca 49 sandalye kazanarak ciddi güç kaybetti. Diğer partiler de seçimde oldukça kötü performans gösterdiler. Nitekim DPP de 28 sandalyede kaldı. Aşırı milliyetçi Sanseito ise, Sohei Kamiya liderliğinde önceden 2 olan milletvekili sayısını 15'e yükselterek başarı gösteren ender partilerden birisi olmayı başardı.
Bu sonuçlar, Japonya'da Başkan Trump'ın da etkisiyle milliyetçi ve Çin karşıtı eğilimlerin devam edeceğini ve Japonya'nın yeniden silahlanarak Çin karşısında güçlü bir savunma hattı oluşturacağını göstermektedir. Bu bağlamda, Tokyo, Tayvan konusunda da daha şahin ve Pekin karşıtı pozisyon almaya devam edecektir. Dileğimiz Japonya'nın başarılı olmasıdır; ancak Çin'le bir silahlanma yarışına girmek, bizce, zaten yıllardır resesyonda olan Japonya ekonomisine daha olumsuz etkiler de yapabilir. Japonya, Çin de dahil olmak üzere komşularıyla dostluğa ve güvene dayalı ilişkiler kurabilirse, bizce daha başarılı ve müreffef olacaktır. Ancak elbette karar Japon halkınındır...