Başkanlık kampanyası döneminde 2024 yılı Temmuz ayında uğradığı suikast girişimi sonrasında ABD içerisindeki halk desteği ciddi şekilde artan Donald Trump, ikinci Başkanlığı döneminde de birkaç kez suikast girişimine uğradı. Trump, Gizli Servis sayesinde bu saldırıları yara almadan atlatmasına karşın, önceki gün Beyaz Saray Muhabirleri Derneği (WHCA) yemeğinde bir kez daha ciddi bir saldırının atlatılması, Başkan Trump'ın kutuplaştırıcı siyaset tarzının ABD siyasetini gerdiğini ve güvenlikleştirdiğini ortaya koydu.
25 Nisan 2026 tarihinde ABD'nin başkenti Washington DC'deki Washington Hilton Oteli'nde düzenlenen Beyaz Saray Muhabirleri Derneği (WHCA) yemeği, Başkan Trump'ın medya kuruluşları ve çalışanlarına yönelik olumsuz bakışı nedeniyle yıllardır katılmadığı bir etkinlik olarak biliniyordu. Ancak ateşkes kararı ile duraklamasına karşın, hâlâ farklı şekillerde devam eden İran Savaşı nedeniyle tüm dünyada gözlerin çevrildiği Trump, bu defa bu yemeğe katılma kararı almış; bu da çeşitli medya kuruluşları tarafından dünyaya duyurulmuştu.
Akşamüstü saatlerinde etkinlik devam ederken yaşanan olayda, California'dan Washington'a gelen 31 yaşındaki Amerikalı mühendis, öğretmen ve bilgisayar oyunu geliştiricisi Cole Tomas Allen, önceden yerleştiği lüks otelin yemek salonunun dışındaki lobiye silah ve bıçaklarla girmeye çalışırken Gizli Servis çalışanlarınca etkisiz hale getirilerek, canlı olarak yakalandı. Can kaybı yaşanmayan olayda, bir Gizli Servis çalışanı vurulurken çelik yelek sayesinde kurtulduğu açıklandı. Olay yaşanırken Başkan Trump, Başkan Yardımcısı J.D. Vance ve First Lady Melania Trump'ın tahliye edilmesi sırasında yaşanan panik kameralara yansıdı.
Olay hasarsız atlatılmasına karşın, Trump'a yönelik yaşanan müteakip suikast girişimleri, ABD Başkanı'nın kutuplaştırıcı ve provokatif siyaset tarzının şiddete meyilli ve fanatik kişilerde saldırganlığa yol açtığını bir kez daha gösterdi. Olayın ardından Beyaz Saray'da bir basın toplantısı düzenleyen Trump, kendisini suikast sonucu öldürülen eski Başkanlardan Abraham Lincoln'le kıyaslayarak, büyük işler başaran Başkanlara karşı bu tür girişimlerin yapılabildiğini iddia etti.
Konuya dair benzer örnekler düşünüldüğünde, yakın zamanda Slovakya'da Başbakan Robert Fico'nun benzer bir suikast girişimini vurulmasına karşın atlattığı ve bunun kendisine siyaseten olumlu yansıdığı hatırlatılabilir. ABD tarihinde de Ronald Reagan'a yönelik benzer bazı girişimlerin yaşandığı belirtilebilir. Bu bağlamda iddia edilebilir ki Başkan Trump, İran Savaşı'na bağlı olarak gelişen zorlu ekonomik koşullar nedeniyle ülkesinde halk desteğini kaybederken, bu tür girişimleri atlatarak gücünü ve popülaritesini korumayı başarabilir. Ancak elbette bu hipotez, bu olayın teatral bir girişim olduğunu da düşündürmemelidir. Zira Trump'ın tartışmalı politikalarından etkilenen çok sayıda grup ve kişi kendisine yönelik düşmanca hisler beslemektedir. Bu olayın ardından gözlerin çevrildiği İran'ın olayla ilgisine dair basına açıklanmış bir kanıta ise henüz erişilememiştir.
Dileğimiz, ABD Başkanı'nın yalnızca kendi halkını ve ülkesini değil, küresel lider bir devlet olarak tüm dünyayı ve sistemi önceleyen sorumlu politikalar izlemesi ve içeride de daha az kutuplaştırıcı bir dili tercih etmesidir. Bu vesileyle Amerikan halkına ve devletine de geçmiş olsun dileklerimizi iletmek isteriz...
Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ







