Giriş
KKTC'de federal çözüme sıcak bakan CTP'li hukukçu ve sosyal demokrat siyasetçi Dr. Tufan Erhürman'ın Cumhurbaşkanı seçilmesiyle yeniden gündeme gelen Kıbrıs barışı girişimleri, henüz resmi müzakereler için uygun koşullar oluşmasa da, liderler arası temas ve görüşmelerle hız kesmeden ilerlemeye devam ediyor. Nitekim Erhürman ile Güney Kıbrıs Rum Kesimi/Yönetimi (resmi adıyla Kıbrıs Cumhuriyeti) Devlet Başkanı Nikos Hristodulidis, önceki gün (6 Nisan 2026) Birleşmiş Milletler (BM) gözetiminde ara bölgede görüştüler.
6 Nisan Görüşmesi: Güven Arttırıcı Önlemler Gelişme Bekleniyor
Türk basınına göre, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs Özel Temsilcisi Khassim Diagne'nin ev sahipliğinde ara bölgedeki Misyon Şefi'nin konutunda yapılan görüşme yaklaşık 1,5 saat sürdü. Görüşmeye dair iki liderden herhangi bir basın açıklaması gelmezken, BM yetkilileri, basın mensuplarına, görüşmenin olumlu geçtiğine dair bilgi verdiler.
Kıbrıs Rum basınında geniş yer eden görüşme, genelde Rumlarca olumlu karşılanırken, Fileleftheros, Politis ve Haravgi gibi Rum basın-yayın organları, ay sonuna kadar iki liderin çabasıyla güven arttırıcı önlemlerde ilerleme kaydedilmesini beklediklerini belirttiler. İki liderin Nisan ayı sonunda yeniden bir araya gelmeleri bekleniyor.
Bu pozitif gelişmeler, Güney Kıbrıs'ta düzenlenen EOKA anma gösterileri ve ikiye bölünmüş durumdaki başkent Lefkoşa'daki Yiğitler Burcu'nda Kıbrıslı Türklere yapılan münferit bazı saldırılarla gölgelenirken, bu olayların geçişlerin serbest olduğu ve ciddi toplumsal gerginliklerin yaşanmadığı adada toplum genelini yansıtan eylemler olmadığının altını çizmek gerekiyor.
Yeni Geçiş/Sınır Kapılarının Açılması Mümkün
Liderler arası görüşmelerde gündeme gelen güven arttırıcı önlemler konusunda ise, yerinden bilgi aldığım bazı Kıbrıs uzmanları, özellikle müzakerelerin başlaması anlamında olumlu bir sinyal olarak da kabul edilebilecek geçiş kapıları konusunu öne çıkarıyorlar. Cumhurbaşkanı Erhürman'ın da seçildiği günden beri vatandaşların yaşamlarını zorlaştıran bir husus olarak sürekli gündemde tuttuğu bu konu, her iki bölgede yaşayan Rum, Türk ve diğer ülke vatandaşlarının yaşamlarını kolaylaştırabilecek önemli bir gelişme olacaktır.
Bilindiği üzere, halihazırda KKTC-Güney Kıbrıs geçişi 9 sınır kapısından sağlanmaktadır. Bunlar; Lefkoşa'daki Metehan, Ledra Palace ve Lokmacı sınır/geçiş kapıları, Güzelyurt'taki Bostancı sınır/geçiş kapısı, Lefke'deki Aplıç ve Yeşilırmak sınır/geçiş kapıları ve Gazimağusa'daki Akyar, Beyarmudu ve Derinya sınır/geçiş kapılarıdır.
KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman, başkent Lefkoşa'da Haspolat, Çağlayan ve Akıncılar'da yeni kapıların açılmasıyla toplumlar arası ekonomik ve sosyal ilişkilerin geliştirilmesini ve bunun müzakere sürecine de olumlu yansımasını ummaktadır. Erhürman, bu yaklaşımında haklıdır; zira geçiş kapıları, Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumların günlük hayatlarını kolaylaştırdığı ve ticareti geliştirdiği gibi, daima Kıbrıs müzakerelerinde çözüm ve barış umudunun arttığı dönemlerde açılmış ve yaygınlaşmıştır. Örneğin, 2004 Annan Planı referandumu öncesinde ilk kez Ledra Palace'tan başlayan geçişler, zamanla giderek yaygınlaşmış ve toplumlar arası ilişkiler gelişmeye başlamıştır. Kıbrıs müzakerelerinde federal çözüm umudunun ivmelendiği Mehmet Ali Talat-Dmitris Hristofyas döneminde Lokmacı başta olmak üzere başka sınır kapıları açılırken, benzer şekilde Mustafa Akıncı-Nikos Anastasiades döneminde de Derinya ve Aplıç kapılarının açılması başarılmıştır. Bu anlamda, yaz aylarında yeniden başlaması beklenen Kıbrıs müzakereleri öncesinde, yeni geçiş kapılarının açılması toplumlara doğru ve güzel bir mesaj olacaktır.
Sonuç
Sonuç olarak, Ortadoğu'nun alev topuna döndüğü sert bir zamanda Kıbrıs müzakereleri konusunda elbette hayalci olmak hatalı olur. Ancak Avrupa Birliği (AB) üyesi olmayı başarmış ve gelişmiş bir devleti, Soğuk Savaş döneminin geri kalmış küçük bir devleti ile halen aynı standartlarda zannetmek de bence doğru ve hakkaniyetli bir yaklaşım değildir. Elbette Kıbrıslı Türklerin ve Türkiye'nin haklarının korunması hususunda azami ölçüde dikkat edilmelidir. Zaten Cumhurbaşkanı Erhürman da öne sürdüğü ön şartlarla bu konudaki tavrını belli etmektedir. Ancak bu kadar yüksek oy ve destekle seçilmiş bir Cumhurbaşkanı'nın politikalarını ve girişimlerini engellemeye çalışmak, kuşkusuz Türkiye'ye diplomaside prestij ve saygınlık getirmez. Burada yapılması gereken, blokaj veya engelleme değil, koordinasyon ve uyarı mekanizmasının geliştirilmesidir. Dileğimiz, Kıbrıs Türklerinin özgür, gelişmiş ve tanınan bir devlette yaşamalarıdır. Bunu sağlamak ise, siyasetçiler ve diplomatların görevidir.
Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder