11 Nisan 2026 Cumartesi

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'in Çin Ziyareti


Giriş

Son aylarda Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Donald Trump yönetiminin tek taraflı uygulamalarına gösterdiği eleştirel tavır ve direnç ile İsrail'in Gazze ve İran'a yönelik sertlik politikalarına karşı sergilediği ilkeli duruşla dünyada adından söz ettiren ve özellikle İslam dünyasında hayli popüler hale gelen PSOE'li (İspanyol Sosyalist İşçi Partisi) solcu İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, şimdilerde Çin Halk Cumhuriyeti'ne yaptığı ziyaretle gündemdedir. Bu yazıda, İspanya'nın sol eğilimli hükümet döneminde son yıllarda uyguladığı siyasi ve ekonomik politikalar değerlendirilecek ve Sanchez'in Çin ziyareti analiz edilecektir.

İspanya'da Solcuların İktidarı

Ülkesi İspanya'da 2017'den beri solun ana partisi olan PSOE'nin Genel Sekreteri olan 1972 doğumlu genç siyasetçi Pedro Sanchez, 2018'den beri çeşitli kesintilere rağmen ülkesinde 3 defa Başbakanlık koltuğuna oturmayı başarmış önemli bir siyasetçidir. İlk Genel Başkanlığı ve Başbakanlığı döneminde daha merkezci bir sol siyasetçi olarak görülen Sanchez, zamanla İspanya ve dünyada aşırı sağın yükselişi ve İspanya'da aşırı solun bu konudaki hassasiyeti ve gücü nedeniyle daha sol bir siyasal program ve söylemi benimsedi. Defalarca iktidardan uzaklaştırılmasına ve sağın sert eleştirilerine karşın siyasi mücadelesinden vazgeçmeyen Sanchez, partisiyle birlikte çok da başarılı olamadığı 2023 genel seçimleri sonrasında diğer küçük solcu partiler ve yerel partilerle kurduğu yakın ilişkiler sayesinde bir kez daha Başbakan seçilmeyi/olmayı başardı.

Pedro Sanchez

Bu şekilde koltuğa zorlukla oturan Sanchez, Başbakan olduktan sonra ise, önceki iki dönem Başbakanlık deneyiminin de etkisiyle, oldukça özgüvenli ve iddialı işler yaparak gücünü konsolide etmeye başladı. Ülkesinde halkının ve bilhassa öncelikli seçmen tabanı olan solcuların insan hakları konusundaki duyarlılıklarını ve özellikle ezilen kesimlere yönelik empatik tutumunu iyi bilen Sanchez, bu bağlamda siyasal/diplomatik alanda daima uluslararası hukuk ve barış yanlısı, yeni ve iddialı bir söylem benimseyerek ismini hızla tüm dünyada duyurmaya başladı. Sanchez, 7 Ekim saldırısı sonrasında İsrail'in Gazze'ye yönelik operasyonları yayılmacı ve soykırımcı bir nitelik kazanınca, İsrail'e karşı -İrlanda ile birlikte- oldukça eleştirel bir tutum benimsedi. Nitekim İspanya, bu süreçte Avrupa Birliği içinde Filistin Devleti'ni resmen tanıyan ilk ülkelerden biri oldu. İspanya'nın bu kararı, zamanla Fransa, Birleşik Krallık ve Kanada gibi İsrail'le yakın ilişkileri olan büyük devletler de dahil olmak üzere birçok devletin aynı yönde karar almasını tetikledi.

Diğer konularda da daima barış ve uluslararası hukuku savunan Sanchez iktidarı, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik özel askeri operasyonunu ve yine son dönemde ABD ile İsrail'in İran'a yönelik saldırılarını da şiddetle kınadı. Ancak bunları yaparken Sanchez, ilkeli davrandıklarını ve İran'daki rejimin aşırı niteliklerini savunmadıklarını da ısrarla belirtti. Bu süreçte ABD Başkanı Donald J. Trump ve İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'nun sert eleştirilerine maruz kalan Sanchez, bu eleştiriler karşısında da asla geri adım atmadı ve kendisine yönelik sataşmalara aynı şekilde cevap verdi. Sanchez'in bir diğer dikkat çektiği konu ise, ABD Başkanı Donald Trump'ın NATO üyeleri için belirlediği yüzde 5 harcama önerisine karşı çıkması ve eğitim ve sağlık politikalarındaki öncelikleri nedeniyle kendi düzeylerinin yüzde 2,1 seviyesinde kalacağını belirtmesi oldu. Başkan Trump, bu konu nedeniyle İspanya'nın NATO'dan atılması gerektiğini dahi önerdi. Ancak bu durumda bile geri adım atmayan Sanchez, dünyada ABD karşıtı ve sol çevrelerde giderek bir kahraman figürü gibi algılanmaya başladı. Son olarak Başkan Trump'ın ticari ilişkileri kesmekle tehdit ettiği İspanya'dan Trump'a Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares tarafından verilen cevapta, bu tehditlerden korkulmadığı açıklanmıştı.

İspanya'nın son yıllardaki ekonomik büyüme oranları

Ekonomi alanında diğer Avrupa ülkelerine kıyasla daha başarılı bir grafik sergilemeyi başaran Sanchez iktidarı, iktidara geldiğinden beri ekonomiyi her çeyrekte yüzde 2,5-3 civarında büyütmeyi başardı. ABD Başkanı Donald Trump'ın ticareti kısıtlayan gümrük tarifeleri uygulamalarına karşı çıkan Sanchez, özellikle İspanyolca konuşan çok sayıda Latin (Güney) Amerika ülkesinden gelen göçmen işçiler ve yeni vatandaş olan topluluklar sayesinde ülkesinde toplumsal bir dinamizm yaratmayı da başardı. Bu süreçte İspanya'da 1,2 milyon düzeyinde yeni insanın yerleşmesi, İspanya'yı Avrupa'nın en dinamik ve demografik olarak gelişen ülkesi durumuna getirdi.

Kültürel olarak daima ilerici politikaları savunan Pedro Sanchez, LGBT haklarını, her türlü topluluğun dil ve kültürel alan başta olmak üzere demokratik özgürlüklerini ve her insanın insanca yaşamasını sağlayacak sosyoekonomik hakları savunmasıyla önemli bir siyasetçi haline geldi. Buna karşın, ABD ve Avrupa'nın büyük devletlerinin de etkisiyle, Sanchez'e yönelik ülkesinde ciddi tepkiler ortaya çıkmaya başladı.

Sanchez'in Çin Ziyareti 

ABD ve İsrail ile ilişkilerinin gerildiği bir dönemde, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, 11-15 Nisan 2026 tarihlerinde gerçekleşecek 5 günlük Çin ziyaretine başladı. Sanchez'in, bu ziyaret vesilesiyle Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Başbakan Li Çiang ve Meclis Başkanı Cao Licı ile görüşeceği açıklanırken, bu görüşmelerde İspanya-Çin ilişkilerinin farklı boyutlarıyla geliştirilmeye çalışılacağı bildirildi. Sanchez'in son 4 yıldaki 4. Çin ziyareti, şimdilerde uluslararası basında dikkat çeken bir gelişme olarak öne çıkıyor.

 

İspanya'nın en büyük ihracat pazarları
(Yüzdelik Dilim)
2024
Fransa%14,5
Almanya%10
İtalya%8,4
Portekiz%8,2
Birleşik Krallık%6
ABD%4,6
Hollanda%3,1
Belçika%3,1
Fas%3,1
Polonya%2,5

 

Sanchez'in son yıllardaki çabalarına karşın, İspanya-Çin ilişkileri, günümüze kadar gerçek potansiyelinin oldukça altında kalmış gibi görünüyor. Zira Çin, İspanya'nın en büyük 2. ithalatçısı olmasına karşın, ihracat pazarı olarak İspanyol firmalarına henüz yeterince fırsat sağlamamış gibi gözüküyor. Nitekim dünyanın üretim merkezi olan Çin, İspanya için de Almanya'dan sonraki en büyük ikinci ithalatçı olurken, İspanya'nın ihracat pazarı olarak ilk 10 listesinde yer almıyor. Çin'in 1,4 milyarlık devasa nüfusuyla çok büyük bir pazar olduğu düşünülürse, Sanchez'in girişimleriyle İspanyol firmalarının Çin'de daha yoğun iş yapabilmeleri olası bir ihtimal olarak karşımıza çıkıyor.

 

İspanya'nın en büyük ithalat kaynakları
(Yüzdelik Dilim)
2024
Almanya%10,8
Çin%10,3
Fransa%8,2
İtalya%6,6
ABD%6,5
Hollanda%4,5
Portekiz%3,7
Birleşik Krallık%2,4
Belçika%2,3
Fas%2,2

 

İran Savaşı'nın ateşkes anlaşmasıyla durakladığı bir dönemde gerçekleşen ziyaret, Pakistan'ın arabuluculuğunda sağlanan bu ateşkeste payı olduğu düşünülen Çin'in barışçıl politikalarına destek olarak da değerlendirilebilir. Zira ilk günden beri savaşa karşı çıkan Başbakan Sanchez, İsrail'in yalnızca İran'a değil, Lübnan'a yaptığı askeri müdahaleleleri de eleştiriyor ve bunların Ortadoğu'daki daha büyük çatışmaları tetikleyebileceğini düşünüyor. Sanchez, Çin'in bu konudaki politika ve söylemlerine de daima övgüyle yaklaşıyor. Ayrıca Sanchez'in Çin-Brüksel (AB) ilişkileri bağlamında daha önemli roller üstlenmesi de bu ziyaret vesilesiyle gündeme gelebilir. Zira yakın geçmişte Yunanistan, Birleşik Krallık ve İtalya gibi ülkelerle Avrupa'daki güvenilir bir partner olarak yakın ilişkiler geliştirmeye çalışan Pekin, bu ülkelerdeki iktidarların değişimi nedeniyle birçok konuda sonradan geri adım atılmasına tepki göstermişti.

Sonuç

Sonuç olarak, dünyada jeopolitik dengelerin hızla değiştiği bir dönemde farklı bir kulvar benimseyen İspanya, solcu Başbakanı Pedro Sanchez ve sosyalizan eğilimli iktidarıyla ilginç bir politika izlemekte ve şimdilik bu politikasında kayda değer başarılar başarılar kazanmaktadır. Ancak Sanchez'e ülke içinde yükselen tepkiler ve ABD ile İsrail gibi etkili ülkelerle yaşanan polemik ve sorunlar, sonraki seçimin zor geçeceğini düşündürmektedir. Şurası bir gerçektir ki, çok kutupluluk bir gerçek olma yolundadır. Bu bağlamda, Çin Halk Cumhuriyeti gibi dev bir ülkeyle çeşitli düzeylerde ilişkiler kurmak çok faydalı ve gereklidir. Ancak böyle sert bir dönemde, Batı ittifakının geleceği tartışmalı hale gelmişken, insan hakları ve hukuk devleti gibi konularda ABD ve Batılı ülkelerden daha geride olan ülkelerle kurulacak ittifaklarda dikkatli ve seçici olmak da Batılı liderlerin dikkat etmesi gereken bir husustur. Bizce Sanchez hükümeti bu hassas dengeyi tuttaracak kalibrededir...

Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ

Hiç yorum yok: