20 Ekim 2026 Salı

Kitap Analizi: 'Cyber Persistence Theory: Redefining National Security in Cyberspace'

 

Giriş

Cyber Persistence Theory: Redefining National Security in Cyberspace (Siber Kalıcılık Teorisi: Siber Uzayda Ulusal Güvenliği Yeniden Tanımlamak), Michael P. Fischerkeller, Emily O. Goldman ve Richard J. Harknett (ve kitaba katkıda bulunan Paul M. Nakasone) tarafından yazılmış ve 2022 yılında Oxford University Press tarafından yayımlanmış çığır açıcı bir siber güvenlik kitabıdır. Kitap, "cyber persistence" veya Türkçe adıyla "siber kalıcılık" olarak adlandırılan yeni bir teoriyi ortaya koyarak, bu kavramı alandaki literatüre sokmayı başarmıştır. Bu yazıda, bu kitap özetlenecek ve değerlendirilecektir.

Yazarlar

Kitabın yazarları, ülkeleri ABD'de siber güvenlik alanında uzmanlaşmış önemli isimlerdir.

Michael P. Fischerkeller, Savunma Analizleri Enstitüsü (Institute for Defense Analyses - IDA) bünyesinde araştırmacı ve siber strateji uzmanıdır. Kendisi, ABD Savunma/Savaş Bakanlığı (Pentagon), Genelkurmay Başkanlığı ve istihbarat birimlerine stratejik konsept geliştirme alanında uzun yıllardır danışmanlık yapmaktadır.

Emily O. Goldman, ABD Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) bünyesinde siber stratejist olarak görev yapmış, daha önce ABD Ulusal Güvenlik Konseyi'nde Siber Strateji Direktörlüğü ve Dışişleri Bakanlığı'nda siber danışmanlık gibi üst düzey görevler üstlenmiş bir politika uzmanıdır.

Richard J. Harknett, Cincinnati Üniversitesi Kamu ve Uluslararası İlişkiler Okulu'nda Profesör ve Siber Strateji ile Politika Merkezi Direktörüdür. Aynı zamanda Ohio Siber Menzil Enstitüsü’nün eş direktörlüğünü yürütmektedir.

Kitabın üç yazarından biri olmayan ama kitaba katkı sağlayan Paul M. Nakasone ise, ABD Ordusu'ndan emekli dört yıldızlı bir Generaldir. 2018–2024 yılları arasında ABD Siber Komutanlığı (USCYBERCOM) komutanlığı ile Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) ve Merkezi Güvenlik Servisi başkanlıklarını yürütmüş ve Fischerkeller, Goldman ve Harknett’in kaleme aldığı Cyber Persistence Theory kitabına Önsöz bölümü ve stratejik saha tecrübesiyle katkı sunmuştur.

Cyber Persistence Theory: Redefining National Security in Cyberspace

Bölüm 1: Teori ve Politikanın Yanlış Uygulanan Kesişimi (The Misapplied Nexus of Theory and Policy)

Michael P. Fischerkeller, Emily O. Goldman ve Richard J. Harknett tarafından yazılan Cyber Persistence Theory: Redefining National Security in Cyberspace (Siber Kalıcılık Teorisi: Siber Uzayda Ulusal Güvenliği Yeniden Tanımlamak), uluslararası ilişkiler ve ulusal güvenlik çalışmalarında siber alana dair hakim olan Soğuk Savaş kökenli paradoksları sarsan, köklü bir yapısal teori sunmaktadır. Yazarlar, siber alanın stratejik mantığını açıklamak için kullanılan geleneksel kavramların —özellikle caydırıcılık (deterrence), zorlama (coercion) ve savaş (war)— siber alandaki ampirik gerçeklikle köklü bir uyumsuzluk (misalignment) içinde olduğunu savunmaktadır.

Kitabın temel analitik önermesi ve hipotezi şöyle özetlenebilir: Siber alan öncelikle bir zorlama (coercion) veya fiziksel yıkım ortamı değil, bir "sömürü/istismar" (exploitation) ortamıdır. Siber alanda stratejik kazanç elde etmek, rakibin rızasını, taviz vermesini veya karar alma kalkülüsünün değişmesini gerektirmez.

1.1. Paradigma Kayması ve Thomas Kuhn Çerçevesi

Kitap, Thomas Kuhn'un "Bilimsel Devrimlerin Yapısı" eserinde ortaya koyduğu paradigma değişimi kavramını güvenlik çalışmalarına uygular. Mevcut ulusal güvenlik bürokrasileri ve akademisi, siber alanı nükleer veya konvansiyonel silahların yönetildiği nükleer caydırıcılık ve tırmanma yönetimi kalıplarına zorla sokmaya çalışmıştır. Bu durum, gözlemlenen olgu ile kuramsal beklenti arasında bir uyumsuzluk yaratmıştır. Siber Kalıcılık Teorisi, siber alanın kendine özgü teknik ve operasyonel dinamiklerine dayanan alternatif bir paradigma sunar.

1.2. Savaş, Zorlama ve Caydırıcılık Paradoksu

1980'lerden bu yana siber alan, askeri doktrinlerde bir "savaş alanı" (domain of warfare) olarak tanımlanmaktadır. Literatür, onlarca yıl boyunca felaket getirecek bir "Siber Pearl Harbor" ve stratejik altyapıların tamamen çökertilmesi ile "siber savaş" (cyberwar) senaryolarına kilitlenmiştir. Ancak son 20 yıllık ampirik veri incelendiğinde ortaya çıkan tablo şudur:

Silahlı Çatışma Eşiğinin Altında Kalma: Devlet destekli siber operasyonların ezici bir çoğunluğu, konvansiyonel anlamda silahlı saldırı (armed attack) veya güç kullanımı (use of force) eşiğinin altında kalacak şekilde titizlikle kalibre edilmektedir.

Zorlama Yerine Sömürü/İstismar: Devletler, siber imkanları karşı tarafı bir eyleme zorlamak veya caydırmak için değil; daha ziyade fikri mülkiyet hırsızlığı, ekonomik casusluk, yaptırımları delme, bilgi manipülasyonu ve tedarik zinciri müdahaleleri için kullanmaktadır.

Tırmanma (Escalation) Yokluğu: Yoğun siber operasyon ve kampanyalara rağmen, siber alandaki rekabet sıcak çatışmaya veya nükleer bir tırmanışa yol açmamıştır.

Bölüm 2: Stratejik Ortamların Yapısı (The Structure of Strategic Environments)

Uluslararası güvenlik ve güç mücadelesi, günümüzde devletlerin eşzamanlı olarak yönetmek zorunda olduğu üç farklı "Stratejik Ortam" bünyesinde gerçekleşmektedir. Bir ortamı "stratejik" kılan, kullanılan teknolojinin uluslararası güç dağılımını bağımsız olarak etkileme ve değiştirme kapasitesidir.

2.1. Üç Stratejik Ortamın Karşılaştırmalı Analizi

Stratejik Ortam

Temel Yapısal ÖzellikTemel Güvenlik Mantığı

Temel Stratejik Hedef

Konvansiyonel Ortam

Saldırı-Savunma Avantajı DeğişkenliğiSavaşma ve Kazanma (Warfighting)Savaşı Kazanmak (Presence of War)

Nükleer Ortam

Saldırı Baskınlığı (Offense Dominance)

Caydırıcılık (Deterrence)

Savaştan Kaçınmak (Absence of War)

Siber Ortamİnisiyatif Israrı (Initiative Persistence)Sömürü / İstismar (Exploitation)

Savaşa Alternatif (Alternative to War)

 

2.2. Siber Ortamın Doğası ve Yapısal Değişkenleri

Siber stratejik ortam, bilgi ve iletişim teknolojilerinin (BİT) ve ağa bağlı bilgi işlem altyapısının teknik, taktik ve operasyonel özelliklerinden doğan iki ana ilke ve dört değişkenle tanımlanır:

Yinelemeli Basitlik (Recursive Simplicity): Yazılım ve donanımın temel kod yapılarının üst üste katmanlanarak büyümesi. Bu durum sistemlerde kaçınılmaz olarak organik güvenlik açıkları (vulnerabilities) yaratır.

Ağa Bağlılık (Interconnectedness) ve Sürekli Temas: Küresel ağlar, coğrafi mesafeleri ortadan kaldırır. Devletleri ve tüm aktörleri bir "Sürekli Temas" (Constant Contact) durumuna sokar. Sürekli temas bir tercih değil, sistemik bir koşuldur.

Erişilebilirlik ve Kullanılabilirlik (Accessibility & Availability): Sınırların ötesindeki verilere ve sistemlere eşzamanlı erişim imkânı, bilgi yönetimi krizlerini de beraberinde getirir.

Hız ve Uygun Maliyet (Speed & Affordability): OODA döngüsünün (Gözlem, Yönelim, Karar, Eylem) milisaniyelere inmesi ve siber araçların konvansiyonel silah sistemlerine göre çok daha düşük maliyetli olması.

2.3. Makro-Esneklik ve Mikro-Hassasiyet (Macro-Resilience & Micro-Vulnerability)

Siber altyapılar sistemik düzeyde "makro-esnektir" (çökmez, kendini onarır); ancak bileşenler düzeyinde "mikro-hassastır" (sürekli zafiyetler barındırır). Bu yapı, yıkıcı felaketlere yol açmadan sürekli bir istismar ve sömürü faaliyetine izin verir.

Bölüm 3: Siber Davranışlar ve Dinamikler (Cyber Behavior and Dynamics)

Siber Kalıcılık Teorisi, devletlerin siber alandaki eylemlerini açıklamak üzere yeni bir analitik kavramsallaştırma seti geliştirmiştir:

3.1. Birincil Devlet Davranışı: Siber Oldu-bitti (Cyber Fait Accompli)

Siber oldu-bitti (Cyber fait accompli); bir hedefin kayıptan habersiz olduğu, ya da müdahale edemediği/etmek istemediği durumlarda tek taraflı ve sınırlı kazançlar elde etmesidir. Karşı tarafın karar alma mekanizmasını hedeflemez (coercion değildir); doğrudan siber ortamın konfigürasyonunu değiştirerek güvenlik koşullarını kendi lehine yeniden kurar.

Tek taraflıdır ve bağımsızdır: Pazarlık veya tehdit dili içermez.

Seri halinde kampanyalar: Münferit operasyonlar zaman içinde birikerek (cumulative strategic effects) stratejik güç dengesini değiştirir.

Fırsat odaklıdır: Misilleme korkusundan ziyade, siber alandaki zafiyet bolluğu ve ödül fırsatlarıyla güdülenir.

3.2. İkincil Devlet Davranışı: Doğrudan Siber Etkileşim (Direct Cyber Engagement)

Aktörlerin kilit siber alanlar (operasyonel altyapı, komuta-kontrol sunucuları vb.) üzerinde kontrol sağlamak üzere karşı karşıya geldiği, karşılıklı bağımlı bir rekabet durumudur. Oldu-bittilere kıyasla daha düşük frekansta görülür, ancak kritik altyapıların korunmasında veya tehdidin engellenmesinde ortaya çıkabilir.

3.3. Inter-State Fenomen: Siber Anlaşmalı Rekabet (Cyber Agreed Competition)

Devletler, silahlı saldırı düzeyine varmayan (short of armed-attack equivalence) operasyonlar yürütme konusunda zımni bir uzlaşı (tacit agreement) içindedir. Devletler, tırmanma dinamiklerinden kaçınarak, silahlı çatışma altı sınırda sürekli bir "Rekabetçi Etkileşim" (Competitive Interaction) sürdürürler.

Bölüm 4: Teori ve Ampirik Kanıtlar (Theory and the Empirical Record)

Yazarlar, teorinin hipotezlerini son 20 yıla ait nitel ve nicel ampirik verilerle (vaka analizleri, iddianameler, siber güvenlik raporları) sınamaktadır:

Kuzey Kore (DPRK) ve Yaptırımları Aşma: Kuzey Kore, BM yaptırımlarını askeri güçle değil, küresel bankacılık ağı SWIFT ve kripto para borsalarına yönelik siber oldu-bitti kampanyaları (Lazarus Group) ile aşmıştır. Elde ettiği 2 milyar doları aşkın kaynakla nükleer/füze programını finanse etmiş ve stratejik bir sonuç elde etmiştir.

Çin ve Fikri Mülkiyet Hırsızlığı: Çin, "Orta Gelir Tuzağı"ndan (Middle Income Trap) kaçınmak ve küresel güç dengesini kendi lehine değiştirmek amacıyla ABD savunma ve ticari sanayisine yönelik devasa bir siber sömürü kampanyası (APT1, Cloud Hopper) yürütmüştür. Çinli firmalar (Baosteel, JA Solar vb.) çalınan verilerle 2-3 yıl içinde yerli üretim yapmış ve ABD'nin teknolojik üstünlüğünü erozyona uğratmıştır.

Doğrudan Etkileşim Örnekleri: 2014 yılında Rus APT29'un ABD Beyaz Saray ve Dışişleri ağlarına sızması üzerine NSA ile yaşanan 24 saatlik ağ hâkimiyeti mücadelesi; USCYBERCOM'un Trickbot botnet'ini çökertme operasyonları ve IŞİD/DEAŞ'e karşı yürütülen Glowing Symphony Operasyonu, doğrudan siber etkileşimin ampirik kanıtlarıdır.

Bölüm 5: Siber İstikrar (Cyber Stability)

Sürekli eylem ve siber operasyonların yer aldığı bir ortam, doğası gereği istikrarsız mıdır? Siber Kalıcılık Teorisi buna "Hayır" yanıtını verir. Siber istikrar, devletlerin silahlı saldırı eşiğini aşan eylemlere başvurmadığı durum olarak tanımlanır.

5.1. İstikrarsızlık Yaratabilecek Unsurlar

İnisiyatif Dengesizliği (Imbalance of Initiative): Bir devletin siber alandaki ısrarlı eylemsizliği veya başarısızlığı sonucu aşırı güç kaybetmesi ve çaresizlikten konvansiyonel savaşa başvurması.

Aşırı Kazanma (Winning Too Much): Bir devletin rakibini sistemik olarak tamamen felç edecek düzeyde baskılaması.

Kaza ve Yanlış Hesaplama: Siber operasyonların beklenmedik, yıkıcı sonuçlar doğurması.

5.2. İstikrar Mekanizmaları: Zımni Pazarlık (Tacit Bargaining)

BM GGE (Group of Governmental Experts) gibi resmi ve hukuki diplomatik süreçler yavaş ve etkisiz kalmaktadır. Bunun yerine, istikrar, devletlerin eylemleri ve durum açıklamaları (opinio juris) üzerinden yürüttükleri "Zımni Pazarlık" (Tacit Bargaining) ve "Zımni Koordinasyon" (Tacit Coordination) ile sağlanır. Devletler, operasyonel pratikleriyle kabul edilebilir davranış sınırlarını çizer. 

Bölüm 6: Politika Çıkarımları ve ABD Vaka Analizi (Policy Implications & US Case Study)

Kitap, teorik çerçeveyi ABD ulusal güvenlik stratejisinin dönüşümü üzerinden somutlaştırır ve geleceğe dönük politika önerileri sunar.

6.1. ABD Siber Stratejisinin Evrimi

2010 - 2014 Dönemi: ABD, siber alanını tamamen "savunma ve kolluk kuvveti" (law enforcement) meselesi olarak görmüş, "önce zarar verme" ve pasif savunma doktrinini benimsemiştir. Bu durum, kötü niyetli rakipleri (Rusya, Çin, İran) ise cesaretlendirmiştir.

2015 - 2017 Dönemi: Siber caydırıcılık söylemi geliştirilmiş, ancak odağı felaket getirecek büyük saldırılara (Siber Pearl Harbor) kaydırılmıştır. Günlük stratejik erozyon ise göz ardı edilmiştir.

2018 Paradigma Değişimi: ABD Siber Komutanlığı (USCYBERCOM), "Command Vision" doktriniyle "Sürekli Temas" (Persistent Engagement) ve "İleride Savunma" (Defend Forward) stratejilerine geçmiştir. ABD, rakiplerinin altyapılarına henüz saldırı gerçekleşmeden girmeyi ve inisiyatifi ele geçirmeyi stratejik bir öncelik olarak kabul etmiştir.

6.2. Ulusal Güvenlik Politika Reçeteleri

Kampanya Zihniyeti (Campaign Mindset): Olay bazlı (incident-based) tepkiler yerine, sürekli ve bütüncül operasyonel kampanyalar yürütülmelidir.

İnisiyatif Israrı (Initiative Persistence): Tehditlerin gerçekleşmesini beklemek yerine, rakiplerin sömürü fırsatları önceden engellenmeli (preclusion) ve inisiyatif sürekli olarak elde tutulmalıdır.

Whole-of-Nation Plus Yaklaşımı: Siber alanda kamu, özel sektör, müttefikler ve sivil toplum entegre bir biçimde hareket etmelidir.

Analiz

Michael P. Fischerkeller, Emily O. Goldman ve Richard J. Harknett tarafından kaleme alınan Cyber Persistence Theory (2022), siber güvenlik ve uluslararası ilişkiler literatüründe Soğuk Savaş döneminden kalma pasif caydırıcılık (deterrence) ve askeri zorlama (coercion) kalıplarını kırması bakımından son derece cesur ve yenilikçi bir eserdir. Yazarların geliştirdiği "Siber Kalıcılık" çerçevesi, uluslararası aktörlerin siber alandaki günlük operasyonel davranışlarını ve "silahlı saldırı eşiğinin altında kalan" (short of armed attack) stratejik rekabeti ampirik olarak oldukça güçlü bir şekilde açıklamaktadır.

Bununla birlikte, teorinin kuramsal ve pratik katmanları eleştirel bir süzgeçten geçirildiğinde şu temel riskler ve sınırılıklar ön plana çıkmaktadır:

Tırmanma Risklerinin ve Yanlış Hesaplamaların Hafife Alınması: Teori, siber alanın "makro-esnek" (macro-resilient) yapısı ve operasyonların yıkıcı olmaması nedeniyle sürekli temasın ve eylemselliğin bir "tırmanma"ya (escalation) yol açmayacağını öngörmektedir. Ancak "İleride Savunma" (Defend Forward) ve önleyici sömürü operasyonları, karşı tarafça "savaş öncesi hazırlık" veya fiili bir saldırı olarak algılanabilir. Algılama hatalarının ve gri alandaki belirsizliklerin yüksek olduğu siber dünyada, sürekli temasın tırmanma spiralini tetiklemeyeceği varsayımı aşırı iyimser bir yaklaşım riski taşır.

Aşırı ABD / Batı Merkezli Perspektif: Kitap, "evrensel" bir yapısal teori olma iddiasında bulunsa da, analizlerin ve çözüm önerilerinin büyük bir kısmı ABD Siber Komutanlığı'nın (USCYBERCOM) doktriner gelişimine ve ABD'nin ulusal güvenlik önceliklerine dayanmaktadır. Otoriter rejimlerin, devlet dışı aktörlerin veya siber kapasitesi daha sınırlı olan orta ölçekli devletlerin "sürekli temas" doktrinine nasıl uyum sağlayacağı ya da bu durumun küresel siber rejimi nasıl parçalayacağı yeterince derinlemesine tartışılmamıştır.

Uluslararası Hukuk ve Normların Aşınması: Teori, Birleşmiş Milletler nezdindeki resmi norm arayışlarını (UN GGE/OEWG) "yavaş ve elverişsiz" bularak bir kenara itmekte; bunun yerine devletlerin fiili pratikleri üzerinden şekillenen "Zımni Pazarlık" (Tacit Bargaining) mekanizmasını öne sürmektedir. Bu yaklaşım, pratik bir gerçekçilik sunsa da, egemenlik (sovereignty) ilkelerinin ve müdahale etmeme kuralının zımnen ihlal edilmesini meşrulaştırma ve uluslararası siber hukukun gelişimini zayıflatma tehlikesi taşımaktadır.

Sivil ve Özel Sektörün Yükü: Siber alandaki kilit altyapıların ve veri merkezlerinin büyük bir kısmı özel sektöre aittir. "Sürekli temas" ve "inisiyatif alma" stratejisi, kamu ile özel sektör arasındaki sınırları belirsizleştirmekte ve şirketleri devletlerarası siber gerilimlerin doğrudan hedefi veya tarafı haline getirme riski taşımaktadır.

Sonuç

Sonuç olarak, Cyber Persistence Theory eseri, siber güvenliği Soğuk Savaş’ın nükleer gölgesinden çıkarıp dijital çağın dinamik, akışkan ve kesintisiz gerçekliğine uyarlayan bir dönüm noktası niteliğindedir. Eserin en büyük katkısı, siber alandaki güç mücadelesinin ana ekseninin "savaşı önlemek veya kazanmak" değil, "savaşa alternatif bir kulvarda, sömürü/istismar imkânları üzerinden inisiyatifi ve güvenlik koşullarını sürekli elinde tutmak" olduğunu somut ampirik kanıtlarla ortaya koymuş olmasıdır.

Gerek siber güvenlik akademisyenleri, gerekse de karar alıcı stratejistler için, bu kitap, klasik caydırıcılık ezberlerinin siber dünyadaki yetersizliğini idrak etmek ve "kampanya zihniyeti" ile aktif bir inisiyatif stratejisi kurgulamak adına temel bir başvuru kaynağı niteliğindedir. Teori, tırmanma ve hukuki gri alanlar hususunda dikkatli bir denge gerektirse de, dijital çağda ulusal güvenliğini korumak isteyen hiçbir devletin göz ardı edemeyeceği yeni bir stratejik kulvar açmıştır.

Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ

Hiç yorum yok: