22 Eylül 2026 Salı

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Konuşması ve ABD Temasları

 


Giriş

ABD'nin New York şehrinde bulunan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'na hitap etmek için 81. Genel Kurulu'nun genel görüşmeleri kapsamında Amerika Birleşik Devletleri'ni (ABD) ziyaret eden 12. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 20-23 Eylül 2026 tarihlerinde gerçekleştirdiği ziyaret kapsamında önemli görüşmeler yaptı. Erdoğan, ayrıca 16. defa BM kürsüsünden fikirlerini aktararak, diğer Devlet Başkanları, temsilcileri ve uluslararası kamuoyuna Türkiye'nin resmi görüşlerini ifade etme fırsatı buldu.

TürkEvi (Turkish House)

Erdoğan'ın BM binasının karşısında bulunan TürkEvi'nde yaptığı diplomatik görüşmeler ise ziyareti daha da renkli hale getirdi. Birçok önemli liderle görüşen Erdoğan, bu sayede Türkiye'nin aktif ve çok boyutlu dış politikasını teyit etme ve sergileme fırsatı buldu. Erdoğan'ın ziyaret kapsamında Amerikalı muhataplarıyla yaptığı görüşmeler de Türk-Amerikan ilişkileri bağlamında dikkat çekti ve özellikle Türkiye'deki basın-yayın organlarında geniş yer buldu. Bu yazıda, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 2026 New York temasları özetlenecektir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan 16. defa BM Kürsüsünde: Gazze ve Kıbrıs Konusunda İstikrarlı Mesajlar

Cumhurbaşkanı Erdoğan, artık aşina olduğu BM Genel Kurulu kürsüsüne 16. defa çıktığı 81. BM Genel Kurulu görüşmeleri kapsamında yaptığı konuşmada, önceki yıllarda yaptığı konuşmalara benzer şekilde, Türkiye'yi yakından ilgilendiren Filistin Davası (Gazze'deki insani trajedi) ve Kıbrıs Sorunu gibi konularda önemli mesajlar içeren duygusal ve akıcı bir konuşma yaptı. Erdoğan, Türkiye'nin resmi tezlerini tekrarladığı konuşmasında, uluslararası kamuoyuna Ankara'nın mesajlarını dikkatle ve saygılı bir üslupla iletti.

Erdoğan'ın BM konuşmasının kaydı

12. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın görev süresinin son aylarına giren BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'e teşekkür ederek ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'a yönelik haksızlığı ifade ederek (kendisine ABD'ye giriş için vize verilmemiştir) başladığı konuşmasında, ilk değindiği konu Filistin Sorunu oldu. BM üyesi tüm devletleri Filistin Devleti'ni tanımaya davet eden Erdoğan, BM'nin kuruluş sürecinde yaşanan savaş felaketlerini hatırlatarak, temel insan hakları, adalet, ahde vefa, uluslararası barış ve iyi komşuluk gibi ilkeleri yeniden gündeme getirmiş ve bu ilkelerin günümüzde bazı devletlerce acımasızca çiğnendiğini vurgulamıştır. Dünyada son yılların en kanlı döneminin yaşandığını belirten Türkiye lideri, yüzbinlerce insanın hayatını kaybettiği bu süreçlere son verebilmek için uluslararası toplumun BM'nin temel ilkelerine sahip çıkması gerektiğini vurguladı. Bu bağlamda, özellikle Gazze'de İsrail'in uyguladığı devlet terörü nedeniyle 74.000 insanın öldürüldüğünü anımsatan Erdoğan, burada yaşanan vicdansızlığı gündeme getirerek Gazze'yi "dünyanın en büyük çocuk kabristanı" ve "insanlık adına en utanç verici bölge" olarak nitelendirmiştir. Bu konuda İsrail'i suçlayan Türkiye lideri, yalnızca Müslümanlara değil, Hıristiyanlara da eziyet eden İsrail hükümetine yönelik sert eleştiriler getirdiği konuşmasında, Filistin Davası'nı bir "insanlık davası" olarak takdim etmiş ve İsrail hükümetini "soykırımcı" olarak nitelendirmiştir.

İsrail'in eylemleri nedeniyle BM'nin sürekli kan kaybettiğini de vurgulayan Türkiye Cumhurbaşkanı, buna karşın bir gün herkesin insanlığın ortak vicdanına sığınmak zorunda kalacağını belirterek, geleceğe dair umutlu konuşmuştur. Kriz bölgelerinden uzakta ve konforlu yaşayan halkların da yarın neler yaşanabileceğini bilemeyeceklerini vurgulayan Türk lider, BM'nin reformunu ve işlevselliğini çok önemsediğini belirtmiş ve sonraki BM Genel Sekreteri'nin de bu yönde doğru adımlar atması gerektiğini vurgulamıştır. BM'ye güvenin artması için Filistin'deki acıların dindirilmesi ve haksızlıkların sona erdirilmesi gerektiğini ifade eden Türkiye Cumhurbaşkanı, bu konunun kişisel bir meselesi olmadığını, insanlığın ortak davası olduğunu da özellikle vurgulamıştır. Bu bağlamda, BM Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyeli yapısını da yeniden eleştiren Erdoğan, "Dünya Beşten Büyüktür" söylemini bir kez daha dile getirmiş ve BM reformu konusunu ısrarla gündeme getirmiştir.

Ayrıca Rusya-Ukrayna Savaşı sürecinde Türkiye'nin girişimleriyle kurulan "Karadeniz Tahıl Koridoru"nu diplomatik somut başarıları olarak öne çıkaran Erdoğan, BM'ye güvenin yanı sıra gelir eşitsizliğinin de uluslararası toplum için önemli bir sorun olduğunu vurgulamıştır. Türk lider, "dijital hegemonya" konusuna da değindiği konuşmasında, ayrıca Pakistan ve Suudi Arabistan'la yaptıkları Mekke İttifakı'nı başarılı bir bölgesel girişim olarak değerlendirmiştir. Körfez bölgesindeki savaş ortamının dindirilmesi adına aktif şekilde çalıştıklarını vurgulayan Erdoğan, ayrıca Gazze'nin yeniden inşasına da vakit kaybetmeden başlanması gerektiğini belirtmiş ve bu yönde uluslararası toplumu İsrail'e yönelik baskıları artırmaya davet etmiştir. 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin Devleti kurulmadan bölgeye sükûnet gelmeyeceğini savunan Erdoğan, bunun yakın gelecekte mümkün olacağını da ifade etmiştir.

Konuşmasının ilerleyen bölümlerinde Suriye konusuna değinen Erdoğan, Ahmed Şara liderliğindeki Suriye'nin güvenli ve huzurlu bir ülke olma yolunda hızla ilerlediğini ve kendilerinin de Suriye'ye destek olmaya devam edeceğini söylemiştir. Erdoğan, bir diğer komşuları Irak'la da yakın ilişkileri koruduklarını ve "Kalkınma Yolu Projesi" ile bu ülkeyi kalkındırmayı amaçladıklarını ifade etmiştir. Rusya-Ukrayna Savaşı'nın da sonlandırılmasını isteyen ve Ukrayna'nın toprak bütünlüğüne vurgu yapan Türk lider, taraflarla temaslarının sürdüğünü belirtmiştir. Erdoğan, Karadeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırıları kim tarafından yapılırsa yapılsın kınadıklarını vurgulamış ve seyrüsefer serbestisini savunmuştur. Ege ve Doğu Akdeniz konularında da uluslararası hukuk ve iyi komşuluk ilkelerini savunan Erdoğan, Kıbrıslı Türklerin egemen eşitliklerinin kabul edilmesi ve uğradıkları gayri insani izolasyonun sonlandırılması gerektiğini belirterek, tüm devletleri Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni (kısaca KKTC) tanımaya davet etmiştir. Bu bağlamda, Erdoğan, Kıbrıs'ta "iki devletlilik" tezini savunmaya devam ettiğini göstermiştir.

Türkiye'nin 2026 NATO Zirvesi'ne başarılı bir şekilde ev sahipliği yapması ve gelişen savunma sanayisini de öne çıkarmasıyla, Erdoğan, konuşmasında, Türkiye'nin dahil olmadığı bir Avrupa'nın asla güvenli olamayacağını ifade etmiştir. Erdoğan, bu bağlamda AB'ye yönelik sıcak yaklaşımlarına karşılık beklediklerini de vurgulamıştır. Türkiye lideri, ayrıca Balkanlar ve Güney Kafkasya gibi bölgelere yönelik politikalarını da kısaca izah etmiş ve Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı bir barışın sağlanmasını talep ettiğini ilan etmiştir. Erdoğan, Ermenistan'la normalleşme sürecine devam ettiklerini belirtirken, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) yapısını da yeni bir bölgesel iş birliği modeli olarak örnek olarak sunmuştur. Erdoğan, ek olarak, ülkesinin Afrika'ya yönelik politikalarını kısaca anlattıktan sonra, "Yeniden Asya" girişiminden de söz etmiş ve ASEAN'la ilişkilerini gündeme getirmiştir. Erdoğan, Latin Amerika ve Karayipler ülkeleriyle ilişkilerini de kısaca anlatarak, tüm kıta ve bölgelere değinmeye çalışmıştır.

Konuşmasının sonlarında "iklim krizi"ne değinen 12. Türkiye Cumhurbaşkanı, bu konuda ciddi finansman sorunları yaşandığını, ancak Türkiye'nin -Avustralya ile iş birliği içinde- ev sahipliği yapacağı bu sene Antalya'da düzenlenecek COP-31 zirvesinde bu konuda önemli atılımlar sağlanacağını vurgulamıştır. Erdoğan, tüm liderleri Antalya'daki bu tarihi zirveye de davet etmiştir. İsraf ve tüketim kültürünü de eleştiren Türk lider, ülkelerinin gıda güvenliği konusunda her türlü çabaya destek olmaya hazır olduğunu belirtmiştir. Erdoğan, Batı dünyasındaki İslamofobi konusuna da küresel bir sorun olarak değinmiş ve başörtüsü yasaklarını kadın özgürlüklerine yönelik bir saldırı olarak eleştirmiştir. Erdoğan, cinsiyetsizleştirme politikalarını da eleştirmiş ve "aile" kurumunun ve "çocukların korunması"nın önemine vurgu yapmıştır. Türk lider, ayrıca internetteki dezenformasyon olgusunu da dile getirmiş ve yapay zekâ konusunda uluslararası ortak bir hukuki çerçeve oluşturulması gerektiğini belirtmiştir. Bu konuda BM'nin çalışmalarının hız kazanması gerektiğini ifade eden Erdoğan, bu konuşmasının birilerini rahatsız edebileceğini bildiğini, ancak kendisinin susmasıyla sorunların çözülmeyeceğini ve Türkiye gibi büyük bir devletin lideri olarak haksızlıklar karşısında asla susmayacağını söyleyerek konuşmasını alkışlar eşliğinde tamamlamıştır. 

Erdoğan'ın TürkEvi'ndeki Temasları

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM Genel Kurulu görüşmelerinin yanı sıra, Türkiye'nin New York'taki yeni diplomasi merkezi olan Türkevi'nde de çok sayıda devlet ve hükümet başkanıyla bir araya gelmiş ve birçok ikili görüşme gerçekleştirmiştir. Türkiye Cumhurbaşkanı'nın görüştüğü liderler arasında Vietnam Devlet Başkanı To Lam, Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed Yunus Menfi (Muhammed el-Menfi), Kuveyt Veliaht Prensi Şeyh Sabah Halid el-Hamed es-Sabah, Kosova Başbakanı Albin Kurti, Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, Gürcistan Başbakanı İrakli Kobakhidze gibi isimler yer almaktadır. İlerleyen saatlerde, Erdoğan'ın, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Birleşik Krallık Başbakanı Andy Burnham, Japonya Başbakanı Sanae Takaichi, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ve Irak Başbakanı Ali Zeydi gibi önemli isimlerle de görüşmesi bekleniyor. Erdoğan, ayrıca TürkEvi girişinde Türk vatandaşlarıyla da bir araya gelmiş ve burada çok iyi karşılanmıştır; bu durum, daha 9 yıl önce Türk Büyükelçiliği önünde yaşanan nahoş olaylar da düşünüldüğünde, Erdoğan ve Türkiye'nin ABD'de artan prestijine ve gücüne işaret etmektedir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a TürkEvi girişinde Türkiye vatandaşları yoğun ilgi ve sevgi gösterdi

Bu inanılmaz yoğun program, Türkiye'nin BM Genel Kurulu'nda verdiği ilkesel ve uluslararası mesajların yanı sıra, ikili ilişkilere de büyük önem verdiğini ve Ankara'nın son dönemde çok aktif bir diplomasi yürüttüğünü göstermiştir. Bunlar, Türkiye'nin bölgesel güce dönüşmesi yolunda doğru adımlar olmakla birlikte, içerideki ekonomik sorunlar ve hukuk devletinin aşınması nedeniyle vatandaşların devlete olan güveninin azalması, Türkiye'nin kapasitesini doğru kullanmasının önündeki ciddi engellerdir. Ankara, dış politikadaki bu başarıları taçlandırmak için önümüzdeki aylarda içeride de doğru adımları atmalıdır. "Terörsüz Türkiye" süreci, bu anlamda kritik bir eşiktir; zira 40 yıldır devam eden terör sorununu aşan Türkiye, bundan sonra her konuda çok daha ileri adımlar atabilir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın TürkEvi'nde ağırladığı liderlerden bazıları

Üst sıra: Vietnam Devlet Başkanı To Lam, Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed Yunus Menfi (Muhammed el-Menfi) ve Kuveyt Veliaht Prensi Şeyh Sabah Halid el-Hamed es-Sabah.

Alt sıra: Kosova Başbakanı Albin Kurti, Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam ve Gürcistan Başbakanı İrakli Kobakhidze.

ABD ile Doğrudan Temaslar

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın BM Genel Kurulu için yaptığı ABD gezisi, Türk-Amerikan ilişkileri açısından da önemli gelişmelere sahne olmaktadır. Ziyaret kapsamında Erdoğan'ın ilerleyen saatlerde ABD Başkanı Donald Trump'la da bir araya gelmesi öngörülmektedir. İkilinin görüşmelerinde, Türk-Amerikan ilişkilerine dair birçok kritik konuların ele alınması beklenmektedir. 

Başkan Trump'la olası görüşmesi öncesinde "100 Yıllık Dostluk: Türkiye-Amerika Birleşik Devletleri" etkinliğinde konuşan Erdoğan, Trump'la yakın dostluğunu ifade ettiği bu etkinlikte, yıllık ikili ticaret hacmi için hedefi 100 milyar dolar olarak belirlediğini açıklamıştır. Erdoğan, Washington'la savunma sanayisi ve enerji alanında da iş birliği yapmak istediklerini söylediği konuşmasında, ayrıca sivil havacılık ve yüksek teknoloji alanlarını yeni potansiyel iş birliği alanları olarak işaret etmiştir.

Tom Barack'ın açıklamaları

Ek olarak, 81. BM Genel Kurulu görüşmelerinin açılışında CNN Türk'e konuşan ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barack, Türk-Amerikan ilişkilerinin bazı sorunlara rağmen geleceğe yönelik büyük potansiyel taşıdığını belirterek, diplomatik müzakere süreçlerinin sürdüğünü ve her iki tarafın da bıkmadan usanmadan çalışmaya devam ettiğini söylemiş; Türk-Amerikan ilişkilerinin çok iyi bir seviyede olduğunu da özellikle vurgulamıştır. Türkiye'nin çok güçlü bir devlet olduğunun altını çizen Barack, Ankara ile iletişimi iyi tutmaya çalıştıklarını ve geleceğe yönelik çalışmalar yaptıklarını söylemiştir. Barack, Türkiye'nin CAATSA yaptırımları nedeniyle ABD'den F-35 yeni nesil savaş jetleri almasına engel olan Rus yapımı S-400'ler krizini de hatırlatmış ve ABD yönetimi ile ABD Kongresi'nin bu sorunu nasıl çözebileceği konusunda çalıştığını belirtmiştir. Amerikalı Büyükelçi, bu sorunun hayati nitelikte olmadığını da vurgulamış ve iki ülke liderinin kendi aralarında çok iyi bir ilişkiye sahip olduğunu belirtmiştir. Barack, Başkan Trump'ın Türkiye ile ilişkiler konusuna büyük önem verdiğini ve ilişkileri geliştirmek istediğini de ifade etmiştir. Amerikalı diplomat, Türkiye'nin yerli ve milli savunma sanayisini de överek, Türk İHA'larından ve KAAN projesinden söz etmiştir. Barack'ın ılımlı mesajları da, ilişkilerde son dönemde yaşanan yumuşamayı teyit etmektedir.

Sonuç

Sonuç olarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 81. BM Genel Kurulu görüşmeleri için gittiği New York'taki temasları, Türkiye'nin çok boyutlu dış politikasının temel ilkelerini gözler önüne sermiştir: ABD ile yakın iş birliği içinde bölgesel bir güce dönüşmek için dış ilişkileri ve ekonomik adımları mümkün olduğunca çeşitlendirmek. Bu bağlamda Erdoğan, insancıl meseleleri öne çıkardığı Türkiye'nin ilkeli dış politikasında Filistin Sorunu ve Kıbrıs konusunu iki önemli ve temel dava olarak öne çıkarmakta; bu konulardaki haksızlıklara tahammül etmeyeceğini, ancak bu konularda ilerleme sağlanırsa uluslararası düzenin sürdürülmesi adına sorumlu davranmaya devam edeceğini vurgulamaktadır. Erdoğan'ın güçlü hitabeti ve duygusal konuşması ise, bu konuda iyi bilinen üstün yeteneğini bir kez daha gözler önüne sermiş ve özellikle gelişmekte olan ülkelerde iyi bir izlenim bırakmıştır. 

Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ

Hiç yorum yok: