20 Eylül 2026 Pazar

Arnavutluk'ta Bektaşi Devleti Projesi

 

2022 yılında Avrupa Birliği (AB) ile resmi üyelik müzakerelerini başlatan Arnavutluk, 2013 yılından beri ülkeyi yöneten Arnavutluk Sosyalist Partisi lideri Edi Rama önderliğinde ilginç icraatlar yapmaya devam etmektedir. Arnavutluk Başbakanı Rama, son dönemde dini hoşgörü adına önemli bir dönüm noktası kabul edilen Bektaşi Devleti projesini açıklayarak da adından söz ettirmiştir. Rama'nın ilk kez 2025 yılı başlarında duyurduğu proje, dini bir merkezi olmayan Bektaşilerin Arnavutluk'un başkenti Tiran'da Vatikan benzeri bir mikro-devlet kurmalarına olanak sağlamayı amaçlamaktadır. Bu yazıda, Arnavutluk'a dünya çapında ilgi ve destek uyandıran Bektaş Devleti projesi incelenecektir.

Arnavutluk haritası

Nüfusunun yüzde 70'inin (bu, elbette kağıt üzerinde bir oran olup, bu ülkede de -diğer ülkeler gibi- birçok insan dinle yoğun şekilde içli-dışlı değildir) Müslüman olduğu, ender (diğerleri Kosova ve Bosna Hersek'tir) Avrupalı Müslüman çoğunluklu devletlerden biri olan Arnavutluk, Freedom House'un değerlendirmesinde 69/100 puanla -Senegal'den sonra- dünyanın en demokratik Müslüman devletidir. Hâlâ "kısmen özgür" (partly free) kategorisinde olan Arnavutluk, puanını 69'dan 70'e çıkarması halinde "özgür" (free) devletler kategorisine girecek ve Senegal'den sonra bunu başaran ikinci Müslüman çoğunluklu devlet olacaktır. 

Edi Rama

Yaklaşık 2,75 milyon nüfusu olan Arnavutluk'un yüzde 70'lik Müslüman nüfusu içerisinde dikkat çeken bir grup ise Bektaşilerdir. Türkiye'de laikleşme reformları kapsamında alınan sert tedbirler nedeniyle 1920'lerin ikinci yarısında Türkiye'yi terk etmek zorunda kalan Bektaşiler, Dünya Bektaşi Merkezi'nin çalışmaları doğrultusunda Arnavutluk'u merkez olarak seçmiş ve yoğun olarak bu ülkeye yerleşmişlerdir. Bilhassa Bektaşiliğin Babagan kolundan kişilerin yoğun olarak göç ettiği Arnavutluk'ta, halen toplam nüfusun yaklaşık yüzde 5'i, hatta bazı kaynaklara göre yüzde 10'u kendisini Bektaşi kökleri ve inancıyla tanımlamaktadır.

İşte bu durumu ve tarihsel köklerin farkında olan Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Dünya Bektaşi Merkezi ve Bektaşi dini liderlerinin talepleri uyarınca 2025 yılında açıkladığı projeyle, başkent Tiran'da Bektaşi tarikatı için Vatikan benzeri bir kutsal mini-devlet kurulacağını duyurmuştur. Proje için tasarlanan alan, halihazırda Tiran'da bulunan Dünya Bektaşi Merkez Dergâhı'nın bulunduğu yaklaşık 27 dönümlük (11 hektar) mevcut yerleşkedir. Bu projenin hiçbir şekilde Arnavutluk'un bölünmesi anlamına gelmeyeceğini savunan Rama ise, Bektaşilerin Arnavutluk'un kültürel yaşamının bir parçası olduğunu vurgulayarak, bu adımın dini özgürlükler kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmiş ve genelde tüm uluslararası camiadan övgüler almıştır. Devletin resmi adı İngilizce "Sovereign State of the Bektashi Order" olarak ifade edilirken, bunun Türkçe çevirisi de "Bektaşi Tarikatı Egemen Devleti" şeklindedir. 

Baba Mondi

Bektaşilerin dini lideri Baba Mondi de bu projeye destek vermekte ve polisi ve ordusu olmayan bir dini mikro-devlet kurarak, Türkiye ve İran gibi devletlerde çeşitli dini baskılara maruz kalan Bektaşilere sahip çıkmak istediklerini vurgulamıştır. Mondi, bu devletin kadınlara ve erkeklere yönelik herhangi bir kısıtlayıcı politikası (giyim-kuşan şartı, alkol kısıtlamaları vs.) olmadığının da garantisini vermiş ve 27 dönümlük mikro bir alanda kurulacak devletin dini hoşgörü ve dini özgürlüklerle ilgileneceğini ifade etmiştir. Hacı Baba Edmond Brahimaj adıyla da bilinen Mondi'nin açıklamaları, Başbakan Rama'nın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'ndaki açıklamaları da düşünüldüğünde, Bektaşilerde büyük heyecan yaratmış; ancak henüz bu yönde somut adımlar atılamamıştır. Nitekim projenin hayata geçirilebilmesi için, bir yasa teklifinin hazırlanması ve bunun Arnavutluk meclisinden 2/3 çoğunlukla geçmesi gerekmektedir. Bu, aslında gayet mümkün gözükmekle birlikte, halen bu konuda hızlı hareket edilmediği de ortadadır. 

Hacı Bektaş-ı Veli geleneğinin temsilcileri olan Bektaşiler, Balkanlar'da yaygın Babaganlar ve Türkiye'deki Çelebiler adlı iki kol üzerinden halen oldukça yaygın ve örgütlü bir gruptur. Osmanlı döneminde özellikle Yeniçeri teşkilatı ile iç içe geçmiş olan Bektaşiler, zaman zaman devlete karşı isyan dönemlerinde baskı altına alınsa da, genelde dini özgürlük ve özerkliklerine İstanbul (Bab-ı Ali) tarafından izin verilmiş bir gruptur. Ancak Cumhuriyet'in ilanı doğrultusunda sekülerleşme ve tek tipleşme reformları nedeniyle zor durumda kalan Bektaşiler, bu nedenle çoğunlukla Balkanlar'a göç etmek zorunda kalmışlardır. 

Türkiye ile çok iyi ilişkileri olan Arnavutluk'un bu girişimi, bazı uzmanlara göre Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi desteğini alamamaktadır. Bunun sebebi ise, Bektaşiliğin Türkiye'deki Sünni doktrin yorumlarında kabul görmemesi ve bu tarz girişimlerin genelde Türkiye'de "emperyalizmin İslam'ı sulandırma girişimleri" olarak algılanmasıdır. Hatta Türkiye'deki Bektaşiler de bu girişime sıcak yaklaşmamaktadır. Nitekim Bektaşi Postnişini Ali Haydar Ercan Dedebaba’nın talimatıyla, Halifebaba Hacı Dursun Gümüşoğlu, Türkiye Bektaşileri adına yaptığı açıklamada, Arnavutluk’ta kurulması planlanan "Bektaşi Vatikan’ı”na tepki göstermiş ve geleneğe göre Bektaşi liderliğinin Türkiye sınırları içerisinde yaşaması gerektiğini vurgulamıştır.

Elbette bu projenin Bektaşi geleneğine ne ölçüde uygun olduğunu değerlendirmek bize düşmez; ancak dini özgürlükler, dini hoşgörülü, çoğulculuk ve demokrasi adına, kuşkusuz, Arnavutluk'un bu girişimi oldukça önemlidir. Zira herhangi bir devlet desteği alamayan sayıca çok yaygın olmayan dini gruplar (Yezidiler vs.), zamanla kaybolmaya yüz tutabilmektedir ki, bu da dünya kültürel mirası adına hazin bir gelişme olacaktır. Türkiye de, bunun inanç özgürlüğü temelinde bir girişim olduğuna kanaat getirirse, kuşkusuz bu projeye karşı çıkmayacaktır. 

Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ 

Hiç yorum yok: