9 Mart 2021 Salı

Birleşik Krallık Ankara Büyükelçisi Dominick Chilcott’un ‘Brexit Sonrasında Britanya-Türkiye İlişkileri’ Konferansı


İngiliz Arkeoloji Araştırma Enstitüsü (British Institute at Ankara veya kısaca BIAA), 9 Mart 2021 tarihinde, 2018'den bu yana Birleşik Krallık Ankara Büyükelçisi olarak görev yapan Sir Dominick Chilcott’un konuşmacı olduğu “British-Turkish Relations after Brexit” (Brexit Sonrasında Britanya-Türkiye İlişkileri) başlıklı bir online (çevrimiçi) ders gerçekleştirmiştir. Bu yazıda, bu derste İngiliz Büyükelçi tarafından ifade edilen önemli görüşler özetlenecektir.

Sunumunun başında, Sir Dominick Chilcott, Birleşik Krallık’ın AB’den ayrılmış bağımsız bir aktör olduğu bu yeni süreçte Birleşik Krallık-Türkiye ilişkileri hakkında konuşmanın önemli bir iş olduğundan bahsederken, ülkesinin tarihsel süreçte uluslararası siyaset açısından her zaman önemli bir aktör olduğunu da vurgulamaktadır. Birleşik Krallık’ın birçok kişi tarafından ABD ile Avrupa arasında bir “köprü” olarak değerlendirildiğini (hatta bizzat eski Başbakan Tony Blair de bu şekilde bir değerlendirme yapmıştır) ve Türkiye’nin de Avrupa ve Ortadoğu arasında benzer bir yakıştırmaya konu olduğunu belirten Büyükelçi, Brexit sürecinin bir “İmparatorluk nostaljisi” olsun veya olmasın, Birleşik Krallık dış politikası ve Türkiye ile ilişkiler konusunda önemli bir dönüm noktası olduğunu belirtmektedir. Brexit öncesinde Londra ile Ankara arasındaki ilişkilerin daha çok Brüksel (AB) perspektifinden belirlendiğini ve ikili ilişkilerin daha arka planda kaldığını belirten Büyükelçi, ancak yeni dönemde bunun değiştiğini belirtmektedir. Bunun AB içerisindeki en büyük Türkiye destekçisi olan Birleşik Krallık’ın artık AB’de olmaması nedeniyle Türkiye açısından bir kayıp da olabileceğinin altını çizen Chilcott, Türkiye’nin en kapsamlı demokratikleşme ve ekonomik gelişim sürecinin 2000’lerde AB üyelik perspektifiyle gerçekleştiğini de bu noktada hatırlatmaktadır. Türkiye’nin NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahip olan bir devlet olarak hâlâ Avrupa güvenliği açısından vazgeçilmez bir devlet olduğunu vurgulayan Chilcott, IŞİD’le ve diğer radikal örgütlerle mücadele ve Rusya konusunda da Ankara’nın güvenilir bir partner olduğunu ima etmektedir. Londra’nın artık AB’nin Türkiye politikasına etki edemediğini, buna karşın ikili ilişkileri geliştirmek ve Avrupa’ya dışarıdan etki etmenin halen mümkün olduğunu belirten İngiliz Büyükelçi, Londra-Brüksel ilişkilerinin Ankara-Brüksel ilişkilerine de bir tür model veya örnek olabileceğini vurgulamaktadır. Her iki ülkenin de büyük İmparatorluk geçmişinden gelen ülkeler olarak birçok benzerliği olduğunu vurgulayan Chilcott, buna karşın Türkiye’nin -İngiltere’nin aksine- halen AB’ye üyelikte ısrar ettiğini belirtmektedir.

Konuşmasında, daha sonra, Avrupa ve Birleşik Krallık tarihine dair önemli örnekler veren Büyükelçi Chilcott, Kraliçe I. Elizabeth döneminde İngiltere’nin Müslüman dünyasıyla çok iyi ilişkiler kurabildiğini de tarihsel bir anekdot olarak bu noktada hatırlatmaktadır. İngiltere’nin ilk Osmanlı Büyükelçisinin göreve başlaması ve ekonomik ilişkilerin gelişmesinin de bu dönemde gerçekleştiğini belirten İngiliz diplomat, konuşmasına Birleşik Krallık-Osmanlı ilişkilerine dair ilginç örnekler sunarak devam etmektedir. Britanya’nın 19. yüzyıldan itibaren Rusya ile “Büyük Oyun” adı verilen bir mücadeleye girdiğini ve bu süreçte Osmanlı ile de yakın ilişkiler kurduğunu anımsatan Büyükelçi, bu dönemde kurulan iyi ilişkilerin günümüze de olumlu etki ettiğini söylemektedir. Buna rağmen, Kadir Has Üniversitesi’nin düzenli olarak yaptığı Türk Dış Politikası Algıları araştırmasından da anlaşılabildiği üzere, Türk halkının yaklaşık yüzde 81’inin Birleşik Krallık’ı son yıllarda dost bir ülke olarak değerlendirmediğini belirten Büyükelçi, Birleşik Krallık Türkiye’nin güvenliğine yönelik bir tehdit oluşturmadığı halde neden bu şekilde olumsuz bir algı oluşabildiğini anlayamadığını belirtmekte ve 1950’lerden beri ülkesinin Türkiye ile ikili ilişkileri ve uluslararası platformlardaki dayanışmasının iyi düzeyde olduğunu söylemektedir. Brexit sürecinde Türkiye’nin AB üyeliği konusunda ne yazık ki bazı olumsuz propagandalar da yapıldığını anımsatan Sir Dominick Chilcott, buna karşın iki ülke arasındaki ilişkilerin kötü durumda olmadığını ima etmektedir.

Daha sonra uluslararası sistemdeki gelişmeleri değerlendiren Chilcott, Çin’in son yıllardaki hızlı ekonomik ve siyasal yükselişi ve ABD’nin buna reaksiyonunu ve Arap Baharı sonrasında Ortadoğu başta olmak üzere birçok coğrafyada yaşanan demokratik gerilemeyi en önemli temalar olarak öne çıkarmaktadır. Bu noktada yeni ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın Çin aleyhinde yaptığı güncel değerlendirmeleri özetleyen Chilcott, ABD’nin bu konuda müttefik ve partnerleriyle birlikte hareket etmek istediğini söylemektedir. Ülkesinin en önemli müttefikinin ABD olmaya devam edeceğini belirten Chilcott, buna karşın tüm ülkelerle, özellikle de demokrasilerle ilişkilerini geliştirmek istediklerini söylemekte ve NATO’nun Birleşik Krallık savunma politikasındaki önemli konumuna dikkat çekmektedir. Birleşik Krallık’ın bilim konusundaki araştırma ve yatırımlarının da devam edeceğini belirten İngiliz diplomat, ülkesinin kalkınma ve yardım faaliyetlerinde de önemli bir ülke olduğunu vurgulamaktadır. Bu tablo içerisinde Türkiye ile ilişkilerin önemli olduğunu ve bu ülke ile her alanda ilişkilerini geliştirmek istediklerini söyleyen Chilcott, özellikle her iki ülkenin de NATO üyesi olmalarını çok önemli bir avantaj olarak öne çıkarmaktadır. İki ülkenin savunma alanında daha büyük işbirliği yapabileceklerini de kaydeden Chilcott, özellikle TUSAŞ/TAİ TF-X projesini (Milli Muharip Uçak projesi) bu noktada stratejik bir proje olarak vurgulamaktadır. Ayrıca, Türkiye’nin turizm açısından da Britanya vatandaşları için harika bir yer olduğunun altını çizen İngiliz diplomat, bu alanda da ilişkilerin geçtiğimiz yıllar içerisinde çok olumlu şekilde geliştiğini anımsatmaktadır. Türkiye’nin yaklaşık 4 milyon Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapması konusunda bu ülkenin insani çabalarını gördüklerini ve bu konuda yardımlarına devam edeceklerini belirten Chilcott, Çin (Doğu Türkistan) konusunda da Türkiye ile ortak politikalar geliştirmek istediklerini vurgulamaktadır. Türkiye ile Ortadoğu ve genel olarak uluslararası sistem konusunda birlikte çalışmak istediklerini ısrarla vurgulayan Sir Dominick Chilcott, Brexit sonrasında ikili ekonomik ilişkilerin ise hem fırsat, hem de tehditlerle karşı karşıya olduğunu söylemektedir. Brexit sonrasında iki ülkenin hızlı bir şekilde serbest ticaret antlaşması imzaladıklarını da sözlerine ekleyen Chilcott, ekonomik ilişkilerin birçok alanda daha da geliştirilebileceğini kaydetmektedir. Bu alanda umutlu olduğunu söyleyen Chilcott, Türkiye’nin birçok sektörde üretim alanında Britanya pazarında Çin’e alternatif olabileceğini iddia etmekte ve yeşil enerji konusunda da Türkiye’nin önemli bir atılım yapabileceğini iddia ederek, Türkiye’nin Paris İklim Anlaşması’nı imzalamasını umduklarını söylemektedir. Londra’nın Ankara ile Birleşmiş Milletler (BM) sistemi içerisinde her alanda işbirliğine açık olduğunu belirten Chilcott, günümüzde İngilizce’nin çok önemli ve diplomasinin temel dili haline geldiğini söylemekte ve İngilizce’nin de iki ülkeyi bağlayan temel bir değer olduğuna vurgu yapmaktadır. Ülkesinin artık Eramus+ projesine katılmayacak olsa da, Turing adlı yeni bir öğrenci ve akademisyen değişim programı başlattığını da vurgulayan İngiliz Büyükelçi, İngiliz Arkeoloji Araştırma Enstitüsü’nün (British Institute at Ankara-BIAA) çalışmalarını da bu noktada dinleyecilere hatırlatmaktadır.

Konuşmasında son olarak iki ülke arasındaki ilişkilerin stratejik seviyeye ulaşabileceğini belirten Chilcott, NATO, Avrupa Konseyi ve G20 üyeliklerinin bu noktada önemli veriler olduğunu, ancak ilişkilerin “transactional” düzeyde kalma riskinin de olabileceğini vurgulamaktadır. İngiltere’nin güçlü bir Türkiye’yi görmek istediğini belirten İngiliz Büyükelçi, iki ülkenin birbirlerine daha çok güvenmeleri durumunda toplumsal algıları değiştirebileceklerini de sözlerine ekleyerek, konuşmasını tamamlamaktadır.

Sonuç olarak, Birleşik Krallık Ankara Büyükelçisi Sir Dominick Chilcott’un konuşmasının Birleşik Krallık-Türkiye ilişkilerine dair önemli değerlendirmeler içeren faydalı bir girişim olduğu belirtilebilir. Bu konuşmadan çıkarılacak en önemli siyasi mesajlar ise bence şöyledir:

  • Londra, Brexit sonrasında yeni ABD yönetimi ile uyumlu bir şekilde diplomasisini şekillendirmeye çalışmaktadır. Bu bağlamda, ABD yönetiminin Çin karşıtı sert söylemleri, Birleşik Krallık dış politikasına da zaman içerisinde sirayet edecek gibi gözükmektedir. Zaten halihazırda İngiliz basın-yayın kuruluşu BBC, Doğu Türkistan (Uygur) Sorunu’nu dünyada en yoğun şekilde en çok yazan/işleyen haber kuruluşu durumundadır.
  • Soru-cevap bölümünde, İngiliz Büyükelçi, Türkiye’nin Suriye’de PYD-YPG terör örgütlerine karşı operasyonlarının devam edebileceğini belirtmiş ve bu yönde Türk Silahlı Kuvvetleri’ne destek veren bazı açıklamalar yapmıştır. Zira Büyükelçi’ye göre, Türkiye’nin içerisinde bulunduğu zor coğrafya ve koşullar nedeniyle, terörle mücadele için askeri operasyonlar yapması doğru ve haklıdır.
  • Sir Dominick Chilcott, Türkiye ile ilişkilerinin “stratejik” düzeyde olduğunu ve neden Türk halkının ülkesine karşı olumsuz bir algılama geliştirdiğini anlayamadığını da konuşmasında birkaç defa vurgulamıştır. Bu noktada, Çanakkale Savaşı ve Kurtuluş Savaşı dönemlerinin yarattığı tarihsel bagajın etkili olabileceğini kaydeden Chilcott, buna karşın günümüzde ilişkilerin çok iyi düzeyde olduğunu belirtmektedir.
  • İngiliz Büyükelçi, TF-X (Milli Muharip Uçak) projesi başta olmak üzere Türkiye ile askeri alanda daha fazla işbirliği yapmak istediklerini belirtmekte ve ekonominin her alanında da ilişkilerin geliştirilebileceğini söylemektedir.

 Doç. Dr. Ozan ÖRMECİ

Hiç yorum yok: