14 Mayıs 2025 Çarşamba

Prof. Dr. Ozan Örmeci video yayını: İspanya'dan Sevgilerle (14.05.2025, Murcia)


Prof. Dr. Ozan Örmeci, 14 Mayıs 2025 tarihinde Erasmus programı kapsamında UCAM Katolik Üniversitesi'nde ders vermek için gittiği İspanya'nın Murcia şehrinden bir video paylaştı ve buradaki deneyim ve gözlemleri ile Türkiye'deki siyasi tartışmaları yorumladı.



11 Mayıs 2025 Pazar

Prof. Dr. Ozan Örmeci, Rusya-Ukrayna Krizinin Çözümüne Yönelik Girişimleri Rus Haber Ajansı TASS'a Yorumladı

 

İstanbul Kent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi (İngilizce) Bölümü Başkanı ve Uluslararası Politika Akademisi (UPA) Kurucu Genel Koordinatörü Prof. Dr. Ozan Örmeci, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın sonlandırılmasına yönelik gündeme getirilen ve Türkiye'de memnuniyet yaratan diplomatik önerilere dair görüşlerini Rus haber ajansı TASS'a bildirdi. Aşağıdaki linkten bu röportajı okuyabilirsiniz.

TASS (11 Mayıs 2025) - Rusça

10 Mayıs 2025 Cumartesi

Prof. Dr. Ozan Örmeci'den Yeni Sunum: "The Alliance of Civilizations and Dynamics of Türkiye-Spain Relations"

İstanbul Kent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi (İngilizce) Bölümü Başkanı ve Uluslararası Politika Akademisi (UPA) Kurucu Genel Koordinatörü Prof. Dr. Ozan Örmeci, Erasmus+ akademik hareketlilik programı kapsamında İspanya'nın Murcia şehrindeki UCAM Üniversitesi'nde (Universidad Católica San Antonio de Murcia/Murcia Saint-Anthony Katolik Üniversitesi) 14 Mayıs 2025 tarihinde "The Alliance of Civilizations and Dynamics of Türkiye-Spain Relations" başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Aşağıdaki linklerden bu sunuma ve etkinlik sırasında çekilen fotoğraflara erişebilirsiniz.



















8 Mayıs 2025 Perşembe

Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara'nın Fransa Ziyareti

 

Radikal bir geçmişten gelmesine karşın, geçtiğimiz yıl sonunda Suriye'de başarıyla gerçekleştirilen geçiş süreci sonunda bu ülkenin Devlet Başkanı durumuna gelen Ahmed Şara'nın diplomatik temasları, hem Suriye'nin 2011'den beri içerisine düşmüş olduğu kriz ortamı, hem de Şara'nın kişiliği nedeniyle ilgi görmeye devam ediyor. Nitekim Şara'nın 8 Mayıs 2025 tarihinde yaptığı Fransa ziyareti -ki kendisinin ilk Avrupa ziyareti olmuştur- ve bu ülkenin Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'la yaptığı görüşme de bu bağlamda dikkat çeken bir gelişme olarak uluslararası basında yer buldu.

Görüşme sonrasında, Şara, yeni Suriye'nin inşası konusunda barışa, adalete ve uluslararası iş birliğine olan bağlılıklarını ifade edip, çabaları nedeniyle Fransa'ya teşekkür ederken, Macron da Fransa'nın Esad rejimi sonrasında bağımsız ve egemen Suriye'nin demokratik rejime geçişine destek vererek, hem bu ülkede, hem de bölgedeki istikrarın korunmasına katkı sağlayacağını açıkladı. Açıklamalarda dikkat çeken bir husus, Şara'nın yeni Suriye'nin inşası için "çimentodan ziyade güvene ihtiyaç duyulduğunu" belirtmesi, Macron'un da etnik köken, dini görüş, mezhep ve ideolojileri ne olursa olsun yeni rejimin tüm Suriyelilere "eşit yurttaşlık temelinde eşit şekilde davranması" gerektiğini söylemesi oldu. Macron'un bir diğer dikkat çekici ifadesi ise, "komşu ülkelerin toprak bütünlüğünün ihlal edilerek güvenlik sağlanamayacağını" söylemesi oldu. Bu sözler, Türk basınında İsrail'e yönelik bir eleştiri olarak algılandı. Ayrıca Macron'un Suriye'ye yönelik yaptırımların kademeli olarak kaldırılacağını açıklaması ve ABD'yi de bu yönde adımlar atmaya teşvik eden bir çağrıda bulunması, bu ülkenin ekonomik olarak toparlanması hususunda önemli bir gelişme olarak not edilmelidir. 

Nevvaf Selam-Ahmed Şara

Hatırlanacak olursa, Şara'nın Paris ziyareti öncesinde tarihsel olarak Fransa'nın etkili olduğu bir diğer Ortadoğu devleti olan Lübnan ile Suriye arasında da diplomatik bir hareketlilik yaşanmış ve Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, 14 Nisan'da başkent Şam'da Ahmed Şara'yı ziyaret etmişti. Selam, ziyaret kapsamında "ikili ilişkilerde yeni bir sayfa"tan söz ederken, Şara da tarihsel olarak sorunlar yaşayan iki devletin ilişkilerinin geliştirilmesine referans yapmıştı. Bu anlamda, Fransa'nın kısmen kültürel, siyasi ve ekonomik etkilerini koruduğu bu iki ülke arasında ve bölgede istikrarın sağlanması hususunda Cumhurbaşkanı Macron'un inisiyatifiyle bazı girişimlerde bulunduğu ve Avrupa güvenliğini de kayıt dışı göç, radikal İslamcı militanların varlığı ve captagon ticareti gibi bazı konularda doğrudan ilgilendiren konularda harekete geçtiği düşünülebilir. Bu bağlamda bölgede etkili olan diğer devletler ise, kuşkusuz, İsrail, Türkiye, ABD, Rusya ve Suudi Arabistan'dır. Önceden bölgenin en etkili devletlerinden olan İran'ın ise, İsrail saldırılarıyla Hizbullah'ın gücünün kırılması nedeniyle bölgedeki etkisi azalmış durumdadır. 

Şara'nın ziyareti -geçmişte Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah el Sisi'nin ziyaretine benzer şekilde- Fransa'da bir iç siyaset konusu da olurken, özellikle sağ ve aşırı sağ çevreler (Marine Le Pen ve Laurent Wauquiez gibi isimler) Macron'un radikal İslamcı militan bir geçmişten gelen Ahmed Şara'yı Elize Sarayı'nda kabul etmesini çok sert şekilde eleştirdiler. Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot'nun da geçiş hükümetleriyle ilişkiler kurulmasını eleştirdiği ve bunun IŞİD/DEAŞ'a kırmızı halı sermek anlamına geleceğini ifade ettiği düşünüldüğünde, Macron'un bu açılımının yalnızca muhalefette değil, hükümette bile tepkilere neden olduğu düşünülebilir. Kayhan Karaca'nın NTV'deki haberine göre de, zaten bu nedenle, Macron, Şara ile görüşmesinde aslında oldukça gergindi. Ayrıca, ABD güçlerinin Suriye'den ayrılması durumunda Fransız vatandaşı olan radikal İslamcıların ülkeye dönüşleri konusunda endişeleri olan Fransa, bu yüzden iddialara göre Amerikan askerlerinin ülkedeki varlığının sürmesini istiyor. 

Sonuç olarak, Türkiye'nin yakın coğrafyasında yıllardır devam eden bir çatışma sürecinin sonlandırılması ve Suriye'nin yeni bir anayasal düzenle birlik içerisinde uluslararası sistem ve küresel ekonomiye dahil edilmesi, Türkiye, Fransa, İsrail, Suudi Arabistan ve tüm diğer bölge ülkelerinin lehine bir gelişme olacaktır. Bu anlamda, dış müdahalelerin son bulması adına, yeni Suriye rejiminin endişeleri gideren ve Dürziler ve Kürtler gibi grupların talep ettiği öz yönetim modeline belli ölçülerde (yerel yönetim özerkliği) imkân sağlayan bir anayasa ve yönetim pratiği geliştirmesi çok faydalı olacaktır. Zira ancak bu şekilde Suriye yeniden bütünleşebilecek, dış müdahalelerin gerekçeleri ortadan kalkacak ve Suriye ekonomisi toparlanmaya başlayacaktır. 13 yıllık bir iç savaşın ardından ülkede sicili tamamen temiz hiçbir aktörün kalmadığı da düşünülürse, Şara ve SDG gibi güçlerin de yeni Suriye'ye katkı sağlayarak radikal geçmişlerinden sıyrılmaları olası ve dahası faydalı bir gelişme olabilir. Ancak bizce bu sürecin hiç kolay olmayacağı ve iç savaşı tetikleyebilecek gelişmelerin yaşanabileceğini de her daim akılda tutmak ve son derece dikkatli davranmak gerekiyor. Bu nedenle, bölgede Türkiye-Fransa iş birliği bizce çok doğru bir adım olacaktır. 

Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ

7 Mayıs 2025 Çarşamba

Romanya'da Aşırı Sağ İktidara Koşuyor

 

Romanya'da geçtiğimiz yıl siyasi ve hukuki bir krize neden olan ve ertelenen Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turu 4 Mayıs 2025 tarihinde düzenlendi. Sonuçlar, Romanya'daki siyasi krizin sona ermediğini ve çeşitli sebeplerle halkın mevcut sisteme ve merkez partilere yönelik tepkilerini aşırı sağa verdiği destekle göstermeye devam ettiğini ortaya koymaktadır. Bu yazıda, 2025 Romanya Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk tur sonuçları incelenecek ve ikinci tur öngörüleri sunulacaktır.

Romanya'da 4 Mayıs 2025 Pazar günü düzenlenen Cumhurbaşkanlığı seçimleri ilk turunu yüzde 41 civarında (40,96) oy alan aşırı sağ eğilimli Rumen Birliği İttifakı (AUR) partisi lideri olan 1986 doğumlu George Simion önde tamamladı. 2024 parlamento seçimleri sonrasında yaşanan kriz ortamında kurulan geniş tabanlı koalisyon hükümetiyle iktidara gelen Sosyal Demokrat Parti (PSD), Ulusal Liberal Parti (PNL) ve Romanya'daki Macarların Demokratik İttifakı (UDMR/RMDSZ) partilerinin ortak adayı olan bağımsız siyasetçi Crin Antonescu yüzde 20,07 düzeyinde destekle üçüncü olup elenirken, ikinci tura kalan diğer aday yüzde 20,99 oy toplayan Bükreş Belediye Başkanı Nicuşor Dan oldu. Eski Başbakan Victor Ponta da yüzde 13,05 oyda kalarak ilk turda elenen bir diğer isim oldu. Seçime katılım düzeyi yüzde 53'ü biraz aşarken, sonuçlar, Romanya'daki siyasi krizin sona ermediğini ve ülkede halkın memnuniyetsizliğinin devam ettiğini ortaya koydu.

Nicuşor Dan

Sonuçların ardından iktidar koalisyonunun en büyük partisi durumundaki Sosyal Demokrat Partisi (PSD), ortak adayları Crin Antonescu'nun başarısızlığı nedeniyle koalisyonu bozma kararını ilan ederken, bu partiden Başbakan atanan Marcel Ciolacu da görevinden istifa ettiğini açıkladı. Bu şekilde, Romanya'daki siyasi kriz daha da derinleşme alametleri göstermeye başladı. Bu bağlamda, ikinci turu 18 Mayıs'ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yanı sıra, Avrupa Birliği (AB) üyesi şirin Balkan ülkesinde önümüzdeki günlerde yeni hükümeti belirlenmesi için de yeni bir siyasi süreç yaşanacak. 

Sonuçlar, AB üyesi ülkede son dönemde halkın artan mutsuzluğunu ortaya koyarken, ülke üzerinde etkisi büyük olan ABD'deki Donald Trump rüzgârlarının da Romanya'yı derinden etkilediğini gösteriyor. Zira ikinci tur öncesinde ağır favori aday haline gelen genç siyasetçi Simion, Rusya-Ukrayna Savaşı'nda Ukrayna'ya sağlanan askeri desteğin devam ettirilmesi ve AB üyeliği gibi konularda oldukça şüpheci yaklaşımları olan ve geçtiğimiz yıl  Anayasa Mahkemesince iptal edilen birinci tur seçimlerinde çok başarılı performans gösteren Calin Georgescu'yu anımsatan sağ popülist bir siyasetçi. Yurt dışındaki Rumen diyasporası ile de çok güçlü bağlar oluşturan ve gençliği ve karizmatikliğiyle dikkat çeken Simion, ABD Başkanı Donald Trump'a hayranlığını her fırsatta ifade eden ve AB'yi egemen ulus-devletlerin birliği şeklinde sürdürmeye niyetli bir siyasetçi. Ukrayna'ya verilen desteğin kesilmesini savunmasına karşın Romanya'nın NATO üyeliği ve ABD müttefikliği konusunda sağlam bir duruşu olan Simion, AB üyeliği nedeniyle yetenekli istihdam gücünü büyük Avrupa ülkelerine kaptıran ve ekonomisi beklendiği ölçüde gelişmeyen Romanya'da halkın sisteme yönelik öfkesini iyi yönlendirebilen genç ama çok başarılı bir popülist siyasetçi. Simion, Trump dışında İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'den de esintiler taşıyan bir tarza sahip.

Bu durum ise, kuşkusuz, AB'nin Fransa ve Almanya gibi merkez güçlerinde bazı endişelere yol açıyor. Bu nedenle, önümüzdeki günlerde gözler Romanya'nın kritik seçiminde olacak. Brüksel'in merkezi güçlerinin Nicuşor Dan'ın seçimi kazanması için bazı girişimleri olabilecekse de, Romanya üzerindeki büyük ABD etkisi, ülkenin Rusya ile ilişkiler ve Karadeniz bağlamındaki stratejik konumu ve NATO ile ilişkilerdeki önemi ve kültürel hayatta da İtalya'nın yoğun etkisi gibi sebeplerle, seçimde aşırı sağ eğilimli genç aday Simion'un zaferini beklemek daha akla yatkın bir ihtimal gibi gözüküyor. 

Kapak fotoğrafı: Euronews (George Simion-sağ tarafta)

Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ